Yalnız Mesajı Göster

Antika Yelpazeler

Eski 07-01-2009   #1
rock_alltime
Varsayılan

Antika Yelpazeler





Mücevherli altın yelpaze sapı 17 yy ortaları Osmanlı
Uzunluk : 21cm çap : 85cm TSM 2/3565 Alem biçiminde her iki yüzü mineli yakut ve zümrüt bezelidir Altın paftaların arasında kenarlara tüy takmak için kanal oluşturulmuştur Milfiori cam çubuğun tepesinde bir firuze vardır

Ansiklopedilerde yelpaze; “Serinlemek ve hava akımı sağlamak için kullanılan katlanabilir veya katlanmayan el aracı” olarak tarif edilmektedir

Sineklik; “Sinek veya diğer uçucu böcekleri kovmak için kullanılan ucu püsküllü sopa” olarak açıklanmaktadır Bunun dışında sıcak iklimlerde yataklar üzerine çadır biçiminde gerilen tüller pencerelere takılan ince telden kafesler ve kapı aralarına asılı şerit veya boncuk dizilerinden oluşan iğreti perdeler de sineklik olarak adlandırılır

Konumuz içindeki sineklikler yukarıda el aracı olarak açıklanan bir sap demet biçiminde bir rüzgarlık ve demetin gireceği yuva kısımlarından oluşan saray ve çevresi için üretilmiş örneklerdir İlk sineklikler sazlardan ve palmiye (hurma) yapraklarından yapılmıştır Ayrıca ince kuştüyleri atkılarlı yün gibi demet ve püsküllerin kullanıldığı da görülmekte

Yelpaze ve sineklik yapımında her iki eşyada pek çok benzer malzeme kullanılmıştır

Yelpazenin ilk olarak Çin’de MÖ 3000’den daha erken dönemde ortaya çıktığı kabul edilir Zamanla yelpaze gündelik bir el aracı olmaktan öte birçok kültürde törenlerde kullanılan dinsel sembolik bir eşya haline gelmiştir

Antik döneme ait resim veya kabartmalardaki örnekler ilk yelpazelerin katlanmayan türde olduğunu düşündürür
Sabit bir rüzgarlık ve saptan oluşan bu tür yelpazelerin yaprak biçiminden geliştirildiği varsayılır


Eski Mısır firavun kabartmalarında bir sapın ucuna ışınsal biçimde tutturulmuş tüylerden oluşan yelpazeler görülür Tutkankamon’un mezarından çıkarılan ve MÖ 14yüzyıla tarihlenen tavuskuşu tüyünden ve “L” biçiminde fildişi saplı yelpaze günümüze ulaşan iyi durumdaki ender örneklerdendir

Sabit (katlanmayan) yelpazelerin Asur Babil İran Hind ve eski Çin törenlerinde de önemli yeri vardır Yunanlılar ve Etrüskler de yelpazeyi biliyorlardı Bunlardan MÖ 5 Yüzyılda da “flabelum” adını verdikleri yuvarlak yelpazeler Yunanistan’da görülmeye başlamış Hıristiyanlıkla birlikte yaygın hale gelmiştir

Yunan vazo resimlerinde küçük el yelpazeleri görülür Sıcak iklimde gereksinim duydukları bu aletleri daha çok sarmaşık yaprakları biçiminde ve hasırdan yapıyorlardı MÖ200’lere tarihlenen Yunan Tanagra kadın heykelciklerinin de ellerinde aynı tip yelpazeler görülür


Yunanlılardan Romalılara geçen yelpazeler için Romalılara geçen yelpazeler için Roma koloniler avlanan tavus ve diğer egzotik kuş türleri sarayda kullanılacak lüks örneklerin gereksinimini karşılardı

Mısırlı ve Hindliler de tavustüyü ve papirüsten yararlanmışlardı

Binlerce yıldan günümüze kadar yelpaze malzemelerinin başlıca kaynaklarından biri de devekuşu olmuştur

Asurlu dönemine ait bir mühürde kanatlı bir şeytanın kovaladığı devekuşu sürüsü betimlenmiştir MÖ 2000 yıllarından başlayarak devekuşu tüyünün Mısır ve Mezopotamya uygarlıklarında kullanıldığını günümüze ulaşan yelpaze örneklerinden kesin olarak biliyoruz Mısır mezar resimlerinde firavunların deve kuşu avı düzenlediklerini gösteren sahneler yer almaktadır

