Yalnız Mesajı Göster

Cevap : Maden ve Elementler • Bakır • Altın

Eski 04-15-2009   #4
Şengül Şirin
Varsayılan

Cevap : Maden ve Elementler • Bakır • Altın




Maden ve Elementler • Fosfor•Fosforun Karanlıkta Parlaması•24 Ayar Altın•Paslanmaz Çelik

Fosfor

Çabuk alev alan, karanlıkta parlayan basit cisim Yunanca «phos», ışık ve «phoros», taşıyan sözcüklerinden Beyaz fosfor, çok şiddetli bir zehirdir; balmumu gibi yumuşak olan bu madde suda erimez ve açıkhavada öylesine çabuk alev alır ki, su içinde saklamak zorunluluğu vardır Kırmızı fosfor, beyaz fosforun ısıtılmasıyla elde edilir Daha az tehlikeli olduğundan kibrit ve havai fişek yapımında kullanılır

Canlı organizmaların işlemesinde önemli bir rol oynayan fosfor, özellikle kemiklerde, sinir dokusunda ve beyinde bulunur Fosforu 1669 yılında Hamburglu Hennig Brand, idrarda bulmuştur; daha sonra Kunckel ve Böyle adh kimyacılar, fosfor elde etmeyi başardılar Kireçlenmiş kemiklerde fosforik asit bulunduğunu, 1769'da Gahn saptadı; Scheele adlı kimyacı da, bu tür kemiklerden fosfor elde etme yöntemini geliştirdi Fosforun eczacılık, metalürji, tıp ve nükleer fizik alanlarında kullanımı daha sonra başladı

Küllerde

Eskiden fosfor, kemikleri yakma yoluyla elde edilirdi: kül, fosforca hayli zengindir Günümüzde fosfor, sülfürik asit ve kömürle işlemden geçirilen fosfattan elde edilir Başlıca doğal fosfat yatakları, Amerika Birleşik Devletleri'nde, Fas'ta, SSCB'de ve Tunus'tadır Bu fosfatların bazıları, Tarihöncesi hayvanların leşlerinden ve dışkılarından meydana gelmiştir, bazıları da madensel tortulardan oluşmuştur

Fosforışı (Fosforesans)

Beyaz fosfor havada bırakılacak olursa, hafif bir mavi ışık çıkartır Bu olay, oksijenden hemen etkilenen fosforun, ışık çıkartarak ağır ağır yanmasından ileri gelir: fosforışı denilen işte budur Bu terim, yaygınlaştırılarak, zayıf bir ışık çıkartan bütün cisimler (hattâ suyosunları ve ateşböcekleri) için kullanılmıştır (Şunu da belirtelim ki saatlerin «fosforlu» olması için kullanılan maddelerin fosforla hiç bir ilintisi yoktur)
Fosforun Karanlıkta Parlaması


Fosfor insanın ve bütün hayvanların dokularında 'kalsiyum fosfat' biçiminde, doğada ise fosfat mineralleri halinde oldukça yaygın olarak bulunur Doğada en çok bulunan şekli beyaz fosfor olup 44 derecede erir, karanlıkta ışır ama havayla temas edince tutuşur, beyaz dumanlar çıkararak yanar, üstelik çok da zehirlidir

Fosfor 1669 yılında H Brand tarafından insan idrarının ısıtılmasıyla hazırlanmış, ilk defa karanlıkta parlayan bir bileşik elde edilmiştir Bu ilgi çekici olay, bir süre sonra, formülünü satın alan Krafft tarafından dünyaya tanıtılmaya başlanmıştır

Fosfor ışıma teriminin kaynağı karanlıkta ışıldayan beyaz fosfordur Isı yaymaksızın ışık verme özelliği fosfordan başka maddelerde ve bazı canlılarda da görülür ama bu maddelerin bilinen ilk örneği fosfor olduğu için bileşiminde fosfor bulunmasa da karanlıkta ışıldayan bütün maddelere fosforlu deme alışkanlığı yerleşmiştir

