KRDNZ
|
Sovyetler Birliği'nin Dağılması: Yeni Dünya
Glasnost ve Perestroyka
Gorbaçov'u, Parti ve Devlet siteminde bu kadar radikal değişikliklere ve hatta, Sovyet Rusya'nın siyasal yapısını bu kadar değiştirmeye iten sebep veya faktör neydi?
Önce şunu söylemek gerekir ki, Gorbaçov'un 1985 Martında Sovyetler Birliği'nin kaderini eline aldığında, bu devletin, dünya politikasında bir "süper-güç" olarak mücadelesi ve bu mücadeledeki handikapları ve bunların çözümleri hakkında, bir takım tedbir ve sistemleri kafasında oluşturduğu anlaşılıyor Sanırız bu tedbirler ve sistemleri gerçekleştirmenin ilk çaresinin de, Sovyetler Birliğinin siyasal yapısında radikal değişmeler yapılması olduğuna inanmıştı Lakin bütün bunları yapabilmesi için de, kuvvetli bir otoriteye sahip olması gerekirdi
Bu sebepledir ki, Gorbaçov, bir yandan siyasal sistemin yapısını değiştirerek yakasını Komünist Partisi'nin hegemonyasından kurtarmaya çalışırken, diğer yandan da ekonomik yapının değiştirilmesi ve bu yapıya, Gorbaçov'un kafasında tasarladığı şeklin verilebilmesi için ekonomik alanda da kademe kademe tedbirler almaya başladı Glasnost (açıklık, şeffaflık) ve Perestroyka (yeniden inşa, yeniden yapma), öngörülen yeni ekonomik sistemin iki temel ilkesini teşkil etmiştir
Gorbaçov, 11 Mart 1985 de, Komünist Partisi Genel Sekreterliği'ne seçilmesinden sonra yaptığı konuşmalarda, "ekonomik mekanizma ile işletmecilik sisteminin devamlı bir şekilde geliştirilmesi" ihtiyacından söz etmiş ve teşebbüslerin bağımsızlık ve yetkilerinin genişletilmesi gerektiğini söylemişti
Bunun arkasından, Nisan ayında, verimliliği ve ürün kalitesini yükseltmek için tedbirler açıklanırken, Mayıs ayında da, endüstride ve araştırmada çalışan işçi, mühendis ve üretim mühendislerine maddi ve manevi teşvikler getiren kararlar alındı
Haziran ayında merkez komitesinde yaptığı konuşmasında da, bütün ekonomik aksaklıkların kaynağının, 1970'lerden beri izlenen ekonomik politikalar olduğunu söyleyerek, "Brejnev dönemine" ağır bir darbe vurdu
Ağustos'ta yayınlanan bir kararname ile de, işletmelere, üretim hedeflerinin tespiti ile fiyat tespitinde daha geniş karar yetkisi tanındı
Haziran ayında, aynı zamanda, içki yasağı getirildi Umumi yerlerde içki içmek, işyerine sarhoş gelmek, küçükleri içkiye teşvik etmek, evlerde içki imal etmek yasaklanırken, Cumhuriyetlerin yönetimindeki suistimal ve rüşvete karşı da mücadele açıldı Bu cumhuriyetlerin başında, Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan, Azerbaycan ve Gürcistan geliyordu
1986 yılının en önemli olayı ise, Brejnev döneminin ekonomik politikasına göre hazırlanmış olan 12'inci Beş yıllık (1986-1990) Plan'ın radikal bir şekilde değiştirildikten sonra, Komünist Partisi'nin Şubat-Mart 1986 yapılan 27'inci Kongresine sunulması oldu Gorbaçov, bu konuda Kongre'ye, okunması beş buçuk saat süren bir rapor sundu Rapor'da Gorbaçov, kapitalizm ile komünizm arasındaki ideolojik çatışmayı değerlendirirken, "günün gerçeğinin temel eğilimlerini anlamak" gerektiğini söylemiş ve 9'uncu (1971-1975) ve 10'uncu (1976-1980) beş yıllık planların başarısızlığında, bilimsel ve teknik gelişmelerin gerisinde kalınmasının büyük rol oynadığını vurgulamıştır
