KRDNZ
|
Ürdün İç Savaşı
Ürdün İç Savaşı
1970 yılının yaz aylarında patlak vermiş olan Ürdün iç savaşı, esasında, Ürdün'e sığınmış bulunan Filistin gerillaları ile Ürdün Ordusu arasında meydana gelen çatışmalardır ve bu iç savaş sonunda Filistin gerillaları duruma hakim olsalardı, Ürdün'de krallık rejimi sona erebilir ve Filistinliler için de yeni bir vatan sağlanmış olabilirdi Görünen de odur ki, Filistin gerilla teşkilatlarının bu iç savaşı kışkırtmaktaki maksadları da bu idi
İç savaşı başlatan çatışmalar, Amman'ın 10 mil kuzeyinde bulunan Zerka mülteci kampındaki Filistinlilerle Ürdün Ordusu askerleri arasında 7 Haziranda başlamıştır Zerka hadiselerinin ertesi günü, George Habbash (Habbaş)ın lideri bulunduğu, Marksist-Leninist, Filistin'in Kurtuluşu İçin Halk Cephesi (Popular Front for the Liberation of Palestine-PFLP) gerillaları da başkent Amman'a saldırarak bir çok noktaları kontrolları altına aldılar Bunun üzerine Amman'da dört gün süren kanlı çarpışmalar oldu
El Fetih gerillaları da Ürdün askeri birlikleri ile çatışmaya girdiği için, El Fetih ve Filistin Kurtuluş Teşkilatı lideri Yassir Arafat ile Kral Hüseyin arasında, Filistinli mültecilerin kamplarına dönmeleri ve bütün mahpusların serbest bırakılmalarını öngören bir anlaşma yapılmış ise de, Habbaş bu anlaşmayı kabul etmemiş, bütün antigerilla kuruluşlarının dağıtılmasını, Ürdün askerinin kışlasına dönmesini ve hapisteki bütün komandoların da serbest bırakılmasını istemiştir
Habbaş'ın gerillaları, bu isteklerini kabul ettirmek için, 10 Haziranda, Amman'daki İntercontinental ve Philadelphia otellerini basarak, buralardaki yabancıları rehin almışlardır Bu arada da, Amman'daki Amerikan Büyükelçiliğinin siyasi kısım şefi Maurice Draper da Habbaş'ın gerillaları tarafından kaçırılmıştır
Habbaş bu faaliyetini fazla sürdüremedi El Fetih'in baskısı üzerine 11 Haziranda çarpışmalara son verdi ve 12 Haziranda da rehineleri serbest bıraktı Bu suretle Ürdün iç savaşının başlangıç safhası sona eriyordu 
Lakin, Ürdün'ün iç tablosunda şimdi şu manzara ortaya çıkıyordu: Kral Hüseyin'in otoritesinin yanında, Arafat liderliğindeki El Fetih ile Habbaş liderliğindeki Filistin'in Kuruluşu için Halk Cephesi de birer kuvvet olarak sivrilmekteydi O kadar ki, 16 Haziranda, Ürdün'deki gerilla teşkilatları biraraya gelerek, bütün komando gruplarının temsilcilerinden oluşan 6 kişilik bir ortak organ, bir "İdare Komitesi" kurdular El Fetih lideri Arafat ile Habbaş'tan başka, bu komiteye Filistin'in Kurtuluşu İçin Demokratik Halk Cephesi lideri Nayef Hawatmeh, küçük gerilla teşkilatlarının temsilcileri olarak Dafi Jamani ve Dr İssam Sartawi ve Filistin Kurtuluş Teşkilatı'nın temsilcisi olarak da Kemal Nasır üye olarak katılmaktaydı
Gerilla teşkilatları bu şekilde biraraya geldikten sonra, bunların Ürdün'deki statüleri konusunda Ürdün hükümeti ile üç hafta süren müzakereler yapıldı ve neticede 10 Temmuz 1970'de 16 maddelik bir anlaşma imzalandı Bu anlaşma ile komandolar Ürdün topraklarında tam bir hareket serbestisi kazanıyorlardı Ayrıca, Ürdün hükümeti gerillaların İsrail'e karşı faaliyetlerini destekleyecekti Buna karşılık komandolar ve gerilla kuruluşları da, Ürdün'ün güvenliğine ve disipline saygı göstereceklerdi
