Yalnız Mesajı Göster

Sasani İmparatorluğu | Sasani Devleti | Sasaniler

Eski 05-27-2009   #7
[KAPLAN]
Varsayılan

Sasani İmparatorluğu | Sasani Devleti | Sasaniler



Düşüşü ve Yıkılması (622–651)

II Hüsrev'in seferi ilk bakışta büyük bir zafer olarak görülse de, aslında İran ordusunu oldukça geniş bir alana yaymış ve halkı yüksek vergilerle karşı karşıya bırakmıştı Bizans imparatoru Heraklius (610-641) bir taktik manevrayla misilleme yaparak kuşatma altındaki başkentinden çıktı ve Karadeniz'e gemiyle geçip İran'a arkadan saldırdı Heraklius, Hazarlar'ın ve diğer Türk gruplarının da yardımıyla, 15 yıl süren savaş sonucu yıpranan Sasaniler'e karşı yıkıcı zaferler elde etti Heraklius'un seferi, Hazarlar tarafından terk edilen Bizanslıların Rhahzadh komutasındaki Fars orudusunu Ninova Savaşı'nda (627) mağlup etmesiyle doruk noktasında ulaştı Heraklius, bunun ardından Mezopotamya ve Batı İran'a yürüdü Taht-ı Süleyman'ı ve Dastugerd Sarayı'nı yağmaladı Bu esnada II Hüsrev'in suikast sonucu öldüğü haberi kendisine ulaştırıldı

II Hüsrev'in suikastını karmaşa ve iç savaş takip etti 14 yıllık bir süreç ve II Hüsrev'in iki kızı ve spahbod Şahrbaraz da aralarında olmak üzere üstüste tahta çıkan 12 kralın ardından Sasani İmparatorluğu oldukça zayıfladı Merkezi otoritenin gücü generallerin eline geçti İhtilaller serisinin ardından güçlü bir kralın ortaya çıkması için birkaç yıl geçecekti Sasaniler eski gücüne tam anlamıyla hiç bir zaman ulaşamadı

632 baharında, saklanmakta bulunan III Yezdigirt (I Hüsrev'in torunlarından biri) tahta çıktı Aynı yıl, ilk Arap bölükleri İran topraklarına saldırılarda bulundu Yıllar süren savaşlar hem İranlıları hem de Bizanslıları yormuştu Ekonomik düşüş, ağır vergiler, dini kargaşa, katı sosyal tabakalaşma, vilayet derebeylerinin artan gücü ve hükümdarların sık sık değişmesi Sasanilerin daha fazla zayıflamasına sebebiyet verdi Bu faktörler Arap istilasını kolaylaştırdı


II Hüsrev'in kızı Kraliçe Purandokht, son kadın hükümdar ve Sasani hanedanının tahta çıkan son üyelerinden biri, 630




Sasaniler ilk Arap ordularının tehditlerine karşı hiç bir zaman yeterli bir direniş oluşturamadılar Sasaniler gibi, Bizans da yakın zamanlarda ortaya çıkan yayılmacı Araplar tarafından benzer bir tehditle burun burunaydı ve artık rahatsız edecek konumda değildi Buna rağmen, Yezdigirt danışmanlarının kontrolü altında bulunuyordu ve küçük feodal krallıklara bölünmeye başlayan çok büyük bir ülkeyi birleştirmekten acizdi Sasanilerle Müslüman Araplar arasındaki ilk karşılaşma 633 yılının nisan ayındaki bir savaşla başlamıştır Muhammed'in seçilmiş sahabelerinden biri olan Halid bin Velid komutasındaki disiplinli Arap ordularıyla Sasani orduları arasında 633 yılı sonuna dek dokuz çatışma daha gerçekleşmiş ve tümü Halid bin Velid'in zaferiyle sonuçlanmıştır

Halife Ebu Bekir'in vefatı sonrasında bu bölgedeki komutanlık görevinden çekilmiştir 634 yılının ocak ayında Firaz Savaşı, arap ordularının zaferiyle sonuçlanmıştır Aynı yılın ekim ayında görece küçük ordular arasındaki Köprü Savaşı'nda ise arap orduları ağır bir yenilgi almıştır

