Yalnız Mesajı Göster

Büyük Germen Kavimleri

Eski 05-24-2009   #1
[KAPLAN]
Varsayılan

Büyük Germen Kavimleri



Büyük Germen Kavimleri Alamanlar, Burgondlar, Franklar, Ostrogotlar, Vandallar, Vizigotlar
GERMENLER;
Alm Germanen, Teutonen, Fr Germains, Teutons, İng Germans, Teutons Eski çağlarda Avrupa’da Germen dillerini kullanan bütün boylar ve topluluklar Germen dilleri Hind-Avrupa dilleri grubundandır Kuzeyde İzlanda, güneyde Tuna’ya kadar yayılan Germen dilleri; Doğu Batı ve Kuzey olmak üzere üç dala ayrılır Germenler, Kuzeyli ırkına mensuptur

Germenlerin mîlâttan önce birinci yüzyıla kadar önemli bir siyâsî birliklerine rastlanmaz Üyeleri değişken âilelerarası ittifaklar kurmuşlardır Göçebe Germen boyları, Roma imparatorluk kuvvetleriyle yaptıkları savaşlarla ilk defâ târih sahnesine çıktılar Batı, Doğu ve Güney Germenleri olarak üç bölüme ayrılırlar Germenler, Roma imparatorluğu hâkimiyetini kabul etmelerine rağmen, âile birlikleri bağımsızlıklarını korudular Hızla çoğalan Germenler, yeni yurt aradılar Frank, Sakson, Alman, Boyer, Langobard, Thürg, Kvad, Burgund, Vondal, Gepid, Viking, Doğu ve Batı Got kavimleri Germenler göçüne sebeb oldu Tuna ve Ren kıyıları dâhil, Karadeniz kıyılarına kadar yayıldılar Romalılar, Germen kavimlerini kendi topraklarına yerleştirip, bunlardan asker ve subay alıp, lejyonlar kurdu Mîlâttan sonra 4 yüzyılda Avrupa Hunlarının saldırılarından kaçan Germen kavimleri, batıya göçmeye başladılar İlkel tabiat tanrılarına inanan Germenler, Roma İmparatorluğunun Hıristiyan kültürünü benimseyip, zamanla kendi varlıklarını kaybettiler Bugünkü Alman, İngiliz, İzlanda, İsveç, Norveç, Danimarka, Hollanda milletlerinin teşekkülünü Germenler ve dilleri sağlamıştır

Âile birliklerinden meydana gelen Germenler, krallar tarafından idâre edilirdi Boy kurultayı, en yüksek yürütme organları olup, savaş, barış, yüksek memurlukların seçimi, askere alınmalara karar verirdi Hukuk sistemleri sözlü olup, geleneklere dayanırdı Sosyal yapıları sınıf esâsına göreydi Asil, köylü ve köle sınıfından meydana gelen Germen toplumunun ordusu, köylülerden meydana gelirdi Âile birliklerinden toplanan ordunun başlıca silâhları; mızrak, balta, kılıç, ok ve yaydı

Germenlerde bir boya âit topraklar komşu boyunkilerden, tampon bölge mâhiyetindeki geniş toprak şeritleri veya büyük ormanlarla ayrılırdı Her ülke, Gave adlı yönetim bölgelerine bölünürdü Binâları keresteden veya kurutulmuş kerpiçlerden yapılmış olup, kare biçimli duvarları ve üzerinde sivri bir çatısı bulunan barınaklardı En alt kat ahır olarak kullanılırdı Mîmârlıkta konut ve savunma yapıları için kereste kullanılmıştır El sanatlarından; gravürcülük, ağaç ve taş oymacılığı, metal, taş ve cam üstüne boyalı kakma süslemeleri yapılıp, örnekleri de günümüze kadar gelmiştir Giyim, yünlü veya keten elbise ve kürklerden yapılırdı Erkekler pantolon, mintan ve dört köşe kısa bir pelerinden; kadınlar ise, fistan, bluz ve mantodan meydana gelen kıyâfetler giyerlerdi Ayakkabıları sandal biçimli, bağlıydı

