Yalnız Mesajı Göster

Cevap : =>İslami Sözlük

Eski 01-03-2008   #133
gülgüzeli
Varsayılan

Cevap : =>İslami Sözlük




İSKÂT VE DEVR:
Müslüman bir kimsenin ölünce, namaz, oruç ve diğer bâzı borçlarından kurtulması için yapılan muâmele (Bkz Devr)
Tutulmamış oruçların ve ölüm hastalığına yakalanmış bir kimsenin kazâ edemediği namazları için iskât ve devr yapmanın lâzım olduğunda bütün âlimlerin söz birliği vardır Peygamber efendimiz sallallahü aleyhi ve sellem; "Ümmetim dalâlet üzerinde birleşmez" ve " Mü'minlerin güzel gördüğü şey, Allah indinde de güzeldir" buyurdu (Tahtâvî, İbn-i Âbidîn, Ebû Bekr Ali, Muhammed Hâdimî, Halebî, Alâüddîn Haskefî, İmâm-ı Birgivî)
Bugün, hemen her yerde, iskât ve devr işleri, dînimizin bildirdiği şekilde yapılmamaktadır İslâmiyet'te iskât yoktur diyenler, böyle söylemeyip de, bugün yapılmakta olan iskât ve devrler dînimize uygun değildir deselerdi, çok iyi olurdu (M Sıddık Gümüş)



İSLÂM:
Boyun bükerek teslim olmak Allahü teâlânın Muhammed aleyhisselâm vâsıtasıyla bildirdiği emirler ve yasakları (Bkz İslâmiyet)

İslâm Ahlâkı:
İslâm dîninin bildirdiği ahlâk (Bkz Ahlâk)
Müslümanlar birbirine hürmet eder, yardımlaşırlar Din ve dünyâ işlerinde birbirlerinin sıkıntılarını giderirler Kul ve hayvan haklarını gözetirler Kânunlara karşı gelmezler İslâm ahlâkı üzere yaşayarak herkesin sevgi ve saygısını toplarlar (Ali bin Emrullah)

İslâm Âlimi:
Dînî ilimleri bütün incelikleri ile zamânın fen bilgilerini de lüzûmu kadar bilen âlim (Bkz Âlim)
Emr-i ma'rûfu (iyiliği emr) ve nehy-i münkeri (kötülükten menetmeyi) el ile yapmak hükûmet adamlarına, dil ile yapmak İslâm âlimlerine, kalb ile yapmak da her müslümana farzdır (Taşköprüzâde)

İslâm-ı Hakîkî:
Nefsin itminâna (Allahü teâlânın emirlerine itâate) kavuşmasından sonraki müslümanlık
Bir müslüman Allahü teâlânın ihsânı ile şerîatin (İslâmiyet'in) hakîkatine kavuşur, İslâm-ı hakîkî ile şereflenirse, peygamberlere tam uyar ve o büyüklere vâris olur (İmâm-ı Rabbânî)
Cümle âlem bir yere gelse ve Rabbini inkâr etse, İslâm-ı hakîkî sâhibi olan inkâr etmez ve kalbine aslâ şek ve şüphe gelmez (İmâm-ı Rabbânî)

İslâm-ı Mecâzî:
Nefsin, itminâna gelmeden yâni Allahü teâlânın rızâsına uygun hareket etmeye başlamadan önce, kişide bulunan ve Cennet'e girmek için yeterli olan İslâmiyet
Vilâyet-i hâssa (evliyâlığın en yüksek makâmı) ile şereflenmedikçe, İslâm-ı mecâzîden kurtulup, İslâm-ı hakîkiye kavuşulmaz (İmâm-ı Rabbânî)

__________________
Alıntı Yaparak Cevapla