Yalnız Mesajı Göster

Cevap : Sovyetler Birliği'nin Dağılması: Yeni Dünya

Eski 06-24-2009   #2
KRDNZ
Varsayılan

Cevap : Sovyetler Birliği'nin Dağılması: Yeni Dünya



Uyduluk'tan Bağımsızlığa: Avrupa'da 1989 İhtilalleri






Gorbaçov iktidarının dördüncü yılı tamamlandığında, Sovyetler Birliği'nin siyasal yapısında çözülmeler başlamış bulunuyordu Bu çözülmeler, 1991 yılı sonunda dağılmaya varacaktır
Gorbaçov, bütün siyasal, ekonomik ve askeri politikasını, Amerika ile rekabet çerçevesi içine soktu Bu rekabette, en azından "eşitliğe" erişmek istiyordu Lakin bunu yaparken, bunun "Blok" içindeki yansımalarını yeteri dikkatle gözönüne almamış görünüyor Bu ise, Gorbaçov'u bir çelişkiye düşürdü: Sovyetler Birliği'ne yeni bir güç ve dinamizm vermek isterken, aksine, Sovyet sisteminin, hem içerdeki ve hem de dünya kuvvet dengesindeki bütün "zaaflarını" açığa vurdu
Bundan, sadece Amerika ve Batı yararlanmakla kalmadı Sosyalist "uydular" ve "Birlik" içindeki "milletler"de, Moskova etrafında kalıplaşmış görünen yapının, ne kadar "sallantılı" olduğunu görmekte gecikmediler
Mamafih, Sovyetler Birliği'nin "1989 İhtilalleri" ile çözülüp dağılmasını, Gorbaçov'un bu paradoksal veya çelişkili politikasına bağlasak bile, 1975 Helsinki Nihai Senedi denen olayın, Sovyet uyduları üzerindeki etkilerini de, modern çağın bir "fenomeni" olarak, daima gözönünde tutmak gerekir Hatta, "1975 olayı"nın, Gorbaçov'un fikir sisteminde bir "temel faktör" olduğu da düşünülebilir
Onuncu Bölüm'de de belirttiğimiz gibi, II Dünya Savaşı'ndan sonra Moskova'nın hegemonyasına karşı ilk baş kaldıran Sovyet uyduları, 1953 de Çekoslovakya ve Doğu Almanya, 1956'da da Macaristan ve Palonya olmuştu Sovyetler Birliği'nin dağılması sürecinde de yine bu devletler ön planda olmuşlardır Bu sebeple, dağılma sürecini de bu ülkelerden başlatacağız Yalnız şunu da belirtelim ki, bu ülkeler ve diğerleri, hemen


