Şengül Şirin
|
Cevap : Dersim Miteolojisi
BİTMEYEN YİYECEKLER
Dersim bölgesindeki Üryan (Sultan) Hıdır, Şıh Hüsametti Aseli ve Seyyid Gabani efsanelerinin ortak bir motifi olarak; misafirlere (genelde yöreye gelen sultan ve askerlerine) ikram edilen bir kap yemeğin (ki genellikle bıskaşiri/gömme olarak kabul edilir), tüm misafirler ya da askerler doyduğunda hala bitmediği anlatılır Dersim mitolojisinin çok bilinen bu motifini, Hacı Bektaş'ın Velayetname'sinde bitmeyen hamur motifi olarak görürken, Anadolu ve Balkanlar'a uzanan bölgede pek çok noktada, aynı motife rastlanmaktadır Antalya'nın Elmalı İlçesi, Tekke Köyü'nde türbesi bulunan Abdal Musa Velayetnamesi'nde, Abdal Musa'nın denizden gemi ile gelen askerlere, Tokat'ın Zile İlçesi, Kepez Köyü'nde türbesi bulunan Şeyh Ahmet'in, savaşa giden padişah ve yanındakilere (askerlerine), Seyyid Ali Sultan'ın Trakya Bölgesi varyantında, Seyyid Ali Sultan'ın, Edirne Paşası ve askerlerine, Bulgaristan'da yaygın Muhyiddin Baba inancında, Muhyiddin Baba'nın üç ayrı köy halkına; Şeyh Hasan Onar'ın, Sultan Alaaddin ve askerlerine sunduğu yemek, herkesin doymasına karşın bitmez Motifin bildiğimiz ve bilmediğimiz yaygınlığı, kolay sahiplenildiğini ve popüler olduğunu göstermektedir Bitmeyen yiyecek motifinin kaynağı, mevcut bilgi ve kaynaklar ışığında İncil'e ve bu nedenle de Hıristiyan inancına bağlanırken; İncil'de Hz İsa'nın, kendisi ve açıkmış olan havarilerine bitmeyen ekmek ve balık sunmaktadır
Benzer motif Kuran'da geçmese de, kimi hadis kitaplarında Hz Muhammed'in Ebu Talha'nın evinde, bir ekmekle toplanan cemaati doyurduğu anlatılır Aynı şekilde, Hacım Sultan Velayetnamesi'nde Hacım Sultan'ın Horasan'dan gelirken Ahmet Yesevi'den aldığı sofranın, kırk yıl boyunca bir ağaçta asılı kalması ve gelip geçen yolcuların sofradan yemelerine karşın, sofradaki yiyeceklerin bitmemesi ve Eflaki'de Mevlana'nın bir tepsi helva ile yüzlerce kişiyi doyurduğunun anlatılması; bu motifin, Hıristiyan kültüründen entegre edilerek özellikle de Alevi/bektaşiler arasında yaygınlaştığını göstermektedir Bu yaygınlaşma zaman zaman evliya ya da tanrısal kişilikler sınırını aşarak, bir çok yerel baba/abdal gibi kişiliklere ilişkin söylencelere ve kimi Anadolu masallarına da girmiştir
ATEŞTE, KAZANDA YA DA FIRINDA DENEME
Dersim efsanelerinin sevilen motiflerinden birisi de ateşte, kazanda ya da fırında denenme motifidir Dersim mitolojisinin kahramanlarından Ağuçan, yollarına çıktığı Tatarlar (bize göre Moğollar) tarafından hem ateşte hem kazanda; Kureyş, Derviş Güler (ya da Beyaz) ile birlikte Bağın kale komutanı tarafından fırında; Hasan Halife ise, Pertek kale komutanı tarafından fırında denenirler Ateşte deneme motifi, Dersim'de olduğu kadar, Alevi/Bektaşi menakıbnamelerininde sık sık kullanılan bir motifidir Hacı Bektaş Veli Velayetnamesi'nde, Hacı Bektaş'ın halifelerinden Karadonlu Can Baba Tatarlar tarafından kaynar kazan ve odun ateşinde denenir Üç gün yanan ateşten sağ çıkan Karadonlu Can Baba gibi; Kolu Açık Hacim Sultan Velayetnamesi'nde, Hacim Sultan'ın yoldaşlarından Burhan Abdal, yanan fırında denenir ve bu denemeden sağ olarak kurtulur
Menakıbu'l Kudsiyye'de, Selçuklu kadısı Köre Kadı'nın isteği ve tahrikleri üzerine, Baba İlyas'ın müridlerinden Oban, odun ateşinde denenir ki, aynı menakıbnamede Baba İlyas'ın zaviyesine yapılan kundaklamada, henüz beşikte olan Muhlis Paşa'nın üç gün ateşte kalmasına karşın ölmediği anlatılır Abdal Musa Velayetnamesi'nde, Teke Beyi'nine yaktırdığı ateşe giren Abdal Musa ve yoldaşları yanmadıkları gibi, bastıkları her yeri çime çevirirler Hatay evliyalarından Beyazıd Bestami ise, kendisini denemek isteyen Hıristiyanlar'a karşı, çocuğunu kireç ocağına sokar ve sonra elini sokup sağ olarak çıkarır Alevilik ve Bektaşilik söylencelerinin çok sevilen ve popüler olan bu motifi, Kuranı Kerim'de Hz İbrahim'in Nemrut'un yaktırdığı ateşte yanması ve Hıristiyan azizlerinden Curcis, Aya Yorgi ya da St Georges'in Musul hükümdarınca ateşe atılması anlatımlarında da görsek, motifin asıl kaynağı olarak Şaman inançlarına kadar gitmek gerekir
