Konu
:
Türk Mitolojisinde Yer'in Yaratılışı
Yalnız Mesajı Göster
Türk Mitolojisinde Yer'in Yaratılışı
05-12-2009
#
1
yesimciwciw
Türk Mitolojisinde Yer'in Yaratılışı
YERİDİNG PÜTKENİ
(Yerin Yaratılışı)
Herşeyden önce su vardı
Yer
ay
güneş yoktu
Tanrı (Kuday) ile kişi vardı
İkisi de birer kara kaz gibi suyun üzerinde uçuyorlardı
Tanrı bir şey düşünmüyordu
Kişi
yel çıkarıp suyu dalgalandırdı;Tanrı'nın yüzüne su sıçrattı
Bunu yapınca da kendisinin Tanrı'dan güçlü olduğunu sandı;daha yüksekte uçmak istedi
Ama uçamadı;suya düşüp dibe battı
Boğulmak üzereydi
''Bana yardım et!'' diye bağırıp Tanrı'dan yardım istedi
Tanrı ''Yukarı çık!''dedi
oda sudan çıkıverdi
Sonra Tanrı
''Sağlam bir taş olsun!'' dedi
Suyun dibinden bir taş yükseldi
Tanrı ile kişi
taşın üzerinde oturdular
Tanrı
kişiye ''Suya dal
suyun dibinden toprak çıkar!''diye buyruk verdi
Kişi Tanrı'nın buyruğunu yerine getirdi
Suyun dibinden çıkardığı toprağı Tanrı'ya götürdü
Tanrı
Kişi'nin getirdiği toprağı suyun üzerine serperken ''Yer olsun !'' diye buyurdu
Buyruk yerine geldi
yeryüzü yaratıldı
Tanrı
yine kişi'ye ''suya dal
suya daldığında
bu kez kendim için de toprak alayım diye düşündü
İki avcuna da toprak doldurdu;bir avcundakini Tanr'dan gizlemek için ağzına attı
Dileği Tanrı'dan gizli kendine göre bir yer yaratmaktı
Avcunda ki toprağı getirip Tanrı'ya uzattı
Tanrı toprağı suyun üzerine serpip genişlemesini buyurdu
O'nun suya serptiği toprak gibi
Kişi'nin ağzında ki Toprakta büyüyüp genişlemeye başladı
Kişi korktu soluğu kesildi
öleyazdı
Kaçmaya başladı
Ancak nereye kaçsa yanıbaşında Tanrı'yı buluyordu
O'ndan kaçamıyordu
Çaresiz kaldı
Tanrı'ya yalvarmaya başladı:''Tanrı!Gerçek Tanrı! Bana yardım et''
Tanrı
Kişi'ye ''Ağzında ki toprağı niçin sakladın''dedi
Kişi
''Kişi kendime yer yaratmak için saklamıştım'' diye yanıt verdi
Tanrı'da ''Öyle ise at ağzından ve kurtul ''dedi
Kişi'nin ağzında ki toprak yere dökülürken küçük tepeler oluştu
Tanrı ''Artık sen günahlı oldun''dedi
''Bana karşı geldin
Kötülük düşündün
Bundan sonra sana uyanlar
senin gibi kötülük düşünenler senin gibi kötü kişi olacak;bana uyanlar ise iyi ve pak kişiler olacak
güneş ve aydınlık yüzü görecek
Ben gerçek kurbustan adını almışımdır;bundan sonra senin adın da Erlik olsun
Günahlarını benden saklayanlar senin adamın olsun
günahlarını senden saklayanlar benim adamım olsun''
Yeryüzünde dalsız budaksız bir ağaç yeşerdi
Tanrı bu dalsız budaksız ağaçtan hoşlanmadı
''Dalları yaprakları olmayan ağaca bakmak güzel değil
Bu ağacın dokuz dalı olsun''dedi
Dalsız budaksız ağaç birden dokuz dallı oldu
Tanrı
'' Dokuz dalın herbirinin kökünden
birerden dokuz kişi türesin;bunlar dokuz ulus olsun''dedi
Erlik
bunlar olurken büyük bir gürültü duydu
Nedir acaba diye düşündü
Tanrı'ya gürültünün nedenini sordu
Tanrı '' Ben bir kağanım
sende kendince bir kağansın
İşittiğin gürültüyü yapanlar benim ulusumdur!''dedi
Erlik
Tanrı'dan bu ulusu kendisine vermesini istedi
Tanrı ''Olmaz !''diye karşıladı;''Sen git kendi işne bak!''