Ömer bin Hattab'ın halifeliği sırasında bir Müslüman ordusu 637 yılında Rüstem Farrokhzad komutasındaki kendinden daha büyük bir orduyu Kadisiye Savaşı'nda mağlup etti ve Ktesifon'u kuşattı Uzun süren bir kuşatmanın ardından Ktesifon düştü Yezdigirt ardında imparatorluğun devasa hazinesinin çok büyük bir kısmını bırakarak doğuya kaçtı Kısa bir süre sonra Ktesifon'u ele geçiren Araplar güçlü bir finansal kaynağın sahibi oldular Sasaniler de kaynak sıkıntısına düştü İmparatorluk yorgun, bölünmüş ve etkili bir hükümetten yoksun olmasa bir araya gelen ve tek bir ordu olarak hareket eden Sasani askeri kanadının özel atlı birlikleri olan Azadan (Asavaran/Asatan) kastı bir ihtimal Arapları yenebilirdi Fakat olayların hızlı gelişmesi sonucu İmparatorlukta beliren güç boşluğunda hiçbir zaman bir araya gelemediler Bunun sonucu İslam fethi oldu Bir kısım Sasani valileri güçlerini birleştirerek İslam Ordularını püskürtmek isteseler de merkezi otoritenin olmaması buna engel oldu ve Nihavend Savaşı'nı kaybettiler Ordu komuta yapısı yok olan, soylular dışında kalan tımarlı birlikleri önemli ölçüde azalan, finansal kaynakları elinden giden ve Azadan şovalye kastı azar azar yok edilen Sasani İmparatorluğu artık tamamen çaresiz durumda istila altında kaldı

Nihavend Yenilgisi'nin haberini alan Yezdigirt yanindaki Fars soyluları ile birlikte kuzeyde Horasan vilayetinin iç taraflarına kadar kaçtı 651 yılının sonlarına doğru bir değirmenci tarafından Merv'de suikast sonucu öldürüldü Diğer İran soyluları Orta Asya'ya yerleşerek bu bölgede İran kültürünü ve dilini yayacak olan ilk yerel Fars hanedanlığı Samanileri kurdular Samaniler İslam'ın egemen olmasından sonra Sasani gelenek ve kültürünü yeniden diriltmeye çalıştılar
İranlı şair Firdevsi Sasanilerin yıkılışlarıyla ilgili olarak şöyle der:

کجا آن بزرگان ساسانیان
زبهرامیان تا بسامانیان

kojā ān bozorgān-e Sāsānīyān
ze Bahrāmīyān tā be Sāmānīyān?

"Nereye gitti büyük Sasaniler?
"Ne oldu Behram'a ve Samanilere?"


Yönetimi


Şehriyar, Bin Bir Gece MasallarıŞehrazad"Krallar Kralı"'dır kitabında, tarafından kendisine hikâyeler anlatılan kurgusal bir Sasani


Sasaniler Ahamenişlerin ulaştıkları sınırlara yakın bir imparatorluk kurdular Başkentleri Khvarvaran vilayetinde bulunan Tizpon (Ktesifon)'du Bu imparatorluğu idare eden Sasani hükümdarları Şehinşah(Kralların Kralı) ünvanını kullanırlardı Merkezi idareye hükmeden bu krallar ulusal dinin simgesi olan kutsal ateşin de koruyuculuğunu üstlendiler Bunun açık göstergesi, Sasani madeni paralarının yüz kısmında taçları ile birlikte resmedilen hükümdarların, diğer yüzlerinde net şekilde görülen kutsal ateşle adeta desteklenmeleridir Sasani kraliçeleri Kraliçeler Kraliçesi anlamına gelen Banebshenan banebshen ünvanını taşırlardı

Daha küçük ölçekte, topraklar Sasani kraliyet ailesinden gelen, Şaşhrdar Kralın altında bulunan güçlü bir bürokrasi hükümetin çoğu işini yerine getirirdi Bürokrasinin başı ve yardımcı başbakan "Vuzorg (Bozorg) Farmadar" 'dı (بزرگ فرمادار) Bürokrasi içinde Zerdüşt rahibleri son derece güçlüydü Mecusi rahip sınıfının başı, Mobadan (موبدان), başkomutanla beraber, Iran (Eran) Spahbod (ايران سپهد), "Ho Tokhshan Bod" (هوتوخشان بد) sendikal birliğinin başkanı baştüccar ve çiftçilerin de başı olan tarım bakanı "Vastrioshansalar" (واستریوشانسالار), imparatorun altında Sasani Devleti'nin en güçlü insanlarıydı (شهردار) denilen küçük yöneticiler grubu tarafından da yönetilebilir Bunlar Şehinşah tarafından denetlenir Sasani idaresinin ayırt edici özellikleri, hatırı sayılır ölçekte merkezileştirme, hırslı bir şehir plancılığı, tarımda gelişme ve teknolojik iyileştirmelerdi


