Yalnız Mesajı Göster

Cevap : =>İslami Sözlük

Eski 01-03-2008   #79
gülgüzeli
Varsayılan

Cevap : =>İslami Sözlük



MAHKEME:
Hüküm verilen dâvâların görülüp, hükme (karâra) bağlandığı yer
Mahkemeye bir işin düşünce, hâkim karşısında dâvâcı veya dâvâlı ile kavga etmeye kalkışma! Ne sorulursa o kadar cevâb ver! Şâyed şâhid olarak gidersen, hiç kimsenin te'siri altında kalmadan ve kimseden korkmadan Allah rızâsı için doğru konuş! Olur ol maz bir iş için hemen mahkemeye koşma! (İmâm-ı Gazâlî)

Mahkeme-i Kübrâ:
En büyük mahkeme, âhirette bütün insanların amel defterlerinin tartıldığı ve dünyâda yaptıklarının hesâbını verecekleri yer
Allahü teâlânın bilmediği hiçbir şey yoktur Açık ve gizli O'nun yanında birdir O; "Ol!" dedi, yokluktan varlık meydana geldi O, henüz olmamış olanları, açığa vurulmamış sırları bilir Yeri ve gökleri kudretiyle (gücüyle, kuvvetiyle) tutan, kıyâmet günü Mahşerde kurulacak mahkeme-i kübrânın hâkimi (hükmedeni) O'dur (Sa'dî Şîrâzî)

MAHLÛK:
Yaratılmış; yoktan vâr edilmiş Rabbimiz cism değildir, zamânı, mekânı yok Maddeye hulûl eylemez, böyle olmalı îmân Mahlûka muhtaç değildir, ortağı benzeri yok, Her şeyi O'dur yaratan hem de varlıkta tutan
(M Sıddîk Gümüş)
Vilâyete (evliyâlık makâmına) kavuşmak, tasavvuf yolunda çalışmakla olur Bunun için mâsivâ sevgisini, ona bağlılığı kalbden çıkarmak lâzımdır Mâsivâ; Allah'tan başka şeyler demektir (İmâm-ı Rabbânî)

MAHLÛKÂT:
Yaratılanlar, Allahü teâlânın yarattığı şeyler
Mahlûkâta muhabbet etme, zîrâ onlara muhabbet, Hakk'a ulaşmaya mânidir (İmâm-ı Gazâlî)

MAHMASA HÂLİ:
Açlıktan ölmek üzere olma hâli
Kur'ân-ı kerîmde meâlen buyruldu ki:
Kim mahmasa hâlinde, çâresiz kalırsa, günâha meyl (yönelme) maksâdı olmaksızın haram etlerden yiyebilir Çünkü Allah çok bağışlayıcı, affedicidir (Mâide sûresi: 3)
Leş ve domuz eti yemek, şarab içmek haramdır Çok içince sarhoş yapan sıvıların, azını içmek de haramdır Mahmasa hâlinde olan kimseden başkalarının bunları yemeleri içmeleri haramdır (Hâdimî)

