Konu: Psikiatri
Yalnız Mesajı Göster

Cevap : Psikiatri

Eski 01-05-2008   #47
RaHaTSiZ
Varsayılan

Cevap : Psikiatri



STRESS



Stres kavramı ilk olarak 1930'larda endokrinolog Hans Selye tarafından ortaya atılmıştır Selye'ye göre organizmalar olumsuz duyusal ve fizyolojik olaylar karşısında ortak bir biyolojik tepki gösterirler Bunlara ''stresör'' adı verilir
Stresörler kaçınmak istediğimiz her şeydir İnsanın bir yakınını kaybetmesi, tüccarlar için borçlarını karşılayamama durumu, fanatik futbol taraftarı için tuttuğu takımın kaybetmesi, borsada oynayanlar için ani ve yüksek borsa düşmeleri, önemli randevusuna trafik nedeniyle yetişememe gibi gündelik hayatımızda sık rastlayabileceğimiz şeyler birer stresördür
Akut stres ile karşılaşan insanlarda adrenalin salgısı artar Kalp hızında artma, ağız kuruması gibi belirtiler ortaya çıkar Çok sık karşılaşmamak koşuluyla insan strese karşı koyabilirSık tekrarlayan streslerde ise başa çıkamayacağımız birikimler ortaya çıkar
Araştırmalar,kronik stresin vücut direncini kırdığını ve hastalıklara zemin hazırladığını göstermektedir
Stres sadece kalp veya sindirim sistemine zarar vermez Bellek kaybı, bağışıklık sisteminin zayıflaması, şişmanlık(" Et değil dert "deyimimizi hatırladım) gibi sonuçlar da ortaya çıkar Yani insanları kısa süre içinde öldürmeyen stresörler, uzun vadede birikim sonucu er veya geç ölümcül hastalıklara zemin hazırlarlar
Birkaç yıldan beri stres artık ölçülebilir olmuşturTükürükte hormon yoğunluğunu ölçerek, vücudun nörolojik ve kimyasal tepkilerini inceleyerek, stresin organizmayı nasıl yıprattığı somut bulgularla saptanmaktadır Hamilelik döneminde stresin gelişmekte olan cenin'i de etkilediği anlaşılmıştır Bu çalışmalar " Psikonöroimmunuloji " adında yeni bir bilim dalının doğmasına neden olmuştur Bu bilim dalının bugün eriştiği nokta, 1960 larda sigara ile kanserin ilişkisinin ilk kez ortaya atıldığı dönemi hatırlatmaktadır
Stres ile bağışıklık sistemi arasındaki ilişki ortaya konmuştur(Sheldon Cohen ve Arkadaşları-1991)Uzun süreli strese maruz kalma, kişilerin üst solunum yolları enfeksiyonlarına yakalanma olasılığını 3-5 misli artırmaktadır
Başka bir çalışma da uzun süreli stres ile kalp hastalıkları arasındaki ilişkiyi göstermek amacıyla yapılmıştırBu çalışmada, sosyal yapı ve kalp-damar hastalıklarına yakalanma eğilimi bakımından insanlara büyük benzerlik gösteren Makak maymunları kullanılmıştır
Stres, iki aşamada kendini gösterir