Sasani kralı, bir devlet konseyinin de üyeleri olan bakanlarının tavsiyeleriyle hareket ederdi Müslüman tarihçi Mesudi, Sasani krallarının mükemmel yönetimini, iyi düzenlenmiş siyasi politikalarını, tebaayı himaye edişlerini ve yönettikleri toprakların refahını övmüştür

Normal zamanlarda kraliyet babadan oğula geçerdi Fakat, kral tarafından daha küçük bir oğula da bırakılabilirdi İki kere, hakimiyet kraliçelerin kontrolüne geçti Direkt bir varis olmadığı zaman, asiller ve yüksek rütbeli rahibler bir hükümdar seçerdi Ama bu seçim, kraliyet ailesinden birisi olmak zorundaydı[24]
Sasani asilzadeleri, eski Part klanları, Fars aristokrasi aileleri ve hakimiyet altında bulunan toprakların asil ailelerinin bir karışımından oluşmuştu Part hanedanının ortadan kalkmasıyla bir çok yeni asil ailesi meydana çıktı Bir zamanlar egemen olan Yedi Part klanının bir kaçı önemini korumaya devam etti I Ardeşir'in maiyetinde, bir kaç Fars ailesiyle beraber eski Arsacid ailelerinden Suren-Pahlav ve Karen-Pahlav klanları, Varazeler ve Andiganlar büyük itibara sahiplerdi Ardeşir'den sonra gelen I Şapur, annesi tarafından Suren-Pahlav ailesine ilişkisini göstermiş olabileceği Gondophar'ın tacını (hilalle çevrelenmiş bir halka) sembol olarak benimsemişti İranlı ve İranlı olmayan bu soylu ailelerin yanında, Merv, Abarşehr, Karmania, Sistan (Sekistan), İberya (Azerbaycan'daki Arran) ve Adiabene kralları da Şehinşah'ın sarayında itibar gören diğer asiller olarak bahsedilir Gerçekten, Surenlerin, Karenlerin ve Varazelerin uzantılı toprakları yarı bağımsız devletler olarak orijinal Sasani ülkesinin parçası oldular Suren-Pahlavler, Sistan (Sakistan)'daki hakimiyetlerini korudular ve bir dalları da Nişabur bölgesinin civarını kontrolleri altında tuttular Böylece, Sasani İmparatorluğu'nun kraliyet maiyetine katılan asilzade aileleri, Şehinşah'a tabi olsalar bile kendi hakimiyet bölgelerinde egemenliklerini sürdürdüler

Genel olarak, Fars aileleri arasında Bozorgan, imparatorluk yönetiminde, sınır eyaletleri Marzban'ın (مرزبان) valiliği dahil olmak üzere en önemli mevkilere sahipti Bu pozisyonların çoğu babadan oğula geçerdi ve tek bir aile içinde nesiller boyunca intikal edilirdi En kıdemli Marzbanlar'a gümüş taht izni verilirken, Kafkasya gibi en stratejik sınır vilayetlerinin Marzbanlarına altın taht hakkı tanınırdı[25] Seferler esnasında, bölge Marzbanları mareşal olarak kabul görür, daha küçük spahbodlar sahra ordularını komuta edebilirlerdi


Kültürel olarak, Sasaniler bir sosyal katmanlaştırma sistemi uyguladılar Bu sistem, devlet dini olarak kurulan Zerdüştçülük tarafından da desteklendi Diğer dinlere büyük bir hoşgörü gösterildiği görülmektedir (Bu iddia, aynı zamanda hararetli bir tartışmanın da kaynağıdır Örnek olarak Wiesehöfer'in Ancient Persia' sına veya Cambridge History of Iran 'ın 3cildine bakınız) Sasani imparatorları bilinçli bir şekilde Pers İmparatorluğu'nun geleneklerini diriltmeye ve Yunan kültürel tesirini silmeye çalıştılar

