Yalnız Mesajı Göster

Cevap : Ege Denizi Sorunu

Eski 05-24-2009   #2
Şengül Şirin
Varsayılan

Cevap : Ege Denizi Sorunu



BM VE DİVAN KARARLARI
BM Güvenlik Konseyi, 24 Ağustos 1976 tarihinde, ABD, İngiltere Fransa ve İtalya’nin sundukları bir karar tasarısını kabul ederek, Türkiye ve Yunanistan’ı, aralarındaki uzlaşmazlığı, BM ilkelerine uygun yöntemleri dikkate alarak, doğrudan görüşmelerle çözümlendirmeleri tavsiyesinde bulundu İki ülke arasında görüşmeler sürecini kolaylaştırmak amacıyla, mevcut gerginliğin azaltılması yönünde tarafların ellerinden gelen bütün çabayı göstermeleri istendi
BM Güvenlik Konseyi, kabul ettiği karar tasarısıyla, uyuşmazlığa taraf olan Türkiye ve Yunanistan arasında bir tercih yapmaktan kaçındı, bir yandan tarafların uzlaşmazlığı doğrudan görüşmeler yoluyla çömzmelerini önerirken, diğer taraftan da, uyuşmazlığın giderilebilmesinde Uluslararası Adalet Divanı’nın olası katkılarının dikkate alınması çağrısında bulundu
Yunanistan, BM Güvenlik Konseyi’ne başvurusunun yanısıra, aynı gün, Uluslararası Adalet Divanı’na da başvurmuştu Atina:
A) Diğer hükümetin izni olmadan ve bu davada Divan’ın kesin kararı olmaksızın Türkiye’nin araştırma izni ve ruhsat vermesinden; adalara bitişik bölgelerde veya anlaşmazlık konusu olan kıta sahanlığı bölgesinde her tür araştırma ve arama işlemlerinden kaçınılmasını,
B) Taraflar arasndaki barışcıl ilişkileri tehlikeye düşürebilecek daha ileri askeri önlem ve davranışlardan kaçınılmasını…
öngören ihtiyati tedbir kararı alınmasını istedi
Uluslararası Adalet Divanı, Yunanistan’ın bu istemlerini öncelikli olarak ele aldı ve 11 Eylül 1976 tarihli kararında, tartışma konusu olan alanlarda girişilecek araştırma işlemlerinin, tarafların sahip olmadıkları hakların doğumuna veya sahip oldukları hakların yitirlmesine yol açmayacağını belrttikten sonra, Türkiye tarafından yapılan sismik araştırmaların deniz yatağı ve toprak altına, doğal kaynaklara zarar verecek nitelikte olmadığını, kaynakların kullanılması ve tahsisi gibi bir işlemin yapılmadığını dikkate alarak, olayda, dava konusu haklara giderilmesi olanaksız bir zarar verilmesi tehlikesi bulunmadığını kararlaştırdı
Uluslararası Adalet Divanı’nın bu kararını açıklamasının ardından, Divan, Yunanistan’ın başvurusu sırasında belirtmiş olduğu, Türkiye ve Yunanistan arasındaki kıta sahanlığı sınırının saptanmasına ilişkin istem konusunda ise, sorunun esasını incelemeden önce, bu davaya bakmakta yetkili olup olmadığını saptamak gereği duydu ve taraflardan yetki konusundaki görüşlerine açıklık getirmelerini istedi Görüş bildirimlerinden sonra Divan, 19 Aralık 1978 tarihinde, Yunanistan’ın tek taraflı başvurusuyla açılan, Ege denizinin kıta sahanlığının sınırlandırılmasına ilişkin davada kendini yargılama yetkisine sahip görmedi ve davayı 12 oya karşı 2 oyla reddetti
Yunanistan ve Türkiye arasında ortaya çıkan bu gerginlik, BM güvenlik Konseyi ve Uluslararası Adalet Divanı kararlarından sonra yeni bir boyut kazandı Gerginlik sürerken taraflar arasında görüşmeler yeniden başlatıldı
İlk toplantı, ekim ayında, Türk ve Yunan dışişleri bakanlarının New York’ta buluşmasıyla gerçekleşti Bakanlar, Ege denizi kıta sahanlığının iki ülke arasında sınırlandırılması amacıyla ayrıntılı görüşmelere gitmek ve Ege denizi üzerinde hava trafiğinin yeniden başlatılmasına ilişkin bir ilke üzerinde anlaşmak üzere Bern ve Paris’te yeniden bir araya gelmeyi kararlaştırdılar
Çalışmaların devamında, 10-11 Mart 1978 tarihlerinde, Montrö’de ve 29 Mayıs’ta Washington’da bir araya gelen iki devlet başbakanları Ecevit ve Karamanlis, müzakerelere dışişleri genel sekreterleri düzeyinde devam edilmesini kararlaştırdılar Bu bağlamda, Ocak 1979′da Viyana’da, Şubat 1979′da Ankara’da yapılan görüşmelerden sonuç alınamadı
EGE PETROLÜ