Birincisi "savaş-veya-kaç" tepkisidirBeyin stresörü sezince, verdiği komutla böbreküstü bezlerinin adrenalin salgısını artırırBirkaç saniye içinde tansiyon yükselir,nabız hızlanır, karaciğer glikoz pompalar, yağ rezervlerinin trigliserid ve enerjiye dönüşmesini sağlar, dolaşan kan diğer organlardan çekilerek kaslara gönderilirBütün bunlar, organizmanın hayatta kalmak için hazırlanması demektir Tabiatta yaşayan ilkel insanlar ve diğer canlılar bu hazırlığı takiben ya savaşır, ya da kaçarak tehlikeden kurtulur Uygar dünyada yaşayan insan vücudu, her trafik ışığında adrenalin saldırısına uğrar Savaşmak veya kaçmak seçeneği de yoktur Direksiyonda oturmak ve beklemek zorundadır Vücudun strese karşı yaptığı hazırlıklar boşunadır Gereksiz yere nabız hızının artması, kan basıncının yükselmesi, dolaşımdaki yağ ve glikozun metabolize edilememesi sonunda yağların damarlarda plakalar halinde birikmesi; felçlere, kalp krizlerine ve şeker hastalığına davetiye çıkartır Uygar dünyada tehlike karşısında geliştirilen savunma, strese yol açan tehlikeden daha zararlı olmaktadır(Robert Sapolsky)
İkinci aşama 10 dakika kadar sonra başlar Bu aşama duygusal ve entellektüel stres ile ilgilidir Hipotalamus adı verilen beyin bölümü ACTH denen bir hormonun salgılanma emrini verir ACTH, böbreküstü bezlerinden kortizon ve benzeri hormonların salgılanmasına neden olur Bu hormonların aşırı miktarda salgılanması belleği ve öğrenme-algılama yeteneğini zedeler, öfke, yorgunluk, depresyona neden olur, bağışıklık sistemini zayıflatır Kronik streste, hastalıkla savaşan hücrelerin sık sık bastırılması sonucu vücudun enfeksiyonlara karşı direnci azalır
Stresin garip bir etkisi de vücut şeklini değiştirmesidir Stres anında yağlar enerji sağlamak için yer değiştirirken genellikle karaciğer çevresinde birikirler Yapılan araştırmalar, göbekte biriken yağların kortizon benzeri hormonlara duyarlı olduğunu göstermiştir Streste aşırı salgılanan bu hormon grubu, göbek çevresinde yağlanmaya neden olmaktadır Merkezi şişmanlama da denen bu durum ile kardiyo-vasküler hastalıklar arasındaki ilişkiye de dikkat çekilmiştir
Mide ve bağırsakların iç duvarlarına daha az kan gittiği için ülser riski artmaktadır

Şizofreni

Şizofreni Nedir?

Kişide en az bir aylık sure içinde aşağıdaki belirtilerden en az ikisinin varlığı ( sanrılar; varsanilar; konuşma özellikleri ve kalitesinde bozulma; aşırı ölçüde garip ve anlamsız şekilde dağılmış davranışlar; negatif belirtiler dediğimiz duygusal yüz ifadelerinde azalma, düşünce ve fikir üretimi ve yapısının kısırlaşması,enerji ve bir şeyler yapmaya hevessizlik hali)

Bu durumdaki kişide hastalığın sureci içinde sosyal, mesleki, ailesel ilişkilerinde ve kendine bakim gibi alanlarda belirgin bozulmalar oluşur Bu belirtiler en az 6 ay suredir var olmalıdır

Varsani nedir?:

Olmayan bir takım uyaranlari var gibi algilama durumudur Bu hastalikta en cok isitsel varsanilar (kendisi ile konusan sesler, gürültüler duyma gibi) bulunmaktadır Ayrıca görsel varsanilar (duvarda çizgiler, kendine bakan yüzler, yaratıklar görme gibi); koku varsaniları (iyi ye da kotu ama başkasının duymadığı kokular duyma); dokunma varsaniları (vücudunda bir şeyler geziyor gibi hisler); vücutsal varsanilar (beden yapısının, bölgelerinin değiştiği seklinde) olabilir

Sanrı nedir?:

Hastanın sabit bir fikir ile bağlandığı, aksi yöndeki söylemlere karşın ikna edilemeyen ve mümkün olmayacak derecede içeriğe sahip olan yanlış inançlardır Başlıca tipleri arasında kötülük görme ( persekusyon ), üzerine alınma (etrafındaki her olayın kendisi ile ilişkili olduğu seklindeki referans sanrıları); kontrol edilme; düşünce sokulması, çekilmesi ya da yayınlanması; dini sanrılar; vücutsal; suçluluk - günahkarlık ve büyüklük sanrıları sayılabilir

Şizofreni türleri:

Paranoid tip

Katatonik tip

Desorganize tip

Farklılaşmamış tip

Residuel tip

Başlangıç Yaşı:

Genellikle 16-25 yas arasında görülse de çocukluk yaşlarında ya da 40 yas sonrası da görülebilmektedir Kadınlarda erkeklere göre daha geç yasta başlamaktadırBaşlangıç yaşı erkeklerde 15-25 arası, kadınlarda ise 25-35 yas arasındadır

Hastalarda belirlenen risk faktörleri:

Genel olarak toplumda % 1 oranında görülmektedir Erkek ve kadınlarda eşit oranda görülmektedir Hastalar arasında bekarlık yüksek orandadır Evli çiftlerde ise boşanma oranı toplum ortalamalarından fazla bulunmuştur Kentsel yerleşim alanlarında daha cok görülmektedir

Kalıtımın Rolü:

