05-07-2010
|
#1
|
Şengül Şirin
|
Emprizm
EMPRİZM
Empirizm bilgilerimizin duyu ve algılardan geldiğini,deneyden türediğini ve aklımızda doğuştan gelen hiçbir bilgi,düşünce ve ilke bulunmadığını ileri süren öğretidir
Başlıca empristler John Locke ve David Hume’dur
John Locke(1632-1704): Emprizmin kurcusu olan, bilginin kaynağında tecrübenin bulunduğunu söyleyen İngiliz filozoftur
O’na göre İnsan zihni dünyaya boş bir levha (tabula rasa) olarak gelir Duyular ve deneyler bu levhayı zamanla doldurur İki tür deneyden ya da bilginin iki tür kaynağından söz edilebilir Bunlar; dış deney ve İç deney dir
Dış deney; dış dünyadaki varlıklar duyu organları ile denenir
İç deney;İnsanın kendi bilincinde ve ruhunda olup bitenlerin bilincine varılır
İnsana bu iki kaynaktan basit ideler (algılar, tasavvur ya da tasarımlar) gelir İnsanlarda yalın ve bileşik tasavvur olmak üzere iki tür tasavvur (idea) vardır Yalın tasavvurlar, duyumlar ve ruhsal olaylarla ilgili tasavvurlardır İnsan zihninin pasif olduğu bu tasavvurlar bilgilerimizin malzemelerini oluştururlar
Örneğin; sıcak, soğuk gibi tasavvurlar yalın tasavvurlardır Bileşik tasavvurlar ise zihin tarafından üretilir Zihin yalın tasavvurları düzenleyerek, birleşik tasavvurlar haline getirir, böylece kompleks düşüncelere ve bilgiye ulaşır Bu da zihnin düşünme gücü ile olur Bu tür tasavvurların kazanılmasında zihin aktif halde bulunur Örneğin;soy,insanlık, gibi kavramlar bileşik tasavvurlardır
J Locke’a göre kompleks düşüncelerin dolayısıyla bilginin meydana gelebilmesi için şu yetilere ihtiyaç vardır
1-Zihne gerekli tasarımları sağlayan algı
2-Zihne giren tasarımları saklayan bellek
3-Tasarımları düşünceleri birbirinden açıkça ayırt etme yetisi
4-Birçok tasarım ve düşünceyi birbirleriyle karşılaştırma yetisi
5-Bir çok basit ideyi ve tasarımı birleştirme yetisi
6-Benzer düşüncelerdeki ortak öğeyi bulup çıkarmayı sağlayan soyutlama yetisi
Locke’a göre insan zihni dış dünyadan gelen malzemeyi bu yetileriyle işleyerek bilgiyi sağlar Bu bilgiler de üç çeşittir
a-Sezgisel bilgi;Bu bilgiyle İnsan kendi varlığının bilgisine sahip olur Sağlam ve kesin bir bilgidir
b-Duyusal bilgi;Bu bilgiyle dış dünyadaki nesnelerin bilgisine sahip olunur Kesin bir bilgi olamaz
c-Tanıtlayıcı bilgi;Bu bilgiyle insanın Tanrının var olduğunu kanıtlar
Locke’a göre nesnelerde birincil nitelik (katılık,sıvılık) ve ikincil nitelik(renk,koku) olmak üzere iki tür nitelik vardır
Birincil nitelikler bağımsız olarak nesnede vardır
İkincil nitelik algılayanın sonradan kazandırdığı niteliklerdir Algılayan bağlıdır tasavvurlardan oluşur
David Hume (1711-1776):Bizim her şeyi algı yoluyla bildiğimizi söyler
Algı ise dikkati bir şeye yöneltmek suretiyle o şeyin bilincine varma olarak tanımlanabilir Ona göre algılar (zihnimizde bulunanlar) iki şekilde ortaya çıkar;
1-İzlenimler: Zihinde bulunanların temelinde,beş duyu yoluyla algıladıklarımız vardır Görürken,işitirken,severken ya da nefret ederken hissetiklerimiz bu gruba girer
2-İdeler (kavramlar ve düşünceler):Hume’a göre algının sonucunda oluşmuş olan idelerde ve düşüncelerde belli özellikler bulunduğu zaman,bunlar birbirleri ile birleştirilirler ve sonuçta daha karmaşık düşünceler ortaya çıkar
D Hume’a göre,düşüncelerimisin birbirleriyle birleştirilmesine yol açan özellikler üç tanedir;
a-Benzerlik-bir resim bizi resmi yapan konu hakkında düşünmeye sevk eder
b-Süreklilik-Bir binadaki daireden söz edilmesi bize başka daireleri düşündürür
c-Neden-sonuç bağıntısı-Bir yara üzerinde düşünme bize yaranın ardındaki acıyı hissettirir
Bütün bilgilerimiz özellikle de bilimsel bilgiler bir nedensellik ilkesine dayandıklarından nedensellik bağıntısı önem taşır Ancak nedensellik bilinemez ve temellendirilemez sadece düşünülebilir
Nedensellik ilkesini bilmenin ancak iki yolu olabilir; *ya deneyden bağımsız olarak a priori (ön bilgi) olarak, *ya da doğadaki nedenlerle sonuçları gözleyerek bilebiliriz
O’na göre biz nedensellik ilkesini bir a priori bilgi (deneyden bağımsız ön bilgi) olarak bilemeyiz Çünkü her hangi bir nedeni ele alırsak bu neden içerisinden sonucu çıkarmamız mümkün değildir Örneğin; sıcaklığın metalleri genleştirdiğini söylüyoruz Hume’a göre deneye baş vurmadan yalnızca sıcaklık kavramından hareket ederek metallerin genleşmesi sonucuna varamayız Bundan dolayı nedensellik ilkesi hakkında bir a priori bilgimiz olamaz
Öyleyse nedensellik düşüncesi deneye dayanmalıdır, nedensellik düşüncesine karşılık gelen bir algı izlenim bulunması gerekir O’na göre biz nedenselliği algılayamıyoruz Ancak nedensellik tasavvurumuz aslında bir zihinsel alışkanlık ve çağrışımdır
Biz A olayından sonra B olayının geldiğini defalarca göre göre bizde bir zihinsel alışkanlık oluşturur Böylece her A olayı bizde B olayını çağrıştırır
__________________
Arkadaşlar, efendiler ve ey millet, iyi biliniz ki, Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müritler, meczuplar memleketi olamaz En doğru, en hakiki tarikat, medeniyet tarikatıdır
|
|
|
|