Ateş böceklerinin ve bazı balıkların ışıması, gövdelerindeki özel ışık organlarında bulunan moleküllerin kimyasal değişime uğramaları, yakamoz denilen deniz suyunun parlaması da yine sudaki bazı enzimlerin kimyasal tepkimeleri sonucunda oluşurlar Bu ışıkların fosfor ışıma ile bir alakalan yoktur Bunlar biyolojik ışımalardır

Normal olarak bir atomda elektronlar en düşük enerji seviyesinde bulunurlar Cisme kuvvetli bir ışık vurduğunda, elektronlar ışıktaki fotonları emerek uyarılırlar ve enerjileri artarak daha dıştaki yörüngelere sıçrarlar Işığa karşı olan bu reaksiyon, cisimde anında aydınlanma veya ısınma şeklinde görülür Böylece elektronlar üzerlerindeki enerjiyi tekrar verip başlangıçtaki düşük enerji seviyeli konumlarına dönmeye çalışırlar

Çok özel bir iki atom türünde, elektronların bu ilk konumlarına dönme, dönerken de enerji verme ve ışık saçma olayı genel fizik kurallarına pek de uymayan bir şekilde dakikalar, saatler hatta günler sonra olabilir Fosforlu diye nitelendirilen bu cisimler ışık veren kaynağın yok olmasından sonra da elektronları geri dönüş yolculuklarına ve bu sürede üzerlerindeki enerjileri ışık olarak vermeye devam ettikleri sürede parlamayı sürdürürler Elektronların orijinal konumlarına olan dönüş yolculukları tamamlanınca parlama da sona erer

Kalsiyum, baryum ve çinko sülfürler en iyi bilinen fosforlu maddelerdir Saatlerdeki rakamların, akrep ve yelkovanın, bazı oyuncakların karanlıkta görünmelerini sağlayan fosforlu boyaların yapımlarında genellikle çinko sülfür kullanılır Çinko sülfür laboratuarda kolayca elde edilebilir Başka maddelerle karıştırılmadığı vakit fosforlu maddelerin ışığı uçuk mavi renktedir Değişik flüoresan boyalarla karıştırılarak parlak yeşil ve kırmızı renkler elde edilir
24 Ayar Altın Ne Demektir


Bizde altının saflığını gösterme ölçüsü olarak genellikle 'ayar' kelimesi kullanılır, ama uluslararası piyasada kullanılan kelime 'kırat'tır 'Kırat' hem altının, hem de elmas ve diğer kıymetli taşların ölçümünde kullanılan bir birimdir

Elmas ve değerli taşları ölçmede kullanılan 'kırat'ın bir birimi 200 miligrama (0,200 gram) eşittir Yani 20 gramlık bir elmasınız varsa, bu 100 kıratlık bir elmastır Doğada bulunan elmasın büyüklüğü çok seyrek olarak bir santimetrenin üzerindedir Bugüne kadar bulunan en büyük elmas 3106 kıratlık 'Cullian'dır Bundan 530 ve 517 kıratlık iki büyük ve 100 küçük elmas işlenmiştir

Altında kullanılan 'kırat' veya 'ayar' ise altının saflığını gösterir 24 kırat (ayar) altın, içinde karışık başka bir metal olmayan yüzde yüz saf altındır Tamamen saf altın çok yumuşak olduğundan genellikle bakır veya gümüş ile karıştırılır Her bir kırat (ayar) altının tümünün 24'de biridir Örneğin bir bileziğin 24'de 18'i altın, 24'de 6'sı da gümüşten yapılmışsa, o bilezik 18 kırat (ayar) altındır

Altını Ölçmede kullanılan bu komik sistem, yaklaşık bin yıl evvelki Almanların Mark isimli bir altın parasından kaynaklanmaktadır Tamamen saf altından yapılan bu para 4,8 gramdı ve elmas ölçü biriminde ağırlığına göre 24 kırat ediyordu Sonradan içine başka maddeler karıştırıldıkça içindeki altın miktarına bağlı olarak kırat ölçüsü düşürüldü

