Yalnız Mesajı Göster

Cevap : Zihin Gücü, Ayna Nöronlar

Eski 05-24-2009   #2
Şengül Şirin
Varsayılan

Cevap : Zihin Gücü, Ayna Nöronlar



TEST: BU FİLMİN İSMİ NEDİR? Bilim gelişimiyle beraber etik tartışmaları da beraberinde getiriyor Giderek daha da büyüyen bir alan olan sinir bilim bir takım kimyasallarla zihnimizdeki anıları silme peşinde İlaç firmalarınca da desteklenen bir takım çalışmalarla, bizleri duygusal yönden olumsuz etkileyen travmatik anıların silinip etkilerinin yok edilmesi hedefleniyor
Aşk acısı da tıpkı diğer büyük acılar gibi deneyimleyeni kalbinden yaralayabiliyor Senaryosunun ilhamını zihnimizdeki kötü anıların silinmesine yönelik bilimsel çalışmalardan alan söz konusu filmimizin başrol oyuncuları Jim Carrey ve Kate Winslet Filmde ilişkileri kötü giden bir çiftin ayrılık noktasına geldiklerinde bir sinir bilim uzmanına zihinlerinde birbirlerine ait ne kadar anı varsa sildirmelerine tanık oluyoruz Bu filmi tanıyabildiniz mi?

Yanıtınıinciayhan@yahoofrBu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır adresine gönderen ilk okuyucumuzu sitemizde kısaca tanıtarak psikoloji üzerine kendisiyle ufak bir röportaj yapacağız