Gorbaçov, bu şekilde kademe kademe yürüttüğü yeni ekonomik politikanın adını koymakta da gecikmedi: Glasnost Merkez Komitesinin Ocak 1987 sonunda yaptığı Genel Kurul toplantısında, sert bir konuşma yaparak, Brejnev dönemini ağır bir şekilde eleştirdikten sonra, Parti hayatında reform ve demokratizasyon ve toplum hayatında da "geniş demokrasi" gerektiğini söyledi Devlet ve kamu kuruluşlarının da, kamu oyunun eleştirilerine açık olması gerektiğini belirten Gorbaçov, devlet hayatında "alenilik" ve "açıklık", yahut "şeffaflık", yani Glasnost ilkesini ortaya attı Gorbaçov, gerek devlet hayatındaki, gerek ekonomideki uyuşukluğu ve durgunluğu silkelemek ve bir dinamizm getirmek istiyordu
Gorbaçov, ikinci bombasını, Bolşevik İhtilalinin, yani Sovyet Birliği'nin kuruluşunun 70'inci yıldönümü dolayısıyla 7 Kasım 1987 de yaptığı bir konuşma ile patlattı Bu konuşmasında da Perestroyka, yani "yeniden inşa", "yeniden yapılanma" ilkesini ortaya attı Gorbaçov, Lenin'den başlayarak o güne kadar, Rusya'da sosyalizmin gelişmelerini tahlil ederek, "sosyalizme ikinci bir rüzgar" sağlamak için ekonominin yeniden yapılanması ve ekonomide reform ve demokratizasyon gerektiğini söyledi
Perestroyka'nın ilk önemli ve büyük adımı ise, 1 Ocak 1988 de yürürlüğe konan "Sosyalist Teşebbüs Kanunu" oldu Adından da anlaşılacağı üzere bu kanun, teşebbüslere ve yöneticilerine, rasyonel ve verimli bir işletme sağlama hususunda çok geniş yetkiler sağlıyordu
Böylece, Gorbaçov, Glasnost ve Perestroyka ile, kapitalist ekonominin bir açık tarafını komünist sistem içinde uygulayarak Sovyet komünizmine yeni bir yapılanma ve aynı zamanda da bir dinamizm getirmek istemişti Tabi, bu politikasının karşısına dikilen bir takım muhafazakarlar da oldu Fakat belirttiğimiz gibi, Gorbaçov, siyasal alanda yapmış olduğu reformlarla sağlamlaştırdığı otoritesi ile, bu muhafazakar, köstekleyici direnmeleri kırmasını bildi
Sovyet-Amerikan Silahlanma Yarışı
 Esasına bakılırsa, Gorbaçov'un, yeni bir ekonomik yapılanma ile Sovyet komünizminde yeni bir rüzgar estirme ve Sovyet ekonomisine yeni bir dinamizm getirme amacının itici gücü, 1960'lardan itibaren, yani füzelerin savaş teknolojisinin ana unsurunu teşkil etmeye başlamasından sonra, Sovyet Rusya ile Amerika arasında süregelmekte olan silahlanma yarışı olmuştur Burada özellikle söz konusu olan, "stratejik" füzeler denen çok uzun menzilli füzelerdir Her iki tarafın da, birbirlerinin topraklarını rahatlıkla vurabilecekleri bu uzun menzilli füzeler yarışı, Gorbaçov'un iktidara geldiği 1985 yılında öyle bir hal almıştı ki, Sovyet ekonomisinin bu yarışı kaldıramayacak hale geldiği görülmekteydi Sovyetler uzaya insan gönderiyorlar ve uzay araştırmaları yapıyorlardı; ama halkın refahı pahasına Bu kadar yüksek maliyete rağmen, Sovyetler bu yarışta bir üstünlük de sağlayamamışlardı Zira, şimdi Amerika, "Strategic Defense İnitiative" veya "Yıldız Savaşları" ("Stars War") denen bir, projeyi uygulamaya koymuş ve Sovyetlerin uzun menzilli stratejik füzelerini, uzaydan atacağı füzelerle etkisiz hale getirmek için çalışıyordu