Altın beyaz, kırmızı, sarı gibi çeşitli renklerde beğenimize sunulur Altın, bakır ile karıştırılmışsa 'kırmızı altın', gümüş ile karıştırılmışa 'sarı altın', nikel veya platin gibi metaller içeriyorsa 'beyaz altın' adı verilir
Paslanmaz Çelik


Çelik ile demir arasında çok az bir fark vardır Saf demir bir bakır kadar yumuşaktır Onun içine yüzde 2'ye kadar karbon katılması ile inanılmaz bir mukavemet, sertlik ve mekanik özellikler elde edilir ki, adı artık çeliktir Demirin bol olması, kolay ve ucuz elde edilmesi nedeniyle çeliğin de kullanımı çok yaygındır Ancak çelikte de, demirde olan bir zayıf nokta vardır Paslanma, diğer bir deyişle oksidasyon

Günlük hayatımızda kullanılan eşyaların paslanması sonucu her yıl dünyada milyonlarca dolar boşa gitmektedir Bu kaybın büyük bir kısmı demir ve çeliğin paslanmasından dolayıdır Paslanmayı kısaca demirin havadaki oksijen ile birleşmesi olarak tanımlayabiliriz Aslında bu elektro kimyasal bir reaksiyondur Bu nedenle malzemenin bir yerinde başlayan paslanma boyanın altından geçerek diğer bir yerde ortaya çıkabilir

Sadece demir ve çelik değil diğer metaller de paslanır Örneğin, alüminyum, pirinç, bronz gibi Ancak onlarda malzeme ile oksijenin birleşmesinden oluşan çok ince tabaka, daha oluşur oluşmaz malzemenin hava ile temasını keserek koruyucu bir rol oynar, paslanmanın ilerlemesini önler Bu tabaka o kadar incedir ki, malzemenin rengi hemen hemen değişmez Demirdeki paslanmanın özelliği onun ve oksijen atomlarının boyutlarındaki büyük farktan dolayı yüzeyde sağlam bir birleşme olamaması, paslanmanın malzemenin içine nüfuz etmesi, sadece görüntü değil mukavemetin de bozulmasıdır

Paslanmada havadaki nemin de etkisi büyüktür Reaksiyondaki su miktarı pasın rengini de belirler Bu nedenle pasın rengi siyah veya çok koyu kahverengi olabildiği gibi sarımtırak da olabilir Paslanmanın hızını artıran faktörlerden bir diğeri de tuzdur O da bu elektro-kimyasal reaksiyonun hızını arttırır Kışın kar nedeni ile yollarına tuz dökülen yerler ve deniz kenarlarında paslanma daha hızlı olur

Paslanmaz çelikten önce, paslanmayı önlemek için malzeme boyanıyor veya galvaniz kaplanıyordu Bu çözümler de özellikle sağlık ve gıda sektöründe başka sorunlar yaratıyordu İlk paslanmaz çeliği Harry Brearley, 1913 yılında tesadüfen keşfetti Tüfek namluları için çeşitli metalleri birleştirerek deneyler yaparken bazılarının paslanmaya karşı dirençli olduklarını gördü Her büyük buluşta olduğu gibi, o da bunu sanayicilere kabul ettirebilmek için uzun bir uğraş verdi

Krom gibi bazı metaller, atom boyutlarının birbirine yakın olmasından dolayı oksijenle çok kolay ve süratli birleşirler Kalınlığı birkaç atom olacak kadar çok ince ama çok sağlam bir tabaka oluştururlar Başka reaksiyon olmaz Bu tabaka zedelense bile tekrar oluşur Krom belli bir oranda çeliğe katılırsa yine aynı olay olur, çelik artık paslanmaz

Paslanmaz çeliğin içinde yüzde 10-30 krom vardır Bu orana ve eklenecek nikel, titanyum, aliminyum, bakır, sülfür, fosfor ve benzeri elemanlara bağlı olarak kullanım yeri değişir

Alıntı Yaparak Cevapla