Baltık ÜlkeleriBaltık Ülkeleri diye genel bir şekilde adlandırılan Estonya, Letonya (Latvia) ve Litvanya, Nazi Almanyası ile Sovyetler Birliği arasında imzalanan 23 Ağustos 1939 tarihli Tarafsızlık ve Saldırmazlık Paktı'nın gizli protokolü ile Sovyet Rusya'ya terkedilmişti Bu üç küçük demokrasi, I Dünya Savaşı sonlarında, Çarlık Rusyası'ndan koparak bağımsızlıklarını almışlardı Bu ülkenin bağımsızlıklarını almalarında "milliyetçilik" duyguları nasıl önemli bir rol oynamış ise, bağımsızlıktan sonra, "Rusya" ile komşulukları, bunların milliyetçilik duygularını canlı tutmalarına sebep olmuştur
1939 Eylülünde Polonya'nın, Nazi Almanyası ile Sovyet Rusya'nın işgaline uğraması ve Eylül ve Ekim aylarında da, Sovyet Rusya'nın, bu küçük Baltık ülkeleri ile yaptığı "karşılıklı yardım" yani "ittifak" anlaşmaları ile bu ülkelerde deniz ve kara üsleri elde etmesi, 23 Ağustos 1939 Paktı'nın niteliğini gün ışığına çıkarmakta gecikmedi
Nazi Almanya'sı Mayıs-Haziran 1940 da, bir buçuk ay içinde Fransa'yı "devirince", Moskova'nın hesapları alt-üst oldu ve telaşa kapıldı 1940 Haziranında Sovyet Rusya her üç Baltık ülkesini de işgali altına aldı Temmuz ayında Sovyetlerin kontrolü altında yapılan uydurma seçimlerle, kendisine bağlı hükümetler işbaşına geldi ve Sovyet Rusya bu ülkeyi, Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği'ne birer "Cumhuriyet" olarak ilhak etti
Görüldüğü gibi, şimdiye kadar ele aldığımız Avrupa ülkeleri "uydu" ülkeler iken, bu üç Baltık ülkesi, Sovyetler Birliği Devleti'nin birer "parçası" halinde bulunuyordu Bu sebepledir ki, 1987 de Glasnost ve Perestroyka ile beraber, bu üç Baltık ülkesinde "milli bağımsızlık" için hareketler başladığında, "uydu" lara karşı daha esnek hareket eden Gorbaçov, bu üç Baltık ülkesinin Sovyetler Birliği'nden kopmasına ve bağımsızlıklarını almasına inatla karşı koydu Çünkü, şimdi söz konusu olan, Sovyetler "Birliği"nin dağılmasıydı
Bununla beraber, diğer sosyalist ülkelerde ortaya çıkan "mücadele süreci" Baltık Ülkeleri için de söz konusu oldu Her üç ülkede de başlangıçta her şey, "milliyetçi" gruplar ve hareketlerle, iktidardaki Komünist Partileri arasındaki mücadele ile başladı ve bu mücadele giderek Komünist Partilerinin kendi içine de yansıdı Sonuç ise, bu ülkeler komünist partilerinin Moskova'dan kopmalarına ve Milliyetçi çizgiyi benimsemelerine sebep oldu Bu gelişme ise, "glastnosçu" ve "perestroykacı" Gorbaçov'u bile sinirlendirdi Lakin Gorbaçov, "Birlik"in parçalanmasını önlemek için ne kadar inat ettiyse, Baltık Milliyetçileri de Gorbaçov'a o kadar inatla direndiler Tabi, her üç ülkede de bu mücadelenin kolay olmadığını, bir çok gerginliklerden geçtiğini de belirtelim Çünkü Gorbaçov bu mücadelede, bu ülkede yerleşmiş bulunan Rusları da kullanma yoluna gitti Ayrıca, başta Litvanya olmak üzere, bu ülkelere ekonomik ambargo uyguladı
Bütün bunlara rağmen, Litvanya Parlementosu 11 Mart 1990 da, Estonya parlementosu 8 Mayıs 1990 da ve Letonya parlementosu da 4 Mayıs 1990 da, ülkelerinin bağımsızlıklarını ilan ettiler Fakat bu bağımsızlık ilanları sözde kaldı Çünkü, Sovyet askeri kuvvetleri, İçişleri Bakanlığı Kuvvetleri ve Sovyet Gizli Polisi KGB kuvvetleri, hepsi birden bu bağımsızlıklara son vermek için 1991 Ağustosunda harekete geçtiler Her üç ülkede de, milliyetçilerle bunlar arasında çatışmalar ve ölenler ve yaralananlar oldu
İşte tam bu sırada, 21 Ağustos 1991 de, Gorbaçov'u devirmek için bir askeri darbe yapıldı Bunun üzerine aynı gün, 21 Ağustos 1991 günü, her üç Baltık Ülkesi de bağımsızlıklarını bir kere daha ilan ettiler Gorbaçov'u darbeden kurtaran ve darbeyi başarısız kılan, Rus Federasyonu Başkanı Boris Yeltsin, 22 Ağustostaki deklarasyonunda, Sovyetler Birliği'nin dağılmıyacağını ve "Birlik"in korunacağını bildirerek, Baltık bağımsızlıklarına karşı gelmek istediyse de, 24 Ağustosta, Estonya, Letonya ve Litvanya'nın bağımsızlıklarını tanımak zorunda kaldı
Yeltsin'in bu tutumunda, 21 Ağustos darbe teşebbüsü üzerine, başta Amerika olmak üzere Batı'nın Yeltsin'e büyük destek vermesinin önemli rolü oldu Esasında, Amerika daha 1940 da Sovyet Rusya bu Baltık Ülkelerini "ilhak" ettiğinde bunu tanımamıştı Baltık Ülkeleri bağımsızlık için 1987'den itibaren harekete geçtiklerinde de en büyük destek Amerika'dan gelmişti Ayrıca Batı Avrupa da bu bağımsızlıkları desteklemişti Bu durumda, üç Baltık Ülkesinin bağımsızlığını tanımaktan başka çare yoktu


