Uzaktan algılama, yeryüzünün ve yer kaynaklarının incelenmesinde onlarla fiziksel bağlantı kurmadan kaydetme ve inceleme tekniğidir
Yer ile harhangi bir temas olmaksızın yerin çeşitli özelliklerinin tespiti işidir

Uzaktan algılama kısa bir tanım yapılacak olursa, fiziksel temas olmadan cisimler hakkında bilgi almaktır

Bu iş için temel şey enerjidir
Enerji olmadan algılama yapmak imkansızdır
Nasıl ki doğadaki tüm olaylar bir enerji vasıtasıyla gerçekleşiyorsa uzaktan algılamada bu şekilde enerji vasıtasıyla gerçekleşir
Uzaktan algılamanın anlaşılabilmesi için kendi beş duyumuzun algı özellikleri kısaca olsa da bilmekte yarar vardır

Gözlerimiz görüş alanına düşen tüm cisimleri alır ve değerlendirip tanımlaması için beyine gönderir, beyinde bunları değerlendirip algının tamamlanmasını sağlar

Aynı şekilde kulak da etraftan yayılan ses dalgalarını toplayarak anlamlandırması için beyne gönderi ve beyinde tanımlama işlevini böylece tamamlayarak duyma dediğimiz olayın gerçekleşmesini sağlar

Tüm bu olayların gerçekleşmesi içinde ATP enerjisi kullanılır
Uzaktan algılama için kullanılan enerji kaynağıda ya güneştir yada yapay bir güç kaynağıdır
Uzaktan algılamanın gerçekleşebilmesi için 7 şartın yerine gelmesi gerekmektedir
Enerji kaynağı yada ışıma
Işınım veya radyasyon ve atmosfer
Hedef ve interraksiyon
Sensör tarafından kaydedilen enerji
Transmisyon, alma ve işleme
Yorumlama ve analiz
Uygulama
------------------------------------------------------------------------------------
Özellikleri
Doğal çevrenin önemli bir bölümünün dinamik nitelikte olması bunların bir kez belirlenmesi ile yetinilmeyip sık sık takip edilmelerini gerektirmektedir
Bunun için de, modern havacılık ve uzay teknolojisinden yararlanılır

Uzaktan algılama adı verilen yöntemle havadan ve uzaydan elde edilen görüntüler yorumlanabilir
Hava fotoğrafları, fotogrametrik yöntemle harita yapımında kullanılmakla birlikte, çeşitli mühendislik çalışmaları ve özellikle fotointerpretasyon (foto-yorumlama) yöntemi ile doğal kaynakların bulunmasında da kullanılmakta ve böylece, Uzaktan Algılama yönteminin en önemli verilerinden birini oluşturmaktadır
Algılama
Uzaktan algılamanın temelini oluşturan esas olay algılamadır

Algılayıcıların tipine göre sınıflandırılır

Uydular algılama tekniğinde kullandıkları enerji kaynaklarına göre Aktif algılama ve Pasif algılama olmak üzere ikiye ayrılırlar
Aktif ve Pasif algılama
Pasif algılamada Güneş gibi başka bir kaynaktan gelen ışınların cisimlere çarptıktan sonra uyduya ulaşarak elde edilen algılama yöntemidir

Bu yöntemde gece ve gündüz olması başarımı direk etkileyeceği gibi meteorolajik etmenlerde etkilidir

Bu tip algılama yapan algılayıcılar güneşin gönderdiği ışınlar vasıtasıyla yansıyan cisim ışınlarını ölçerler

Bu tip algılayıcıların önemli 2 özeliği vardır

İlk olarak yalnızca güneş varlığında algılama yaparlar, hava bulutlu ise algılama yapamazlar

İkinci önemli özelliği de bedava enerji kullanmaları ve bu sayede enerji tasarrufu sağlamaktadırlar

Ayrıca bu sistemler gündüz hava açıkken yansıyan tüm cisim görüntülerini algılarlar

Ancak algılanan bu görüntüler saklanma maliyeti yüksek olduğundan depolanamaz
Bu yüzden talep üzerine görüntü alınır ve kaydedilir böylece maliyet düşürülmüş olur
Aktif algılama ise uydunun kendi kaynakları ile yaptığı algılamadır

Bu yöntemde gece gündüz olamsı veya meteorolojik etmenler çok önemli değildir

Bu tip algılayıcılar güneş enerjisine ihtiyaç duymazlar kendi ışınlarını kendileri gönderir ve tekrar geri almak suretiyle görüntü elde ederler

