09-09-2009
|
#1
|
|
b@ron
|
Özel şoför
88 yılıydı sanırım  Şehir dışında, büyük bir firmada çalışıyorum
Firma şehre uzak Bekar olduğumuzdan firmanın bize verdiği lojmanlarda kalıyoruz
Şehre pek yolumuz düşmüyor Zaten ihtiyaç da yok Ramazan ayı gelince durum değişti
Yüzlerce kişinin çalıştığı yerde üç beş kişi oruç tutuyor Böyle yerlerde azınlık psikolojisi olur, derler
Deli deliyi Dakka’da, hacı hacıyı Mekke’de bulur hesabı
Hemen birbirlerini bulurlar, kaynaşırlar, ahbap olurlar Nitekim, bizde de öyle oldu
Onlar evli barklı Akşam olunca, işyeri servisiyle çekip gidiyorlar
Ben bekârım Lojmanların yolunu tutuyorum Lojman dediğin tesislerin arkasında bir yer
Uzun uzun ruhsuz barakalar
Neyse  
Ramazan ayı  Canım nasıl teravih çekiyor anlatamam Fakat şehir uzak, vasıta yok
Bizim İdari İşler Müdürlüğü’ne ümitsizce bir dilekçe yazdım Dilekçe şöyleydi
“Firmanızda 1 yıldır görev yapıyorum Teravih için akşamları şehre gitmek istiyorum Bir vasıta temin edilmesini saygılarımla arz ederim ”
İdari İşler Müdürü yabancı uyruklu yaşlı bir hanım idi Umutsuz dilekçem ciddiye alındı Beni çağırdılar
Yüzü makyajdan görünmeyen yaşlı hanım, gözlüklerinin arkasından bana uzun uzun baktı ve:
- Bizden bir talepte bulunmuşsunuz Ama anlayamadım? dedi
- Neyi anlayamadınız?
- Şu teravih kelimesi Nedir o?
- Uzun hikâye Özetle dini bir vecibe işte
- Sadece araba mı istiyorsunuz?
- Evet
- Olabilir İşiniz ne kadar sürer?
- Bir saat kadar
- Tamam Size araba tahsis edeceğim Götürüp getirecek
- Çok teşekkür ederim efendim
        
Her akşam teravihe yarım saat kala özel şoförüm yanaşıyor, benim gibi bir işçi parçasını alıyor ve şehrin en güzel camisinin önüne kadar götürüyor
Şoförüm dışarıda bekliyor, namazlarımı bir güzel kılıyorum
Sonra çıkıp, büyük patronlar gibi arabama kurulup lojmanın yolunu tutuyorum
Bir, üç, beş  
Şoförüm bir akşam sordu:
- Abi, içerisini çok merak ediyorum Ne yapıyorlar?
- Namaz kılıp, dua ediyorlar
- Ben de gelsem mi acaba? Arabada seni beklerken çok canım sıkılıyor
- Olur
Ertesi gün onu da götürdüm Ortam huzur vericiydi Şoför mutluluktan uçtu İlk gün sadece hareketleri yaptı Daha sonra duaları ezberledi Hele dört rekatte bir söylenen salavatları nasıl aşkla söylüyordu, anlatamam
Onun gür sesi müezzinleri bile bastırıyordu Hele başını keyifle iki yana sallaması yok mu, hiç unutmam, hatırladıkça gülümserim
Ramazan sonuna doğru, epey yol almıştı
Kim bilir, belki de o şoförün güzel niyeti hürmetine bize araba vermişlerdi
|
|
|
|