gülgüzeli
|
İçi Başka Dışı Başka
İÇİ BAŞKA DIŞI BAŞKA
ALPEREN GÜRBÜZER
Münafıklık küfre girmekten daha şedid bir suç, hemde günah
Gavsı Bilvanisi(k s)anlatıyor; Şah-ı Hazne(k s) bana;
-İbriği al, benimle gel dedi
Hemen arka sırası ibrikle takip ettim ve bu sefer de bana döndü;
-İbriği şimdi yere bırak diye emir buyurdu, taharet alacağını sanmıştım arkamı
dönüp beklemeye koyuldum o sırada, Şah-ı Hazne sessizce kolumdan sıkıca tutup:
-Benim soracaklarıma doğru cevap vermeni istiyorum, bu konuda doğru cevap vereceğine
yemin et, dedi
Bende:
-Eğer soracakların bildiğim şeyler ise vallahi doğru cevap vercem dedim
Şah-ı Hazne(k s):
-Sen şeriat alimisin, söyle bakalım bende şeriata muhalif, münafıklık alameti var mı?
sorunca,
Cevaben:
-Efendim Vallahi zerre miskal zatınızda şeriata muhalif bir durum görmedim dedim
Rasul-i Kibriya Efendimiz(s a v); Şu dört sıfat kimde varsa o kimse her ne kadar namaz kılıp, oruç tutarak kendini mümin sansa da eğer;
-Yalan konuşuyorsa,
-Verdiği sözü tutmuyorsa,
-Emanete hıyanet ediyorsa,
-Anlaşmadığı kimselere karşı hile yoluna başvuruyorsa katıksız münafıktır
Yine Rasulüllah(s a v); Bu ümmetimin münafıklarının çoğunluğu Kur’an okuyuculardır buyurmakta
Münafıklık kalbe bulaşan maraz bir hastalık Hem de Müslümana musallat olan bir
Sülük bir kurt Maalesef kurtlar sülük olmuş, kaçan kurtuluyor ahbap ve dost sandıklarından
Tebük seferi dönüşü Efendimiz(s a v) tarafından Huzeyfe(r anh)’a münafıkların ismi
söylenmiş ve bu sırrı ölünceye kadar saklı tutmasını tembihlenmişti Hz Ömer(r anh) her
cenazenin ardından Huzeyf’yi takip ederek kendince çözümünü bulmuştu, o kılıyorsa kılıyor, kılmazsa terk ediyordu
Yüce Mevlamız:
Münafıklar sana geldiklerinde: şahitlik ederiz ki sen Allah’ın peygamberisin
Bununla birlikte Allah, münafıkların kesinlikle yalancı olduklarına şahitlik etmektedir
Yeminlerini kalkan yapıp Allah yolundan yan çizdiler Gerçekten onların yaptıkları
ne kötüdür!
Bunun sebebi, onların önce iman edip sonra inkar etmeleridir Bu yüzden kalpleri
mühürlenmiştir Artık onları hiç anlamazlar
Onları gördüğün zaman kalıpları hoşuna gider, konuşurlarsa sözlerini dinlersin
Onlar sanki duvara yaslanmış kötüler gibidir Her gürültüyü kendi aleyhlerinde sanırlar Düşman onlardır Onlardan sakın Allah onların canlarını alsın! Nasıl bu hale geliyorlar(Münafikun,63/1-4) diye buyurmuştur
Allahü Teala ayeti kerimede de beyan buyurduğu gibi , Artık onların hiçbirşeyi
anlamadıklarını , Yani kalıplarının var olduğunu, ancak ruhsuz olduklarını ilan ediyor Rabbül Alemin yine Münafıklar namaza kalkarlarsa tembel tembel kalktıklarını da duyurdu
Rasulü Ekrem(s a v) ‘de;
Münafıklara sabah ve yatsı namazında daha ağır gelen hiçbir namaz yoktur
İnsanlar bu iki namazda ne kadar çok ecir ve sevap olduğunu bilselerdi emekleyerek de olsa cemaata gelirlerdi (Buhari,Mevakit 20, Ezan 34; müslim,Mesacid 252)
Kim gaza etmeden ve gönlünde gaza etme arzusu taşamadan vefat ederse bu tür