Bu tür cihazlar korkunç bir enerjiye ihtiyaç duyarlar

Ömürleri de kendilerine depolanan enerji maliyetindedir

Bu tür sistemler gece gündüz dememden sürekli görüntü alma kapasitesine sahiptirler

Bu yüzden cisimleri siyah beyaz olarak algılarlar

Trafik polislerini kullandığı radarlarda aktif algılayıcılara iyi bir örnektir

Bu tür uyduların her zaman % 10 yanılma payları vardır, buda trafikte istenmeyen durumların ortaya çıkmasına neden olabildiği gibi profesyonel çalışmalar içinde sorun teşkil edebilmektedir
Algılayıcılar
Yerden ışın yansıtan cisimlerin yaydığı ışını algılamak için geliştiren cihazlara "algılayıcı" diyoruz
(Bu algılayıcıları algılama biçimlerine göre 2 ye ayırdığımızı hatırlayınız) Algılayıcılar birde bulundukları yani yerleştikleri yere göre ayrılmaktadırlar
Ancak algılayıcıları ayırmadan önce radyometre (temel algılayıcı) adlı cihazı tanımakta yarar var

Bu cihaz aslında bir nevi fotoğraf makinesi yada kameraya benzetilebilir ancak onlardan da farklı olduğunu unutmamak gerekir

Radyometreler yerleştirildikleri platformlardan ışın göndererek o ışını çarpıp yansıdığı cismin özelliklerini algılayan cihazlardır ve algılayıcılar esasta radyometrelerin yerleştikleri platformlara göre ayrılırlar
Yer esaslı algılayıcılar: Bu algılayıcılar yere yakın olarak konumlandırılır ve bu şekilde çalıştırılarak kullanılırlar

Bu algılayıcılardan faydalanılarak tarımda çeşitli işlemler yapılabilinir

Genel olarak vinçlere takılırlar

Uçak esaslı algılayıcılar: Bu tiplerde radyometrelerin uçaklara takılmasıyla elde edilirler

Bu tür algılayıcılar daha çok 2

dünya savaşı sırasında geliştirilip kullanıldı

Bu cihazlar yardımıyla düşmanının terini tespit eden diğer güç nokta atışı yaparak düşmanının mevzilerini yok edebiliyordu

Ancak günümüzde bu cihazların yerini daha modern ve gelişmiş cihazlar almıştır
Uzay aracı esaslı algılayıcılar: Bu tip algılayıcılar ise radyometrelerin uzay araçlarına yerleştirilmesiyle oluşturulurlar
Biz bunlara yaygın olarak uydu adını veririz
Tarihçesi
U
zaktan algılamanın en önemli kaynağını uzay fotoğrafları ve tabiki uydular oluşturur
Uzay fotoğrafçılığı insanların uzaya açılmasından 10 yıl kadar bir süre önce, 1946 yılında başlamıştır

2

dünya savaşında Almanlar'dan alınan V-2 roketlerinin bazıları 1946 yılında ABD'de uzayın bilinmeyenlerini incelemeye yarayacak bir takım gereçlerle donatılarak fırlatılmış ve yerin 105 km yükseklikten ilk kez resmi çekilmiştir
1955 yılında Viking-12 roketi ile 244 km ve 1959 yılında da Atlas roketi ile 1120 km yükseklikten ABD'nin bazı bölgelerinin fotoğrafları çekilebilmiştir
Dünya da ilk uydunun 1957 yılında Sovyetler Birliği(SSCB) tarafından Sputnik adıyla uzaya gönderilmesi ile yeni bir çağ açılmıştır
Yerin uzaydan otomatik fotoğraf makinaları ile fotoğraflarını çeken ilk insansız uydu 1959 yılında ABD tarafından uzaya gönderilen Explorer-6 uydusudur
Yer kaynaklarının araştırılması ve yer yüzünün incelenmesi amacı ile uzaya gönderilen ilk uydu ERTS uydusudur

1972 yılında yörüngesine ABD tarafından yerleştirilmiş ve adı daha sonra Landsat-1 olarak değiştirilmiştir

Bu uydu iş göremez hale gelince Landsat-2 bu devreden çıkınca 1978'de Landsat-3, 1982'de Landsat-4 ve 1985'de Landsat-5 uzaya gönderilmiştir
Bu uydunun amacı ziraat, orman, jeoloji, su kaynakları, haritacılık gibi yer kaynaklarının araştırılmasıdır