Yalnız Mesajı Göster

Cevap : İyonyalılar, Akalar

Eski 09-28-2009   #2
Şengül Şirin
Varsayılan

Cevap : İyonyalılar, Akalar



İyonya


İyonya

İyonya (Yun Ιωνία; Batı dillerinde Ionia) Anadolu'da bugünkü İzmir ve Aydın illerinin sahil şeridine Antik Çağ'da verilen addır


Bölgede bulunan 12 bağımsız sahil kenti (Kuzeyden Güneye) Phokai (Foça), Klazomenai, Erythrai, Teos, Kolophon, Lebedos, Ephesos (Efes), Priene, Myos ve Miletos (Milet) ile birlikte (halen Yunanistan'a ait olan) Khios (Sakız) ve Samos (Sisam) ada kentleri idi Bu kentler MÖ 1000 dolayında Yunanistan'dan gelen ve Yunanlıların İon ulusuna mensup olan kolonistler tarafından kuruldular

MÖ 7 ve 6 yüzyıllarda İyon kentleri (özellikle bunların en önemlileri olan Ephsesos, Miletos ve Samos) tüm Akdeniz havzası üzerinde güçlü bir ticari egemenlik kurdular; bilim, sanat ve felsefe alanında, daha sonra gelişen Yunan ve Roma uygarlıklarının temeli olarak kabul edilen büyük başarılara imza attılar

İyonya MÖ 546 yılında Pers (İran) egemenliğine girdi 502-496 yıllarındaki İyonya İsyanı'nın yenilgisinden sonra yıkıma uğrayarak önemini ve gücünü kaybetti MÖ 133'ten sonra Efes ve Milet, Roma İmparatorluğunun Asia eyaletinin önemli kentleri olarak yeniden kalkındılarsa da, MÖ 6 yüzyıldaki kültürel ve siyasi önemlerine tekrar kavuşamadılar

Eski Farsça İonan adı, Perslerin İyonyalılara vediği isimdi Farsça ve Arapça'dan Türkçeye Yunan biçiminde geçen bu ad, daha sonra Helen ulusunun tümü için İslam kültürel dairesindeki ulusların kullandığı ad oldu



İyonya'da Siyasi Yapı

Siyasal yapılanmaları bağımsız şehir devleti şeklinde idi Şehir devletlerinin temsilcileri Panionion adlı kutsal alanda (halen Kuşadası'na bağlı Güzelçamlı'da) dini ve siyasi amaçlar için dönemsel olarak toplanmakla birlikte, hiçbir zaman ortak bir siyasi yapıda bir araya gelmedilerHiç bir zaman bir araya gelmedikleri için ortak karar aldıkları bir yerde yokturTüm Karadeniz, Kuzey Ege, Güney İtalya ve Sicilya sahillerinde çok sayıda koloni kurarak Akdeniz havzasındaki ticari üstünlüklerini geliştirdiler Amasra, Sinop, Trabzon, Batum, Kefe, Varna, Enez, Napoli, Sirakuza, Marsilya, Nis gibi birçok kent ilk kez İyonyalılar tarafından kolonize edildi

İyon şehir devletlerinin başında en eski dönemde krallar bulunuyordu MÖ 7 yüzyılda halkın seçtiği kişiler, meclislerin yardımı ile şehirleri yönetmeye başladılar 6 yüzyılda seçim yoluyla iktidarı ele geçiren güçlü yöneticiler tiranlık düzenini kurdular

İyonya'da Kültürel Yapı

Felsefe ve bilim


Ön Asya ve Akdeniz ticaret yollarının kavşak noktasında bir ülke olmaları bilim ve kültür alanında ileri gitmelerinin en önemli nedenidir Bunun yanısıra merkezi otoriteye bağlı olmayan bağımsız kentler olarak örgütlenmeleri, özgür düşünce geleneğinin gelişmesinde önemli bir rol oynamıştır

Milet'li Thales, Batı felsefesinin ve matematiğinin kurucusu olarak anılır Thales'in öğrencisi olan Anaksimandros, insanlık tarihinde (resmi kayıtlar ve kutsal kitaplar dışında) ilk kez bağımsız bir kitap yazan kişidir Milet'li Hekataios eleştirel tarih anlatımının ve ampirik coğrafyanın ilk önemli eserlerini verdi; bilinen ilk dünya haritasını yayımladı Efes'li Herakleitos "bir insan aynı nehirde iki kez yüzemez" deyimiyle özetlenen değişim felsefesini geliştirdi Samos'lu Pythagoras üçgenin açıları arasındaki ilişkiyi hesapladı; günümüze dek Batı ve Doğu müziğinin temelini oluşturan ses dizilerini tanımladı Milet'li Anaksagoras İyonya felsefe ekolünü Atina'ya taşıyarak, Eflatun ve Aristoteles'in öncüsü oldu