Sasani ordusu


At üzerinde Fars şövalyesi, Tak-ı Bostan, İran




Sasaniler zamanında Fars ordusunun (Spah) omurgasını iki farklı ağır süvari birliği oluşturuyordu Bunlar, Clibanarii ve Catafraktlardır Bu süvari gücü çocukluktan itibaren eğitilen asillerden oluşturulurdu Bunlar hafif süvariler, piyadeler ve okçularla desteklenirdi Sasani taktiklerinin merkezinde, düşmanı okçular, savaş filleri ve diğer birliklerle bozup bölmek, böylece süvarilerilerin yararlanabileceği boşluklar açmak bulunurdu

Kendilerinden önce gelen Partların tersine Sasaniler gelişmiş muhasara kuleleri geliştirdiler Bu özellikleri, imparatorluğun Roma'yla giriştiği, başarının şehirleri ele geçirme kabiliyetine bağlı olduğu mücadelelerde önemli derecede yardımcı oldu Bunun yanında, Sasaniler kendi şehirlerini de saldırılara karşı korumak için bir kaç teknik geliştirdiler Sasani ordusu, bazısı sadece mızrak taşımasına rağmen, kendilerinden önce gelen Part ordusu gibi ağır süvarileri ile meşhurdu Yunan tarihçi Ammianus Marcellinus'un II Şapur'un clibanarii süvarileri hakkındaki tarifi ne kadar ağır şekilde teçhizatlandırıldıklarını ve sadece bir kısmının mızrak taşıdığını göstermektedir
Bütün birlikler demire bürünmüşlerdi Vücutlarının bütün bölümleri kalın tabakalarla kaplıydı Öyle teçhiz edilmişlerdi ki bükülmez eklem yerleri uzuvlarına denk geliyordu İnsan yüzü formları öyle maharetle başlarına uydurulmuştu ki, bütün vücutları metalle kapanmış olduğu için üzerlerine gelen oklar sadece, dışarıyı azıcık görecek şekilde gözbebeklerinin tam karşısına denk gelen ya da burunlarının ucunda azıcık hava alabilecekleri kadar bırakılan küçücük bir açıklıktan girebilirlerdi Bunlardan mızraklı olan bir kısmı öyle hareketsiz duruyorlardı ki, bronz mengene ve kelepçelerle tutturulmuş olduklarını zannederdiniz
Bizans imparatoru Maurikios Strategikon 'unda Sasani ağır süvarilerinin mızrak taşımadıklarının ve birincil silahları olarak yaylarına güvendiklerinin altını da çizer
Azadan (Asavaran ya da Azatan) asillerinden oluşan şövalye kastına bağlı bir askerin maliyeti küçük bir konak ya da malikaneydi Bu meblayı kraldan alan asiller bunun karşılığında imparatorluğun savaş zamanı en dikkate değer savunucularıydı

Anlaşmazlıklar


256 yılında, Şapur'un kendi ifadesiyle göre "kendi ellerimizle" Roma İmparatoru'nun ele geçirildiği, I Şapur ve Valerian arasındaki atlı çarpışmayı gösteren ince bir işlemeli akik




Partlar gibi Sasaniler de Roma İmparatorluğu ile sürekli bir husumet içindeydi 395 yılında Roma İmparatorluğu'nun bölünmesinin ardından başkenti Konstantinopolis olan Doğu Roma İmparatorluğu İran'ın birincil batılı düşmanı olarak Roma İmparatorluğu'nun yerine geçti İki devlet arasındaki çekişmeler daha da sıklaştı [21] Roma İmparatorluğu'na benzer şekilde Sasaniler de komşu krallıklar ve göçebe kavimler ile sürekli bir mücadele içindeydi Bu kavimlerin saldırıları hiç bir zaman tamamen bitirilemediyse de, tehdit eden göçebelere karşı koordineli girişilen seferler sayesinde, Sasaniler bu meselelerle Romalılardan daha başarılı şekilde başa çıkabildiler



Batıda, Sasani sınırı büyük ve istikrarlı Roma devletiyle bitişikti Fakat doğuya doğru en yakın komşuları Kuşan İmparatorluğu ve Akhunlar gibi göçebe kavimlerdi Tus Hisarı gibi istihkamların ya da daha sonra bir eğitim ve ticaret merkezi olacak olan Nişabur şehrinin inşa edilmesi de doğu eyaletlerinin saldırıdan korunmasında yardımcı oldu