Türk-Yunan ilişkileri açısından, kıta sahanlığı sorununun yeniden gündeme gelerek ilişkilerde gerginliği arttırıcı rol oynamaya başlaması, 1980 sonrasında Türk-Yunan dış politika stratejileriyle yakından ilgili 1980 sonrası dönemde, kesilen ikili görüşmeler bağlamında, Türkiye ve Yunanistan arasında kıta sahanlığı konusunda ortaya çıkan en önemli gerginlik, 1987 başlarında Yunaistan’ın, Bern Anlaşması’ndan doğan yükümlülüklerini geçersiz sayarak, Ege denizinde yeniden petrol arama faaliyetlerinde bulunacağını açıklamasıyla yaşandı Gerginlik karşılıklı suçlamalarla tırmanırken türkiye, Yunanistan’ın tartışmalı bölgelerde petrol aramasını önlemek için harekete geçeceğini açıkladı ve Piri Resi araştırma gemisini Ege denizine gönderdi Bu gelişmelere paralel olarak her iki ülkede de silahlı kuvvetler alarma geçirildi ve sonunda, bunalımın giderilebilmesi için NATO ve AB ülkeleri ile ABD’nin yoğun çabaları gerekti Yunan savaş uçaklarının Ege denizinde araştırma faaliyetlerini sürdüren Piri Reis’i taciz etmesi, iki ülke arasında sert protesto notalarına konu edildi
Türkiye’nin, 26 Mart 1987 tarihinde, Ege’deki tartışmalı bölgede TPAO’ya petrol arama ruhsatı vermesi bunalımın artmasına yol açtı Yunan Başbakan Papandreu, ülkesine ait olduğunu iddia ettiği kıta sahanlığı içerisinde Türk petrol arama gemisinin araştırma yapmasının engelleneceği ve “söz değil fiille” karşılık verileceği uyarısında bulundu
Karşılıklı açıklamalardan sonra iki ülke arasında diplomatik girişimler hızlandı NATO Genel Sekreteri Lord Carrington ve ABD diplomatik çevrelerinin çabalarıyla bunalım hafifletildi Yunanistan tartışmalı sularda petrol aramaktan vazgeçtiğini diplomatik yoldan Türkiye’ye duyurdu ve Kuzey Ege petrol şirketinin “28 Mart tarihine kadar Tasoz adası doğusunda petrol çıkarmaya başlayacağına ililkin planlarını askıya aldığını” açıkladı
Davos süreci içerisinde başlayan ikili iletişim ve görüşmeler ise, taraflar arasındaki sorunların çözümlenmesine yönelik olmaktan ziyade, iki ülke arasındaki güven ortamı ve doğrudan iletişimin yeniden kurularak geleceğe yönelik bir zeminin hazırlanmasını hedefiliyor Bu bağlamda, kıta sahasına ilişkin uyuşmazlık konusunun daha uzun süre çözümlenemeyeceği söylenebilir
Yunanistan, sorunun Uluslararası Adalet Divanı’na götürülerek çözümlenmesi önerisinde ısrar ederken Türkiye, ilke olarak bu fikre ılımlı yaklaşmakla birlikte, iki ülke arasında doğrudan görüşmeler yapılarak bir çözüme ulaşılmasını istiyor ve daha önce Divan’a gidilmesine karşı çıkıyor
Bu gelişmeler çerçevesinde Yunaistan, kıta sahanlığına ilişkin beklentilerini, özellikle, ulusal karasularını 6 milden 12 mile çıkarma hakkını kullanabileceği bir ulusal/ uluslararası ortam beklentisi içerisine girmiş gözüküyor Türkiye’nin böylesi bir kararı savaş nedeni olarak değerlendirmesi, Yunanistan’ın bu yöndeki çabalarını şu an için engelliyor
Bununla birlikte, Aralık 1999′da gerçekleşen AB Helsinki Zirvesi’nde varılan mutabakat sonucu, Türkiye ile Yunanistan arasında Ege denizine ilişkin sorunların 2004 yılına kadar ikili görüşmeler yoluyla çözümlenmesi, çözümlenemediği takdirde Uluslararası Adalet Divanı’na götürülmesine ilişkin sürecin başlatılması kararlaştırılmıştı İki ülkenin dışişleri müsteşarları, Mart 2002′den bu yana her ay düzenli bir şekilde bir araya gelip Egesorunlarını görüşüyorlar Uyuşmazlık konularının 2004 sonuna kadar çözümlenmesine ilişkin girişimlerin sonuç verip vermeyeceği belirsiz ancak taraflar daha iyimser gözüküyorlar Türkiye ile Yunanistan’ın bu “istiksafi”, yani “keşif amaçlı” görüşmeler sonunda, Ege sorunları üzerinde müzakerelere başlama kararı aldıklarını açıklamaları bile iki ülke ilişkilerinde çok önemli bir sıçramayı gösterecek

__________________
Arkadaşlar, efendiler ve ey millet, iyi biliniz ki, Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müritler, meczuplar memleketi olamaz En doğru, en hakiki tarikat, medeniyet tarikatıdır
Alıntı Yaparak Cevapla