Şengül Şirin
|
Cevap : Uganda Cumhûriyeti

Afrika'nın doğusunda, ekvator üzerinde yer alan ve denize kıyısı olmayan bir ülkedir Komşuları kuzeyde Sudan, doğuda Kenya, batıda Zaire, güneyde Ruanda ve Tanzanya'dır
Tropik iklimli bir ülke olan Uganda'nın doğal yapısı büyük bir çeşitlilik gösterir Ülke topraklarının büyük bölümünü oluşturan yüksek yayla güneyde küçük, yüzeyleri yuvarlak-laşmış tepelere dönüşür Göl ve dağ yakınlarında boylan 3 metreyi aşan aksazlar yetişir Ülkenin geri kalan bölümlerinde geniş ormanlar uzanır Bu ormanların bazılarında maun ve demirağacı gibi değerli kerestelik ağaçlar yetişir Ruwenzori Sıradağlarının yamaçlarında boylan 6 metreyi aşan dev kanar-yaotlan ve lobelyalar görülür Alçak yamaçlarda şempanze, gereza adı verilen maymun türleri ve yaban domuzu çok yaygındır Ülkenin batısındaki açıklık alanlarda fil, manda, aslan, pars ve değişik antilop türleri yaşar Kuzeybatıdaki Kabarega Ulusal Parkı'nda gergedanlar vardır Uganda'daki göllerde ve Nil Irmağı'nda suaygın ve timsahlar yaşar Nil Irmağı'nda bulunan en büyük balık nillevre-ğidir
Halk ve Ekonomi
Uganda'da nüfusun en büyük bölümünü Ban-tu dilleri konuşan Afrikalılar oluşturur Ülkede ayrıca başka Afrikalı topluluklar da yaşar
UGANDA'YA İLİŞKİN BİLGİLER
RESMİ ADI: Uganda Cumhuriyeti
YÖNETİM BİÇİMİ: Geçici bir yasama meclisi bulunan askeri yönetim
YÜZÖLÇÜMÜ: 241 040 km2
NÜFUS (1992): 17 194 000
BAŞKENT: Kampala
BAŞLICA KENTLER VE NÜFUSLARI (1991): Kampala (773 000), Cinca (61 000), Mbale (54 000)
DOĞAL YAPI: Uganda dik yamaçlı geniş vadilerle bölünmüş büyük bir yayladan oluşur Victoria Gölü' nün yarıya yakınıülke sınırları içindedir Uganda'nın en yüksek noktası 5 119 metre yüksekliğindeki Marg-herita Doruğu'dur Ülkede yer yer tropik ormanların yer aldığı büyük çayırlar bulunur
BAŞLICA ÜRÜNLER: Kahve, pamuk, mısır, şeker, çay, tütün, canlı hayvan; volfram, bakır
EĞİTİM: Zorunlu değildir
Yaygın olarak konuşulan diller İngilizce ve Svahili dilidir Nüfusun çoğunluğu Hıristiyan olmakla birlikte Afrika'ya özgü ilkel dinler ve Müslümanlık da yaygındır
Halkın önemli bir bölümü tarımla uğraşır ve kendi tüketimi için darı, tatlıpatates, mısır ve pişirilerek yenen bir muz türü yetiştirir Ekim dikim, çapalama ve hasat işlerinin çoğunu geleneksel olarak kadınlar yapar Çiftçiler satmak amacıyla da bazı ürünler yetiştirir Uganda'nın dışarıya sattığı başlıca ürünler pamuk ve kahvedir Bunlardan başka şeker, tütün ve çay da yetiştirilir Gürgen, meşe, karaağaç gibi sert odunlu ağaçların üretimi giderek artmaktadır Ayrıca tatlı su balıkçılığı gelişmektedir Bakır madenciliği de ekonomi açısından önemlidir
Owen Çağlayanı Barajı, Nil Irmağı'nın Victoria Gölü'nden akışını düzenler 760 metre uzunluğunda ve 30 metre yüksekliğinde olan baraj, su düzeyini yükselttiği için Nil Irmağı'nın gölden çıkışını sağlayan Ripon Çağlayanı'nı da içermektedir Baraj dokuma üretimi gibi alanlarda çalışan küçük ölçekli sanayi kuruluşlarının gerek duyduğu elektrik enerjisini sağlar Ülkenin doğu sınırındaki Tororo yakınlarında çimento üretilmektedir Uganda'da ulaşım ve taşımacılık büyük ölçüde demiryoluyla ve Victoria Gölü'nde işleyen buharlı gemilerle sağlanır
Uganda'nın başkenti yaklaşık 500 bin nüfuslu bir kent olan Kampala'dır Cinca, Masaka ve Mbale de önemli kentler arasındadır
Tarih
Uganda adı, ülke topraklarında kurulmuş eski bir krallık olan Buganda'dan gelmektedir Avrupa'daki feodal krallıklara benzeyen Buganda Krallığı bölgede güçlü bir merkezi yönetim kurmuştu Krallığın güçlü bir ordusu, Victoria Gölü'nde de 16 binden fazla savaşçıyı taşıyabilecek sayıda kayıktan oluşan bir filosu vardı Kırsal alanlar sıra sıra muz ağaçlarıyla kaplıydı ve iyi yollar vardı 1840'larda Buganda'ya köle ve fildişi ticaretiyle uğraşan Arap tüccarlar girdi 1858'de de Nil Irmağı'nın kaynağını arayan İngiliz kâşif John Hanning Speke ülkenin içlerinde büyük bir göle ulaşarak buraya Kraliçe Victoria'nın adını verdi Daha sonra James Augustus Grant'la ikinci bir sefere çıkan Speke, Victoria Gölü'nün haritasını çıkardı 1862'de ise Nil'in gölden çıkış yerini buldu ve buraya Ripon Çağlayanı adını verdi Bu kâşifleri çok geçmeden Hıristiyan misyonerler izledi
