|
meLankoLik_asaLet
|
Cevap : Kur'an-ı Kerim'de Mü'minlerin 100 Vasfı
V Güzel Ahlak
A Allah’a Karşı
46 Mü’min, her şeyden çok kendini yaratan ve sayısız rızıklar veren, zâtıyla ve bütün sıfatlarıyla mükemmel olan, hiçbir noksan sıfatı bulunmayan Allah’ı sever Onu sevdiği gibi hiçbir şeyi sevmez (Bakara 2/165; Maide 5/54) Hiçbir sevgiyi O’nun sevgisi üzerine çıkarmaz Malını, evladını, ticaretini vs Allah ve Resûlü’nden çok sevdiğinde başına büyük bir felaketin geleceğini bilir (Tevbe 9/24)
47 Allah’ın sevgisine ermek için Peygamber Efendimize itaat ve ittibanın farz olduğunu bilir ve ona göre Allah Resûlünü de canından ve malından çok sever ve kulluğun her alanında ona ittiba eder (Âl-i İmrân 3/31)
48 Allah’ı çok çok zikreder Gece gündüz O’nu tesbih eder (Ahzâb 33/41-42) Allah’ı içinden yalvararak yakararak yüksek olmayan bir sesle sabah akşam zikreder Gafillerden olmaz (A‘râf 7/205) Unuttuğu zaman da hemen Rabbini hatırlar (Kehf 18/24) Bir günah işlediği zaman hemen Allah’ı hatırlar ve O’ndan bağışlanma diler (Âl-i İmrân 3/135) Sonra, zikir, mümine savaş gibi sıkıntılı anlarda güç ve kuvvet verir (Enfâl 8/45), sevinçli anlarda ise şımarmaktan, Allah’ı unutmaktan korur Bu yüzden mümin Kur’an okudukça, namaz kıldıkça, her hâl ve hareketinde O’nu hatırlayıp andıkça gönlü yatışır, huzura kavuşur (Ra‘d 13/28)
49 Allah’ı anmayı ihmal eden, kalplerini ondan uzaklaştıran kimselerin dünyada dar bir geçime maruz kalıp, ahrette de kör olarak haşredileceklerini bilir (Tâhâ 20/124) Allah’ı unutanın, hayatını Allah yokmuşçasına sürdüren insanın, gerçekte kendini unutmuş olduğunun farkındadır (Haşr 59/19)
50 Mü’min Rabbine karşı sürekli bir hamd ve şükür halindedir Çünkü gerçek manasıyla övülmeye layık olan yegane varlık Allah’tır (Fatiha 1/1-3; Tevbe 9/112, Sebe 34/1) Rabbinin şükreden kullardan razı olduğunu, nankörlük edenleri ise sevmediğini bilir Şükredenlere nimetlerin daha da artacağının, nankörlük edenlerin ise ilahi azaba düçar kalacaklarının farkındadır (Zümer 39/7; İbrâhîm 14/7)
51 Mümin, en çok Allah’ı sevdiği gibi, aynı zamanda O’ndan korkar; O’na saygıda kusur etmemeye çalışır (Al-i İmran 3/102) Allah anıldığı zaman kalbi ürperir Allah’ın âyetleri kendisine okunduğu zaman imanı artar (Enfâl 8/2) Böyle davrandığında Cenâb-ı Hakk’ın, kendisine işinde kolaylık vereceğini; sıkıntılardan bir çıkış yolu açacağını, onu ummadığı yerden rızıklandıracağını, ayıp ve kusurlarını örteceğini, günahlarını bağışlayıp, mükafatını kat kat vereceğini bilir (Enfâl 8/29; Talâk 65/2-5)
52 Allah’a istiğfar eder İstiğfar için her vakit geçerli olmakla beraber hususiyle seherlerini istiğfarla geçirir (Al-i İmran 3/17; Zâriyât 51/18) Çünkü o vakitler, ilahi rahmetin daha bol, sağnak sağnak dünyaya indiği lâhûtî demlerdir
