Konu: Medreseler
Yalnız Mesajı Göster

Eski 08-21-2006   #21
dehşet
Varsayılan


MEDRESELERDEKI EGITIM VE ÖGRETIM METODU

Islâm egitim tarihi içinde müstesna bir yeri bulunan Osmanli medreseleri, yüksek tahsili gerçeklestiren müesseselerdi Bununla beraber Osmanli medreselerindeki egitim ve ögretim sistemi, hiç süphesiz diger Islâm devletlerinde oldugu gibi bir usûl takip etmis olup, medreselerin adedi arttikça bunlar da derece ve siniflarina göre bir tertibe tabi tutulmuslardi

Osmanlilar'da Fâtih Sultan Mehmed'le medrese ögretimi belli bir kanuna baglandi Dersler kahvaltidan sonra baslar ve ögle namazina kadar devam ederdi Ögrenci ögleden sonra kütüphane veya câmide çalisirdi XV asirda günde dört, XVI asirda ise bes ders okutuldugu anlasilmaktadir Nitekim Fâtih devri müderrislerinden Hamiduddin b Efdaluddin haftada dört gün medreseye gelmekte ve her gün dört saat ders vermektedir Bu zatin biyografisini veren Mecdi Mehmed Efendi bu konuda sunlari söylemektedir:

"Haftada dört gün medrese-i mezkûreye geldikten maada her günde âdet-i kadime-i müstedimesi üzre bin türlü ihtimamla dört dersin edasina müdavemet ve mülâzemet eyledi"

XV asirdaki dört ders, XVI asirda bese çikarilmistir Nitekim hem Kanunî, Süleymaniye'de hem de oglu II Selim Edirne'deki Selimiye'de günde bes ders okutulmasini sart kosmuslardi

Osmanli medreselerinde Sali günü hafta tatilidir Bundan baska dinî bayram ve kandillerde ders yapilmazdi Bununla beraber medreselerde bazan Sali, Persembe ve Cuma günlerinin de tatil oldugu belirtilmektedir Herhalde bu en uzun tatil olsa gerekir Bundan baska senelik tatiller daima Ramazan ayina tesadüf eder Ramazan'da talebeler, dogduklari veya büyüdükleri yerlere, bazan da davetli veya davetsiz köy ve kasabalara gidip hem halka bilgi birikimlerini aktarir (bu önemli bir stajdir), hem de bu hizmetlerine karsilik kendilerine bir sene yetecek miktarda maddî imkân saglarlardi

Her günün belli dinlenme zamanlari da genellikle ögle ve ikindi aralaridir Medreselerde en önemli olan sabah dersleridir Bu dersleri sadece talebe degil, disardan dinleyip takip edenler de çoktur Bu gelenek asirlarca Istanbul'da devam edegelmistir

Medreselerde çok defa zihnin hafiza ve muhakeme fonksiyonu dikkate alinarak naklî bilgiler yaninda düsünceyi gelistiren aklî ve felsefî ilimlere de yer veriliyordu Bununla beraber zaman zaman bu ideal programin, ikinciler aleyhine bozuldugu da olmustur

MEDRESE ÖGRETIM KADROSU

Islâm dünyasinda medreselerin ortaya çikmasi ile baslayan medrese dönemi egitim ve ögretimi, bir veya birkaç kisinin ögrencilere bilgi vermesi ve belli bir sistem çerçevesinde onlari egitmesi sonucunda ögretim kadrosu tesekkül etti Kendisinden önceki Islâm devletlerinin uygulamalarindan bir hayli istifade eden Osmanli dönemi medreselerinin, ögretim kadrosuna dahil olan elemanlar ile ögrenciler hakkinda fazla teferruata girmeden bilgi vermek istiyoruz Bu arada Osmanli öncesine de kisaca temas edecegiz

1 MÜDERRIS (PROFESÖR)

Bilindigi gibi Nizâmiye medreseleri, yüksek seviyede ögretim ve egitim faaliyetlerinde bulunan kurumlardi Bu sebeple, bu ve daha sonra kurulan bütün medreselerde ders veren kimseler için "müderris" ünvani kullanildi Bu tabir, Arapça bir kelime olup "tedris" mastarindan ism-i faildir Buna göre mânasi medreselerde ders okutan kimse olmaktadir

Islâm'in ilk devirlerinden itibaren özellikle bazi ilimlerin tahsilinde bir ögreticiye (muallim, müderris, ögretmen) ihtiyaç duyulmus oldugundan kendi basina kitapla ugrasmak pek hos karsilanmamistir Ayrica, insanlarin bildiklerini baskasina ögretmek için gayret sarf etmesi de tesvik edilmistir Bütün bunlar, Islâm dünyasinda medreselerin yayginlasmasi ile birlikte her tarafta saygi ve itibar gören müderrislerin yetismesine sebep oldu Ilmin yayilmasi için gayret sarf eden bu zümrenin, gerek fikir ve çalisma hürriyeti, gerekse büyük bir malî imkâna sahip olmasi, bu sahanin ragbet görmesine sebep oldugu gibi, bu zümre mensuplarinin daha iyi bir sekilde ilmî faaliyetlerde bulunmasina da sebep olmustu Baslangiçta hükümdar, emîr veya vakfi tesis eden herhangi bir kimse tarafindan tayin edilen müderris, devrin en bilgili ve kabiliyetli âlimleri arasindan seçilirdi O, hemen hemen dinî ilimlerin tamaminda bilgi sahibidir Özellikle kendi mezhebi hakkinda usûl ve füru' ilimlerine iyice vâkif olmak zorundadir

Osmanli dönemi medreselerinde, belirli bir tahsilden sonra icazet, mülâzemet ve beratla medreselerde ders veren kimselere müderris (günümüzde profesör) denir Vakfiyelerde müderrislerin nasil seçkin kimseler arasinda seçilmesi gerektigi ve özelliklerinin neler olmasi hakkinda bilgiler verilmektedir Bu konuda Fâtih ve Kanunî vakfiyeleri ile kanunnâmelerde genis bilgi bulunmaktadir Osmanli medrese teskilâtinda "Hâric" ve "Dâhil" derslerini gören talebe, "Sahn-i Semân" veya "Süleymaniye" seviyelerindeki egitim ve ögretimden sonra mezun olur Yani, icazet alir Bu, onun müderrislik yapabilecegini gösteren bir diplomadir Sayet Anadolu'da vazife almak istiyorsa Anadolu, Rumeli'de vazife alacaksa Rumeli Kadiaskeri'ne müracaat ederek onun, muayyen günlerdeki meclislerine devam edip "Matlab" denilen deftere (Rûznâme) mülâzim kayd edilir Bundan sonra sirasi gelinceye kadar beklerdi ki, buna nevbet (nöbet) denirdi Sirasi geldiginde en asagi derecedeki "Hasiye-i Tecrid" medreselerinden birine yevmiye (günlük) 20 akça ile müderris tayin edilirdi Bundan sonra sira ile yükselerek en üst seviyedeki bir medreseye kadar çikabilirdi

Alıntı Yaparak Cevapla