MAHMÛD:
1 Övülmüş, övülen
Kalbin mahmûd hâlleri; sabır (Allah'tan gelenlere tahammül etmek), şükür (her nîmeti Allahü teâlâdan bilmek), havf (Allah'ın azâbından korkmak), recâ (Allah'ın rahmetini ümîd etmek), rızâ (Allah'tan gelenlere boyun eğmek, hoşnûd olmak, kadere karşı g elmemek), zühd (dünyâya düşkün olmamak), takvâ (haramlardan kaçınmak), kanâat (elinde olana râzı olup, daha çok istememek), cömertlik ile bütün nîmetleri Allah'tan bilip O'na bağlanmak, iyilik, hüsn-i zân (iyi zan, iyi düşünce), güzel ahlâk, iyi geçi m, doğruluk ve ihlâs (her şeyi Allah rızâsı için yapmak) hâlleridir (İmâm-ı Gazâlî)
2 Peygamber efendimizin güzel isimlerinden biri Ahmed, Muhammed, Mahmûd, hep över seni Allah Senin isminle biter lâ ilâhe illallah Bundaki ince sırrı anlamaz, bilmez gümrâh, Kendi adıyla yazmış senin adını Rahmân
(Hazret-i Muhammed'in Hayâtı)
3 Ebrehe'nin, Kâbe'yi yıkmak üzere ordusunda getirdiği filin adı
Resûlullah efendimizin doğmasına iki ay kadar zaman kala, Fil vak'ası meydana geldi Bir çok insanlar akın akın gelip, Kâbe'yi ziyâret ediyorlardı Buna mâni (engel) olmak isteyen Yemen vâlisi Ebrehe, Kâbe'yi yıkmağa karar verdi Bu maksadla büyük bi r ordu hazırlayıp Kâbe'ye yürüdü Ebrehe'nin ordusunda, "Mahmûd" denilen bir de fil vardı Ebrehe, Kâbe'ye yönelince, bu fil yere çöküp yürümez oldu Hâlbuki Yemen'e çevrilince koşarak gidiyordu Allahü teâlâ, Ebrehe'nin ordusu üzerine Ebâbîl, yâni D ağ kırlangıcı denilen kuşlardan bir sürü gönderdi Bu kuşların her biri, biri ağzında, ikisi de ayaklarında olmak üzere nohut veya mercimek büyüklüğünde üçer taş taşıyordu Ebrehe'nin ordusu üzerine bırakılan bu taşlar, hepsini helâk etti Bu vak'a, Kur'ân-ı kerîmin Fil sûresinde anlatılmaktadır (Bkz Fil Sûresi) (İbn-i Esîr)

MAHREM:
1 Dînen evlenilmesi ebedî haram (yasak) olan, soy, süt veya evlenme sebebiyle nikâhı haram olan kimse
Kadın, yanında bir mahremi olmadan hacca gidemez (Hadîs-i şerîf-Künûz-üd-Dekâik)
Bir kadın veya erkeğe on sekiz kimse ebedî mahremdir Ebedî mahrem olan kimseler ile evlenmek ebedî olarak haramdır Bunların yedisi neseb (soy) ile olan akrabâlar, yedisi süt ile olan akrabâlar, dördü ise evlilik ile olan akrabâlardır (Saîdüddîn Fergânî, Tâc-üş-Şerîa)
Hür kadının zevci (kocası) veya ebedî mahrem akrabâsından biri yanında bulunmadan, yalnız veya başka kadınlarla yâhut âkil, bâliğ (akıllı ve gusül, boy abdesti alacak yaşa gelmiş) ve sâlih olmayan mahremi ile üç günlük yola gitmesi (üç mezhebde de) h aramdır (Muhammed Hâdimî)
Ebedî mahrem olan, yâni nikah ile alması ebedî haram olan on sekiz kadından başka, müslüman olsun kâfir olsun, hiçbir kadının, hiçbir yerde ellerinden ve yüzlerinden başka yerlerine, şehvetsiz de bakmak haramdır (Süleymân bin Cezâ)
2 Gizli, herkese söylenmeyen
Mahrem olan şeylerinizi herkese söylemeyin Sonunda pişman olur, âh edersiniz (Seyyid Abdülhakîm Arvâsî)

MAHŞER:
Haşr olunacak, toplanılacak yer Kıyâmet gününde bütün mahlûkâtın (bütün canlıların) yeniden dirildikten sonra hesap için toplanacakları yer Arasat Meydanı, Mevkıf
Allahü teâlâ Hacer-ül-esved-i kıyâmette mahşer meydânına getirecek, onun göreceği iki gözü konuşacağı bir dili olacak ve kendisine istilâm yapanlara (el sürüp, öpenlere) hakkıyla şâhitlik yapacaktır (Hadîs-i şerîf-Feth-ül-Bârî)
Kıyâmet günü bütün canlılar mahşer yerinde toplanacak, her insanın amel defterleri uçarak sâhibine gelecektir Bunları, yerleri, gökleri, zerreleri, yıldızları yaratan, sonsuz kudret sâhibi Allahü teâlâ yapacaktır Bunların olacağını, Allahü teâlânın Resûlü sallallahü teâlâ aleyhi ve sellem haber vermiştir O'nun söyledikleri muhakkak doğrudur Elbette hepsi olacaktır (Mevlânâ Hâlid-i Bağdâdî)
Mahşer günü boynu bükük kalmamak istersen, cenâb-ı Hakka şükürden yüz çevirme (Sâ'dî-i Şîrâzî)
Mahşerde îmânı olup, ameli ve ahlâkı güzel olanlara mükâfât ve ihsânlar olacaktır Kötü huylu, bozuk amellilere ise, ağır cezâlar verilecektir (Mevlânâ Hâlid-i Bağdâdî)

