04-24-2009
|
#26
|
Şengül Şirin
|
Cevap : Psikoloji
Psikoloji ve Psikiyatri Arasındaki Farklar Nelerdir?
Psikoloji ile bir psikiyatri arasındaki fark nedir? Bu soru çok sorulan, çok kafa kurcalayan, birçok kritere dayalı bazı cevapları olan, bir çok bakış açısına göre şekillenen ve yine de çok az kişinin cevaplayabildiği bir sorudur
Bu iki bilim dalı arasındaki esas ayrım, ikisinin eğitim anlayışları ve yaklaşımlarındaki farka bağlı olsa da çoğu insan bu noktayı gözden kaçırabilmektedir
Herhangi bir üniversitenin edebiyat fakültesinde yer alan "psikoloji bölümü", yalnızca psikolog yetiştirmekte ve öğrencilerine psikoloji bilimini öğretmektedir Buna karşın üniversitelerin tıp fakültelerindeki psikiyatri dalları, psikiyatr yetiştirmektedir Yani psikiyatr, ruh doktorudur
Kelime anlamlarına bakarsak psikoloji, ruh anlamına gelen psişe ve bilim ya da teori anlamına gelen loji kelimelerinin bir birleşimidir ve kısaca ruh bilimi olarak Türkçeleştirilebilinmektedir Psikiyatri ise yine psişe ve tıbbi tedavi anlamı katan iyatri ekinin oluşturduğu bir kelimedir, psişenin tıbbi tedavisi anlamına gelmektedir
Psikiyatri ve psikolojinin ayrımı kavramsal olarak en temelde eğitim anlamındaki farkla ortaya çıkmakta, kelime anlamları da esasen bu ayrımı desteklemektedir; çünkü psikologlar gerçekten de tıbbi bir tedavi uygulamamaktadırlar Danışanları ile sadece psikoterapi ilişkisi düzeyinde bir işbirliğine girmektedirler Oysa psikiyatrlar tıp doktorları oldukları için ilaç reçete edebilmekte ya da diğer tıbbi uygulamaları gerçekleştirebilmektedirler Onlar da terapi yapabilmektedirler Her iki alan da kendini geliştirmeye çok açıktır; ancak bu noktada psikologların psikiyatrlardan ayrıldığı bir alan daha karşımıza çıkmaktadır: Teori geliştirme, deneyleme, araştırma yapma ve literatüre yeni kavramlar kazandırma konusu psikologlar için oldukça hayati bir yerde durmaktadır
Psikoloji ve psikiyatri, birbirlerine destek olacak işler yapmak için ayrılmaktadırlar Psikolojini eğitimi ve literatür alanı, psikiyatrinin tıbbi bilgisine ve uygulama alanlarına destek çıkmalı, psikiyatrinin yöntemleri de psikolojinin içinde olduğu süreci kolaylaştırmalıdır
Sonuç olarak psikiyatri bir tıp dalı olurken, psikoloji bir sosyal bilim alanıdır Psikiyatrlar "tıp doktoru" ünvanını taşırken, psikologlar "sosyal bilimci" ünvanını taşımaktadırlar
Anksiyete Nedir?
Anksiyete bir semptom olarak bir çok mental hastalıkta karşılaştığımız bir belirtidir Anksiyetenin birey üzerinde fiziksel ve mental belirtileri mevcuttur Anksiyetenin psikolojik belirtileri arasında irritabilite, konsantrasyon zorluğu, sese karşı hassasiyet ve yerinde duramama sayılabilir Ayrıca hafızanın zayıflaması, otonom sisteme aşırı yoğunlaşma sonucunda kalp atımlarını hissetme ve bunu bir kalp krizi gibi yanlış yorumlama ve buna bağlı algılama çarpıklıkları ve düşünce bozuklukları da ortaya çıkabilmektedir
Bu hastaların fiziksel belirtileri sempatik sinir sisteminin aşırı aktivitesi ve kas geriliminin yoğunlaşmasını sonucu ortaya çıkar Gastrointestinal sistem belirtileri olarak ağız kuruması, yutkunma zorluğu, epigastriumda hassasiyet, hava yutmaya bağlı geğirme, bağırsak hareketlerinde artma veya azalma oluşabilir Solunum sisteminde; göğüste daralma hissi, nefes almada zorlanma, ve aşırı nefes alıp verme meydana gelebilir Kalp damar sisteminde; çarpıntı, kalp üzerinde ağrı veya huzursuzluk hissi, boyunda ve muhtelif bölgelerde kalp atımlarının hissedilmesi görülebilir Genitoüriner sistem belirtileri olarak; sıs sık idrara çıkmak, idrar yaparken yanma hissedilmesi, ereksiyon yetersizliği ve libido kaybı söz konusudur Kadınlarda menstrüel bozukluklar ve amenore görülebilir Merkezi sinir sistemi ile ilgili olarak kulak çınlaması, görme bulanıklığı, karıncalanma hissi ve baş dönmesi belirtileri tesbit edilebilir Ayrıca müsküler gerilime bağlı şikayetler olabilir Özellikle skalp bölgesinde hissedilen başağrıları mevcuttur Uyku bozuklukları olarak; uykuya dalamamak, sık sık uyanmak, kabuslar görmek, erkenden uyanmak ve tekrardan uykuya dalamamak meydana gelebilir
Anksiyete Bozuklukları DSM III, DSM III-R ve DSM IV'ün tanı kriterlerinden ve anksiyetenin biyolojik yapısının öğrenilmesi ile ilgili gelişmelerden çok etkilenmiş hastalıklarındandır DSM III-R'da obsesyonel bozukluklar anksiyete bozuklukların bir alt tipini oluşturmaktadır Ancak ICD-10'da obsesyonel bozukluklar ayrı bir kategoride değerlendirilmektedir Anksiyete obsesyonel bozukluğun bir semptomu olarak kabul edilmektedir (Oxford) Fobik bozukluğun tiplerinin tanınmasında da DSM II-R ve ICD-10 arasında da farklılıklar vardır Geçtiğimiz yirmi yıl boyunca, Amerikan psikiyatristleri nörozlarla ilgili psikodinamik oryantasyonlu yaklaşım tarzlarından ve formülasyonlarından uzaklaşan bir anksiyete bozuklukları anlayışına sahip olmuşlardır
Sonuçta "Nöroz" teriminin günlük klinik çalışmaların dışına çıkarıldığı ve kullanılmadığı bir aşamaya gelinmiş, bunun yerine mantıklı klinik kriterlerin üzerine oturmuş ve sağlam temeller üzerine bina edilmiş çeşitli klinik anksiyete bozukluklarına bölünmüştür
|
|
|
|