Konu: Tarihçe
Yalnız Mesajı Göster

Cevap : Tarihçe

Eski 05-25-2009   #12
Şengül Şirin
Varsayılan

Cevap : Tarihçe



Aslında bu yöndeki çalışmalar, Rutherford'un alfa parçacıklarıyla yaptığı deneyden beri sürdürülmektedir ve RJ van de Graaf, kendi adıyla anılan elektrostatik jenaratörü, bir yıl önce imal etmiştir Aygıt, iki palanga arasındaki dönen bir kayışla, kayışın alt tarafındaki bir deşarj odası ve üst tarafındaki metal bir küreden oluşmaktadır Deşarj odasındaki yüksek gerilimle üretilen iyonların, artı yüklü olanları kayışa yapışmakta ve kayış tarafından yukarıya taşınıp, tel fırçalar aracılığıyla metal küreye aktarılmaktadır Kürede biriken büyük miktardaki yükün daha sonra, yüklü parçacıkların hızlandırılması için gereken yüksek gerilimi sağlamakta kullanılması mümkündür Prototip denemelerinde, 15x106 V gerilim düzeyine ulaşılır 1932 yılında, Cockroft ve Walton, böyle bir düzeneğe dayalı bir doğrusal hızlandırıcı inşa edip, lityumu protonlarla bombardıman ederek alfa parçacıkları üretir Aynı yıl Ernest O Lawrence, Berkeley'de, protonları 1 MeV enerji düzeyine hızlandırabilen ilk siklotronu inşa eder Çok geçmeden kapasitesi 25 MeV'a çıkartılacak ve bunu, dünyanın çeşitli laboratuvarlarında kurulan, değişik yapılardaki hızlandırıcılar izleyecektir Nötron ve proton etkileşimlerinin incelenmesi deneyleri, bazı sorulara yanıtlar getirmekle beraber, pek çok diğer parçacığın keşfiyle sonuçlanacak; bu ise, yanıtları çekirdeğin temel yapısında yepyeni bir anlayışla son bulan, bir dizi yeni sorunun doğmasına yol açacaktır


Çekirdeği bir arada tutan kuvvetlerin işleyişi ve bozunmalar, öncelikli çalışma konuları haline gelmiştir 1934 yılında Enrico Fermi, beta bozunması için, zayıf etkileşimi içeren bir kuram önerir Bu, nötrinoları ve parçacık 'tad'larının değişimi kavramını açıkça kullanan ilk çalışmadır Hideki Yukawa aynı yıl, çekirdekteki çekim kuvvetlerini, protonlarla nötronlar arasında alınıp verilen yeni bir tür parçacığın sağladığı etkileşimle açıklamak üzere, relativite ve kuantum kuramlarını birleştirir 'Pi mezonu' veya kısaca 'pion' adı verilen yeni parçacığın, çekirdeğin büyüklüğünden hareketle, 200 elektron kütlesi ağırlıkta olması gerekmektedir Nükleer kuvvetlerin 'mezon kuramı' doğmak üzeredir 1937 yılında, kozmik ışınların incelenmesi sırasında, elektronun 200 katı ağırlığında, yüklü bir parçacık keşfedilir Önce Yukawa'nın öngördüğü pion olduğu sanılan parçacığın, daha sonra muon olduğu anlaşılır(tüh) 1938 yılında, Lise Meitner, Otto Hahn ve Strassman, nötron bombardımanına tutulan ağır elementlerin kararsız hale gelerek parçalandıklarını saptar Süreçten yeni nötronların çıkıyor olması, 'zincirleme fizyon reaksiyonları'nın mümkün olduğuna işaret etmektedir 1941 yılında Glenn Seaborg, laboratuvarda yapay olarak, transuranyum elementlerinin ilkini sentezler 5 tanesini daha sentezleyecek ve elementler tablosunun değiştirilmesini önerecektir Bu arada nötron ve protonlardan 'nükleon' olarak söz edilmeye, fizik çalışmaları öncelikle savaş çabasına yöneltilmeye başlanmıştır 1942 yılında Enrico Fermi, Chicago Üniversitesi'nde inşa ettiği 'grafit yığını'nda, ilk zincirleme fizyon reaksiyonunu gerçekleştirir Ertesi yıl, Çinli matematikçi Shiing-Shen Chern, çok daha sonraları 'sicim kuramı'nda önemli bir araç haline gelecek olan, 'karakteristik sınıflar' üzerindeki çalışmasına başlar İki yıl sonra Hiroşima ve Nagasaki bombalanmıştır1946 yılında, ilk gözlendiğinde Yukawa'nın mezonu zannedilen muon parçacığının, görünür maddenin yapısında yer almayan, 'II Nesil' madde parçacıklarının ilki olduğu anlaşılır Bu beklenmedik keşif, şaşkınlık yaratmıştır Çünkü böyle bir 'üst nesil' parçacığa ne gerek vardır? Güçlü etkileşime girmeyen bu parçacıkla elektron için, 'lepton' terimi kullanılmaya başlanır 1947 yılında, yine kozmik ışınların incelenmesi sırasında, artı ve eksi yüklü iki 'pi mezonu' keşfedilmiştir Başka bir resimde V şeklinde izlere rastlanmış ve V'lerin iki ayağına yol açan yüklü parçacık çiftlerinin, yüksüz birer parçacığın bozunmasıyla ortaya çıkmış olması gerektiği sonucuna varılmıştır Bulucuları parçacıklara 'V parçacığı' adını verir
Yeni parçacıkların yapısına ve varlığına anlam verilmeye çalışılmakta; fizikçiler, elektron, pozitron ve fotonların elektromanyetik özelliklerini hesaplayabilmek için yöntemler aramaktadır Richard P Feynman, soyadıyla anılan diyagramları geliştirir 1948 yılında Berkeley senkro-siklotronunda gerçekleştirilen bir çarpışırma deneyinde, ilk yapay pion üretilir Ertesi yıl Enrico Fermi ile CN Yang, pionun bir 'nükleon' ve 'karşıt nükleon'dan oluştuğu önerisinde bulunur Böyle bir 'karmaşık parçacık' kavramı, alışılmışın dışındadır 1949 yılında, 'V parçacıkları'nın K+ ve K- mezonları olduğu anlaşılır Kozmik ışın incelemeleri, yeni tür parçacıkların keşfine yol açmaya devam etmektedir 1951 yılında, nötür K0 ve π0 mezonları keşfedilir
Sis odalarıyla 1940'lı yıllarda, epeyce sayıda yeni parçacık keşfedilmişti Fakat bu dedektörlerin iki önemli kısıtı vardı Gaz yoğunluğunun düşük olması nedeniyle, odanın gözlenen kısmında çok az sayıda etkileşim gerçekleşiyordu Öte yandan çalışma hızları yavaş olduğundan, 1950'lerde inşa edilmeye başlanan ve birkaç saniyede bir ışın çarpıştırması yapabilecek olan hızlandırıcılarda kullanılamazlardı
Doktora çalışmasını Anderson'la yapan Donald A Glaser, seyrek oluştukları için zor karşılaşılan parçacıkları daha iyi gözlemleyebilmenin yollarını aradı Molekül yoğunluğu gazınkine oranla 10'un birkaç katı faktörle daha fazla olan sıvı kullanmayı düşünmüştü

__________________
Arkadaşlar, efendiler ve ey millet, iyi biliniz ki, Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müritler, meczuplar memleketi olamaz En doğru, en hakiki tarikat, medeniyet tarikatıdır
Alıntı Yaparak Cevapla