"Yıldız Savaşları" projesi, Amerika'nın, Sovyetlerin uzun menzilli füzelerdeki üstünlüğünü kırmak amacı ile geliştirmekte olduğu bir projeydi Projenin, esası, uzayda kurulacak uzay istasyonlarından veya platformlarından, "laser" ışınları vasıtasiyle, Rusya'dan Amerika'ya gönderilecek kıtalararası (stratejik) füzeleri, daha havada iken yok etme amacına yönelikti Amerika bu projeyi başlatmıştı ve Amerikan ekonomisi bunun yükünü kaldırma imkanına sahipti Amerika için de maliyeti yüksek olsa bile Lakin Sovyet ekonomisi, bu projeyi etkisiz kılabilecek bir sistemi, ne teknik ne de mali bakımdan, gerçekleştirme imkanından yoksundu Gorbaçov, Sovyet Rusya'nın bu konudaki handikapını imkansızlığını, daha baştan görmüştü
Bundan dolayıdır ki, 1985 yılından itibaren Gorbaçov, Amerika ile münasebetlerinde, bu "uzay yarışması"nı sona erdirmek, Amerika ile bir uzlaşmaya vararak, Amerika'yı bu Yıldız Savaşları tasarısından vazgeçirmek için yoğun çabalar harçamıştır Bu amaçla Gorbaçov ile Başkan Ronald Reagan arasında yapılan zirve toplantıları, "kronolojik" olarak şöyledir: 19-12 Kasım 1921 Cenevre, 11-12 Ekim 1986 Rejkjavik (İzlanda), 7-10 Aralık 1987 Vaşington, 29 Mayıs-2 Haziran 1988 Moskova
Gorbaçov ile Başkan George Bush arasındaki zirveler ise şöyledir: 2-3 Aralık 1989 Malta (denizde), 31 Mayıs-3 Haziran Vaşington 9 Eylül 1990 Helsinki'de yapılan zirve ise, tamamen Körfez Krizi ile ilgilidir
Diğer bir nokta ise, Gorbaçov ile Bush arasındaki zirvelerin yapıldığı günlerde, artık Sovyet Blokunun iç yapısı, yani sosyalist uydular tam bir kaynaşma içine girmeye başlamıştı Bu sebeple, Amerika'nın Gorbaçov'a taviz vermek için hiç bir sebebi yoktu
Yıldız Savaşları konusu, Gorbaçov ile Reagen arasındaki, Kasım 1985 Cenevre ve Ekim 1986'daki Rejkjavik zirvelerinde gündemin en önemli maddesini teşkil etmiş, fakat hiçbir sonuç çıkmamıştır İkinci zirvenin sonunda, Amerika Dışişleri Bakanı Schultz, basın toplantısında; "Giderek açık bir şekilde anlaşıldı ki, Sovyetler Birliği'nin amacı, Yıldız Savaşları programını öldürmektir" diyordu Dolayısıyla, bu zirvelerden Yıldız Savaşları konusunda hiçbir anlaşma veya uzlaşma çıkmadı
Bu başarısızlık üzerinedir ki, ve özellikle Rejkjavik zirvesinden sonra, Gorbaçov'un, 1987 Ocak ayında Glasnost'u ve Kasım ayında da Perestroyka'yı ortaya atması, yani Sovyet Rusya'nın ekonomisine yeni bir dinamizm verme teşebbüsü dikkati çekmektedir
Keza, Perestroyka'nın hemen arkasından, Aralık 1987 de Vaşington'da yapılan Gorbaçov Reagan zirvesinde, Orta Menzilli Füzeler, (INF-İntermediate Range Nuclear Forces) konusunda bir anlaşmanın imzası da, her iki taraf açısından ilginç görünmektedir Özetlemek gerekirse, Gorbaçov iktidara geldiğinde, Sovyet komünizminin yapısını değiştirmeye karar vermiş bulunuyordu Bu değişmeye veya "yeniden yapılanmaya" iki koldan (double-track), yani hem siyasal iktidar ve devlet yapısı ve hem de ekonomik yapıda yapacağı radikal manipülasyonlarla uluşmak istedi Bu suretle, "Sovyet sistemi"ni güçlendirecek olursa, Amerika ile bir rekabet düzeyine ulaşabileceğini umuyordu Lakin, bu iki alandaki çabasının yanında da, Amerika ile silahlanmadaki rekabeti kısıtlama çabasında da bulunarak, üçlü bir yol da (triple track) izledi Bir bakıma, Sovyetler Birliği'ni "kurtarmak" için her yolu denedi Sonuç: Bütün bu yollar Sovyetler Birliği'nin tarih içindeki ömrünü noktaladı
Sovyetler Birliği'nin Dağılması: Gorbaçov'dan Yeltsin'e