İyonlular'da İnanç

Eski Yunan halkı arasında yaygın olan tanrılara ilişkin çeşitli inanç ve efsaneler ilk kez MÖ 9 yüzyılda İyonya'lı destan şairi (muhtemelen Sakız'lı veya İzmir'li) Homeros tarafından derlenerek sistemleştirildi Homeros'un sistemleştirdiği mitoloji, Atina'nın egemenliği döneminde (MÖ 5 yüzyıl) tüm Helen dünyasının dini referans kaynağı olarak benimsendi Yunan tanrıları insanlara benzerdi Tanrılarla insanlar arasındaki en önemli fark insanların ölümlü, tanrıların ise ölümsüz olmalarıydıİyonyalılar birden fazla tanrıya inanıyorlardı


Mimari
Artemis Tapınağı

Yunan geleneğindeki ilk anıtsal taş yapılar olan Samos'taki Hera Tapınağı, Efes'teki Artemis Tapınağı ve Milet'teki Apollon Tapınağı, MÖ 560 dolayında inşa edildiler Daha sonra yeniden inşa edilerek erken döneme ait izlerini kaybeden bu üç yapı, Batı mimarisinin başlangıç noktası olarak kabul edilir


Fenike Alfabesi'nden uyarlanan çeşitli Yunan Alfabeleri MÖ 9 yüzyıldan itibaren yaygınlık kazandı Bunlar arasında soldan sağa yazılan İyon Alfabesi zamanla diğerlerini tasfiye ederek tüm Helenler tarafından benimsendi Halen Yunan Alfabesi olarak bilinen alfabe, İyon Alfabesidir Latin ve Kiril (Slav) alfabeleri Yunan alfabesinden türemiştir






İyonyalılar (AKA'lar)

* Akalar tarafından MÖ 1200’de Batı Anadolu’da oluşturulan bir medeniyettir

* Şehir devletleri halinde yaşamışlardır (İzmir, Efes, Milet, Foça)

* Ticaret yollarının bitiş noktasında bulunmaları, tarım ve deniz ticareti sayesinde zenginleşmeleri sonucunda kültürel ve bilim yönüyle Anadolu medeniyetlerinin en gelişmişini oluşturmuşlardır

* Koloniler kurmuşlar ve kolonilerine yerleşme amacıyla gitmişlerdir

* Şehir devletleri halinde yaşamaları, bilim adamlarının yetişmesine uygun özgür düşünce ortamına zemin hazırlamıştır



* Tıpta Hipokrat, tarihte Heredot, felsefede Diyojen, matematikte Pisagor, Tales gibi bilim adamları yetişmiştir

* İnsan şeklinde düşündükleri çok tanrılı din anlayışı vardır

* Persler tarafından İyonyalılara son verilmiştir

* Mimaride İyon nizamını geliştirmişlerdir (Örnek: Efes harabeleri)

Gönderen Serguzestefe zaman: 08:21 0 yorum
Etiketler: Akalar, Akhalar, İons, İyonyalılar


AKA'lar Hakkında

(Akhalar, Ahaylar veya Mikenler de denir) En eski yunan kavimlerinden MÖ II binyıl başlarındaki akınlarıyla Yunan yarımadasında hayat şartlarını altüst ettiler Kuzeyden gelerek Peloponnes'te Argolis bölgesine yerleştiler MÖ 1600-1400 arasında aka medeniyeti en yüksek seviyesine ulaştı Bu devirde yapılan Tiryns ve Mykenai şatoları, kuyu mezarları ve kubbeli mezarlar aka mimarisinin şaheserleridir, özellikle mezarlarda ele geçirilen altın maskeler, kaplar ve bronz silâhlar anılmaya değ
(Akhalar, Ahaylar veya Mikenler de denir) En eski yunan kavimlerinden MÖ II binyıl başlarındaki akınlarıyla Yunan yarımadasında hayat şartlarını altüst ettiler Kuzeyden gelerek Peloponnes'te Argolis bölgesine yerleştiler