Beyaz Rusya (Belarus)



Beyaz Rusya, esas itibariyle Kiev Devletinin egemenliği altında yaşarken, onun yıkılması ile birlikte ve yine onunla beraber, önce Litvanya'nın, sonra da Polonya'nın egemenliği altına girmiştir Polonya'nın 1772'deki ilk taksiminde de Rus Çarlığı tarafından ele geçirilmiştir 1919 Ocak ayında da, "Beyaz Rusya Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti" olmuştur
Görüldüğü gibi, Beyaz Rusya'nın tarihinde bir "bağımsızlık olayı" pek mevcut değildir İkincisi, tarihinin büyük bölümünü de Rusya'nın kanatları altında geçirmiştir Bununla beraber, Beyaz Rusya halkının Rusya'ya karşı mücadelesi, hemen daima bir "milli kültür" mücadelesi yani "Ruslaştırma"ya karşı bir mücadele olmuştur
Bir başka ilginç nokta da, Beyaz Rusya'da "milli kültür" hareketinin Gorbaçov'dan önce ve 1980-81 yıllarında ortaya çıkmasıdır Bu hareket 1986 yılında hız kazanmaya başlamış ve özellikle Baltık Ülkelerinin milliyetçi mücaleleri Beyaz Rusya'yı da etkilemiştir Bundan dolayı Litvanya'nın başkenti Vilnius, Ukraynalılar gibi Beyaz Rus milliyetçilerinin de karargahı olmuştur 24-25 Haziran 1989 günlerinde, Beyaz Rusya'nın her tarafından gelen 400 delegenin, Beyaz Rusya Halk Cephesi'ni de bu şehirde kurmaları bundandır Vilnius'taki kuruluş toplantısında bağımsızlıktan söz edilmeyip, milli kültürün serbestce geliştirilmesinden insan haklarından, diğer etnik gruplar ve diğer cumhuriyetlerle münasebetlerden söz edilmesi ilginçtir
Şu da var ki, Beyaz Rusya Halk Cumhuriyeti'nin kuruluşu ve diğer cumhuriyetlerdeki gelişmeler, Beyaz Rusya Komünist Partisi'ni de etkiledi Halk Cephesi'nin düzenlediği gösterilerin ve kaynaşmaların artması üzerine, Beyaz Rusya Yüksek Sovyeti (parlamento) 27 Temmuz 1990 da Beyaz Rusya'nın "egemenliğini" ilan etti Gorbaçov'a yönelen 19 Ağustos darbe teşebbüsünden sonra da, Beyaz Rusya, 25 Ağustos 1991 de bağımsızlığını ilan etti

__________________

Garbın âfâkını sarmışsa çelik zırhlı duvar
Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddim var
Ulusun, korkma! Nasıl böyle bir imânı boğar,
'Medeniyyet!' dediğin tek dişi kalmış canavar?




Ey ŞaiR! Bana Yağmurdan bahsetme, yağdır
Alıntı Yaparak Cevapla