Gorbaçov, glasnost ve perestroyka ile, hem ekonomiye ve hem de siyasal yapıya yeni bir düzen getirmeye çalışırken, Sovyetler Birliği'nin "federal" yapısına da yeni bir şekil vermek, yani "milli" cumhuriyetlerin merkezi otorite ile bağlarını yapılandırmak ihtiyacını da duydu Başka bir deyişle, ta Lenin'denberi, Sovyetler Birliği'nin, denebilir ki, daima temellerini sarsan "milliyetler sorunu"na, perestroyka, yani yeniden yapılanma çerçevesinde yeni bir çözüm getirmek istedi
Konu ilk defa Temmuz-Haziran 1988'deki 19'uncu Parti Konferansı'nda ele alınmıştır Parti Konferansı, Sovyetler Birliği'nin parlamentosu olan Yüksek Sovyeti, iki meclisli bir hale getirmiş ve biri Birlik Konseyi, diğeri de Milliyetler Konseyi kurulmasına karar vermişti Milliyetler Konseyi, tamamen cumhuriyetler, özerk cumhuriyetler, özerk bölge ve topraklar temsilcilerinden meydana gelecekti
1990 Aralık ayında yapılan Halk Temsilcileri Kongresi'nde ise Gorbaçov, Egemen Devletler Birliği Antlaşması tasarısını ortaya attı Bu yeni birliğin adı, Egemen Sovyet Cumhuriyetleri Birliği olacaktı Birliğin esas tutkalı ise, "ekonomik birlik" idi Gorbaçov, ekonomik bütünlüğün korunmasına çok önem veriyordu
Lakin, Gorbaçov'un Sovyetler Birliği'ne vermek istediği bu yeni yapılanma, bir takım tepkilerin ortaya çıkmasına sebep oldu Birincisi, bu gelişmelerin, cumhuriyetlerdeki "ayrılıkçı" eğilimleri harekete geçirmesi ve bu eğilimlere hız vermesidir İkincisi, bu ayrılıkçı eğilimlerin Ordu'yu rahatsız etmesidir Halk Temsilcisi Kongresi'nin Aralık 1990'daki toplantısından önce Ordu, Gorbaçov'dan, ayrılıkçı hareketlere karşı sert tedbirler alınmasını ve bu bölgelerde olağanüstü hal ilan edilmesini istemiştir Hatta Kuvvet Komutanları, tepkilerini dile getiren bir bildiri de yayınladılar
19 Ağustos 1991'deki darbenin liderlerinden, KGB Başkanı ve eski lider Andropov'un adamı Vladimir Kryuchkov, Kongre'nin 22 Aralık 1990 günlü oturumunda gayet sert ve tehditkar bir konuşma yaparak; ayrılıkçı hareketler ve etnik çatışmalar devam ederse, KGB'nin, yani Devlet Güvenlik Örgütü'nün müdahale edeceğini bildirdi Bu sözler 19 Ağustos 1991 darbesinin habercisi olmasına rağmen, ne Gorbaçov'un ne de Yeltsin'in bunu anlayamadığı görülüyor Bununla beraber, Kongre, Sovyetler Birliği'nin adını Egemen ve Eşit Devletler Federasyonu olarak kabul etti
Her iki taraftan gelen bu tepkiler karşısından Gorbaçov, bu tepkileri önlemek için çareyi, Kongre'den olağanüstü yetkiler almakta buldu Bu, Gorbaçov "diktatörlüğünün" tesisi idi Bir Kongre delegesi, "Demokrasi güneşi batarken, muhafazakar kuvvetler harekete geçiyor" diyordu Dışişleri Bakanı Şevardnadze de, Gorbaçov'un bu diktatörlük yetkilerini protesto için görevinden istifa etti Kongre'den sonra da Gorbaçov, Baltık cumhuriyetlerinin bağımsızlıklarına son vermek için, bu cumhuriyetlere asker sevketti Baltık Ülkeleri, 50 yıl sonra, bir kere daha Sovyetler Birliği'nin "işgaline" uğruyordu
Gorbaçov, Kongre'nin kabul ettiği yeni "Federasyon" tasarısını diğer cumhuriyetlere de kabul ettirmek için 1991 yılı başından itibaren bunlarla müzakerelere girişti Bu müzakerelerde, tasarıda bir takım değişiklikler de yapıldı 1991 Haziranında, Estonya, Letonya, Litvanya, Ermenistan, Gürcistan, Moldova, Tacikistan ve Özbekistan hariç, 7 devlet imza etti Gorbaçov, diğerleri üzerinde de çabalarını sürdürdü ve Temmuz 1991 sonunda 15 cumhuriyetten 10 tanesi tasarıyı kabul etti Bunun üzerine, yeni federasyon tasarısının, kabul eden cumhuriyetlerin parlamentolarının onayına sunulması işi kalıyordu
