08-25-2008
|
#1
|
|
sudenaz
|
Baban Gelirse...
Balıkesir´de Ali şuuri ilkokulu karşısındaki boşlukta eski ayakkabı tamircisi, kır pala bıyıklı Cevdet (Alkalp) dede vardı
Bir akşam üstü sohbetinde konu Çanakkale´ye gelince ağlayarak anlatmaya başladı
Rahmetli babam Hafız Ali, Çanakkale´de kaldığında anamın karnında yedi aylıkmışım Onu hiç tanımadım Bir fotoğrafı bile yoktu O günler çok zor günlerdi
Seferberliğin sıkıntıları, Kuvayı Milliye zamanı işgal yılları, kurtuluş, yokluk, sıkıntı 
Çocuklugumuz hep ekmek peşinde, sıkıntıyla geçti Ama anam, benim çocukluğumdan itibaren her sokağa çıkışta, her nereye giderse yanıma gelir ve
Oğlum ben pazara gidiyorum Baban gelirse beni hemen çagır ha! 
Ben komşulara gidiyorum baban gelirse beni hemen çağır ha!  derdi 
Anam babamı her zaman bekledi durdu Büyüdüm dükkan açtım Anam yine her bir yere gidişte dükkana gelir; gideceği yeri söyler ve "Baban gelirse çağır ha! diye eklerdi
Aradan yıllar geçti Anacığım ihtiyarladı Gene hep deyneğini kaparak bana gelir ve "Baban gelirse beni çağır ha! diye tembihlerdi Günu gelip ağırlaştığında, ölüm döşeğindeyken bizimle helalleşti
"Bana iyi baktınız hakkınızı helal edin" dedi
Sonra bana döndü ve yavaşça
"Baban gelirse annem hep seni bekledi de" dedi
Birden irkilerek doğruldu ve kapıya doğru gülümseyerek,
"Hoş geldin bey, hoş geldin" diyerek ruhunu teslim etti  
|
|
|
|