09-12-2008
|
#1
|
VANDETTA
|
Barış
Biz barışı bilemeden büyüdük
Çizgili defter arasında çiçek kurutacağımız çağda düştük öfkenin dölyatağına 
Huzur yüklü masal*lardan kovulduk
Apoletliydi sünne*timizin üniforması 
"Her Türk asker do*ğar" diye diye yürü*dük Adımlarımızı sa*ya saya büyüdük
Duvarlarında koca*man kırmızı harflerle intikam yeminleri ya*zılı kentlerde uçurduk ilk uçurtmaları*mızı  Marşlarla ta*nıştık, şiirlerden ön*ce  Ve kara önlükler giydik, rengarenk çi*çekler açarken gözlerimizde 
"Erkekler ağlamaz"dı, ama "kız gibi gülmez"di de  Somurtup oturduk tahta sıralarda  Çatık kaşlar kabilesi, kahkahalarımı*zı soldurdu
* * *
Biliyor musunuz, barışı hiç bilemeden bü*yüdük biz 
Savaşa yollar gibi dualar ve gözyaşlarıyla mektebe yolladı analarımız  Zifir karanlık*tı ergenliğimizin okul koridorları  Tarih dersinde amentü duası ve cenk masalları öğ*rendik Bedende iyi güreşmesini 
Marmaraspor diye bir futbol takımımız vardı Günün birinde kalecimiz Sacit'i vurdular Biz yaştaydı 17'sinde yani Ölümle er*ken tanıştık
İlk aşkımızı öpüp koklayamadan kokladık genç ölülerin kan kokusunu  ve bıçakların bilenişini dinledik dolunay serenatları dinle*yeceğimiz çağda 
Kan kırmızı haber bültenleri çaldı çocuk*luğumuzu 
Sokakların öfkesine alıştık
* * *
Sahi barışı hiç bilemeden büyüdük biz 
Sıkılı yumruklar ve zincirli bileklerdik "Karanlıktan yararlanarak kaçtık" ölüm sağanağından 
Maraşlarda yanıp, Fatsalarda boğulduk
Bir Eylül sabahı tank sesiyle uyandırdılar Hasan Mutlucan söyledi ilk gençliğimizin serhat türkülerini  Serhatın ne olduğunu bile bilmiyorduk henüz 
Yaşıtlarımızı sallandırdılar alacakaranlık*ta  Biz küvetlerde yakıp, hela taşlarında boğduk başucu kitaplarımızı 
Satırlar hesap sordu yıllar yılı 
  veremedik
***
Biz, barışı bilemeden büyüdük
Gökyüzünü yakın sandık, ölümü uzak 
Lanetli bir kuşak gibi doyasıya sevişemeden yetiştik
Utangaç kızlar, mahcup oğlanlardık Bir günah gibi gizledik buselerimizi  Coşkula*rımızı ruhumuzun en derinine gömdük
Dövüştükçe alkışlanıp, seviştikçe ayıplan*dık
* * *
İnanın, hiç barışı bilmeden büyüdük biz 
Akşam haberlerini ağıt gibi dinledik bun*ca yıl  Sabah manşetleri hüznümüz oldu
Savaşın askerleri, barışı yazan ellerimizi kırıp, barışı söyleyen türkülerimizi yaktılar Barış, tenimizde elektrik, tabanımızda cop*tu  Kuytuda gizlice fısıldaştığımız parolaydı "Barış"  İddianamelerimizin başlığı, çocuk*larımızın ismiydi
Kanlı bir tarihi sayfa sayfa çevirip durduk, finalinden birşeyler umarak 
Dağlarda genç cesetlerdik  terlememiş bıyıkları kanla kirlenen 
Barışı bilmeden, barışı özleyerek yaşadık
* * *
Umduk ki bir gün barış gelecek ülkeye, beklenmedik bir dost mektubu gibi  Yeral*tı sığınaklarından kafalarımızı uzatıp kar*deşliği soluyacağız küllerin arasından  Radyoların düğmesini korkusuz çevireceğiz ve endişesiz yürüyeceğiz kuytusunda kentle*rin  Sardunyalar ekeceğiz siperlerin kum torbalarına  Ve nihayet aslını yaşayacağız, müsveddelerini çiziktirip durduğumuz şu hırçın hayatın 
Umduk ki, barış gelecek ülkeye 
Hiç gelmediği kadar bereketli ve gür 
Barış gelecek, alabildiğine özgür 
* * *
Ne yazık: barışı hiç bilmeden büyüdük biz 
Savaş kurban gitti gençliğimiz 
Can Dündar
|
|
|