Bu arada Mısır'la işbirliği yapan Bunyoro adlı bir başka krallık Buganda için tehdit oluşturmaya başlamıştı Batı desteğine gerek duyan Buganda Kralı I Mutesa, 1877'de Hıristiyan misyonerlerin ülkede özgürce çalışmasına izin verdi Böylece daha önce ülkeye girmiş olan İslam dininin yanı sıra Hıristiyanlık da yayılma olanağı buldu Bu durum ülkede siyasal ve dinsel çatışmaların baş göstermesine yol açtı Sonuçta ülke 1894'te Uganda adıyla İngiliz koruması altına girdi İngilizler bir yıl geçmeden pamuk ve kahve gibi malların taşınabilmesi için ülkede demiryolu yapımına girişti Victoria Gölü'nün kuzeydoğusundaki Kisumu'ya (bugün Kenya' da) uzanan Uganda Demiryolu'ndan başka, Tororo'dan geçip Cinca'da Nil Irmağı'nı aşarak batıya, neredeyse Zaire sınırına kadar uzanan demiryolları yapıldı Çıkan ayaklanmalara karşın, İngilizler Bunyoro ve öteki krallıkları da korumaları altına aldı
1914'te Uganda'da İngiliz denetimi kesinleşti
II Dünya Savaşı'ndan sonra ülkede bağımsızlık yönünde bir mücadele başladı 1950' lerin sonlannda Uganda'da siyasal partiler ortaya çıktı Mart 1962'de ülkeye tam özerklik verildi; aynı yılın ekim ayında ise Uganda bağımsızlığını kazandı Başbakanlığa gelen Milton Obote eski Buganda Kralı II Mutesa' nın devlet başkanlığına seçilmesini sağladı Ne var ki, ülkedeki etnik grupların başlattığı ayaklanmalar sürüyordu Obote, 1966'da ülkedeki geleneksel krallıkları bütünüyle kaldırarak ve anayasayı askıya alarak devlet başkanlığını üstlendi Mutesa ülke dışına kaçmak zorunda kaldı
Obote yönetiminin tek partiye dayalı devlet yapısı baskıcı uygulamalarıyla ülkede genel bir hoşnutsuzluğa yol açtı Sonunda Ocak 1971'de Tümgeneral İdi Amin bir darbeyle yönetime el koydu 1975'te kendisini mareşal ve ömür boyu devlet başkanı ilan etti Çok geçmeden ülkeyi diktatörlükle yönetmeye başladı İdi Amin'in kanlı eylemleri sonucu ülkede geniş çaplı bir sürgün ve göç hareketi baş gösterdi
Uganda birlikleri 1978'de Milton Obote'nin sığındığı Tanzanya'yı işgal etti Buna karşı koyarak Uganda'ya giren Tanzanya birliklerine İdi Amin karşıtı Ugandalılar da katıldı İdi Amin ülkeden kaçtı ve yeni bir hükümet kuruldu Etnik ayrılıklardan dolayı ömrü kısa süren hükümetlerin ardından, sürgünden dönen Milton Obote Aralık 1980'de cumhurbaşkanlığı görevine seçildi Ne var ki, 1985'te gerçekleştirilen bir askeri darbe ile bir kez daha devrildi Yönetime el koyan Basilio Olara Okello da 1986 başlarında devrildi Cumhurbaşkanlığını üstlenen Yovveri Muse-veni, yönetimini güçlendirmek amacıyla önemli adımlar attı
Yoweri Museveni'nin yönetiminde belirli bir istikrara kavuşan Uganda'da 1989'da yeni bir anayasa hazırlamak üzere bir komisyon atandı ve dokuz yıllık aradan sonra parlamento seçimleri yapıldı Ama seçim sisteminin sağladığı üstünlük iktidarın parlamentoda kolayca çoğunluğu kazanmasına ve görev süresini beş yıl daha uzatmasına olanak verdi Aynı yıl Sudan'dan kaçan binlerce mültecinin Uganda'ya akın etmesiyle ortaya çıkan kıtlık uluslararası yardım kuruluşlarının zamanında gıda göndermesiyle önlendi
Ülkenin kuzey ve doğu kesimlerinde siyasal karışıklıkların sürmesine karşın, 1990'da baskıcı uygulamalar bir ölçüde gevşetildi ve bazı siyasal sürgünlerin dönüşüne izin verildi Muhalefetin çok partili sisteme geçiş yönündeki çağrıları ise pek etkili olamadı Bu arada ekonomiyi libarelleştirme yönünde sınırlı düzenlemeler yapıldı 1991'de yerli ve yabancı yatırımcıları özendirecek yeni bir yatırım yasası çıkarıldı İdi Amin döneminde ülkeden kovulmuş 60 bin kadar Asyalı'nın mülklerini geri almasına olanak verecek bir düzenleme getirildi
Ekonomik sorunlar karşısında 1992'de bir dizi sıkı önlem alındı Güçlü bir muhalefetin bulunduğu kuzey kesiminde uluslararası kuruluşlarca desteklenen bir yeniden inşa programı uygulamaya kondu Ağustos 1992'de Ruanda'yla imzalanan güvenlik antlaşması iki ülke arasında yıllardır süren gerginlikleri ve sınır çatışmalarını sona erdirme fırsatını yarattı Ayrıca Kenya, Tanzanya ve Nijerya'yla ilişkileri düzeltme yönünde adımlar atıldı
__________________
Arkadaşlar, efendiler ve ey millet, iyi biliniz ki, Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müritler, meczuplar memleketi olamaz En doğru, en hakiki tarikat, medeniyet tarikatıdır
|