MÖ 1600-1400 arasında aka medeniyeti en yüksek seviyesine ulaştı Bu devirde yapılan Tiryns ve Mykenai şatoları, kuyu mezarları ve kubbeli mezarlar aka mimarisinin şaheserleridir, özellikle mezarlarda ele geçirilen altın maskeler, kaplar ve bronz silâhlar anılmaya değer

Akalar, denizciliğe başladıktan sonra Girit'e geçerek burada ticaret kolonileri kurdular Anadolu (Miletos, Halikarnassos, Selçuk), Rodos ve Kıbrıs ile ticaret yaptılar, Hititler ile temasa geçtiler,



Filistin Alm Palästina n, Fr Palestine f, İng Palestine Kuzeyde Lübnan, güneyde Kızıldeniz, batıda Akdeniz ve doğuda Suriye Çölü ile çevrili, tarihi ve eski bir yerleşim merkezi Bölge, Asya-Afrika yolu üzerinde stratejik bir kavşak noktası olduğundan, eski çağlardan itibaren istila ve göçlere maruz kalmış ve çeşitli medeniyetlere sahne olmuştur Filistin’in bilinen tarihi MÖ 5000 sene öncelere kadar dayanır İsrail kabilelerinin gelmesinden tam bin sene önce Ar

Sicilya'da ticaret acenteleri kurdular

Akdeniz’in en büyük adası olma özelliğine sahip Sicilya, İtalya anakarasından Messina Boğazı ile ayrılır Peloritani, Nebrodi, Madonie, Iblei gibi önemli dağlara sahiptir Ovalar açısından fakir olan Ada Catania’da bir istisna yapar

Agamemnon idaresindeki aka orduları Karadeniz ticaretini ele geçirmek için Çanakkale boğazına yaptıkları akınlarla kuşattıkları Truva'yı yıktılar MÖ II binyıl sonlarında, teknik bakımdan demir silâhların bronza üstünlüğü, Dorların Aka devletini kolayca yenmelerini sağladı




AKA'lar (Mykenai)

Savaşçı ve feodal bir toplum düzenine sahip olan Akalar Argos, Mykenai ve tiryns tepelerine yerleştikten sonra, çevrelerini çok yüksek surlarla donattılar, böylece hem yolları, hemde toprak kölelerini denetimi altına aldılar Silahlarından ve mezarlarının üstündeki süslerden , savaşmaya ve avlanmaya düşkün bir halk oldukları anlaşılan Akalar, Hititler ve Hiksoslar gibi, savaş arabasını bilmekteydiler Ticaret ve korsanlıkla geçinerk kendilerini son derece zenginleştirmişlerdi Mitler ve efsaneler, tarihten bin yıl önceki dönemde Akalar’ın savaşlarını ve yerleşimlerini anlatırken, Mykenai adı verilen uygarlıklarıda, arkeoloji aracılığıyla, özelliklede çizgisel B yazısıyla yazılmış tabletlerinyakın dönemlerde okunmasıyla ortaya çıkarılmıştır Söz konusu tabletler, özellikle Akalar’ ın toplum düzenini, yaşama biçimleri ve tanrıları (Zeus, Athene ve Olympos gibi sonradan Yunanistan’ ın her yerinde benimsenecek tanrılar) konusunda bilgiler verir
Mykenai uygarlığı, truva savaşından kısa bir süre önce doruk noktaya ulaşmış, Dor öncesi istilalarla birlikte Ege denizinden doğan güvensizlik ortamı içinde de çökmeye başlamıştır İÖXIII YY’ ın sonlarına doğru ve Dor istilalarının sarsıntılarıyla Akalar, Herakleidesler’e (Heraklesin soyundan gelenler) karışarak Anadolu’ ya ve Attike’ ye göç etmişlerdir