Güneyde, Arabistan'ın ortasında Bedayin Arap kabileleri, Sasani İmparatorluğu'na ara ara akınlar düzenlediler El-Hiran Krallığı (Lakhmidler) imparatorluğun merkez toprakları ile Bedayin kabilelerinin arasında bir tampon ve Sasaniler'e bağlı bir devlet olarak kuruldu El-Hirah Krallığı'nın II Hüsrev tarafından 602'de sona erdirilmesi, daha sonra aynı yüzyılda Bedayin Araplarına karşı nihai Sasani yenilgilerinin en büyük sebebidir Bu yenilgiler, Sasani İmparatorluğu'nun, İslam bayrağı altındaki Bedayin kabileleri tarafından ani şekilde ele geçirilmesiyle sonuçlandı

Kuzeyde Hazarlar ve diğer Türk göçebe kabileleri imparatorluğun kuzey vilayetlerine sık sık saldırdılar Medlerin topraklarını 634 yılında talan ettiler Kısa bir süre sonra, İran ordusu bunları yenilgiye uğrattı ve geri püskürttü Sasaniler bu saldırıları sona erdirmek için Kafkasya bölgesinde pek çok istihkam kurdular

Doğulu Devletlerle ilişkiler


Çin'le ilişkiler


Sasani etkisi sadece sınırlarının içinde kalmadı Çin'de Tarim Basin bölgesindeki Kızıl'daki bu tasvirde, "Tokarian vericileri"'nin üzerlerinde Sasani stilinde kıyafetler var




Kendilerinden önce gelen Partlar gibi, Sasani İmparatorluğu da Çin'le aktif dış ilişki yürüttü İran elçileri sık sık Çin'e seyahat etti Çin belgeleri, Çin'e giden on üç adet Sasani sefareti olduğunu naklederler Ekonomik olarak, Çin'le yapılan kara ve deniz ticareti hem Sasaniler hem de Çinliler açısından önemliydi Güney Çin'de bulunan çok sayıda Sasani madeni parası denizden yapılan ticareti doğrular
Sasani kralları, İran'ın en yetenekli müzisyenlerini ve dansçılarını farklı zamanlarda Çin kraliyetine gönderdi İpek Yolu üzerinden yapılan ticaretten iki imparatorluk da faydalandı ve bunu koruyup devam ettirme noktasında benzer bir çaba içerisinde oldular Orta Asya'dan geçen ticaret yollarının korunması için ortak hareket edip, sınır bölgelerinde karavanların göçebe kabilelerden ve eşkiyalardan korunması için karakol mevkileri oluşturdular

Politik olarak, ortak düşman olan Akhunlar'a karşı, Sasanilerin ve Çinlilerin bir kaç defa ittifak kurma teşebbüsünde bulunduğunu görürüz Orta Asya'da göçebe Türk devletlerinin verdikleri zarar üzerine, Türklerin ilerlemelerini durdurabilmek için Çin ve Sasani Devleti arasında işbirliği olarak adlandırılabilecek girişimleri de görürüz Mogh dağından edinilen belgeler bir Çin generalinin Arap saldırıları esnasında Sogdiana kralının emrinde olduğunu da naklederler

İran'ın Müslüman Araplar tarafından ele geçirilmesinin ardından, III Yezdigirt'in oğlu Firuz bir kaç Fars asilzadesiyle beraber kaçtı ve Çin kraliyet maiyetine sığındı Hem Firuz'a hem de oğlu Nerseh'e (Çince nen-şie) Çin maiyetinde yüksek derecede ünvanlar verildi En azından iki defasında, sonuncusu muhtemelen 670 yılında, yanında giden Çin birlikleri Firuz'un Sasani tahtına yeniden yerleşebilmesi için yardımda bulundu Çeşitli sonuçları olan bu olaya ait elimizde kalan bir kaç nümizmatik kanıta göre bu girişimlerin bir tanesinin neticesinde Firuz kısa süreliğine de olsa Sistan (Sakestan)'ın hükümdarı oldu Daha sonraları Nerseh, Çin kraliyet muhafız alayının komutanlığına getirildi ve soyundan gelenler Çin'de saygı gören prensler olarak yaşamaya devam ettiler

Alıntı Yaparak Cevapla