Hastanın anne-babasından birinde bu hastalık varsa çocuklarda risk % 12 'ye çıkarken, her ikisi de hasta ise % 44'e yükselmektedir

Hastalığın cinsiyete göre belirti farklılıkları:

Kadınlarda kaygı ,depresif belirtiler ve gerginlik on planda iken, erkeklerde negatif belirtiler belirgindir Kadınlarda çevresinden kuşkulanma gibi paranoid konular ve kendine zarar verme on planda iken , erkekler zararı daha cok çevrelerine vermektedir

Hastalığın Seyri:

hastalık kadınlarda erkeklere göre, daha az sayıda ve surede hastanede yatışa yol açmakta ; hastalık daha az kötüleşme dönemleri ile seyretmektedir Kadın hastalar daha az intihar etmekte, evliliklerini erkeklere göre daha fazla sürdürebilmektedirler

Hastalık Kimlerde Daha İyi Seyretmektedir ?

geç başlangıç yaşı (20 ve sonrası)

yüksek sosyo-ekonomik düzey

hastalık öncesi toplumsal ilişkileri ve işlevselliği iyi olan,isi olanlar

Ailede şizofreni hastalığı olmaması

Zekanın normal sınırlarda olması

Başlangıcın bir olayı izleyerek olması

Yavaş yavaş değil,aniden başlaması

Tedavi için gecen surenin kısa olması

Duygulanımda silinme ve uygunsuzluğun olmaması

Hastalık Nasıl Seyretmektedir?

Tedaviye geç başlanmadığında ,az ve kısa sureli yatışlar ile kişinin topluma uyumu sağlanabilmekte, hasta toplum içinde bir takım görev ve sorumluluklar alabilmektedir Ancak negatif belirtilerin uzun sure devam ettiği hallerde bu sosyalleşme ve işlevsellik
bozulmaktadırBazı şizofren hastalarda görülebilen kendine bakımda azalma, sağlıksız ortamlarda bulunma ve alkol-madde kullanımları nedeniyle enfeksiyon hastalıkları daha cok gözlenmekte ve yaşamı kısaltmaktadır Şizofrenlerin % 10 kadarında intihar sonucu olum saptanmıştır Şizofreni hastalarının bu nedenlerle, diğer insanlarla karşılaştırıldığı da, 10 yıl daha az yasam suresine sahip olabilmektedir

Tedavi:

İlaç tedavisi ve bireysel destekleyici tedavi yanı sıra grup terapileri hastanın işlevselliği ve sosyalleşmesini arttırmakta , gidisi olumlu hale getirmektedir

Vücut dismorfik bozukluğu (dismorfofobi) devamlı vücutları ile uğraşan,vücutlarında bir şeylerin kotu,çirkin,yanlış, eksik- fazla olması seklinde düşüncelerin olduğu bir kaygılarım bozukluğudur Kişide cok hafif bir kusur olsa bile, bu durum cok abartılarak, korkulacak bir konu haline getirilirHissedilen kusur nedeniyle oluşan gerilim ve kaygı ,beklenilenin cok üzerindedir Sosyal ilişkilerden kaçınabildikleri gözlenmiştir Bu kişiler görünümlerini kozmetik olarak değiştirmekte, ameliyatlar olmaktadırlar kişinin odaklandığı bölge genellikle yüz bölgesi olup, burun, kulaklar, çene ya da bu bölgedeki sivilceler gibi değişebilmektedir Kadınlarda göğüsler, karin bölgesi, boyun bölgesi on ciddide önde gelen odak noktalarıdır Bazı durumlarda boy kısalığı ya da saçlarının azaldığı düşüncesi, karin bölgesinde yağlanma, ciltte kırışıklıklar , göğüslerin büyüklüğü konu edilmektedir

Bu kişilerde özgüven eksikliğinin bulunduğu, depresyon, obsesif- kompulsif bozukluk ve sosyal fobi gibi ek psikiyatrik rahatsızlıkların birlikte bulunabildiği gözlenmiştir

Hastalığın başlangıç yaşı:

20'li yaşların başında ya da ergenlikte başlamaktadır

Belirgin tekrarlayıcı davranışları:

kişiler yineleyici bir şekilde aynaya bakmakta, vücutlarını kontrol etmekte, yakın çevresindekilere bu konunun varlığı ve derecesi hakkında tekrarlayan sorular sormakta ve konu ile ilgili çeşitli doktorlara başvurmaktadırlar

Alıntı Yaparak Cevapla