gülgüzeli
|
Bir Şiir'in Sıcak Yüregine Bırak Sevgimi, Şair Görmesin...
Yüreğin nereye denk düşerse, oraya koy beni gülüm
Oraya götür nereye giderse
Ey gül, ey güller güzeli gül
Dikenli de olsa da sevda yolları 
Kanasa da yüreğin,
gözyaşı olup aksa da gözlerinde damla damla hasret
Yalnızda kalsan kalabalıkların ortasında,
üşüse de sesin, yüreğinin en sıcak yanına koy beni gülüm 
Özlem düğümlenirse gözlerine, bırak yeşersin sevda göğsünde  
Bırak gül kokusuyla yıkansın gül tenin
Sevgiden başka silahım yok benim
Silahsızım kuşları vurulmuş bir gökyüzünde
Ben öleceğim gülüm kimse bilmesin,
eski ve derin bir anıya göm beni, kimse görmesin
Üşümesin gözlerimde umudu sokakta kalmış kimsesiz çocuklar,
susuz kalmış ayışığı tomurcukları
Yaralıyım
karakıştayım, odam soğuk, aşım yok, suyum yok
Yaralarımı saracak kimsem yok senden başka 
Ben öleceğim gülüm kimse görmesin,
bir çınar ağacının gölgesine göm beni bahçe bilmesin
Gecelerime yağmurlar damladı, ıslandı duygularım,
üşüdüm, yağmur oldum kendime,
kar oldum uzak dağlara düştüm
Hangi bahara tutunduysam alıp götürdü umutlarımı kış
Ardından gozlerimi de alıp gitti zemheriler,
kör kaldım
Yüreğinin yangınında incecik yağmurlara al götür beni gülüm Sevdalara, bulutlara, rüzgarlara götür
Ben öleceğim gülüm kimse görmesin,
bir gül bahçesinin en gizli yanına göm beni, bağban bilmesin
Bil ki, ne ağlamak için yağmuru bekliyorum artık ne de yaşamak için baharı
Sevinmek, gülmek unuttuğum eski bir şarkı şimdi,
her gece dudaklarımda sızlayıp üşüyen
Ben öleceğim gülüm kimse bilmesin,
yüreğinin gül yanına koy beni,
kimse görmesin
Bir zamanlar gökmavisi bir çiçekti yüzün yüzümde,
ıssız dağbaşlarında bir rüzgarın sesini duyardım,
bir de senin 
Neye dokunsam tenindi, nereye tutunsam ellerin
Nereye sığınsam yüreğindi
Her seher yağmurun yağmadığı ülkelere sevda rüzgarlarıyla gözyaşlarından inci taneleri getirirdin yanan yüreğime damla damla
Şimdi aynalarda saklı bir gölge gibi,
içimizde saklı kaldı o sevdanın derin izleri 
Nereye baksak gözlerimiz biraz esrik, biraz hercai, nereye gittiğimizi ne yaptığımızı bilmeden dolaşıyoruz eski anıların geçtiği yerleri

Ben öleceğim gülüm kimse bilmesin,
yüreğinin gül yanına koy beni kimse görmesin
Acılar savuruyor şimdi anılarımızı,
bilmediğimiz yolculuklara çıkıyoruz her gece 
Rüzgarlara bırakıp hayallerimizi, şiirler savuruyoruz karanlığa
Umutsuzca bir uçurum kenarından kendimizi boşluğa bırakarak  Öldürüyoruz içimizde kalan ne varsa aşktan,
sevgiden, yarından yana 
Tut ki, hiç yaşamadık biz, türküler söylemedik esen rüzgarlara
Bırak ak çiğdemler düşsün saçlarımıza elem renginde,
Söylenecek son birkaç sözdür belki dilimizde düğümlenen
ve duyguların çözüldüğü yerden telleri kırık bir kemanın göksünden inleyip sızarak ve sızlayarak içimize gömülen zifiri gecelerde
Lacivertlerin üstünü siyah düşlerle örttüğü yalnızlığımızın,
içimizde saklı sesleri vururken yorgunluğumuzu,
Her keman sesi biraz kederlidir gülüm inleyen tellerinden 
Belki bıkmıştır bizim gibi eskimiş, esrimiş yorgun kederli sesinden  
Sonbaharın soluk yanaklarına
şarkılarını üflerken rüzgar
kırık bir keman telinde
bırak sızlayıp dursun ömrümüz
Ben öleceğim gülüm kimse bilmesin,
bir sonbahar yaprağının ürpertisine koy beni,
oğlunu yitirmiş bir babanın gözlerindeki derin hüzne,
yüzümdeki küskün kedere, bir kemanın acıklı iniltisine koy beni,
rüzgar duymasın 
Ben öleceğim gülüm kimse bilmesin,
bir dağbaşı yanlızlığının ıssızlığına göm beni, sular bilmesin
Bir şiir'in sıcak yüregine bırak sevgimi, şair görmesin 
__________________
|