4yüzyıla gelindiğinde yelpaze flabellum tipiyle Bizans kilisesinde önemli bir dinsel obje olarak yerini almıştır Ortaçağ kilise törenlerinde “Diyakoz”un (gönüllü rahip) elinde taşıdığı flabellumlar metal bir disk ve uzun bir saptan oluşurdu Flabellum günümüzde Papalık simgelerinden birisidir



Yeşim Sineklik sapı Sekiz köşeli yeşim sap altın yuvalı zümrüt ve yakutlarla bezeli 16yüzyıl sonu-17 Yüzyıl başı Osmanlı TSM 2/3838 Sapın formu ve işçiliği aynı döneme ait yeşim ayna saplarının benzeridir (2/1795 2/1797) Altın üzerine mineli kadeh biçimindeki yuva 19yüzyıl başlarında etkilenmiş olmalı

Hasır hurma dalı kuştüyü kumaş vb malzemeden yapılan katlanmayan yelpazelerin bir başka türü de bayrak yelpazelerdi Sapın ucuna iliştirilen genellikle dikdörtgen yaprak kısmıyla sancağı andıran bu yelpazeler Hindistan’da çok eskiden beri bilinen bir formdu

16yüzyıldan itibaren İtalya ve Fransa’da bayrak biçiminde yelpazeler çok moda olmuştu 18yüzyıl ortalarına kadar yaygın olan bu tür tahminen Avrupa’ya Doğu’dan gelmiştir Bu dönemde en önemli üretim merkezleri Roma Venedik ve Bologna idi Üzerlerindeki resimler taşbaskı veya elle boyanıyor dantel işlemeli şeritler de kullanılıyordu

1678 yılında İtalya’da yelpazeler loncası kurulmuştu ve satış yetkisi sadece loncaya aitti Loncada oymacılar yaldızcılar marangozlar ve ünlü ressamlar çalışıyordu



Hasır bayrak yelpaze Sap: 40 cm Bayrak: 155x192 cm TSM 2/7286 (cilt) Hurma dallarından örülmüş sapı fildişidir Mısır-Hicaz tipi olarak adlandırılan eski çağlardan beri bilinen bu tür yelpazelerin bir benzeri İstanbul Belediyesi Şehir Müzesi’nde korunmaktadır




Mücevherli ipek bayrak yelpaze geç 18 yüzyıl Osmanlı sap: 13 cm bayrak: 33x25 cm TSM 2/3596 Her iki yüzde siyah ipek zemine altın gümüş tellerle bitkisel motifler ve beyitler işlenmiştir Çiçek motifleri inci yakut ve zümrütlerle bezeli Sapı abanoz ve fildişinden



Tavuskuşu tüyü yelpaze 19yüzyıl Osmanlı çap: 39 cm sap: 14 cm TSM 2/3584 İki yüzünde orta altın sırma örgülü birer madalyon yer alıyor Sap fildişi

Yazının başlarında ilk yelpazenin Çin’de ortaya çıktığının varsayıldığını belirtmiştik Bu el aracı Çin ve Japon gündelik yaşamında ve törenlerde çok geniş yer tutuyordu Her iki kültürde hem kadınlar hem de erkekler yelpaze kullanırdı Yelpazeler işlevlerine göre çeşitli türlere ayrılırdı Örneğin saray görevlilerinin yelpazeleri savaşçılarınkinden farklıydı Çay törenlerinde kullanılan yelpazeler de sahnede kullanılanlara benzemezdi

Uzakdoğu’da bu kadar önemli yere sahip yelpazenin bezemesine de büyük özen gösterilirdi Bazı Çin ve Japon yelpazelerinin bezemesindeki üstün düzeye hiçbir zaman ulaşılamamıştır Çin’de pek çok büyük ressam yelpaze bezemekle uğraşmıştır Ortaya çıkan bazı eserler de her zaman kullanım amacı taşımıyordu Katlanmayan yelpazelerin Çin’de Song (Sung) Hanedanının (960-1279) sonuna kadar yaygın olduğu görülür



Altın yelpaze sapı 16 yy sonu 17 yy başı Osmanlı uzunluk: 12 cm TSM 2/5257 Altın üzerine mineli ve zümrütlü Dört büyük taş yuvası boştur Altın çubuğun ince boyutu ve yuvanın formu kavut sorgucu yuvası olabileceğini düşündürür