Geçen haftaki "Vaka Analizi" testimizin yanıtı şizofreni olacaktı Bize ulaşan ilk doğru yanıt "Grena Rose" takma isimli okuyucumuza ait Kendisini kutluyoruz
PİCASSO VE NÖROPSİKOBİYOLOJİ
İçerisinde pek çok algısal öğe barındıran sanat, psikolojiyle yakından ilgili Görsel algıya nöropsikobiyolojik bir bakış açısıyla yaklaşacak olursak, bu çerçevede Picasso da farklı bir kimlik ve duruş kazanıyor Gerçek hayatta nesneleri sürekli olarak farklı açılardan ve uzaklıklardan algılıyoruz İşte, görüntüyü bir fotoğraf karesi canlılığında, olduğu gibi aktaran ressamların paradoksu da tam bu noktada başlıyor: Tek bakış açısı ve tek uzaklık Oysa Picasso'nun en büyük temsilciliğini üstlendiği "kübist" akım nesnenin zamana yayılan her durumunu tek bir darbede birleştirerek hareketi durağan bir şekilde temsil etmiş oluyor Gerçek hayatta farklı açılarda, uzaklıklarda, ışık şiddetlerinde algılanan her bir nesne tüm bu farklı şartlara rağmen zihnimizdeki kendine has kimliğini korumaya devam edebiliyor İşte bu algısal gerçeklik, Picasso'nun tablolarına beynin işlevsel yolları taklit edilerek yansıtılıyor Nasıl ki beynimiz pek çok görüş açısından aldığı görüntü bilgilerinden tek bir görüntü elde ediyorsa, Picasso da tablolarında aynı yolu izliyor Örneğin, 1900'lü yıllarda yaratmış olduğu "Avignonlu Kadınlar" isimli tablosuna göz atalım
Picasso'nun "Avignonlu Kadınlar" isimli tablosu
Bu tablonun alt sağında oturan figürde ilginç bir belirsizliğe rastlıyoruz Yaklaşık 500 yıllık bir İtalyan Rönesans Dönemi özelliği olan matematiksel perspektif ve tekil, durağan bakış açısı yıkılarak, kafası bedeninden 180 derece döndürülmüş "eşzamanlı" bir görüntüye kucak açmış oluyoruz Picasso'nun tablolarındaki bu belirsizlikler nesnelerin oldukları gibi temsil edilme çabası olarak yorumlanıyor Ancak başarısızlık olarak görülen şu ki, beyin bu değişik bakış açılarını toparlayarak tek bir nesne sınıflandırması yapabiliyorken, kâğıt üzerindeki bu çizimler bu hedefe varamıyor ve ait oldukları nesne sınıfına çok da uyum sağlayamıyorlar
ACI
Acı, sebepleri çeşitlilik gösterse de hepimizin günlük hayatında sıkça deneyimlediği bir his Güneşten cildimiz yandığında, elimizi kapıya sıkıştırdığımızda, midemiz ağrıdığında nasıl bir acı duyabileceğimizi biliyoruz Ya da sevdiğimiz bir kişiyi kaybettiğimizde, ondan ayrıldığımızda Söz konusu, sebepleri ve içerikleri bu denli farklı deneyimleri tek bir anlatı altında toplamak olunca da, acıyı belli bir terim çerçevesinde tanımlamak zor bir hal alıyor kuşkusuz Uluslar arası bir örgütün (Uluslar arası Acı Çalışmaları Birliği) tanımı ise bu konuda bizlere ışık tutabilecek nitelikte:
"Gerçek ya da olası bir doku zedelenmesi ile bağdaştırılan, ya da davranışlara da yansıyabilen herhangi bir zararla tanımlı duyusal ve duygusal hoşnutsuzluk yaratan deneyimler "
Yine de bu tanımın "acı"yı ifade etmekte yetersiz kaldığını düşünebilirsiniz Çünkü acı, biyolojik, psikolojik, kültürel pek çok değişkenin kontrolü altında Öyle ki, şiddeti aynı uyaranlar karşısında bile her birimizin algıladığı acı hissi çeşitlilik gösteriyor Kimimiz acıya karşı daha dayanıklıyken, kimimiz daha kolay acı duyumsayabiliyoruz
Her ne kadar sebepleri çeşitlilik de gösterse, acı günlük hayatımızda sürekli olarak deneyimlediğimiz bir his Kaynağı ister güneş yanığı olsun, ister aşk acısı, ya da bir baş ağrısı
Evrimsel açıdan oldukça işlevsel olan bu algı aslında hayatta kalabilmemiz için güçlü bir koruma mekanizması Bedenimiz herhangi bir şekilde bir zarar gördüğünde, incinmiş olan bölgeye karşı daha hassas davranmamızı ve yaralanmaya sebep olan uyarıcıya karşı önlem almamızı tetikleyerek bizleri tehlikelere karşı haberdar ediyor Aslına bakarsanız, zihnimizdeki acı algısı büyük ölçüde beynin kendi işlevselliği çerçevesinde şekilleniyor Diğer bir deyişle, iç ve dış dünyamızdaki duyusal iletiler beyne ve bilince oldukları gibi, hiçbir değişimden geçmeden iletilmiyor Beyne iletilen duyusal iletiler, burada bir filtreden geçirilerek, kimileri eleniyor, dikkatin odaklaştırıldığı ve hayatsal mücadele açısından daha önemli duyulara ise daha fazla odaklanılıyor Bunu hepimizin günlük hayatında sıkça yaşadığı basit bir örnekle açıklayalım: Üzerimizi değiştiğimizde, giydiğimiz giysilerin cildimize uyguladıkları basınç ilk başta farkındalık eşiğimizin üstündeyken, bir süre sonra bu hissi duyumsamamaya başlıyoruz Ya da taktığımız kol saatlerini de benzer şekilde örnek verebiliriz Ancak ne zaman ki dikkatimizi bu uyaranlara tekrar yöneltiyoruz, onların cildimiz üzerlerinde yarattıkları hissi tekrar deneyimlemeye başlıyoruz Beynin, gelen duyular üzerindeki bu seçici filtre görevini neye dayanarak yaptığı tam olarak bilinemese de, araştırmacılar acı algısının bu konuya dair ipuçları verebileceğini düşünüyor
Acı, evrimsel açıdan hayatta kalma mücadelemizde büyük yere sahip Bedenimiz herhangi bir şekilde bir zarar gördüğünde, incinmiş olan bölgeye karşı daha hassas davranmamızı ve yaralanmaya sebep olan uyarıcıya karşı önlem almamızı tetikleyerek bizleri tehlikelere karşı haberdar ediyor
Duyusal tüm deneyimlerimizin arasında acı, belki de inançlarımızdan, beklentilerimizden ve duygusal durumumuzdan en çok etkileneni Bunu kolaylıkla uygulayabileceğiniz küçük bir deneyle sınayabilirsiniz Baş ağrısı yaşadığınız bir gün bilincinizi duyusal hislerinizin küçük detaylarına odaklayın O an için ağrının kesildiğini göreceksiniz

