gülgüzeli
|
Cevap : =>İslami Sözlük
KEFÎL:
Başkasına âit bir işi veya borcu üzerine alan, sorumluluğunu yüklenen kimse Kefîle, dâmin de denir (Bkz Kefâlet)
İkindi namazının sünnetini kılıp terk etmeyen kimsenin Cennet'e girmesine kefîlim (Hadîs-i şerîf-Miftâh-ül-Cenne)
Yetîme kefîl olan ve ona bakan kişi Cennet'te bu parmağın yakın olduğu gibi bana yakın olacaktır (Hadîs-i şerîf-Reddül Muhtâr)
Kefîle kefîl olmak sahîhtir (olur) Alacaklı borcu üçünden de isteyebilir İkrâh ile yâni zorla kefîl yapılan, kefîl olmaz (İbn-i Âbidîn, Ali Haydar Efendi)
Hak teâlâ senin ve âlemin rızkına kefîldir Rızık için düşünmeye lüzûm yoktur Çünkü Hak teâlâ tarafından bütün rızıklar taksim edilmiştir Çalışarak hissene düşen rızkı arayıp bulursun Bir sadakanın yerine on misli ile mukâbele edildikten sonra, çal ışana karşılığı verileceğine hiç şüphe yoktur (Ahmed binHanbel)
KEFİR:
İnek ve deve sütlerinin mayalanmasından elde edilen tadı keskin alkollü bir içki
Kısrak, inek ve deve sütleri mayalanıp tadı keskin olunca, müselles (ısıtılarak üçte ikisi uçurulan üzüm suyu) gibi olur Birincisine kımız, ikincisine kefir denir Her ikisi de bira gibi haramdır (M Âtıf Efendi)
KEHÂNET:
Kâhinlik Gaybı, gizli şeyleri bilirim iddiâsında bulunmak Bu işi yapana kâhin, falcı denir (Bkz Kâhin)
Hased, nemîme (insanlar arasında söz taşımak) ve kehânet sâhibleri, benden değildir (Hadîs-i şerîf-Berîka)
Hakîkî mü'min, bâtıl inançlara inanmaz Sihr, uğursuzluk, fal, efsûn, Kur'ân-ı kerîmden başka şeyler yazılı muska, mâvi boncuk, kehânet ve benzeri şeylere, bunların muhakkak iş yapacaklarına, mezârlara mum dikmeğe, tel ve iplik bağlamaya îtibâr etmez (Muhammed Ma'sûm-i Fârûkî)
Kehânette bulunanlara, büyücülere, yıldızlara bakıp, sorulan herşeye cevab verenlere gidip, söylediklerine, yaptıklarına inanmak, bâzan doğru çıksa bile Allah'tan başkasının gâibi, gizli şeyleri bildiğine ve her dilediğini yapacağına inanmak olup, kü fr olur, îmânı giderir (Abdülganî Nablüsî)
KEHF SÛRESİ:
Kur'ân-ı kerîmin on sekizinci sûresi
Kehf sûresi Mekke'de nâzil oldu (indi) Yüz on âyet-i kerîmedir Eshâb-ı Kehf'in kıssasını anlattığı için, Sûret-ül-Kehf denilmiştir Sûrede, Kur'ân-ı kerîmin indiriliş sebebi, Eshâb-ı Kehf hâdisesi, Allahü teâlânın Resûlullah efendimize bâzı dînî ve ahlâkî emir ve tavsiyeleri ile dünyâ hayâtının geçiciliği, güzel amellerin kıymeti, Zülkarneyn aleyhisselâm ile ilgili olaylar ve başka hususlar anlatılmaktadır (Râzî, Taberî, Kurtubî, Ebû Hayyân)
Allahü teâlâ Kehf sûresinde meâlen buyuruyor ki:
(Ey Resûlüm!) Kalbi bizi zikretmekten (anmaktan) gâfil olan ve nefsinin arzuları peşinden koşan ve hareketlerinde dînin emirlerinin dışına taşan kimseye itâat etme! (Âyet: 28)
Kim Kehf sûresinin ilk on âyetini ezberlerse, Deccâlın fitnesinden korunur (Hadîs-i şerîf-Tirmizî, Müslim)
KELÂM:
1 Allahü teâlânın subûtî sıfatlarından Cenâb-ı Hakk'ın, âlet, harf ve sese ihtiyaçtan münezzeh (uzak) olarak söylemesi
Allahü teâlâ Kur'ân-ı kerîmde meâlen buyurdu ki:
De ki: "Rabbimin kelâmını yazmak için bütün denizlerin suyu mürekkeb olsa ve bir o kadar daha yardımcı olarak ilâve etsek, Rabbimin sözleri tükenmeden o denizler tükenir (Kehf sûresi: 109)
2 Îmân ve îtikâd bilgilerini delîlleri ile anlatan ilim (Bkz İlm-i Kelâm)
Kelâm sıfatı basîttir Hiç değişmez Harfli, sesli değildir Emir, yasak, haber vermek gibi ve Arabî, Fârisî, İbrânî ve Süryânî olmak gibi başkalaşması, parçalanması yoktur Böyle şekiller almaz (Mevlânâ Hâlid-i Bağdâdî)
Kelâm-ı İlâhî:
Allahü teâlânın kelâmı Kur'ân-ı kerîm
Allahü teâlâ Kur'ân-ı kerîmi harf ve kelime olarak gönderdi Bu harfler mahlûktur (yaratılmıştır) Bu harf ve kelimelerin mânâsı kelâm-ı ilâhîyi taşımaktadır Bu harflere kelimelere Kur'ân-ı kerîm denir Kelâm-ı ilâhîyi gösteren mânâlar da Kur'ân-ı k erîmdir Bu kelâm-ı ilâhî olan Kur'ân, mahlûk değildir Allahü teâlânın başka sıfatları gibi ezelî (başlangıcı olmayan) ve ebedîdir Yâni sonu yoktur (Mevlânâ Hâlid-i Bağdâdî)
Kelâm-ı ilâhîden murâd-ı ilâhîyi, Allahü teâlânın kastettiği mânâyı anlayan ve anlatan âlimlere müfessir denir (S Abdülhakîm Arvâsî)
Kelâm-ı Kadîm:
Ezelî yâni başlangıcı olmayan söz, kelâm; Kur'ân-ı kerîm (Bkz Kur'ân-ı Kerîm)
Kelâm-ı Lafzî:
Kelâm-ı nefsîyi anlatan ve insanın kulağına gelen ve söyleyenin ağzından çıkan harfler topluluğu
__________________
|