Yalnız Mesajı Göster

Cevap : Altı Gün Savaşı

Eski 12-28-2009   #3
Şengül Şirin
Varsayılan

Cevap : Altı Gün Savaşı







1960-1980 arası Orta Doğu gelişmelerinde, 1967 Arap-İsrail Savaşı bir dönüm noktası teşkil eder Çünkü, bu savaşta İsrail’in Araplar karşısında kazandığı kesin zaferler neticesinde, topraklarını savaştan öncekinin dört misli genişletmesi, Arap-İsrail meselesine çok büyük boyutlar kazandırmış ve neticelerini günümüze kadar getirmiştir
1948 Arap-İsrail Savaşı’nı Araplar tahrik etmiştir 1956 Arap-İsrail Savaşı ise İngiltere, Fransa ve İsrail’in Mısır’a saldırıları dolayısıyla meydana gelmiştir Ancak 1967 Arap-İsrail Savaşı ise, İsrail değil, Araplar istediği için çıkmıştır Şu farkla ki, Savaşı çıkarmak isteyen Araplar, ilk saldırganlığı İsrail’in yapmasını istemişler ve bu da olmuştur


Ancak Araplar için, daha Savaşın ilk gününde bir hezimet oldu Arapların 1967 Savaşı’nın çıkmasını istemelerinde ve savaşı kışkırtmalarında üç önemli neden rol oynamış görünmektedir:

* Başkan Nasır’ın gerek 1948, gerek 1956 Savaşı’nın ve her iki savaştaki yenilginin intikamını almaya kararlı olması Bu, Nasır için bir prestij meselesi idi Eğer İsrail’i yenecek olursa, intikamını gerçekleştirmekle kalmayacak, aynı zamanda kazandığı prestijle bütün Orta Doğu’da Mısır’a büyük bir üstünlük sağlamış olacaktı ki, bunun siyasi neticeleri de çok geniş olabilirdi

* 1956′dan beri Sovyet Rusya, Mısır ve Suriye’yi o kadar silahlandırmıştı ki, İsrail ile yapılacak bir savaşın neticesinden sadece Mısır ve Suriye değil, Sovyetler dahi gayet emin görünüyorlardı Bu sebeple, 1967 Arap-İsrail Savaşı’nı Sovyetlerin de tahrik ettiklerini söylemek mümkündür
* Bu sırada Amerika’nın Vietnam bataklığına saplanmış olması ve dolayısıyla İsrail’in arkasında yer alamıyacağı düşüncesi


Altı gün sürdüğü için Altı Gün Savaşı adını alan 1967 Arap-İsrail Savaşı’nın başlangıç gelişmelerini, 1966 yılının son aylarında oluşmaya başlayan Suriye-İsrail gerginliği teşkil eder Çoğunluğu Ürdün’de bulunan ve diğer Arap ülkelerine de dağılmış bulunan Filistinlileri teşkilatlandırarak, bunları mücadeleye sevketmek için 1964 Mayısı’nda, Ürdün’ün elinde bulunan Doğu Kudüs’te Birinci Filistin Kongresi toplandı ve burada Filistin Kurtuluş Örgütü kurularak bir de 33 Maddelik Filistin Milli Misakı kabul edildi
Bu Misak’a göre, İngiliz mandası altındaki Filistin toprakları, Filistinlilerin anavatanı ve 6′ıncı maddeye göre de, “Siyonist istilasından önce”, yani 1917 Balfour Deklarasyonunu’ndan önce, Filistin topraklarında devamlı oturan Yahudiler de Filistinli sayılacaktı


Bunun dışında, 1947 ye kadar Filistin topraklarında yaşayan “Arap vatandaşları” ile, bu tarihten sonra, ister Filistin topraklarında, ister bu toprakların dışında doğmuş olsun, Filistinli babadan olanlar Filistinli sayılacaktı
9′uncu madde, Filistin topraklarının kurtarılması için silahlı mücadeleyi öngörmekteydi 15′inci madde, “Büyük Arap Vatanı”ndan siyonist, emperyalist istilanın kovulmasından ve Filistin’deki siyonist varlığının tasfiyesinden söz etmekteydi
19′uncu madde, Filistin’in 1947′deki taksimini ve İsrail Devleti’nin kurulmasını geçersiz sayıyordu 21′inci madde, Filistin topraklarının tamamen kurtuluşu yerine geçecek her türlü çözümü reddediyordu
Kudüs Kongresi’nde, 9′uncu maddenin öngördüğü silahlı mücadeleyi yürütmek üzere fedayin denen gerillalardan meydana gelen bir askeri teşkilat olan El-Fetih (Al-Fatah) teşkilatı kurulmaktaydı

1966 Şubatı’nda Suriye’de iktidarda bulunan Baas Partisi’nin sol kanadı bir darbe yaparak, iktidarı ele geçirdi Bu sol iktidar ile birlikte, Suriye-İsrail sınırında olayler çıkmaya başladığı gibi, bu yeni Baascılar, Başkan Nasır’ı İsrail’e karşı yumuşak davranmak ve Birleşmiş Milletler’in kanadının altına sığınmakla suçluyordu

__________________
Arkadaşlar, efendiler ve ey millet, iyi biliniz ki, Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müritler, meczuplar memleketi olamaz En doğru, en hakiki tarikat, medeniyet tarikatıdır
Alıntı Yaparak Cevapla