Acıyı Hafifletebilmek

Yapılan araştırmalar öyle gösteriyor ki, kaygı, hissettiğimiz acı seviyesini arttırıyorken korku, stres ya da farklı şeyler üzerine yoğunlaşmak bu hissimizi bastırıyor Peki, bilim insanları kültürün, beklentilerin ve farklı duyu sinyallerinin acı algımız üzerindeki bu etkilerini nasıl açıklıyor? İşte kuram:
Kapı - Kontrol Kuramı
Bu kuram, acı mekanizmalarının kontrolünden sorumlu "Merkezi Sinir Sistemi"ne (beyin ve belkemiği) vurgu yapıyor Duyu sinirleri belkemiğinin arka bölgesine bilgi taşıdıklarında beyinden ya da yakındaki diğer duyu sinirlerinden gelen mesajlar acı sinyallerini azaltıp arttırabiliyor Kulağa biraz karmaşık gelmiş olabilir Ancak detaylara ve örneklere göz atacak olursak aslında kuram basit
Vücudumuzda duyu sinirlerimize dair iki çeşit sinir lifi bulunuyor Adına A-lifleri denilen sinirler geniş çaplı Nasıl ki kalın kablolar ince kablolara göre daha hızlı internet erişimi sağlıyorsa, bu sinirler de sinirsel bilgiyi hızlı bir şekilde iletiyorlar A-lifleri çeşitli duyusal uyaran bilgisi taşıyorlar Ani ve şiddeti yüksek acı da bunların içinde Ne zaman ki acı bilgisini taşımaya başlıyorlar, A-lifleri sinaps yaptıkları sinirlerin aktive olmaları engelleyerek sonraki acı sinyallerine karşı iletimi zayıflatmış oluyorlar Daha küçük çaplı sinirler ise ki bunlar C-lifleri ismini alıyor, daha sürekli ve monoton acı bilgilerini taşıyor Kısa aksonları sinirsel bilgiyi yavaş aktardığından A-lifleri tarafından kapatılmış iletim bölgesine yaklaştıklarında taşıdıkları sinyallerin bir kısmı engelleniyor Ve acı hafifliyor
Son yıllarda adından oldukça söz ettiren akupunktur tedavileri de, kapı - kontrol kuramıyla açıklanıyor İğnelerle A-lifleri uyarılarak C-liflerine acı geçiş kapıları kapatılıyor ve acı hafifletiliyor
İşte tüm bu anlattıklarımız, bir yerimizi kestiğimizde ya da yaktığımızda bu bölgenin yan taraflarına iğne ya da sivri cisimler batırdığımızda acımızın niçin hafiflediğini açıklıyor Bu basınçlar, bölgedeki A-liflerini uyararak C-liflerinden gelen sinyallerin geçişini engelliyor
Tıpkı benzer şekilde, beyin ya da belkemiğimizden gelen iletiler de bu acı geçişlerini açıp kapatabiliyor Bu nedenle de sakin ya da kaygılı olma durumumuza bağlı olarak, deneyimlediğimiz acının şiddeti de çeşitlilik gösteriyor

__________________
Arkadaşlar, efendiler ve ey millet, iyi biliniz ki, Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müritler, meczuplar memleketi olamaz En doğru, en hakiki tarikat, medeniyet tarikatıdır
Alıntı Yaparak Cevapla