Bu işi de başarmış ve hayatından memnun olan Gorbaçov, 5 Ağustosta, ailesi mensupları ve gerekli personel ile birlikte Kırım'daki daça'sına yaz tatiline gitti Dönüş programı 20 Ağustos olup, o gün yeni federasyon anlaşması imzalanacaktı
Lakin 18 Ağustos 1991 günü öğleden sonra, KGB birlikleri (yani Kryuchkov'un birlikleri, Gorbaçov'un kaldığı daça'yı kontrol altına alarak kendisini ve ailesini ev hapsine aldılar 19 Ağustos sabahı ise, saat 07:00 de Tass Ajansı, Olağanüstü Hal Devlet Komitesi'nin bir bildirisini yayınlarken, tanklar Moskova caddelerini kontrol altına almaya başladı Gece sokağa çıkma yasağı uygulanacağı bildirilirken her türlü siyasi faaliyet ve serbest basın da yasaklanıyordu Bunun arkasından, Olağanüstü Hal Devlet Komitesi, uzun bir bildiri yayınladı Bildiri de, Gorbaçov yönetimi yerden yere vurularak, ülkenin yönetilmez hale getirildiğini uzun uzun anlattıktan sonra, Devlet Komitesi'nin ülkeyi bu uçurumdan kurtarma sorumluluğunu üzerine aldığı ve bu arada da,yeni bir "birlik anlaşması" tasarısının tartışmaya açılacağı belirtilerek halktan Komite'ye yardımcı olması isteniyordu
Yine yapılan açıklamaya göre, Devlet Komitesi şu 8 kişiden meydana geliyordu: Gennadi İ Yanayev, Cumhurbaşkanı (yani Gorbaçov'un) yardımcısı; Vladimir A Kryuchkov, KGB (Devlet Güvenlik Örgütü) Başkanı; Dmitri T Yazov, Savunma Bakanı; Valentin S Pavlov, Başbakan; Boris K Pugo, İçişleri Bakanı; Oleg D Baklanov, Milli Savunma Konseyi Başkan Yardımcısı; Vasily A Starodubtsev, Çiftçiler Birliği Başkanı; Aleksandr I Tizyakov, İktisadi Devlet Teşekkülleri Topluluğu Başkanı
Görülüyor ki, darbe aşağıdan gelen bir hareketin itmesiyle değil, doğrudan yukarıdan gelen bir hareket niteliğini taşımaktaydı Gorbaçov ve ailesini ev hapsine alan KGB birlikleri, Ordu'nun emriyle hareket ettiklerini söylemişti Halbuki gerçeğin hiç de böyle olmadığı, darbenin, hiç bir hesaba kitaba dayanmadan, çocukça bir şekilde hazırlandığı anlaşılmıştır Çünkü darbe, nerdeyse 48 saat bile devam edememiştir
19 Ağustos günü öğleye doğru tanklar, Rusya Federasyonunun parlementosunu çembere almaya başlayınca, Boris Yeltsin, mürettebatının bırakıp kaçtığı bir tankın üzerine çıkıp, toplanmış olan halka hitaben, darbenin anayasaya aykırı olduğunu söylemiş ve darbeciler için "hainler" ve "darbeciler" deyimlerini kullanmıştır Yeltsin, bütün Rusya halkından darbecilere karşı grevlere gitmesini istemiştir Ayrıca, Beyaz Saray denen, Rusya Federasyonu meclis binasında kurulan bir radyo istasyonu da, darbeciler aleyhine yayına başlamıştır Kazakistan Cumhurbaşkanı Nursultan Nazarbayev ile Ukrayna Cumhurbaşkanı Leonid Kravçuk, 20 Ağustosta yayınladıkları bildirilerle Yeltsin'i desteklerken, Ordu'dan ve büroksariden darbeciler lehine bir destek gelmemiştir Bazı yerlerde askerlerle siviller arasında çarpışmalar olduysa da, bu da dar çapta bir olay niteliğini aşamamıştır
20 Ağustostan itibaren Devlet Komitesi'nde çözülmeler başladı O gün, Başkan Pavlov ve arkasından da KGB Başkanı Kryuchkov ve Savunma Bakanı Yazov, Komite'den istifa ettiler Zira, darbeciler içerden bir destek alamadıkları gibi, dışardan da, başta Amerika olmak üzere Batı, Yeltsin'e tam destek verdi
Irak lideri Saddam Hüseyin ile Libya Lideri Muammer Kaddafi, Rusya'daki darbe teşebbüsünü desteklemişlerdir