53 Allah’a çok çok tevbe eder ve Allah’ın çok tövbe edenleri sevdiğini bilir (Tahrim, 66/8; Bakara 2/222) Gökteki meleklerin dahi, tövbe eden ve Allah’ın yolunda giden müminlerin bağışlanmaları ve cennete girmeleri için duâ ettiğinin farkındadır (Mümin 40/7-9) Mümin, tövbesini defalarca bozmuş olsa da, tövbe ettiği takdirde Allah onu yine bağışlar O’nun bu dünyada, kul hakkı hâriç, bağışlamayacağı bir günah yoktur (Zümer 39/53; Nisâ 4/31; Hûd 11/114)
54 Mü’min yalnızca Allah’a güvenip bel bağlar Sadece O’ndan yardım ister ve işin sonunu O’na havale eder (Fatiha 1/4; Mü’min 40/44) Çünkü o, Allah’ın “hiç ölmeyecek olan yegâne diri” olduğuna inanır (Furkân 25/58)
55 Mü’min devamlı dua ve niyaz halindedir Yalnızca Allah’a yalvarır; O’ndan başkasına dua etmez (Furkan 25/68) Günahlarının affı için yalvara yakara Allah’a iltica eder (A‘râf 7/ 55-56) Duaları Allah’ın işittiğini ve ona icabet ettiğini bilir (Mümin 40/60; (Bakara 2/186) O’ndan bağışlanma diler Sadece kendine değil, ana babasına, bütün mü’minlere dua eder (İbrâhîm 14/41)
56 Mü’min, Allah’a verdiği sözde durur ve onu mutlaka yerine getirmeye çalışır (Ahzab 33/23)
B Mü’minlere ve Dİger İnsanlara Karşı
57 Mü’min doğru sözlüdür Konuştuğu zaman doğru söyler Bu vasfının amellerinin düzelmesine ve mağfirete ulaşmasına vesile olacağını bilir (Ahzab 33/70-71) Hep doğrularla beraber olur, onlardan kendine doğruluk ve sadakat sirayet edeceğinin farkındadır (Tevbe 9/119)
58 Mü’min, Allah’ın emrettiği gibi dosdoğru ve istikamet üzere bir hayat yaşar Zor olan bu vazifeyi gereği gibi yapmaya çalışır (Hûd 11/112) Bunu başardığı takdirde ölürken ve mahşerde meleklerin kendini müjdelerle karşılayacağına, cennette büyük mükafatlara ereceğine inanır (Fussılet 41/30-32; Ahkaf 46/13-14)
59 Mümin emânete riâyet eder; kendi sorumluluğuna bırakılan maddî veya mânevî bir değeri koruyup kollar Çevresine hep güven ve emniyet telkin eder; herkes ona malını gönül rahatlığıyla emânet edebilir; verdiği söze tereddütsüz inanıp güvenilir (Müminûn 23/8; Meâric 70/32)
60 Mü’min, sabırlıdır Haramlardan kaçmada, Allah’ın emirlerine sarılmada (Tâhâ 20/132; Meryem 19/65)ve musibetlere göğüs germede sabrı esas alır (Bakara 2/155-157) İnkârcıların tâciz edici sözlerine karşı sabreder; gayrimüslimlerin İslâm’a ve Müslümanlara yönelik sözlü saldırıları karşısında hemen galeyana gelip intikâm almaya kalkışmaz, telaşlanmaz (İnsan 76/24; A‘râf 7/199; Bakara 2/109; Mâide 5/13) “Ne güzel kul” şerefine ermek için sabrın çok önemli olduğunu bilir (Sâd 38/44) Savaş zamanlarında da düşmandan daha fazla sabırlı olmaya çalışır (Âl-i İmrân 3/200)
61 Mü’min affedicidir; affetmeyi sever Öfkesini yutar ve insanların kabahatlerini affeder (Al-i İmran 3/134; A‘râf 7/199) Allah’ın af ve mağfiretine ermek için böyle davranır (Nur 24/22)
62 Mü’min kendine yapılan kötülükleri iyilik yaparak savmaya çalışır Karşılık vermeye gücü yettiği halde affetmenin bir fazilet olduğunu; kötülük yapana iyilik ve güzellikle karşılık vermenin ise daha büyük bir fazilet olduğunun bilincindedir (Fussilet 41/34)