Şamanların ateşe karşı kendini duyarsız duruma getirmesi ve ateş üzerinde yürümesi, ateşte kızarmış demirin acı duyulmadan ele alınabilmesi gibi denemeler, yani ateşe hükmetme davranışı, şamanlığın gerekliliğidir Hint sufilerinin de benzer denemeleri yapması, bölge etkileşimi olarak düşünülürken;
Hive kentinde türbesi bulunan Alev Hoca'nın, ateşe atılarak denenmiş olması, motifin şaman kökenli olabileceği görüşünü destekler Ancak, Hint sufileri ile, İran merkezli Zerdüş inancındaki ateş kutsallığını ve ateş tapınakların da düşündüğümüzde, ortaya İran, Orta Asya ve Hindistan üçgeni ve bu alan içindeki inanç biçimleri çıkar Hemen tüm varyantlarında merkezi otoriteyi temsil edenlerce, zorlama sonucu yapılan bu eylemler, otorite ile inanç arasındaki mücadeleyi simgeler Aslında burada denenen söylencedeki kişi değil, kişinin temsil ettiği inancın kendisidir Bu bağlamda değerlendirdiğimizde, önceden bilinen ve Anadolu'ya taşınan eylem biçimi, gerek islamiyet ve gerekse Hıristiyan inanışlarındaki ateşte deneme motifi ile desteklenerek ve şekil değiştirerek, bugünkü şeklini almış olmalıdır
Motifin Anadolu'ya aktarımı ise, kemiklerden diriltme ve duvar yürütme motiflerinde olduğu gibi, gezgin dervişlerce yapılmış olmalıdır A Y Ocak, motif kaynağını şamanlığa bağlarken, 1258'den sonra Moğol Sultanı Hülagu'nun Bağdat'ı almasından sonra, Rıfai dervişlerince Anadolu'ya taşınmış olacağını belirtir
ASA İLE SU ÇIKARMA
Bugünkü Pertek ilçesi Pınarlar (Paşavenk) nahiyesi, Koçpınar Köyü'nde ziyareti bulunan Hasan Halife'nin, döneminde suyu olmayan bu köy için, asasıyla yere vurarak su çıkarması mitosu; Dersim mitolojisinin saptayabildiğimiz asa ile su çıkarma motifinin tek örneğidir Dersim'de popüler olmayan su çıkarma motifi, Anadolu'nun birçok yerinde çok yaygın bir eylem tarzıdır Hacı Bektaş Veli'nin, Lokman Parende'nin, Horasan erenleriyle toplandığı okulda kaynak suyu çıkarması (ki Hacı Bektaş, bu eylemini daha sonra birkaç defa daha tekrarlamıştır); Seyyid Ali Sultan'ın (Kızıl Deli), Trakya varyantında bir tekke yakınında su çıkarması; Hacim Sultan'ın, susuz kalan bir köyü suya kavuşturması ve bir kayadan eliyle su çıkarması, Abdal Musa'nın, misafir olduğu bir evde su bulamaması üzerine, yumruğunu yere vurarak su çıkarması, Sarı Saltuk'un, ejderha ille savaştan sonra elleriyle toprağı kazarak su çıkarması, Seyyid Ali Sultan'ın, asası ile su çıkarması ile birlikte, Tokat'taki Çeltek Baba denilen Şeyh Mahmut Emircidoğan'ın, Çeltek Köyü'nde asa ile su çıkarması, Şeyh Hasan'ın, Onar köyünde tekme ile vurduğu kayadan su çıkarması; Yıldırım Bayazıd'ın damadı Emir Sultan'ın, bir savaş sırasında gaziler abdest alsın diye mızrağı ile su çıkarması; Seyyid Rüstem Gazi'nin, tekkesinin yakınındaki değirmen için asasıyla su çıkarması eylemleri, motifin yaygınlığını gösterir