21 Ağustosta darbenin başarısızlığı kesinleşmişti ve Sovyetler Birliği'nin kaderi bu tarihten itibaren Boris Yeltsin'in eline geçmiş bulunuyordu Batı dünyasının gözünde Yeltsin, sadece Sovyetler Birliği'ni kurtaran değil, aynı zamanda bu ülkede demokrasiyi de kurtaran bir kişi haline geldi Bütün Batı dünyası, artık Gorbaçov'dan söz etmiyor Yeltsin'i göklere çıkarıyordu İşte bu atmosfer için Gorbaçov, 22 Ağustosta Kırım'dan Moskova'ya döndü Lakin, artık bir "kahraman" değildi 22 Ağustosta Moskova'da yaptığı basın toplantısında, darbe sırasında başından geçenleri ve şimdiye kadar olan icratını anlattıktan sonra, soru üzerine, bir ara Yeltsin'den çok kısa bir şekilde söz etmesi de dikkati çekmişti
Yeltsin bir defa iktidarı ele geçirmişti Şüphesiz, bu işin ucunu bırakmayacaktı 24 Ağustosta, Gorbaçov Sovyetler Birliği Komünist Partisi liderliğinden istifa ettiğini açıkladıktan sonra, S B Yüksek Sovyeti (parlamento) de 24 Ağustos 1991 de Sovyetler Birliği Komünist Partisi'nin bütün faaliyetlerinin sona erdirildiğini ilan etti Bu olaydan sonra, bir çok Sovyet cumhuriyeti bağımsızlıklarını ilan etmeye başladılar
Komünist Partisinin feshedilmesi ve Gorbaçov'un da Parti Liderliğinden istifasından sonra, Gorbaçov'un devlet başkanlığının devam etmesine rağmen, yönetim artık tamamen Yeltsin'in eline geçmişti Darbenin başarısızlığından sonra Yeltsin, devletin üst kademelerinde büyük değişiklikler ve atamalar yaptı Bunları yaparken, Gorbaçov'a danışmadığı gibi, bazı atamaları da Gorbaçov'un muhalefetine rağmen yaptı
Bu durum bir kaç ay sürdü 21 Aralık 1991 de, 11 eski Sovyet Cumhuriyeti Kazakistan'ın başkenti Almaty'de (eski Alma Ata) bir takım deklarasyonlar imzalıyarak, Bağımsız Devletler Topluluğu'nu kurdular Bu deklarasyonlar, Topluluk Paktı Protokolü, Alma-Ata Deklarasyonu, Askeri İşler Deklarasyonu, Topluluk Kurumları Hakkında Deklarasyon, Birleşmiş Milletler Hakkında Deklarasyon ve Nükleer Silahlar Deklarasyonu'dur
Alma-Ata Deklarasyonu'nda, üye ülkelerin birbirleriyle münasebetlerinde, devlet egemenliği ve egemen eşitlik, self-detarminasyon, birbirlerinin içişlerine karışmama, birbirlerine karşı baskı aracı olarak kuvvete veya herhangi bir araca başvurmama, anlaşmazlıkların barışçı yollarla çözümü, insan hakları ve hürriyetlerine saygı ve milli azınlıkların haklarına saygı ilkelerine dayanacakları belirtilmekteydi Topluluk silahlı kuvvetlerinin başına Rus Generali Yevgeni Şapaşnikov getirilirken, Nükleer Silahlar Hakkındaki Deklarasyonla da, taraflar, topraklarının nükleer silahlardan arındırılmasını ve hiçbir zaman nükleer silahlara başvurmamayı öngörmekteydiler
Gorbaçov 23 Aralık 1991 de Yeltsin ile, Başkanlığın kendisine devri konusunu müzakere ettikten sonra, 25 Aralık 1991 günü Televizyondan yaptığı uzun bir veda konuşması ile, Başkanlık görevinden istifa ettiğini açıkladı Konuşmasını yapmadan önce de, Sovyetler Birliği'nin nükleer savaş şifrelerinin bulunduğu çantayı Yeltsin'e teslim etti
Bu suretle, Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği tarih içindeki ömrünü tamamlıyarak, hem Rusya'nın tarihinde ve hem de milletlerarası politika ile kuvvet dengesi münasebetlerinde yeni bir dönem açılıyordu Bu, aynı zamanda, dünyanın da yeni bir yapılanmaya doğru adım atmasıydı