Gökçeada ve Akalar

GÖKÇEADA TARİHİ
Gökçeada tarih boyunca pek çok devletin egemenliğine geçmiştir Çanakkale Boğazı girişinde kilit bir noktada olmasından dolayı, her zaman cazip bir yer olmuştur Ada'nın sık sık istilacı devletlerce işgale uğraması nedeniyle gelişme sağlanamamış ve halk zarar görmüştür Öyle ki baskı ve sıkıntılardan bunalan halk İstanbul'u fetheden Osmanlı Padişahı Fatih Sultan Mehmet'e heyet halinde giderek himaye talep etmiştir
Ada'ya ilk ayak basan kavim Pelaglar (Akalar) olduğu kabul edilir Sn Doç Dr Halime Hüryılmaz başkanlığında sürdürülen kazı çalışmalarında ortaya çıkan eserler, Ada'mızın tarihinin 5 bin yıl önce başladığını göstermektedir
Akalar'dan sonra Mikenler, Persler, Rosenelar, Atinalılar, Sparta, Romalılar, Bizanslar, Venedikliler, Cenevizliler, Osmanlılar, İtalya, Yunan Devleti, ve Türkiye Cumhuriyeti, Gökçeada'ya hakim oldular Gökçeada genellikle deniz savaşlarıyla hakimiyet altına alınmıştır Osmanlı'ya ise kendileri başvurarak sığınma talep etmişlerdir Ada'da bir çok uygarlık yaşamasına rağmen, her savaştan sonra gelen yağmalama ve talandan dolayı bu medeniyetlerin izleri pek kalmamıştır
1204'te Latinler,
1261 Bizanslılar,
1456'da İmrozlu tarihçi Kritovulos FS Mehmet’e teslim eder
1457-1458 Papa devleti,
1458-1466 Osmanlı,
1466-1470 Venedik,
1470-1770 Osmanlı,
1770-1774 Ruslar,
1774-1912 Osmanlı,
1912 Yunan işgali (Balkan Savaşları), 1920 Yunan işgali (Kurtuluş Savaşı),
1923 Türkiye Cumhuriyeti

Hakimiyet süreleri incelendiğinde, 5 asırlık bir süre ile Osmanlı başta gelir


AKALAR DÖNEMİ
Ada'ya ilk ayak basanların Pelasglar olduğu kabul edilir Akalar adı verilen bu kavim Asya'dan kalkarak MÖ 2000 yıllarına doğru Yunanistan ve Kuzey İtalya'ya yerleştiler Akalar'ın İtalya'ya giren kolu zamanla daha kuvvetli kavim olan, Rosenalar'ın hücumlarına dayanamayarak bir kısmı dağlık bölgelere çekilmiş, bir kısmı ise Gökçeada'ya gelmiştir Akalar Gökçeada'da Miken medeniyetini kurdu Daha sonra Dor istilalarıyla yıkılan Akalar, Anadolu'nun batı kıyılarına yerleştiler Akalar medeniyette çok geriydiler Ayrıca ticareti bilmiyor, çobanlıkla geçiniyorlardı Barbar tabir olunan Akalar önlerine çıkan her şeyi yakıp yıkıyorlar, insanları öldürüyorlardı Şehrin tüm surlarını yıkıp evleri işgal ettiklerinden, yöre halkı çareyi kaçmakta bulmuşlardı Ada'da Akalardan ve diğer şehir devletleri döneminden kalma eserler yoktur Bunun nedeni, uzun zaman hiçbir devletin Ada'da uzun süre hakimiyet kurup eser verememesidir Bunların hiçbiri günümüze gelememiştir

Akalar Gökçeada'ya geldiklerinde kıyıyı komple taş surlarla çevirdiler, kendilerini koruma altına aldılar Ada'ya uğrayan gemiler Akalarla çeşitli alışverişler yapıyorlardı Akalar o devirde para usulünden ziyade mübadele usulünü benimsemiştir Daha sonra ise para ile alışverişe dönülmüştür Bu dönemde Gökçeada nüfusu göçler sebebiyle fevkalade artmıştır Akalar; işgal ettikleri Gökçeada topraklarını sahiplerinden alıp, Aka ailelerine dağıttılar Bunları da reform adı altında yapıyorlardı





Akhea ve Akhalar

Akalar (Akhalar), (Yunanca:Ἀχαιοί, Akhaioi) Homeros'un İlyada'da (598 kez) ve Odysseia'de eski Yunan halkları için kullandığı müşterek isimdir Diğerleri İllyada'da 138 kez kullanılan Danao'lar (Δαναοί), İlyada'da 29 kez geçen Argos'lar (Ἀργεῖοι) isimleridir