Germenlerin ekonomisi, büyük ölçüde tarıma dayanırdı Çiftçilik sabanlarla yapılırdı Buğday, arpa, çavdar, yulaf, keten, darı, çeşitli sebzeleri yetiştirip, bağ ve bahçe zirâati de yaparlardı Evcil hayvan yetiştiriciliğine önem verirlerdi Mâden işletmeciliğini bilip, demircilik ve kuyumculuk özel meslekleriydi Germenler açık deniz seferlerine dayanıklı tekneler yapmışlardır Bu sâyede kuzey-güney ticâretine karşılıklı katkıda bulunup, hammadde ve el sanâtı ürünlerinin ulaşımını sağlamışlardır


GERMİYANOĞULLARI;

Kütahya ve çevresinde hüküm sürmüş bir Türk beyliği Toprakları, doğuda Afyonkarahisar ve Denizli, batıda Gediz ve Menderes vâdilerine kadar uzanırdı

Germiyan, önceleri Türk aşîretlerinin birinin adıyken, Anadolu Selçukluları Devletinin (1077-1307) son zamanlarında 1300 (H700) yılında kurulan Germiyanoğulları Beyliğine de ad oldu Germiyan aşîretinin Anadolu’ya ne zaman geldiği belli değildir On üçüncü yüzyılda Malatya taraflarında, Anadolu Selçuklu Devletinin hizmetinde bulunuyorlardı Malatya’da otururlarken, Germiyan aşîretinin başındaki Alişiroğlu Muzafferüddîn, Selçuklu Hükümdârı İkinci Gıyâseddîn Keyhüsrev (1236-1246) zamânında, Baba İshak tarafından çıkarılan sapık Babaîler isyânını bastırmakla vazîfelendirildi ise de, muvaffak olamadı Yine bu âileden ve Selçuklu beylerinden Kerimüddîn Alişir, Selçuklu şehzâdeleri arasındaki taht mücâdelesine karıştığı için, Moğollar tarafından öldürüldü Germiyanlılar, daha sonra Moğolların baskısı yüzünden Kütahya tarafına göç ettiler Buradayken bağımsızlıkları için Anadolu Selçuklu Sultanı İkinci Gıyâseddîn Mes’ûd (1282-1305) ile Moğollara karşı mücâdele verdiler

Germiyanoğulları Beyliğini kuran Kerîmüddîn Alişir’in oğlu Birinci Yâkub Bey, Anadolu Selçuklu Devleti beylerinden iken, 14 yüzyılın başından îtibâren Selçuklulardan ayrılıp, Moğollarla mücâdele edemeyeceğinden, onların hâkimiyetine girdi Yâkub Beyin idâresindeki Germiyanoğulları Beyliği, o zaman Anadolu’da kurulan beyliklerin en kuvvetlilerinden olup, Bizanslılardan her yıl belli bir vergi ve hediyeler alıyorlardı Yâkub Beyin, Aydınoğlu Mehmed Bey kumandasında Ege sâhillerine gönderdiği Germiyanlı ordusu, Bizanslılardan Ayasluğ (Selçuk) ve Birgi’yi aldı ve bu yörede Aydınoğulları Beyliğini kurdu Yâkub Bey, 1305’te Menderes Irmağı kenarındaki Tripolis (Buldan kasabası doğusunda, Yenice yakınında) şehrini alıp, 12000 piyâde ve 8000 süvâri ile 1306’da Alaşehir’i kuşattı Bizanslılar İspanya’dan getirtmiş oldukları, Katalan birliklerini Alaşehir’deki Türk kuvvetleri üzerine gönderince, Germiyanlılar kuşatmayı kaldırdılar Fakat şehir 1314 yılında Yâkub Bey tarafından alınıp, haraca bağlandı Rumlardan alınan cizye, Kütahya’da yaptırılan Vâcidiye Medresesinin ihtiyâcına karşılık tutuldu Yâkub Beyin 1340’ta vefâtı üzerine yerine oğlu Mehmed Bey geçti Bunun ilk zamanlarında Bizanslılar Katalanlar vâsıtasıyla Kula ve Simav’ı Germiyanlardan aldılarsa da, Mehmed Bey buraları yeniden topraklarına katmaya muvaffak oldu