Stalin'den Gorbaçov'a
Stalin 5 Mart 1953 de öldükten sonra, Nikita Kruşçev, oldukça uzun bir mücadelenin sonunda, 1957 de tek başına Sovyet ikdidarının sahibi olmayı başarmıştı Kruşçev döneminde Doğu-Batı münasebetleri, denebilir ki, Stalin zamanındakilerden çok daha sert ve tehlikeli gerginler içine girmiştir Kuruşçev'in, 1958'den başlayan Mao ile kavgası, 1964 Ekiminde, bir "saray darbesi" ile iktidardan düşürülmesine sebep oldu Yerine, 18 yıl iktidarda kalacak olan, Leonid Brejnev geçti Brejnev döneminin en önemli olayı ise, Doğu yahut Sovyet Bloku'nun içerden sarsılmasına sebep olan ve 1 Ağustos 1975 de 35 ülkenin imzaladığı Helsinki Nihai Senedi veya Helsinki Deklarasyonu'dur Sovyetler Birliğinin dağılmasının itici gücü, Gorbaçov'un ortaya attığı glasnost ve perestroyka olmuş iken, Sovyet veya Sosyalist Blok'un temellerini sarsan da bu Helsinki Nihai Senedi olmuştur Doğu-Batı münasebetlerine bir yumuşama ve bir yakınlık getirmek isteyen bu belgenin yürürlüğe girmesinden sonra, Doğu Avrupa'daki bütün Sovyet uydusu sosyalist ülkelerde, aydınlar ve milliyetçiler arasında, insan hakları ve hürriyet hareketleri başlamış ve bu hareketler zamanla Moskova'nın hegemonyasına karşı bir mücadeleye dönüşmüştür Şüphesi bunlar, bir patlama değil, yavaş yavaş gelişen hareketler olmuştur
Brejnev 1982 Kasımında öldü Yerine hem hasta ve hem de yaşlı, Yuri Andropov geçti Sovyetler Birliği Komünist Partisi'nin bu yeni Genel Sekreteri, 1956 Macar ayaklanmasında Sovyetlerin Budapeşte Büyükelçisiydi ve İmre Nagy'ın tuzağa düşürülüp tutuklanmasında önemli bir rol oynamıştı Yalnız şu var ki, Andropov, parti yönetiminde gençlere ağırlık verilmesi taraftarıydı Bundan dolayıdır ki, Parti üst kademesindeki gençlerden Mikhail Gorbaçov'a, özellikle dış politikada önemli görevler vererek, bir bakıma kendisinin veliahdı yapmak istemişti Lakin Andropov, 15 ay "saltanat" sürdükten sonra, Şubat 1984 de öldü Fakat Andropov'un yerine 53 yaşındaki Gorbaçov değil, yaşlı ve hasta, Konstantin Çernenko geçti
Çernenko, görevini ancak 13 ay sürdürebildi 10 Mart 1985 günü öldü Özellikle Komünist Partisi Merkez Komitesi'nin 50 yaşın altındaki gençlerin etkisiyle, Genel Sekreterliğe Mikhail Gorbaçov getirildi Şurası bir gerçektir ki, Gorbaçov iktidara geldiğinde, Batı'da hiç kimse, bu olayın, Sovyetler Birliği tarihinin bir dönüm noktası olacağını ve Sovyetler Birliği'nin, Komünist Partisi'nin bu genç, yetenekli ve dinamik Genel Sekreteri zamanında ve onun politikası sonucu dağılıp gideceğini aklına bile getirmedi Bu sırada Amerika'da, bir takım "akl-ı evveller", Sovyetler Birliği'ni, Orta Asya'dan ve "İslam" faktörü ile yıkma hesap ve tartışmaları yapmaktaydı Halbuki, Sovyetler Birliği, Doğudan değil Batıdan, Orta Asya'dan değil, Doğu Avrupa'dan yıkıldı
Şunu hemen belirtelim ki, Gorbaçov'un kendisini Komünist Partisi'ne kabul ettirmesi de kolay olmadı Gorbaçov, Parti içinde kendi iktidarını pekiştirmek için, iki istikamette hareket etti Birincisi, her fırsatta, "eski tüfekleri" sahneden çıkarmaya çalıştı İkincisi de, Parti'nin temel organlarındaki kadroları kendi görüşlerine yatkın kişilerle takviye etmek için çaba harcadı Bu mücadele 1988 yılı sonlarına kadar sürdü
