gülgüzeli
|
Cevap : =>İslami Sözlük
İNFÂK:
Malı, Allahü teâlânın yolunda harcama Nafaka zekat gibi verilmesi lâzım olan malı hak sâhibine verme
Allahü teâlâ âyet-i kerîmelerde meâlen buyurdu ki:
(Ey Resûlüm!) Onlar, hangi şeyi nafaka olarak vereceklerini sana soruyorlar De ki: "Maldan infâk edeceğiniz şey, (öncelikle) ananın, babanın, akrabânın, yetimlerin, yoksulların, yolcunundur Her ne hayır işlerseniz, şüphesiz Allah onu çok iyi bilen (mükâfâtını veren) dir (Bekara sûresi: 215)
Onlar ki, (sırf) Rablerinin rızâsını isteyerek (her zorluğa) katlanırlar, namazı dosdoğru kılarlar, kendilerine verdiğimiz rızıktan gizli ve âşikâr (hayır yoluna) infâk ederler, kötülüğü de iyilikle savarlar İşte bunlar (adı geçenler var ya), âhiret seâdeti onlar içindir (Ra'd sûresi: 22)
Onlar ki, infâk ettikleri zaman isrâf etmezler, sıkılık (cimrilik) da yapmazlar (Harcamalarında) bu ikisi arası orta bir yol üzerinde bulunurlar (Furkân sûresi: 67)
Yâ Ebâ Hüreyre! Mü'minlerin büyüğü, benden sonra o kimsedir ki, Allahü teâlâ ona mal verir, o da gizli ve âşikâre Hak yoluna infâk eder ve yaptığı iyilikleri kimsenin başına kakmaz (Hadîs-i şerîf-Kimyây-ı Seâdet)
İNFİTAR SÛRESİ:
Kur'ân-ı kerîmin seksen ikinci sûresi
İnfitâr sûresi Mekke'de nâzil oldu (indi) On dokuz âyet-i kerîmedir İlk âyetinde geçen ve göğün yarılması mânâsına olan infitar kelimesi sûreye isim olmuştur Sûre, kıyâmet ve âhiret hâllerini anlatmaktadır (İbn-i Abbâs, Senâullah Dehlevî)
Allahü teâlâ İnfitâr sûresinde meâlen buyuruyor ki:
Göğün yarıldığı ve yıldızların dağılıp yok oldukları zaman, insanoğlu yaptıklarını ve yapmadıklarını bir bir anlar (Âyet: 1-5)
Kim kıyâmet gününe, sanki gözleriyle görüyormuşçasına bakmak isterse, Tekvîr, İnfitar ve İnşikâk sûrelerini okusun (Hadîs-i şerîf-Tirmizî)
iN'İKAS:
Tasavvufta bir büyüğün kalbindeki feyz denilen mânevî ilimlerin talebenin kalbine yansıması
İNKÂR ETMEK:
İnanmamak, kabûl etmemek
Kur'ân-ı kerîmde meâlen buyruldu ki:
Bu bizim indirdiğimiz Kur'ân-ı kerîm insanlar için çok hayırlı ve faydalı bir kelâmdır (sözdür) (Ey Mekkeliler!) Şimdi onu inkâr mı ediyorsunuz (Enbiyâ sûresi: 50)
Kötülüklerin en kötüsü, Allahü teâlâyı inkâr etmek, dinsiz olmaktır İnanılması lâzım olan bir şeyi inkâr etmek, dinden çıkmaya sebeb olur (Hâdimî)
Bir kimse, İslâm'ın beş şartından birini inkâr ederse, yâhut alay eder, saygı göstermezse, neûzü billâh (Allahü teâlâya sığınırız) îmânı gider (M Hâlid-i Bağdâdî)
İNKIYÂD:
Boyun eğme, itâat etme
İnkıyâd, nefsin nehyedildiğinde (dînimizin yasak olarak bildirdiği şeyleri yapmaması emredildiğinde) nefsânî arzûları bırakıp öğütleri kabûl etmesi ile mümkündür (İmâm-ı Mâverdî) Fermân-ı aşka cân ile var inkıyâdımız Hükm-i kazâya zerre kadar yok inadımız
(Bâkî)
İNKİSÂR:
Kırıklık, kırılma Allahü teâlânın huzûrunda kalbin kırık olması
Ben, kalbleri benim için inkisârda olanların yanındayım (Hadîs-i kudsî-Keşf-ül-Hafâ)
Ehl-i sünnet âlimleri buyuruyorlar ki, Allahü teâlâ ilim ve kudret gibi bütün sıfatlarından kullarına biraz ihsân buyurmuştur Fakat, yalnız üç sıfatı kendine mahsûstur Bu üç sıfatı hiçbir mahlûkuna vermemiştir Bunlar; kibriyâ, ganî olmak ve yaratm ak sıfatlarıdır Kibriyâ, büyüklük, üstünlük demektir Ganî olmak, başkalarına muhtâç olmamak, her şey O'na muhtaç olmak demektir Buna karşılık kullarına üç aşağı sıfat vermiştir Bunlar da, zül (aşağılık) ve inkisâr ile ihtiyâç ve fâni olmak, yok olmaktır Bunun için kula kibirlenmek yakışmaz En büyük günâhtır Hadîs-i kudsîde; "Azamet ve kibriyâ bana mahsustur Bu iki sıfatta, bana ortak olmak isteyenlere, çok acı azâb ederim" buyruldu (Osman bin Nâsır)
İNNÂ LİLLAH VE İNNÂ İLEYHİ RÂCİ'ÛN:
Belâ ve musîbet gelince veya kötü bir haber duyunca okunan, Bekara sûresinin; "Biz Allahü teâlânın kullarıyız (vefât ettikten sonra diriltilip yine) O'na döneceğiz" meâlindeki yüz elli altıncı âyet-i kerîmesi (Bkz İstirca')
Bir belâ gelince; "İnnâ lillah ve innâ ileyhi râci'ûn" demek yalnız bu ümmete mahsûs bir ihsândır Geçmiş ümmetlerden hiç birisine verilmemiştir Yoksa Yâkûb aleyhisselâm, Yûsuf aleyhisselâmın ayrılığı musîbeti başına gelince; "Ey Yûsuf'un firâkıyla (ayrılığı ile) beni kaplayan hüzün ve hasretim" demez; "İnnâ lillâh ve innâ ileyhi râci'ûn" derdi (Hadîs-i şerîf-Taberânî)
Abdullah bin Abbâs'ın kızı öldüğünde "İnnâ lillah ve innâ ileyhi râci'ûn" dedikten sonra; "Bu mahrem idi, Allahü teâlâ bunu örttü, yardıma muhtâc idi, himâyesine aldı; bizim için de bir mükâfât idi onu bizden önce gönderdi" dedi İki rek'at namaz kıl dıktan sonra, Allahü teâlânın; " Sabır ve namaz ile yardım isteyin " (Bekara sûresi 45) meâlindeki emrini yerine getirdik" dedi (İmâm-ı Gazâlî)
Namazda kötü habere "İnnâ lillâh ve innâ ileyhi râci'ûn" demek namazı bozar Bunu, namaz dışında söylemek, sünnettir (Alâüddîn Haskefî)
İNNÎN:
İhtiyârlık, tenâsül hastalığı veya sihir sebebi ile cimâ yapamayan İktidârsız erkek
Kendinde bir mâni, kusur bulunmayan kadın, kocanının innîn olduğunu anlarsa, nikâhın feshi (bozulması) için, çok zaman sonra bile dâvâ açabilir (İbn-i Âbidîn)
İNSÂF:
Adâlet, doğruluk Hakkı gözetip adâletten ayrılmama
İnsâf, dînin yarısıdır (Hadîs-i şerîf-İhyâ)
Allah korkusu kalbine yerleşmiş olan kimse, insanlar hakkında insâflı muâmelede bulunur İnsanlar ise, kendilerine insâf ile iyi muâmelede bulunan kimseyi severler İşte bunun için, insanların sevgisi, kişinin kalbinde Allah korkusunun mevcûd olduğun a ve o kişinin iyiliğine; insanların buğzu (kini) ise, o kimsenin kötülüğüne ve kalbinde Allah korkusunun az olduğuna delîl gösterilmiştir (Mâverdî)
__________________
|