63 Mü’min fedakardır, cömerttir, diğergamdır Yeri geldiğinde kardeşini kendine tercih etmesini bilir Kendisi ihtiyaç sahibi olduğu halde, özveride bulunup daha muhtaç durumda olanlara yardım elini uzatıp, onlar adına kendi hakkından vazgeçer Bunun ahlakın zirvesi bir davranış olduğunun farkındadır (Haşr 59/9) Kendini, kötü bir ahlak olan bencillikten, pintilikten arındırır (Muhammed 47/38; Haşr 59/9; Tegâbün 64/16)
64 Mü’min, kendisine ne dünya ne de ahrette fayda vermeyecek, bilakis zarar verecek boş söz ve davranışlardan uzak durur (Müminûn 23/3; Furkân 25/72; Kasas 28/55) Cahillerin sataşmalarına maruz kalınca “Selâmetle” der, geçer (Furkan 25/ 63)
65 Mü’min, Allah’ın ayetlerinin alaya alındığı, günah ortamlarında bulunmaz Farkında olmadan veya zaruri bir durum sebebiyle böyle bir ortamda bulunursa, aklını başına alıp hemen oradan uzaklaşmanın yollarına bakar (Nisa 4/140; En‘âm 6/68)
66 Mü’min, diğer bütün mü’minleri kardeşi olarak bilir (Hucurat 49/10) Onlarla asla alay etmez, onu başkalarının yanında gülünecek tarzda aşağılamaz; onunla eğlenmez Onu kötü lakaplarla çağırmaz Bunun büyük bir günah olduğunu bilir (Hucurat 49/ 11; Hümeze 104/1) Onlara sû-i zanda bulunmaz, gizli hallerini araştırmaz ve gıybetlerini yapmaz Gıybetin, ölü kardeşin etini yemek gibi çok çirkin bir fiil olduğunun farkındadır (Hucurât 49/12)
C Adab-ı Muaşeret
67 Mü’min, başkalarının evlerine ve özel mekânlarına izinsiz girmez Kapıyı vurup selam vererek ve müsaade isteyerek girer (Nûr 24/27-28) Ailede henüz ergenlik çağına gelmemiş çocuklar ve evin hizmetçileri bile ebeveyn odasına girmek istediklerinde belli vakitlerde izin istemeleri gerekir Bu vakitler; sabah namazından önce, uyumak ve dinlenmek için elbisenin çıkarıldığı öğle vakti ve yatsı namazından sonradır (Nûr 24/58-59)
68 Mü’min, davete icabet eder, fakat davetin gerektirdiği adaba son derece dikkat eder Ev sahibini rahatsız edici hareketlerden uzak durur (Ahzâb 33/53)
69 Mü’min karşılaştığı Müslümanlara selam verir Selâmlaşmayı ihmal etmez Başkalarının evlerine ve özel mekânlarına izin alıp girerken içeridekilere selâm verdiği gibi (Nûr 24/27; Nisa 4/86), kendi evine girerken içerideki aile fertlerine de selâm verir (Nûr 24/61)
70 Mü’minin her türlü hâl ve hareketleri ölçülü, yapıcı ve yumuşaktır O, kafirlere sert, mü’min kardeşlerine merhametli davranır (Fetih 48/29) Müminlere karşı alçakgönülle muamele eder (Mâide 5/54) Yürüyüşü mutedildir, yeryüzünde tevazu ile yürür Kibirlenerek ve gururlanarak yürümez O, ne yeri yırtabilecek ne de dağlarla boy ölçüşebilecek gücü ve kudreti olmadığının, aciz bir kul olduğunun farkındadır (Lokmân 31/18-19; İsrâ 17/37; Furkân 25/63)
71 Alçak sesle konuşur; seslerin en çirkininin merkebin sesi olduğunu bilir İnsana ve mü’mine yakışan bir eda ve tonla hitap eder (Lokmân 31/19) İnsanlarla güzel iletişim kurabilmek için sözün en güzelini söyler Şeytanın vesvesesine sebep olacak konuşmalardan uzak durur (İsrâ 17/53) 46-51)