münafıklık üzere ölür(Müslim,İmare 158)
Münafık, iki sürü arasında gidip gelen öğüren koyun gibidir; kah koşar bu sürüye
gelir, kah koşar ötekine gider (Müslim, Münafikın 16)
(Ey münafıklar) Siz iş başına geçecek olsanız yeryüzünde fesat çıkarır,
akrabalarla ilginizi kesersiniz, değil mi? İşte Allah’ın lanete uğrattığı, kulaklarını sağır, gözlerini kör ettiği kimseler bunlardır(Muhammed,47/22-23) hadisi şerifleriyle münafıkların durumunu beyan buyuruyor Yine Allah Rasulü; Bir kimse mescidde iken ezan okunurda bir haceti yokken çıkar, dönmeyede niyet etmezse o kimse münafıktır buyurdu Ancak bunun istisnai durumuda var, şöyleki; Hocasının mescidine gitmek içinde bulunduğu mescidden çıkabilir Sonra fıkıh okuyan talebenin hocasının dersini veya onun mescidinin cemaatına devam etmesi bilittifak caizdir
Ecel kapısını çalmıştı Hasta yatağında Allah Rasulü son uyarısını ihmal etmemişti, ne
yazık ki o inadım inadım demişti ve Allahın Habibine cevaben;
-Esad bin Zürare Yahudilerle münakaşa edipte eline ne geçti gibi sözlerle aksi görüşler
ileri sürmekten geri durmadı
Hasta yatağında dahi içi başka dışı başka bir tip insan olduğunu sergileyen bu kişi İbn-i
Selül denilen münafıkların reisinden başkası değildi Münafıklık içeren sözlerle sonunu hazırladı, bu dünyadan göçtü gitti
Oğlu Abdullah geldi Allah Rasulünün huzuruna dedi ki;
-Ya Rasulüllah! Babam öldü, ridamı babam için kefen yapmak istiyorum Bu talebi kabül
gördü
Allah Rasulü İbn-i Selül’ün hayatta iken ‘müslümanım değilim’ ifadesini kullanmadığı
için ona müslüman muamelesi gösterip, cenazesinin yıkanmasının ardından üstelik namazında bulundu bile Hz Ömer derhal devreye girip:
-Ya Rasulüllah! İbni Selul’ün namazını kılacak mısın?
Habi-i Kibriya Efendimiz(s a v):
-Allah bu konuda serbest bıraktı
Hz Ömer(r anh):
-Ama Ya Rasulüllah! o gerek Uhud günü, gerekse Beni Mustalık yolculuğunda
Yahudilere destek vermiş biri
Efendimiz(s a v):
-Ya Ömer! beni rahat bırak deyip namazını kıldırdı Tabi Ömer’i rahatsızlık bürüdü, hatta endişe kapladı; acaba canından çok sevdiği Rasulullah’ı incittin mi diye derin düşüncelere daldı Derken İbni Selül’ün gömülme işleminin ardından gelen ayet rahatlamasına yetti:
Allahü Teala bu konuda buyurdu ki:
-Onlardan hiç kimsenin namazını hiçbir zaman kılma, Kabrinin başında da mağfiret
niyaz etmek üzere durma Çünkü onlar Allah’ı ve Rasulünü inkar etmiş fasık olarak ölmüşlerdir Onların malları da evlatlarıda seni hayranlığa düşürmesin (Tevbe 84-85)
Evet Mekke’nin Ebu Cehili ne ise Medine’nin İbn-i Selül’ü de o idi Biri küfrün ele
başısı, diğeri ise fitnenin ve münafıklığın lideri Oğlu Abdullah inen bu ayetlerle her ne kadar üzülse de Allah’ın hükmü karşısında herkesin boynu kıldan ince olmak zorunda Ferman başım üzerine diye kabüllenmeli idi, o da o şuurla hareket etti zaten Çünkü, o ferman Yücelerden geliyor içinde binbir hikmet taşıyan hükümlerle
Velhasıl; münafıklık kalbe akan büyük kirdir
__________________
|