Konu: Tarihçe
Yalnız Mesajı Göster

Cevap : Tarihçe

Eski 05-25-2009   #13
Şengül Şirin
Varsayılan

Cevap : Tarihçe



Glaser'ın parlak fikri, kaynama noktasının üstüne kadar ısıtılmış olmasına karşın henüz buharlaşamamış, dolayısıyla geçici bir süre için kararsız halde olan bir sıvı kullanmayı hedefliyordu Kullandığı teknik, sıvıyı; kaynama noktasının hemen altında iken yüksek basınçta tutmak ve hızlandırıcıdan bir parçacık demeti geldiğinde, basıncı ansızın düşürerek 'süper ısıtılmış' hale geçirmekti Yüklü parçacıklar, yolları üzerindeki moleküllerle etkileşip, buhar haline geçmelerine neden olacak ve başlayan yerel kaynamaların ürettiği kabarcıklar sayesinde iz bırakmış olacaklardı 1952 yılında, başarıyla çalışan ilk kabarcık odasını geliştirmişti Hacmi, sadece 3 cc idi ve 140 °C'deki dietil-eterle doluydu
Yüklü parçacığın odaya girmesinden birkaç milisaniye sonra, yandaki resimde izleri görülen girgin bir kozmik ışının yol açmış olduğu gibi, patika boyunca, 10-100 mikrometre çapında küçük kabarcıklar oluşuyordu İzlerin fotoğrafı çekilip, basınç yeniden ayarlanıyor ve hızlandırıcıdan gelecek bir sonraki parçacık demeti için hazır hale geliniyordu Fotoğrafın incelenmesiyle de, parçacığın yükü veya kütlesi hakkında bilgi ediniliyordu Glaser'ın bu keşfi, dünyadaki hızlandırıcı laboratuvarlarında 30 yıl sürecek bir dönem başlattı Aynı yıl /\0 ve Δ parçacıkları keşfedilmiş, ağır bir parçacık olan Δ'nın, birbirine benzer dört şekli (Δ++, Δ+, Δ0, Δ-) belirlenmişti 1952 yılında, 13 GeV'luk bir hızlandırıcı olan Brookhaven Kozmotronu'nun işletmeye alınmasıyla, tam bir 'parçacık patlaması' yaşanacaktı




Parçacıklara vücut veren yapısal düzenin anlaşılmasına çalışılıyordu 1953 yılında Murray Gell-Mann, saçılma verilerinden hareketle, 'hiperyük' adını verdiği yeni bir kuantum sayısının varlığını önerdi Nükleonların iç yapılarının yoklanabilmesi için, yoklama aracını oluşturacak parçacıkların, örneğin elektronların dalgaboylarının, ilgili boyutlara kadar küçültülebilmesi gerekiyordu Daha küçük dalgaboyu daha yüksek enerji anlamına geldiğine göre, bu; hızlandırıcıların gücünü arttırmakla mümkündü
CERN'de ve Fermi Laboratuvarı gibi merkezlerde, yeni birimler inşa edildi 1953-57 arasında yapılan, yüksek enerjili elektronların çekirdeklerden saçılması deneyleriyle, protonların ve hatta nötronların içindeki yük dağılımları incelendi Belirlenen elektromanyetik yapıları, hala temel parçacık sayılmalarına karşın, bir tür iç yapıya sahip olduklarına işaret ediyordu

1954 Berkeley'in, Bevatron adı verilen 6GeV'luk dairesel hızlandırıcısı devreye girmiş, 1955 yılında Emilio Segre ile Chamberlain, karşıtprotonu keşfetmişti Ertesi yıl, 1930 yılında Dirac tarafından önerilmiş olan elektron nötrinosunun varlığı belirlendi Beta bozunmasıyla ilgili kuramsal çalışmalar da ilk sonuçlarını vermeye başlamıştı 1957-59 yılları arasında, Julian Schwinger, Sidney Bludman ve Sheldon Glashow bağımsız olarak, zayıf etkileşimlerin aracılığının yüklü ağır bozonlar (W+, W-) tarafından yapıldığını ileri sürdü Aslında bozon alışverişinden ilk kez, 20 yıl önce Yukawa söz etmiş, fakat zayıf etkileşimin aracısı olarak pionu önermişti





Bu arada önemli bir parçacık özelliği daha keşfedildi Yüksek enerjili çarpışmalarda artık, çok sayıda K mezonu üretiliyor ve bu parçacıklar, bir hayli garip davranıyordu Ömürleri o kadar uzundu ki, bozunmalarını engelleyen bir kuralın var olması gerekirdi Murray Gell-Mann, K-mezonları ve diğer bazı parçacıklar için, 'gariplik' adını verdiği yeni bir özelliğin varlığını önerdi
Sonra da, bununla birlikte diğer parçacık özelliklerini, bir matematiksel sınıflandırma aracı olarak kullandı Bilinen parçacıkların, 'baryonlar' ve 'mezonlar' olarak iki grupta toplanabileceği sonucuna varmıştı Ancak yöntem tümüyle doğru görünmüyor, çünkü henüz keşfedilmemiş olan bir Ω- parçacığının varlığını öngörüyordu









__________________
Arkadaşlar, efendiler ve ey millet, iyi biliniz ki, Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müritler, meczuplar memleketi olamaz En doğru, en hakiki tarikat, medeniyet tarikatıdır
Alıntı Yaparak Cevapla