Katlanan yelpazeler
Katlanan yelpazeler Uzakdoğu’da bazı kaynaklara göre MS 7yüzyılda Japonya’da ortaya çıkmış 10 Yüzyıl civarında Kore yoluyla Çin’e ulaşmıştır 15yüzyıldan itibaren Portekiz’li tüccarlar tarafından bol miktarda Avrupa’ya getirtilmiştir Ming Hanedanı Döneminde (1368-1644) çok moda olan katlanabilen yelpazelerin yüz binlercesi gemilere yüklenip Avrupa’ya doğru yola çıkıyor bazen de korsanlar tarafından durdurulup önemli bir ticaret malı olan bu eserler yağmalanıyordu

Buna karşın Roma döneminde de katlanabilen yelpazelerin var olduğu biliniyor

Antik Çağ’ da yaprak benzeri ama bölüm ve saptan oluşan yelpazelerden sonra Ortaçağ’da açıldığında tam bir daire biçimini alan katlanan kağıt yelpazeler de kullanılmıştır Osmanlı minyatürlerinde de görülen bu yelpazeler bir ana çubuğa tutturulan kağıt veya deriden oluşuyordu Batılı en eski örneklerinden birisi 6yüzyıldan Lombardia Kraliçe Theodolinde’ye ait mor parşömenden yapılmış ve Monza Katedrali Hazinesi’nde özel muhafazasında korunmaktadır

Katlanabilen yelpazenin açılınca tam daire olan türünden başka üst üste kapanabilen çubuklardan veya bu çubuklara yapıştırılan kemer biçiminde kumaş deri kağıt gibi malzemeden yapılanlar da vardır


Yelpaze çubukları: ağaç bağa fildişi sedef vb malzemeden yapılırdı Sorguç adı verilen baş çubuklarının üzeri kabartma oymalar ve değerli taşlarla bezenirdi Ara çubuklarda ajur kakma yaldız gibi bezemeler yer alırdı Yaprağı oluşturan parşömen ipek tafta veya kağıt gibi yüzeylere dönemlerinin beğenisini yansıtan dinsel tarihsel ve güncel yaşam resimleri yapılırdı Avrupa’ya çok uzak diyarlardan getirilen bu katlanabilen yelpazeler önceleri üst sınıf insanların kullandığı yeni moda bir eşya iken zamanla orta sınıfın da tutkusu haline gelmişti

Katlanan yelpazeler elde taşımaya uygun boyutlarda yapılıyordu ve başlı başına birer sanat eseri olan özel muhafazalarıyla birlikte ihraç ediliyordu İlk örneklerden etkilenen İtalyan Fransız İngiliz ve Avusturya’lı usta sanatçılar Uzakdoğu’dan getirttikleri malzemelerle inanılmaz güzellikte yelpazeler yapıp ithal yelpazelerle yarışıyorlardı

İngiltere kraliçesi I Elizabeth’e 1587 yılında verilen yılbaşı armağanları arasında mücevherli çanta broş takımı altın diadem parfüm kutusu inci bezeli altın düğme takımı gibi eserlerin içinde en beğendiği hediye mücevherli bir yelpaze olmuştur Bu yelpaze açıldığında kraliçenin portresi ortaya çıkmaktaydı

Portekizli tüccarların müşterileri arasında Vatikan ve Papa da yer alıyordu Birçok lüks eşya gibi 1500’lerde İtalya’da başlayan katlanabilen yelpazeler modası 17yüzyılda bütün Avrupa kentlerine yayıldı

Fransızlar ise en seçkin örnekleri III Henri’nin (1574-1589) İtalyan asıllı annesi Cathrine de Medici sayesinde tanıdılar Anakraliçe Fransız sarayına parfüm ve dantel modasını da getirmişti 16yüzyıl sonlarına doğru yelpaze serinlemek amaçlı bir eşyadan çok vazgeçilmez bir aksesuar haline geldi Fransız Kralı 14 Louis (1643-1715) 1673 yılında yelpazelerin yaprak ve tutamaklarını yapan ustaları iki ayrı sanatçı grubu olarak tescil ettirmişti