Mehmed Beyin vefât târihi kesin belli olmayıp 1361 olarak tahmin olunmaktadır Ölümünden sonra yerine Süleymân Şah geçti Süleymân Şahın hükümdârlığının ilk yılları durgun geçti Karamanlılar ile Hamidoğulları arasındaki mücâdelede; Hamidoğullarından (1301-1423) İlyas Beyin tarafını tutması, Karamanlılar ile arasının açılmasına sebeb oldu Süleymân Şah, Karamanlıların baskısı karşısında, Hıristiyanlarla mücâdelede büyük başarı sağlayan ve sınırlarını genişletmekte olan Osmanlılar ile anlaşmak istedi Germiyanlı İslâm âlimi İshak Fakih ve berâberindeki heyet, yüksek hediyeler ile Osmanlı Hükümdârı Murâd Hüdâvendigâr Gâzi (1360-1389)nin huzûruna gönderilip; Süleymân Şah kızını Osmanlı Şehzâdesi Bâyezîd’e vermeyi ve çehiz olarak da, Kütahya ile berâber Simav, Eğriboz (Emed) ve Tavşanlı’yı Osmanlılara teklif etti Germiyanlıların teklifi kabul edilip, düğün yapıldı Süleymân Şah Kula kasabasına çekildi Sultan Murâd Hüdâvendigâr’ın oğlu Şehzâde Bâyezîd de Osmanlı sancağı hâline getirilen Kütahya şehrine geldi

Süleymân Şahın 1387’de vefâtıyla oğullarından Yâkub, Germiyanlı hükümdârı oldu İkinci Yâkub Bey Osmanlıların Haçlılarla yaptığı, 1389 Birinci Kosova Savaşı sonrasında Sultan Murâd Gâzi şehid edilince fırsattan istifâde edip Osmanlılara bırakılan toprakları geri almak istedi Rumeli’deki durumu düzelttikten sonra Anadolu’ya geçen yeni hükümdâr Yıldırım Bâyezîd Han (1389-1402), Kütahya taraflarına geldi Kendisine karşı çıkan İkinci Yâkub Bey ve Subaşı Hisar Beyi yakalatıp Rumeli’deki İpsala Kalesine hapsettirdi Germiyanoğulları topraklarını da Osmanlı ülkesine kattı (1390) İkinci Yâkub Bey, İpsala Kalesinde dokuz yıl hapis kaldıktan sonra, 1399 yılında bir fırsatını bulup kaçtı Kıyâfet değiştirerek, deniz yoluyla Suriye’ye, oradan da, Timurlular Devletinin (1370-1506) Sultanı Timur Hanın (1370-1405) yanına ulaştı Ankara Savaşında (1402) Osmanlılara karşı Timur Hanın safında savaştı Savaş sonunda Timur, eski Germiyanlı ülkesini İkinci Yâkub Beye verdi

İkinci Yâkub Bey, Osmanlı şehzâdeleri arasındaki taht mücâdelelerinde yeğeni İkinci Mehmed Çelebi tarafını tuttu Bu yakınlığı benimsemeyen Karamanoğlu Mehmed Bey, iki yıl üstüste düzenlediği seferler ile Kütahya’yı zaptedip, Germiyan ülkesine sâhib oldu (1411) Karamanoğullarının Germiyan ülkesine hâkimiyetleri iki buçuk yıl kadar sürdü Osmanlı Sultânı Çelebi Mehmed, Rumeli’de kardeşi Mûsâ’yı bertaraf ettikten sonra, Karamanoğulları üzerine yürüyerek onları Konya’ya kadar sürdü Çelebi Mehmed böylece hâkim olduğu Germiyan topraklarını yine dostu ve müttefiki olan İkinci Yâkub Beye devretti (1414)