Erlik'in canı sıkıldı
Hele gidip şu insanları göreyim diyerek kalabalığın yanına vardı
Orada insanlardan başka yaban hayvanları
kuşlar ve daha nice yaratıklar vardı
Erlik
Tanrı bunları nasıl yarattı acaba
bunlar ne yer
ne içerler diye düşündü
O düşüne dursun
insanlar ağacın yemişlerinden yemeye başlamışlardı
Erlik baktı ki
insanlar ağacın yalnızca bir yanında ki yemişleri yiyorlar
öte yanındakilere ellerini sürmüyorlar
İnsanlara
bunun nedenini sordu
İnsanlar şu yanıtı verdiler:''Tanrı bize şu yanda ki dört dalın yemişini yemeyi yasakladı
Biz yalnızca Tanrı'nın izin verdiği
ağacın gündoğusundaki yemişlerden yiyiyoruz
Şu gördüğün yılan ile köpek
yasak yanda ki yemişleri yemememiz için bekçilik ediyor
Bundan sonra Tanrı göğe çıktı
Beş dalın yemişi de bizim aşımız oldu''
Bu yanıt
Erlik'i sevindirdi
Erlik Körmös
İnsanlardan Törüngey denilen erkeğe yaklaştı
Ona ''Tanrı size yalan söylemiş
Asıl yasakladığı yemişlerden yemeniz gerekiyor
Onlar daha tatlıdır
Bir deneyin;göreceksiniz''dedi
Erlik
uyumakta olan yılanın ağzına girdi;ağaca çıkmasını söyledi
Yılan
ağaca çıkıp yask yemişlerden yedi
Doğanayın karısı Eje
yanlarına geldi
Erlik
Törüngey ile Eje'ye de yasak yemişlerden yemelerini söyledi
Törüngey Tanrı'nın sözünü tutarak yasak yemişlerden yemedi
Karısı Eje dayanamadı
yedi
Yemiş çok tatlı idi
Alıp kocasının ağzına sürdü
Törüngey ile Eje'nin tüyleri birden döküldü
Utandılar
Kaçıp
herbiri bir ağacın ardına saklandılar
Derken Tanrı geldi
Bütün ulus
kaçışıp bir köşeye gizlendi
Tanrı
''Törüngey!Törüngey! Eje! Eje Neredesiniz!'' diye haykırdı
Törüngey ile Eje''Ağaçların arkasındayız ''dediler
''Karşına çıkamıyoruz
utanıyoruz''
Sonra
olanları bir bir anlattılar
Tanrı
bildiği şeyleri duymanın öfkesi içinde herbirine ayrı cezalar verdi
''Şimdi sende Körmös'ten bir parça oldun''diyerek yılana verdi ilk cezayı
''İnsanlar sana düşman olsun;seni görünce vurup ezip öldürsünler!'' dedi
Eje'ye döndü
''Sen Körmös'ün sözüne uydun
Yasak yemişi yedin
Cezanı çekeceksin
Çocuk doğuracaksın
Doğururken de acı çekeceksin
Sonunda öleceksin ölümü tadacaksın'':Törüngey'e de şöyle diyerek cezasını verdi:''Körmös'ün aşını yedin
Benim sözümü dinlemedin
Körmös Erlik'in sözüne uydun
Onun adamları onun dünyasında yaşar
karanlıklar dünyasında bulunur
Benim ışığımdan yoksun kalır
Körmös bana düşman oldu;sende ona düşman olacaksın
Benim sözümü dinleseydin
BENİM GİBİ OLACAKTIN
Dinlemediğin için dokuz oğlun
dokuz da kızın olacak
Bundan sonra ben
insan yaratmayacağım
Artık insanlar senden türeyecek
''
Tanrı Erlik'e de kızdı
''Benim adamlarımı niçin aldattın?'' diye sordu öfaaale
Erlik ''Ben istedim
sen vermedin''dedi
ben de senden çaldım
Artık
ağaçlara çıksalar bile yine çalacağım'':Tanrı'da
''Öyleyse;dokuz kat yerin altında ayı
güneşi olmayan karanlık bir dünya vardır
Seni oraya atıyorum''diyerek Erlik'i cezalandırdı
Her şey bitince
bütün insanlara birdenşöyle dedi:''Bundan sonra kendi yemeğinizi kendiniz kazanacak
gücünüzle elde edeceksiniz;benim yemeğimden yemek yok
Artık
yüzyüze gelip sizinle konuşmayacağım