18yüzyılda kabarık etekli kıyafetlere uygun büyükçe yapılan yelpazelerde Rokoko resimlerden kopyalar sıkça görülürdü Bu yüzyılda yelpaze modasını Fransa yönlendiriyor buna karşın en büyük üretimi İngiltere gerçekleştiriyordu

1710’lardan sonra yaptıkları eserlere imza atılıp adres yazan sanatçılar sayesinde yelpazeleri tarihlendirmek daha kolay olmaktadır

Yelpaze yapan ünlü ressamlar arasında Watteau Van Loo Lagrrenée HRobert JB Greuze vb sayabiliriz Abraham Bosse yelpaze resimlerini yarı dairesel formda yapmaya başlamış bu sayede yelpaze yapraklarının pliselerinin yapımı ve yapıştırılması kolaylaşmıştır

Erken 18yüzyılda İngiltere Almanya ve Fransa’dan yelpaze ithal eden ülkelerden birisi de Rusya idi Daha sonra kendi ürettikleri örneklerden 1750-1800 arasına tarihlenen katlanan kağıt bir yelpaze Petersburg’da Hermitage Müzesi’nde (RT 6571) korunuyor II Katerina dönemi (1762-1796) izlerini taşıyan eser Romantizm ekolünde yapılmış guaş resimler metal iplik ve payetlerle bezelidir




Altın ve mücevherli yelpaze 18yüzyıl Osmanlı sap uzunluğu: 26 cm TSM 2/3598 İki yüzünde paftalar ve sap altındandır Ortalarında birer zebercet olan paftalar ve sap tepesi elmaslarla bezeli Rüzgarlığı kaz tüyünden



Elmaslı kağıtı yelpaze 19yüzyıl Osmanlı çap: 36 cm uzunluk: 35 cm madalyon çap: 55 cm İki yüzü altın yaldızlı ve Rokoko bitkisel desenli Orta madalyonlar çubuklar ve sap altın üzerine mineli olup elmaslarla bezeli

19yüzyılda bütün sanat dallarında olduğu gibi Turquerie modasının yerini Oryantalizm akımı almıştır Uzakdoğu Arap-Afrika unsurlarının daha yoğun olduğu Oryantalizm bahçe düzenlemelerinden aksesuarlara ve yelpazelere de yansımıştır

Günümüz Türkiye’sinde bilinen en önemli Turquerie ve Oryantalist konulu yelpaze koleksiyonu İstanbul’da Sadberk Hanım Müzesi’ndedir Baskı tekniklerinin de oldukça geliştiği 19yüzyılı da özellikle kağıtların da makine ile üretimi yelpaze yapımınıı hızlandırmıştır Özellikle yüzyılın ortalarından itibaren her zaman sanat eseri niteliği taşımayan örnekler seri olarak üretilmeye başlanmıştır


Antika Yelpazeler Yelpaze ve sinekliğin Osmanlı’daki serüveni
Osmanlı yelpaze yapıp kullandıkların gösteren en eski resimlerden birisi 1582 tarihli Sultan III Murad (1574-1595) adına yazılmış Surname-i Hümayun’da yer alır Padişahın şehzadelerinin 52 gün süren sünnet şenliklerinin anlatıldığı minyatürlü el yazma kitapta geçit yapan esnaf ve sanatçı gruplar içinde yelpazeciler de resmedilmiştir Minyatürde ustalar Hicaz ve Mısır işi olarak adlandırılan hasır veya hurma dallarından bayrak tipi yelpazeler yaparken görülmektedir

Kuşkusuz yelpazecilik sanatı Osmanlı’da bu tarihten çok daha erken dönemlerde başlamıştır Rıfkı Melül’ün Meriç’in araştırmalarından; saray atölyelerindeki nakkaşlara sipariş verilen yelpazelerin müzeyyen (bezemeli) ve murassa (mücevherli) olmasının istendiğini öğreniyoruz

Kanuni Sultan Süleyman (1520-1566) dönemine ait tarihsiz fakat usta isimleri yardımıyla 1550’lere tarihlenebilen başka bir defterde (TSM Arş 10009) padişaha hediye getirilip bahşiş olan usta listesinde; “Nakkaş Abdülhalik-Bir münakkaş (nakışlı) dival bir münakkaş yelpaze” ve “Nakkaş Abdülgani- Bir münakkaş cild’lü Dih-name bir musavver (resimli) yelpaze” gibi kayıtlar vardır

Alıntı Yaparak Cevapla