Su çıkarma motifinin, birçok kültürdeki su kültü ile olan ilişkilerini bir yana koyarsak, zor durumda kalanlar için ya da susuz kalan bir köy için, herhangi bir şekilde su çıkarılması ile ilgili ilk bilgileri, Kitabı Mukaddes'te Filistinliler ile savaşan Samson'un susuzluk nedeniyle zor durumdayken yerden, Kuran'da Eyüp Peygamberin hastalığı sırasında ayağı ile vurduğu yerden su çıkarması ile, Sina Çölü'nde susuz kalan İsrailoğulları için, Hz Musa'nın asası ile taştan su çıkarması mitosları şeklinde bulmaktayız Ayrıca Kuran'da geçmese de, Hz Muhammed'in bir savaş sırasında elindeki oku yere saplayarak su çıkardığının anlatılması, motif kaynağını kutsal kitaplara götürür Ancak, gerek Mezopotamya ve gerekse Antik Anadolu kültürlerindeki su kültünün verileri, aşiretlerin geldiği ve geçiş yollarında öğrendikleri motifleri, yerleştikleri coğrafyadaki motiflerle senkretize ettiklerini de unutmamak gerekir
HIRKA İLE SUYU GEÇME
Hırkası üstünde Murat Nehri'ni geçerek Pertek'e gelen Hasan Halife dışında, Dersim bölgesinde Sarı Saltuk'a ilişkin yapılan aktarımlara şüphe ile bakmaktayız Sarı Saltuk söylencesinin özgün varyantını derleyemediğimiz gibi, mevcut anlatımlar Hacı Bektaş Veli Velayetnamesi ile özdeştir Bu nedenle Sarı Saltuk'un, denizi seccade/hırka ile geçme olayı bir yana, Hasan Halife'nin Murat Nehri'ni hırka ile geçmesi, bu anlamda saptayabildiğimiz tek hırka ile suyu geçme motif örneğidir Hacı Bektaş'ın, Kızılırmak'ı seccadesi üzerinde geçmesi; Sarı Saltuk'un, seccade üzerinde Karadeniz'de bir çok yeri dolaşması; Menakıbu'l Kudsiyye'de, Baba İlyas müridlerinin, atıldıkları denizin üstünde oturması ya da yürümesi ve Otman Baba Vilayetnamesi'nde, Otman Baba'nın bir defa deniz bir defa göl ve bir defa da ırmak üzerinde yürüyüp karşıya geçmesi, su üstünde mucizevi geçiş motifinin popülaritesinin yaygınlığını göstermektedir Motifin sadece İncil'de görülmesi ve bu anlatımda Hz İsa'nın havarileri ile birlikte takip edildiğinde, havarilerini kayıkla gönderdikten sonra, kendisinin denizi yürüyerek geçmesi, motif kaynağını Hıristiyan kültürüne götürür
MEKAN DEĞİŞTİRME
Dersim'deki yerel inanışlarda, Hızır'ın her an ve her yerde olabileceği, bir mekandan bir başka mekana, zaman kavramı olmaksızın ulaşabileceğine dair oluşan inanç geleneği ve zaman zaman gördükleri kimi ak sakallı ihtiyarların sürekli olarak yollarına çıktığına, yani mekan değiştirdiklerine dair aktarılan anlatımlar ile ilgili en belirgin efsane, Çoban Munzur'un ağası için hacca sıcak helva götürmesidir Munzur, ağasının hanımından aldığı sıcak helvayı soğutmadan, hacda bulunan ağasına sunarken, mucizevi bir şekilde mekan değişikliği yapar Munzur kadar bilinmese de, Düzgün Baba'ya ait bir varyantta; Düzgün, çok uzaklarda bulunan amcasına sıcak roneni götürürken yine mucizevi mekan değişikliğini yapar Hacı Bektaş Velayetnamesi'nde; Hacı Bektaş'ın, hacda bulunan Lokman-ı Perende'ye, Munzur söylencesinde olduğu gibi, Lokman'ın karısından aldığı sıcak pişiyi soğumadan iletmesi; Anadolu'nun çeşitli yörelerinde, Muhyiddin Abdal'ın hacda bulunan ağasına sıcak helva götümesi ya da Mustafa Şevki Paşa'nın bir çobanının, paşa hacda iken ona sıcak içli köfte götürmesi, Anonim bir Erzurum efsanesinde bir evin uşağının, hacda bulunan efendisine sıcak helva götürmesi, mekan değiştirip uzaklarda bulunan (genelde hac görevinde) bir kişiye yeni pişirilmiş bir yiyeceğin soğumadan götürülmesi motifinin, sevilen bir motif olarak sadece söylencelerde değil, çeşitli masallarda da kullanılmıştır
Kaynak olarak herhangi bir kültüre götürmek mümkün görünmese de, daha çok sihir/büyü gibi güçlerin ve mistitizmin etkin olduğu, kuş donlarına girilerek uzak yerlere ulaşılabildiği inancının bulunduğu, şaman ve uzakdoğu kültürünün etkinlerini düşünmek gerekir
__________________
Arkadaşlar, efendiler ve ey millet, iyi biliniz ki, Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müritler, meczuplar memleketi olamaz En doğru, en hakiki tarikat, medeniyet tarikatıdır
|