Tarihte Akalar, Mora'nın kuzey merkezinde bulunan Akhea denilen bölgenin yerleşikleridir Bu bölgenin şehir devletleri, MÖ 3ncü ve 2nci yüzyıllarda etkili olan Aka Birliği denilen bir konfederasyon kurdular MÖ 1600 yıllarında Mora'ya Aka istilası başladı MÖ 1200 yıllarına gelindiğinde Girit, Çanakkale ve Rodosu istila ettiler Ege Denizinde söz sahibi oldular Homeros'a göre Danoalar ve Argoslarla birlikte Truva savaşında 1000 gemilik bir donanma ile kuşatmayı yapanlardır Savaş Tanrıçası Athena'dan yardım istedikleri, onun yardımıyla savaşı kazandıkları İlyada efsanesinde anlatılmıştır Ayrıca bu savaşta Aşil adıyla bilinen yenilmez olduğuna inanılan bir savaşçıdan bahsedilmektedir Aşil'in Truvalılar tarafından topuğundan ok ile vurularak durdurulabildiği anlatılır Bu yükselme devresi sonunda Akalar, daha sonra Anadolu ve Suriye ile ticari ilişkilere gidirler Sonraları daha modern, demirden yapılmış silahlar kullanan Dorlar Mora Yarımadasına gelince Akalar direnemediler Mora'nın kuzeyine göç edip orada askeri iddiası olmayan, tarım yapan bir topluluk olarak varlıklarını sürdürdüler

Arkeolojik bulgular Akaların yaşadığı bölgede MÖ 13 yüzyıla kadar Mikenler'in yaşadığını ortaya koymaktadır Homores'a göre Kuzeyden gelen Aka kabileri Miken kralları ile hanedan evlilikleri ile ilişki kurmuş daha sonra Mikenlerin yerini almış, daha sonra Akaların yakın akrabaları sayılan Dorlar tarafından yıkılmışlardır




Tarih'te AKA'lar kimlerdir?



Yunan dünyası, XV yy sonu ve XIII yy başı arasında Akhalar’ın egemenliğinde birçok prensliğe bölünmüştü Bu prensliklerin hepsi de tahkim edilmiş bir kentin etrafında örgütlenmişti Bütün kentlerde aynı mimari yapıya sahip bir saray bulunuyordu: merkezde toplantı yeri olarak kullanılan büyük bir salon (megaron), salonun ortasında, tavandaki açıklığın tam altında, önünde sütunlu bir giriş (propylaion) bulunan büyük bir ocak Yüzyıllar boyu Yunan uygarlığına damgasını vuran en etkileyici yapılar bütünü Mykenai’dekilerdir Efsaneye göre kale bedenleri Kyklopslar tarafından inşa edilen Mykenai’de ünlü Agamemnon hüküm sürmüştür Mykenaililer savaşçı bir halktı, Kumandanları keskin kılıçlar, mızraklı savaşçıları ise zırh, miğfer, baldır zırhı (knemis) ve kalkan taşırdı Mykenai saraylarının duvarları av ve savaş sahnelerinin tasvir edildiği fresklerle süslüydü MÖ XV Yyda Akhalar, Knossos’ta Minos sarayına yerleştiler XIV ve XIII yy’larda ticaretle uğraşmaya başladılar, Suriye, Sicilya ve güney Italya ile ticaret yaptılar

Akha toplumu hiyerarşik bir yapıda örgütlenmişti Her prensin etrafında « arkadaş» denen görevliler bulunurdu Prens, özgür insanlardan vergi alan ve onlara angarya uygulayan kent ileri gelenleriyle feodal bir ilişki sürdürürdü Saray ve tapınak yazıcıları Girit yazısını uyarlamış, hâlâ çözülemeyen bu yazıdan farklı olarak bugün çözebildiğimiz yeni bir yazı icat etmişlerdi (Lineer B) Bu yazı, günümüze birçok belge (döküm ve sayım cetvelleri, vergi yükümlülerinin listeleri vb) bırakan titiz bir yönetimin gereksinimlerine karşılık veriyordu MÖ 1280’e doğru çıkılan bir sefere ilişkin kayıtlar da günümüze kalmıştır Bu belki de Kral Agamemnon’un giriştiği ve Homeros destanlarında anlatılan Truva savaşıdır Sonuç olarak bu savaş daha sonra Dorlar ta rafından yok edilen bir uygarlığın giriştiği son büyük harekattır

__________________
Arkadaşlar, efendiler ve ey millet, iyi biliniz ki, Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müritler, meczuplar memleketi olamaz En doğru, en hakiki tarikat, medeniyet tarikatıdır
Alıntı Yaparak Cevapla