Bundan sonra size May-Tere'yi göndereceğim''
Mey-Tere
insanlara birçok şey öğretti
Arabayı da May-Tere yaptı
Ot köklerini
yenebilecek otları insanlara öğretti
Erlik
May-Tere'ye yalvardı:''Ey gök oğul
Bana yardım et
Tanrı'dan izin dile
Yanına çıkmak istediğimi söyle
Yardım et bana''
May-Tere
Erlik'in dileğini Tanrıya iletti
Tanrı aldırış etmedi
May-Tere altmış yıl yalvardı
Sonunda Tanrı
Erlik'e haber gönderdi:''Düşmanlıktan vaz geçersen
insanlara kötülük etmezsen sana izin veririm
yanıma gelirsin!'' Erlik
söz verdi
Tanrı'nın katına çıktı
Baş eğdi ''Beni kutsa
Bana izin ver
ben de kendime gökler yapayım'' diye yalvardı
Tanrı izin verdi
Erlik kendisi için gökler yaptı
Adamlarını topladı yaptığı göklere yerleştirdi;kendisi de başlarına geçti
Çok kalabalık oldular
Tanrı'nın en sevgili kullarından olan Mangdaşire
bu duruma çok üzüldü
Üzüntü içinde düşündü
''Bizim öz kişilerimiz yeryüzünde sıkıntı çekip yoruluyor
Erlik'in adamları ise
göklerde aaafedip duruyor
''Mangdaşire
bu üzüntü içinde Erlik'e savaş açtı
Erlik
daha güçlü çıktı
Ateş ile vurup Mangdaşire'yi kaçırdı
Mangdaşire
Tanrının katına çıktı
Tanrı ''Nereden geliyorsun?'' dedi
Mangdaşire
Erlik'in adamlarının gökte oturması
bizim adamlarımızın ise yeryüzünde binbir güçlük içinde yaşamaları ağırıma gitti
Erlik'in yandaşlarını yere indirmek
göklerini başına yıkmak için Erlik'le savaştım
Gücüm yetmedi o beni kaçırdı''diye yanıt verdi
Tanrı üzülmemesini söyledi
''Erlik'e benden başka kimsenin gücü yetmez''dedi
''Erlik 'in gücü senden çoktur
ama gün gelecek
senin gücün Erlik'in gücünden üstün olacak''
Mangdaşire'nin yüreği serinledi
rahat
rahat uyudu
Gün geldi
Mangdaşire güçleneceğini anladı
O gün Tanrı
Mangdaşire'yi yanına çağırdı
''Var git güçlendin artık
Erlik'in göklerini başına yıkacak güce kazuşturdum seni
Dileğine ereceksin''dedi
''Sana kendi gücümden güç verdim'':Mangdaşire şaşırdı:Yayım yok
okum yok
Kargım yok
kılıcım yok
Kupkuru bir bileğim var
Yalnız bilek gücüyle Erlik'i nasıl yok edebilirim?''
Tanrı Mangdaşire'ye bir kargı verdi
Mangdaşire kargıyı alıp Erlik'in göklerine gitti
Erlik'i yendi
kaçırdı;göklerini kırdı geçirdi
Erlik'in gökleri parça parça oldu
yeryüzüne döküldü
O güne değin dümdüz olan yeryüzü
o günden sonra kayalıklarla
sivri dağlarla doldu
Görklü Tanrı'nın özene bezene yarattığı güzelim yeryüzü eğri büğrü oldu
Erlik'in bütün yandaşları yere döküldü;suya düşenler boğuldu
ağaca çarpanlar sakatlanıp can verdi
sivri kayaların üstüne düşenler öldü
hayvanlara çarpanlar hayvanların ayakları altında kaldılar
Erlik
varıp Tanrı'dan kendine yeni bir yer istedi
''Benim göklerimin yıkılmasına sen izin verdin;barınacak yerim kalmadı''dedi
Tanrı Erlik'i yerin altındaki karanlıklar ülkesine sürdü
Üzerine yedi kat kilit vurdu
'Burada gün ışığı
ay ışığı göremeyesin
Üzerinde sönmez ateşler olsun
İyi olursan yanıma alır
kötü olursan daha derinlere sürerim''dedi
Bunun üzerine Erlik öyleyse ölmüş kişilerin canlarını bana ver;gövdeleri senin olsun
canları benim''dedi
Tanrı
''Yo onları sana vermeyeceğim''dedi
