05-19-2009
|
#2
|
Şengül Şirin
|
Cevap : Çin
Demokratikleşme, insan hakları ile ilgili noksanlarımız, ekonomideki sıkıntılarımız; AB istediği için değil, kendi halkımızın ve insanımızın onuru için, refahı için çözümleyeceğimiz sorunlarımızdır Ve çözümlemek zorundayız
Sorunlarımız var diye bize “sömürge valisi” gibi davranılmasına, tepeden bakılmasına, hakir görülmemize tahammül edemeyeceğimiz de bilinmelidir
Avrupa Birliğine eşit şartlarda, başımız dik olarak girmeliyiz, ancak biz gerekli hazırlığı yapmadık
38 yıllık bir proje olarak uzun yıllar verilen bir mücadeleye rağmen eşit şartlarda AB üyeliğinin gerçekleşeceğini beklemek ve bunu umut etmek Türkiye’yi yoracaktır
Avrupa Birliğinin Türkiye’den başlıca iki beklentisi vardır Birincisi Türkiye’yi sürekli bir pazar olarak kullanmaktı Bunu da, bayram yaparcasına, hiç bir şey almadan, altın tepsi içinde, Gümrük Birliği Anlaşması ile, kendi ellerimizle güle oynaya sunduk İkincisi de Güneydoğu Avrupa bölgesine yönelik, muhtemel tehdide karşı güvenlik endişesidir ki, bu da nasıl olsa NATO üyesi olan Türkiye tarafından karşılanmaktadır Bu Avrupa’nın bilinen bencilliğidir En büyük yanılgısı ise doğusundadır ve yanıldığını görmek için çeyrek yüzyıl beklenmesine gerek kalmayacaktır
Bir AB üyeliği gerçekleşecektir, ancak bu üyelik eşit şartlarla beklediğimiz üyelik değil, AB dışında fakat ilişkilerimize standart getirecek AB-Türkiye İttifakı şeklinde bir uzlaşma olabileceği kuvvetle muhtemeldir Hatta bu düzenlemeye bir nevi “Konfederasyon” da denilebilir
Türkiye oyalanmak suretiyle zaman kaybetmemelidir Kendi ev ödevine iyi çalışmalı, “AB olmazsa olmaz” şartlanmasından kurtulmalıdır Bu şartlanma bizi körleştiriyor, çevremizi görmeyi engelliyor Avrupa ile iyi ilişkiler sürdürülürken, paralelinde Türk Dünyası ve komşularımızla ilişkilerimizi geliştirecek politika ve stratejiler üretmeliyiz
Kafkasya, Orta Asya ve hatta Balkanlardaki gelişmeler nedeniyle Türk-Rus ilişkilerinin idaresi daha zor ve daha duyarlı olmuştur İlişkilerde ekonomik alanda önemli aşama kaydederken, siyasal alanda zaman zaman ciddi gerginlikler olmaktadır Bugün Rusya ile ilişkiler sadece güvenlik ve ekonomik çıkarlar açısından değil, fakat Kafkasya ve Orta Asya politikalarımızın gerçekten verimli olması açısından önem taşımaktadır 
Kafkasya ve Orta Asya’daki Türk Cumhuriyetleri ile ilişkilerde öncelik kültürel ve ekonomik alanlarda olmalı aşırı milliyetçi tavırlardan kaçınılmalıdır Bu Cumhuriyetlerin Rusya, Çin veya İran’ın nüfuzu altına girmemeleri Türkiye için hayatidir
İran ile ilişkilerimiz sadece Orta Asya nedeni ile değil, Ortadoğu’daki denge ve olası gelişmeler nedeni ile önemlidir İran’ın bugün içinde bulunduğu ve uzun sürmeyecek olan nisbi yalnızlığından istifade ederek ilişkilerimizi ortak çıkarlarımıza uygun bir düzeye çıkartmakta yarar vardır 
İsrail ile ortak siyasal çıkarlarımız ve güvenlik kaygılarımız şüphesiz vardır Dostluk ve işbirliği ilişkileri kurmamız ve bunları geliştirmemiz doğal karşılanmalıdır Bununla beraber İsrail ile ilişkilerimizde ihtiyatlı davranmakta, yanlış anlaşılabilecek veya yorumlanabilecek hareketlerden kaçınmakta yarar vardır 
Uzun vadede Ortadoğu’daki Arap ülkeleri ile ilişkilerimizin daha ağırlıklı olabileceği gözden uzak tutulmamalıdır
Ortadoğu’daki en çetin sorun Suriye ile ilişkilerdir Bölücü teröre verdiği destek iki ülke arasındaki ilişkileri azami derecede gerginleştirmiştir Ekim 1998’de Şam’daki PKK örgütü elebaşısını nihayet Suriye dışına çıkarmakla olumlu bir tavır sergileyen Suriye yönetimi tansiyonun düşmesini sağlamıştır Ancak Suriye’nin Türkiye’den toprak talebi, su sorunu, Büyük Suriye hayali, iki ülke arasındaki ilişkileri olumlu bir noktaya getirmeyi daha uzun bir süre geciktirebilecektir
Yunanistan’la olan sorunlar; Kıbrıs, Ege sorunları (Kıta Sahanlığı, Kara Suları, Hava Sahası, Ege adalarının silahlandırılması aidiyeti belli olmayan adalar) ve Batı Trakya Türk azınlığı olmak üzere birbiri içine girmiş sorunlardır Ayrıca Yunanistan’ın PKK terör örgütüne verdiği destek, Ermenistan ve Suriye’yi Türkiye’ye karşı kullanma girişimleri, AB üyeliği sürecinde Türkiye’ye karşı olumsuz tavır ve mali yardımları engellemesi iki ülke arasında diyalog kapılarının açılamamasına neden olan tavırlardır Yunanistan, çözüm istediği takdirde bunlar kolay çözülebilirler ve Ege Denizi bir barış denizi haline getirilebilir Çözüme giderken iki koşul önemlidir Güçlü olma ve Avrupa’nın tek taraflı ve haksız destekten vazgeçmesi
|
|
|
|