72 Mü’min, sohbet meclislerinde, toplantı mekânlarında başkalarına yer açmak, gerektiğinde yer vermenin İslâmî nezâket anlayışının bir gereği olduğunu, buna uyanlara Cenâb-ı Hakk’ın maddî ve mânevî genişlik vereceğine, derecelerini yükselteceğine inanır ve öyle davranır (Mücâdele 58/11) O her zaman ve mekanda elinden geldiği kadar iyilik yapma ve Müslüman kardeşinin problemini çözme ve onun yardımında olma yolunda gayret içinde olur (Müslim, Zikir 37-38)
VI İlim ve Tahsil
73 Mü’min, ilme ve her türlü faydalı bilgiyi elde etmeye çok büyük önem verir Çünkü sahip olduğu bilme ve bilgi üretme kabiliyeti, onu meleklerden farklı ve güçlü duruma getiren en önemli özelliğidir (Bakara 2/31-33) İlk inen vahiyin “Oku!” emriyle başladığını ve Allah’ın insana bilmediği şeyleri kalem ile öğrettiğinin farkında olup (Alâk 96/1-5) bilenlerle bilmeyenlerin aynı olmayacağını idrak ederek (Zümer 39/9); “Rabbim ilmimi artır! diye duâ eder (Tâhâ 20/114)
74 Gerçek alimin, Allah’ın mahlukatı ve bunda sergilediği sanat tecellilerine ibret nazarıyla bakarak Yüce Yaratıcı’nın sonsuz kudret ve azametini idrak eden (Âl-i İmrân 3/190-191) ve ilmi arttıkça Allah korkusu artan kimse olduğunu bilir O istikamette ilim elde etmeye çalışır (Fâtır 35/28)
VII Akraba Münasebetleri
75 Müminin ailesini muhabbet, merhamet ve koruyup kollama temeli üzerine bina eder (Rûm 30/21) Karı kocanın birbirini haramlardan koruyan bir elbise mevkiinde olduğunu bilir (Bakara 2/187) Ehl-i kitaptan hanımlarla evlenmesi caiz olmakla birlikte (Mâide 5/5) mü’min kadınlarla evlenmeyi tercih eder Müşrik hanımla evlenmez Mümin bir kadın ise, hangi inanca mensup olursa olsun gayrimüslim bir erkekle evlenemez (Bakara 2/221) Eşini seçerken güzellik, soyluluk veya zenginlik kriterlerinden ziyade “dindar ve iyi ahlâklı olma” kriterini esas alır (Buhârî, Nikâh 15)
76 Ailesine, çoluk çocuğuna namazı emreder, bunda sabır gösterir (Tâhâ 20/132), onları ebedî cehennem ateşine sürükleyecek ve böylece sonsuz mutluluğu kaybettirecek kötülüklerden uzak tutmaya gayret gösterir (Tahrîm 66/6)
77 Mü’min, kendinden sonra gelecek neslini ve zürriyetini düşünür, onların namaz kılan, müttakilere önder olan göz aydınlatıcı hayırlı nesiller olması için dua eder (Bakara 2/128-129; İbrahim 14/40; Furkân 25/74)
78 Mümin ana babasını baş tacı eder Onlara iyilik yapar, merhametli davranır, “öf” bile demez Her türlü ihtiyaçlarını karşılar Hayırları için dua eder (İsra 17/23-25)
79 Mümin, akrabâlık bağını sağlam tutar, akrabaları ile ilişkilerini iyilik temelleri üzerine bina eder Onlara iyilik ve ihsanda bulunmayı, ziyaret etmeyi ihmal etmez (Bakara 2/177; Nisâ 4/1, 36; İsrâ 17/26; Nahl 16/90)
80 Mümin, yakın, uzak her türlü komşusuna güven verir, iyi davranır Onun hak ve hukukunu korur (Nisa 4/36) Çorba pişirdiği zaman suyunu çok koyar ve komşularını gözetir (Müslim, Birr 142)
|