''İstiyorsan kendin yarat''
Erlik eline çekiç
körük ve örs aldı
Vurmağa başladı
Bir vurdu kurbağa çıktı
Bir vurdu yılan çıktı
Bir vurdu
ayı çıktı
Bir vurdu domuz çıktı
Bir vurdu Albıs(Kötü Ruh) çıktı
Bir vurdu Şulmus(Kötü Ruh)çıktı
Sonunda Tanrı Erlik'in elinden çekici
örsü
körüğü aldı;ateşe attı
Körük bir kadın
çekiç bir erkek oldu
Tanrı kadını tutup yüzüne tükürdü
Kadın bir kuş olup uçtu
Bu kuş eti yenmez
tüyü yelek olmaz Kurday denilen kuştur
Tanrı erkeği de tutup yüzüne tükürdü
O da bir kuş olup uçtu adına Yalban kuşu dediler
Bu olanlardan sonra Tanrı
insanlara ''Ben size mal verdim
aş verdim
Yeryüzünde iyi
güzel
pak olan ne varsa verdim
Yardımcınız oldum
Siz de iyilik yapın
Ben göklerime çekileceğim
aaa dönmeyeceğim'' dedi
Yardımcı ruhlarına döndü:Şal-Yime;sen içki içip aklını yitirenleri
körpe çocukları
tayları
buzağıları koru
Onlara kötülük gelmesin
Sağlığında iyilik yapmış olanların ruhlarını yanına al;kendini öldürenlerinkini alma
Zenginlerin malına göz dikenleri
hırsızları
başkalarına kötülük edenleri de alma
Benim için
birde kağanları için savaşıp ölenlerin ruhlarını da yanına al
benim yanıma getir
İnsanlar ! size yardım ettim
Kötü ruhları (Körmösler) sizden uzaklaştırdım
Körmösler size yaklaşırlarsa
onlara yiyecek verin
ama onların yiyeceklerinden yemeyin;yerseniz onlardan olursunuz
Benim adımı söylerseniz korumam altında olacaksınız
Şimdi ben aranızdan ayrılıyorum
ama yine geleceğim
Beni unutmayın
geri gelmez sanmayın
Geri döndüğümde iyiliklerinizin
kötülüklerinizin hesabını göreceğim
Şİmdilik benim yerimde Yapkara
Mangdaşire ve Şal-Yime kalacaklar;size yardımcı olacaklar
Yapkara ! Gözlerini dört aç
Erlik senin elinden ölenlerin canlarını çalmak isterse
Mangdaşire'ye söyle;o güçlüdür
Şal-Yime ! Sen de iyi dinle Albıs
Şulbus yeraltındaki karanlıklar ülkesinden çıkmasınlar
Çıkarlarsa
hemen May-Tere'ye bildir
Ona güç verdim
O kötü ruhları koğar
Podo-Sünku
Ay'ı ve Güneş'i bekleyecek
Mangdaşire
yeryüzünü ve gökyüzünü koruyacak
May-Tere kötüleri iyilerden uzaklaştıracak
Mangdaşire
sen de kötü ruhlarla savaş
Güç gelirse benim adımı çağır
İnsanlara iyi şeyleri
iyi işleri öğret
Oltayla balık avlamayı tiyin(sincap) vurmayı
hayvan beslemeyi öğret
Sonra
Tanrı uzaklaştı
Mangdaşire Tanrı'nın sözlerini yerine getirdi
Olta yaptı
balık avladı
Barutu buldu
sincap vurdu
Gün geldi
Mangdaşire kendi kendine mırıldandı:''Bu gün beni yel uçuracak
alıp götürecek''
Bir yel geldi
Mangdaşire'yi uçurup götürdü
Bunun üzerine Yapkara insanlara ''Mangdaşire'yi Tanrı yanına aldı
Artık onu bulamazsınız
Gün gelecek
beni de yanına çağıracak
Nereye isterse oraya gideceğim
Öğrendiklerinizi unutmayın
Tanrı'nın yargısı budur''dedi
İnsanları kendi haline bırakıp o da gitti
suyun dibinde ki topraktan
çıkar!'' diye buyruk verdi
Kişi hep çalacağım
Atla kaçarlar ise düşürüp çalacağım
İçip içip esrirler ise birbirlerine düşürüp döğüştüreceğim
Suya girseler
__________________
yesimciwciw
Kullanıcının Profilini Göster
yesimciwciw tarafından gönderilmiş daha fazla mesaj bul