Konu
:
Kalp Vardır Imana Saray, Kalp Vardır Imana Zindan!
Yalnız Mesajı Göster
Kalp Vardır Imana Saray, Kalp Vardır Imana Zindan!
05-20-2010
#
1
peri
Kalp Vardır Imana Saray, Kalp Vardır Imana Zindan!
Kalp vardır imana saray, kalp vardır imana zindan!
kendini kaybetmek
Peygamberimizin hadisinde de geçtiği gibi “inkılab eden” “sürekli devinen” “bir kararda durmayan” anlamına gelir
Yani “dönek”
Yerinde duramaz uçarı bir çocuk gibidir kalb
Alı görüp ala şalı görüp şala heveslenir
Bazen arıdır bal yapmak için çiçeğe konar
Bazen sinektir aşırmak için başkalarının ürettiği bala konar
Kalb vardır imana saray olur
Kalb vardır imana zindan olur
Kalb vardır gül saksısına benzer
İçinde gül yetiştirdiği için gül kokar
Kalb beden ülkesinin başkentidir
Dil dudak göz kulak el ayak hep oradan yönetilir
Bütün organlar bu başkentin taşrasıdır
Komuta mahalli kalbtir
Orada iman iktidardaysa organlar üzerinde imanın sözü geçer
Şeytan iktidardaysa organlar üzerinde şeytanın sözü geçer
Sevgili Nebi muhataplarının dikkatini sürekli kalbe çeker
Kendi dikkati de sürekli kendi yüreğindedir
Bu nedenle öyle der: “Kalbimde hafif bir oynama hissederim de o gün yüz defa Rabbimden af dilenirim
” Onun en sık tekrarladığı dualarından biridir:
“Ey kalpleri evirip çeviren ’ım! Kalbimi dinin üzre sabit kıl!”
Müşriklerin işkence altında putlarını övmeye zorladıkları Ammar sonunda dayanamayarak istediklerini söylemiş bundan dolayı yüreği yanık gözü yaşlı bir biçimde Rasûlullah’a gelmişti
Adeta yıkılmıştı
Yaptığının telafisi imkânsız bir hata olduğunu düşünüyor “ölseydim” diyor başka bir şey demiyordu
Hz
Peygamber “Kalbini nasıl buluyorsun?” diye sordu
“imanla dopdolu” cevabını alınca “Yine işkence ederlerse sen de aynı taktiği yine kullan” buyurarak teselli etti
Evet işte böylesine merkezi bir işlevi olan kalb gerçekte neydi?
Kur’an’a göre bu kalb “kan pompası” olan kalbten başka bir şeydi
Çünkü Kur’an şöyle buyuruyordu:
“Bu (vahiyde) bir kalbe sahip olan kimseler için alınacak öğütler vardır
”
(50
37)
Bizim bildiğimiz herkesin kalbi yok muydu?
Vardı ama Kur’an göğsünde bir kan pompası taşıyan herkesi “kalb sahibi” saymıyordu
Ondan hayvanlarda da vardı
Üstelik hacimce daha da büyüktü
Daha fazla kan pompalıyordu
Fakat Kur’an onları muhatap bile almıyordu
Kur’an “bir kalbe sahip olan kimse” derken; arayan merak eden soran kuşku duyan man eden seven özleyen sızlayan inleyen yanan aktif bir yüreği kastediyordu
Böyle olmayan kalbi kalbten saymıyordu
“Kalbleri var onunla akletmeyi bilmezler” diyordu
Yani Kur’an
kalb derken; “akleden fikreden tefekkür eden tezekkür eden tedebbür
eden tefakkuh eden” bir kalbi daha doğrusu bir “iç dünyayı” kastediyordu
Onun için de “Aklını kullanmayanları pisliğe mahkûm eder” diyordu vahiy
İç dünyasını vahye inşa ettirenler ’ın nuruyla bakarlar o nurla görürler o nurla yürürler o nurla tutarlardı
İç dünyasını vahye inşa ettirmeyenlerin yani kalbine sahip olamayanların belli bir müddet sonra ellerine dillerine ayaklarına gözlerine kulaklarına da sahip olamayacakları aşikardı
En sonunda kendilerine sahip olamayacaklardı
Kendine sahip olamayanlar kendini kaybetmeye mahkûmdular
Kişi kendini kaybettikten sonra dünyayı kazansa ne olur?
Rabbimiz c
c
bizlere her türlü kötülüklerden korusun inşallah
__________________
Yüreğin varsa karşılıksız da seversin
Beklentisiz
Korkun ne olabilir ki?
Kaybetmek mi?
Hep yalnız değilmiydik zaten
Seviyorum demek önce onsuz olmayı kabullenmektir
Varlığı armağansa yokluğu ceza deği
Varlığının değerini bilmektir
peri
Kullanıcının Profilini Göster
peri tarafından gönderilmiş daha fazla mesaj bul