10 Temmuz anlaşması da duruma bir çözüm getiremedi 26 Ağustostan itibaren gerillalar ile Ürdün askerleri arasında yine çatışmalar patlak verdi Bu sefer gerillaların liderliğini Arafat yapıyordu Onun arkasında ise Mısır, Suriye ve Irak bulunuyordu Anlaşılıyordu ki, bu üç Arap devleti Kral Hüseyin'i devirmeye ve Ürdün'ü Filistinlilere bir yurt yapmaya kararlı idiler
1 Eylülde Kral Hüseyin'e karşı bir suikast yapıldı ise de, başarılı olamadı Bu üç ay içinde yapılan ikinci öldürme teşebbüsü idi
26 Ağustosta yeniden başlayan çatışmalar, 17 Eylülden itibaren tam bir iç savaş haline geldi Çünkü taraflar artık, tanklar ve toplarla muharebe ediyordu 20 Eylülde, Ürdün silahlı kuvvetlerinin duruma hakim olmaya başladığı bir sırada, Suriye zırhlı birlikleri Ürdün'ün kuzey sınırlarından içeri girerek Ürdün ordusu ile muharebeye başladı Suriyeliler 250-300 tankla saldırıya geçmişlerdi Amerika ile münasebetleri çok iyi olan Kral Hüseyin'in karşılaştığı bu durum Amerika'yı harekete geçirdi Zira Hüseyin hem İngiltere'den ve hem de Amerika'dan yardım istedi Amerika, Kral Hüseyin'in zor bir duruma düşmesi halinde müdahale etmek üzere, bazı uçak gemileri ve helikopter gemileri ile deniz piyadesi taşıyan bazı savaş gemilerini Doğu Akdeniz'e gönderdi Amerika, karadan da müdahale etmek üzere İsrail'i harekete geçirdi İsrail'in müdahale ve yardımını Kral Hüseyin de biliyordu ve bunu kabullenmişti Kaldı ki, kendisi istemişti de
Bu vesile ile belirtelim ki, 1978 Eylülündeki Camp David anlaşmalarında ve daha sonraki Amerikan barış teşebbüslerinde Arap-İsrail barışı için Ürdün'e ağırlık verilmesinin sebebi budur Zira Hüseyin, Mısır, Suriye ve Irak gibi "devrimci" veya "devirici" rejimlere karşı, İsrail'de bir denge veya güvenlik unsuru görmüştür Bilhassa 1970 iç savaşının ve Filistin gerillalarının yarattığı tehlikenin Kral Hüseyin'in bu konudaki görüş ve hislerini daha da kuvvetlendirdiği şüphesizdir Bununla beraber, Hüseyin'in genel İsrail politikasında Arap karakterinin ağır bastığı da bir gerçektir
Amerika bir yandan bu tedbirleri alırken, bir yandan da Suriye konusunda Sovyetlere uyarmada bulunmuştur Amerika'nın ve İsrail'in müdahale hususundaki kararlılığı, Sovyetleri Suriye üzerinde baskıya veya uyarmaya sevketmiştir Gerek bu durum, gerek Ürdün ordusunun Suriye kuvvetleri karşısındaki başarılı direnmesi üzerine Suriye kuvvetleri dağınık bir şekilde geri çekilmek zorunda kaldı Bu başarı üzerine Kral Hüseyin 23 Eylülde ateş-kes ilan etti Her iki taraftan da ölü ve yaralı sayısı 15 000 olarak tahmin ediliyordu
Arap devletlerinin de aracılığı ile Kral Hüseyin ile Arafat arasında 27 Eylülde resmen bir ateş-kes anlaşması imzalanmıştır Mamafih, çatışmalar hemen kesilmeyip daha bir süre, zaman zaman vukubulmak üzere, devam etmiştir Ne var ki, Kral Hüseyin hem tahtını ve hem de vatanını Filistin gerillalarının saldırısından ve kaybetmesi ihtimalinden kurtarmıştı
__________________
Garbın âfâkını sarmışsa çelik zırhlı duvar Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddim var Ulusun, korkma! Nasıl böyle bir imânı boğar, 'Medeniyyet!' dediğin tek dişi kalmış canavar?
Ey ŞaiR! Bana Yağmurdan bahsetme, yağdır
|