MAHYA:
Ramazan-ı şerîf ayında, geceleri çift minâre bulunan câmilerde iki minâre arasına gerilen ve halata (kalın ipe) asılarak kandillerle (lambalarla) yazılan yazı ve şekiller
Çifte minâreli câmilere mahya konulması, sultan Üçüncü Ahmed Han devrinde on iki sene kadar sadrâzamlık yapmış olan Dâmâd İbrâhim Paşa'nın 1719 (H1132) senesinde ortaya çıkardığı dînî bir husûsiyeti olmayan ışıklı bir yazı yazma usûlüdür Mahyâ konu lması bid'attir (İbn-i Âbidîn)

MAHZÛRÂT:
Dinde yasak edilmiş şeyler, haramlar
Zarûretler, mahzûrâtı mübâh kılar yâni yapılması men ve yasak edilmiş bâzı şeyler vardır ki, bunları yapmak, zarûret hâlinde mübâh hükmünde olur; bundan dolayı, yapan cezâlandırılmaz Meselâ; açlıktan helâk olmak (ölmek) korkusundan dolayı, başkasını n yiyeceğini rızâsı (izni) olmaksızın yemek böyledir (Ali Haydar)

MÂİDE SÛRESİ:
Kur'ân-ı kerîmin beşinci sûresi
Mâide sûresi Medîne'de nâzil oldu (indi) Yüz yirmi âyet-i kerîmedir 112 ve 114 âyet-i kerîmelerde Îsâ aleyhisselâm zamânında gökten indirilmesi istenen bir sofradan bahsedildiği için sûre bu ismi almıştır Sûrede; Îsâ aleyhisselâmın hac, abdest, g usül, teyemmüm; içki ve kumar yasağı, ictimâî (sosyal) ve ahlâkî münâsebetler, helâl ve haram yiyecekler anlatılmaktadır (İbn-i Abbâs, Râzî, Taberî)
Allahü teâlâ Mâide sûresinde meâlen buyuruyor ki:
Ey Resûlüm! Rabbinden sana indirileni, herkese ulaştır Bunları doğru bildirmezsen, peygamberlik vazîfeni yapmamış olursun! Allahü teâlâ seni, düşmanlık etmek isteyenlerden korur (Âyet: 67)
Kim Mâide sûresini okursa, dünyâda nefes alan yahûdî ve nasrânî adedinin on katı sevâb verilir, o kadar günâhı yok edilir ve on derece yükseltilir (Hadîs-i şerîf-Kâdı Beydâvî Tefsîri)

MA'ÎŞET:
Yaşama, geçinme, yaşayış Geçinmek, yaşamak için lüzumlu şeyler
Kur'ân-ı kerîmde meâlen buyruldu ki:
Sizi yeryüzünde yerleştirdik ve sizin için orada (zirâat, ticâret ve çalışmak gibi) pekçok ma'îşet vâsıtaları hazırladık Size verilen nîmetlere az şükrediyorsunuz (A'râf sûresi: 10)
Kim benim zikrimden yüz çevirirse onun için bir ma'îşet darlığı vardır ve biz onu kıyâmet günü âmâ (kör) olarak haşrederiz (diriltiriz) (Tâhâ sûresi: 124)
Kadın da, erkek de, ma'îşet te'mini için haram işlememelidir ve hiçbir namazı kaçırmamalıdır Ezelde ayrılmış olan rızık değişmez Aynı rızık, helâlden isteyene helâl yoldan gelir Haram işleyerek isteyene de haram yoldan gelir (Muhammed Rebhâmî)
Ma'îşet te'mini altı yoldandır:
1) Zirâat, 2) Ticâret, 3) San'at, 4) Hizmet, 5) Mîras, 6) Hibe (S Abdülhakîm Arvâsî)

__________________
Alıntı Yaparak Cevapla