Osmanlı Sultânı Çelebi Mehmed’in vefâtıyla yerine geçen İkinci Murâd Hana (1421-1451) karşı, Karamanlılarla berâber Yâkub Bey de Şehzâde Mustafa Bey tarafını tuttu Mustafa Çelebi’nin, İkinci Murâd Hana yenilip, İznik’te öldürülmesinden (1423) sonra, Yâkub Bey, Osmanlılarla dost geçinmeyi tercih etti 1428’de Osmanlıların pâyitahtı Edirne’ye bizzat giderek, İkinci Murâd Han ile görüştü Osmanlılardan çok hürmet görüp, oğlu olmadığı için, ölümünden sonra ülkesini Sultan’a bıraktığını vasiyet edip, Kütahya’ya döndü 1429’da vefâtıyla Germiyanoğulları beyliği sona erip, toprakları, Osmanlılara kaldı Kütahya ve Afyonkarahisar sancak hâline getirildi Kütahya önce şehzâdeler, sonra da Anadolu beylerbeyliğinin merkezi olarak Osmanlılarca teşkilâtlandırıldı

Kültür ve Medeniyet
Germiyanoğullarının teşkilâtı hemen hemen bütünüyle Büyük Selçuklular ve Anadolu Selçukluları teşkilâtının devâmı hâlindeydi Germiyan topluluğunun başında Alişir âilesi hâkimiyet kurmuştu ve beylik merkezden idâre edilmekteydi Hükümdârın sarayı yalnız sultânın ikâmetine âit bir kuruluş olarak değil, aynı zamanda devletin idâre edildiği yer olarak kullanılmaktaydı Germiyanoğullarının bir dîvânı vardı ve bu dîvânda emirler, vezirler, kâdılar ve nişancı bulunmaktaydı

Germiyanoğullarında toprak sistemi, daha sonra Osmanlılarda gelişmiş şekliyle görüleceği gibi timar, vakıf ve mülk olarak tatbik edilmekteydi
Germiyan beyliğinin kurucusu Birinci Yâkub Bey devri (1300-1340), beyliğin en kuvvetli olduğu bir zamandı Bu devirde iktisat ve içtimâî hayatta buna paralel olarak ileriydi Yâkub Beyin hazîneleri, konaklarının mevcûdiyeti sosyal ve ekonomik hayâtı gösteren önemli örneklerdendir Bu devirde Germiyanlıların mükemmel bir ordusu olup, askerleri tam techizatlıydı Germiyan Beyliğine Bizanstan her yıl 100000 dinar ve kıymetli eşyâlar hediye olarak gelmekteydi

Germiyanoğulları zamânında edebî ve ilmî faâliyet çok canlı bir durumdaydı Şeyhoğlu Mustafa, Şeyhî Sinan, Ahmedî ve Ahmed-i Dâî gibi müellifler dil ve fikir sâhasında pekçok eser vermişlerdir Bunların yanısıra Molla Abdülvâcid ve İshak Fakih gibi ilim adamları da yetişmiştir Germiyanoğulları zamânında Kütahya’da ilmî tedrisât yapan Vâcidiye Medresesi, İkinci Yâkub Bey Medresesi ve İshak Fakih Medresesi vardı Vâcidiye Medresesinde dînî ilimlerin yanında fen ve astronomi gibi ilimlerin de okutulduğu anlaşılmaktadır Germiyan Beyliğinde hizmet gören ilim ve fikir adamları, Germiyan ilinin Osmanlılara geçmesi üzerine Osmanlılar tarafından da himâye edilmişlerdir Bunların ilmî ve edebî sâhada pekçok eserler vücuda getirmeleri temin edilmiştir Germiyan beyleri ilim ve fikir adamlarını korumuşlar, onlara yüksek değer vererek ilmin ve fikrin gelişmesine hizmet etmişlerdir

Alıntı Yaparak Cevapla