Gorbaçov'un Parti'ye egemen olması kolay olmamıştır Onun için Parti kadroları üzerinde, kendi görüşlerine göre manipülasyonlar yaparken, yine de Komünist Partisi ve özellikle Merkez Komitesi'nden bir hayır beklememiş olmalı ki, iktidarını başka unsurlar üzerine dayandırma yoluna gitti
Komünist Partisi'nin, 1941 yılından beri toplanmayan ve halkın temsilcilerinden meydana gelen bir "Parti Konferansı" vardı Gorbaçov seçim yaptırarak, Haziran-Temmuz 1988 de Parti Konferansı'nın toplanmasını sağladı Bu Konferans'ın en önemli özelliği, konuşma ve eleştirilerin, gayet serbest ve açık olarak yapılmasıydı Konferans'ta Gorbaçov'un "çok adaylı" seçim sistemini savunması ilginçtir Gorbaçov, iktidarını, Komünist Partisi'ne değil, halka dayandırmak istiyordu
Halk Kongresi, bir danışma organı niteliğinde olmakla beraber, anayasa değişikliği ile ilgili kararlar da aldı Bunlardan biri de, Komünist Partisi'nin "devlet" üzerindeki "vesayeti"nin kaldırılması, yani Parti ile Hükümet işlerinin birbirinden ayrılmasıydı Ayrıca, Gorbaçov'un bir çok yetkileri de genişletildi Sovyetler Birliği'nin parlamentosu niteliğindeki Yüksek Sovyet, Aralık 1988'deki toplantısında bu kararları, yani Gorbaçov'un yetkilerinin genişletilmesini aynen onayladığı gibi Gorbaçov aynı zamanda Devlet Başkanlığı'na da getirildi
Yüksek Sovyet, yine Halk Kongresi kararlarına uygun olarak, Anayasa değişiklikleri içinde, 1500'ü halk tarafından ve 750'si kamu kuruluşları tarafından seçilecek 2 250 üyeli bir Halk Temsilcileri Kongresi kurulmasını da kabul etti Bu kongre ilk toplantısını Mayıs-Haziran 1989 da yaptı Bu suretle Sovyet sistemine, doğrudan halkı temsil eden yeni bir organ dahil olmaktaydı
Yüksek Sovyet, 1990 Şubatında, Gorbaçov'u, "Executive President" yapan, yani Amerika'daki gibi "Başkanlık Sistemi"ni getiren bir karar aldı
Fakat, 1990 Şubatındaki gelişmeler bu kadarla da kalmadı Bir defa, 4 Şubat 1990 günü Moskova'da, 200 000 kişinin katıldığı yürüyüş ve gösteriler yapıldı Gösterilerde Komünist Partisi'nin ülke yönetimindeki tekeline son verilmesi ve Partide radikal reformlar yapılması istenmekteydi Tarihçi, Yuri Afanasyev, bu gösteriler için, Çarlığa son veren 1917 Şubat ihtilalinden esinlenerek, "1990'ın barışçı Şubat ihtilali" diyordu
Bu gösteriler Komünist Partisi Merkez Komitesi'ne hemen yansıdı Gösterilerin ertesi günü Komite'de alınan kararlarla, Komünist Partisi'nin ülke yönetiminin tek gücü olmasını öngören Anayasa maddesinin kaldırılması ve "Sovyetler Birliği Komünist Partisi halk için vardır ve halka hizmet etmektedir" hükmünün Anayasaya girmesi kabul edildi
Bütün bu gelişmelerle Gorbaçov, iktidarını iyice pekiştirmekle beraber, Parti ve devlet sisteminde yapılan bu değişikliklerle de, Sovyetler Birliği'nde bir ihtilal ve inkılap yaptığı da bir gerçekti Gorbaçov, Stalin'in bıraktığı "Marksist" ve "Komünist" sistemi, ne Karl Marx ve Engels'in, ne Lenin'in ve hele Stalin'in hiç düşünmedikleri bir yere getirmişti Gorbaçov, Marx'ın uydurma "proletarya diktatoryası"ndan, Sovyet komünizmini, "halkın demokrasisi"ne getirdi Bu, Stalin ve haleflerinin, yine uydurma "halk demokrasisi"de değildi
__________________
Garbın âfâkını sarmışsa çelik zırhlı duvar Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddim var Ulusun, korkma! Nasıl böyle bir imânı boğar, 'Medeniyyet!' dediğin tek dişi kalmış canavar?
Ey ŞaiR! Bana Yağmurdan bahsetme, yağdır
|