gülgüzeli
|
Cevap : =>İslami Sözlük
MADDÎ TEMİZLİK:
Bedenin, elbisenin ve oturulan yerin temizliği
Bir müslüman, maddî temizliğe çok dikkat eder Câmilere evlere ayakkabı ile girmez Halılar, döşemeler, tozsuz temiz olur Evinde hamamı vardır Kendisi, çamaşırları, yemekleri hep temiz olur Onun için mikrop ve hastalık bulunmaz (Kemahlı Feyzullah)
Maddî temizliğe çok dikkat eden müslüman, mânevî temizliğe de dikkat eder Dînimizin emir ve yasaklarına uyarak mânen temizlenmiş olur (Seyyid Abdülhakîm Arvâsî)
MADDİYYÛN:
Maddenin hep var olduğuna, sonradan yaratılmadığına ve yok olmayacağına inananlar, maddeciler
Kendilerini akıllı ve hiç yanılmaz sanan dinsizlerin birincisi maddiyyûn olup, bunlar, Allahü teâlânın varlığına inanmıyor; âlem, böyle kendiliğinden gelmiş ve böyle gidecektir, bunun yaratanı yoktur diyorlar Canlılar da, böyle birbirlerinden üreyip , sonsuz olarak sürecektir, diyorlar Bütün bunlar ve yolunda gidenlerin hepsi de müslüman değildirler (İmâm-ı Gazâlî)
Ehl-i sünnet âlimleri (Resûlullah efendimiz ve O'nun sohbetinde yetişmiş mübârek arkadaşlarının yolunda giden İslâm âlimleri), kitablarında maddiyyûnun sözlerini ve müslüman olmayanların, İslâmiyet'e sokmak istedikleri uydurmaları delîller ve tartışm alar ile reddederek hepsini susturmuşlar, din düşmanlarının hazırladıkları fitne ve fesâd ateşlerini söndürmüşler, bozuk düşüncelerini çürütmüşlerdir  (Abdülhakîm Arvâsî)
MA'DÛM:
Yok olan, mevcût olmayan
Ma'dûmun bey'i yâni satışı bâtıldır, hiçbir bakımdan dîne uygun değildir (Mecelle)
MAĞFİRET:
Örtme; Allahü teâlânın, kullarının günâhlarını bağışlaması
Allahü teâlâ, âyet-i kerîmelerde meâlen buyuruyor ki:
Ey günâhı çok olan kullarım! Allah'ın rahmetinden ümîdinizi kesmeyiniz Allah, günahların hepsini affeder O, sonsuz mağfiret ve nihâyetsiz merhâmet sâhibidir (Zümer sûresi: 53)
Rabbinizden mağfiret istemeğe ve Cennet'e girmeğe koşunuz Bunun için çalışınız! Cennet'in büyüklüğü, gökler ve yer küresi kadardır Cennet, Allahü teâlâdan korkanlar için hazırlandı  (Âl-i İmrân sûresi: 133)
Allahü teâlâ buyurdu ki: "Ey âdemoğlu (insanoğlu) ! Sen benden ümidli bulundukça, senden meydana gelen günâhları mağfiret ederim Ey âdemoğlu! Senin günâhların gökyüzünü dolduracak dereceyi de bulsa, benden mağfiret dilersen seni bağışlarım Ey âdemoğlu! Bütün yer dolusu günahlarla gelip de, bana hiçbir şerîk (ortak) koşmayarak huzûruma çıkarsan, ben seni bütün yer dolusu mağfiretle karşılarım (Hadîs-i şerîf-Riyâzü's-Sâlihîn)
Müslüman kardeşini sevindirmek, Allahü teâlânın af ve mağfiretine sebeb olur (Hadîs-i şerîf-Kitâb-ül-Metcer-ür-Râbih)
Allahü teâlânın af ve mağfireti o kadar büyüktür ki (çoktur ki), ben suçuma büyük demekten utanırım (Sa'dî Şîrâzî)
MAĞRÛR:
Gururlu (Bkz Gurûr)
Akıllı kimse başkalarının ayıbına bakmaz Kişinin aybını yüzüne vurmaz Malı çoğaldıkça, mağrûr olup ahlâkını bozmaz (İdrîs aleyhisselâm)
Ey oğlum! Sende olmayan fazîletler ile insanlar seni medh ederlerse, sakın mağrûr olma Kendinden aşağısını hor görme Ahmaklara, câhillere karşı sükût eyle (Lokman Hakîm) Mala mülke mağrûr olma, deme var mı ben gibi! Bir muhâlif yel eser, savurur harman gibi
(Seyyid Abdülhakîm Arvâsî)
MAHBÛB:
Muhabbet edilen Sevilen, sevgili
Muhammed Resûlullah sallallahü aleyhi ve sellem mahbûb-i Rabbülâlemîndir Allahü teâlânın sevgilisidir (İmâm-ı Kastalânî)
Sevgiliden gelen her şey mahbûbdur (İmâm-ı Rabbânî)
Mahbûb-i Hudâ:
Allahü teâlânın habîbi, sevgilisi Muhammed aleyhisselâm
Muhammed Resûlullah sallallahü aleyhi ve sellem, Mahbûb-i Hüdâ'dır Gelmiş ve gelecek bütün varlıkların her bakımdan en üstünüdür (İmâm-ı Rabbânî) Sakın terk-i edebden kûy-ı mahbûb-ı Hüdâdır bu, Nazargâh-ı ilâhîdir makâm-ı Mustafâ'dır bu
(Yûsuf Nâbi)
MAHBÛBİYYET:
Sevgili olmak
Peygamber efendimize tâbi olmanın en yüksek derecesi mahbûbiyyet ve ma'şûkiyyet (çok sevilen olmak) kemâlâtına (üstünlüklerine) sâhib olmaktır ki, bu, Allahü teâlânın çok sevdiklerine mahsûstur Bunun ele geçmesi için muhabbet, sevmek lâzımdır ( İmâm-ı Rabbânî)
Âhirette azâblardan kurtulmak ve sonsuz seâdete kavuşmak, ancak geçmiş ve gelecek bütün varlıkların en üstününe (hazret-i Muhammed aleyhisselâma) uymakla olur O'na uymakla mahbûbiyyet makâmına erişilir O'nun yolunda bulunmakla, Allahü teâlânın zâtı nın tecellîsine kavuşulur (Abdülhak-ı Dehlevî)
MAHCÛR:
Çocukluk, sefîhlik, delilik, kölelik, bunaklık vs gibi çeşitli sebebler yüzünden malını tasarruf hakkından, kullanmaktan men edilen kimse (Bkz Hicr)
Mahcûr iki kısımdır:
1- Çocuk, deli ve maraz-ı mevt (ölüm hâlinde) bulunanlar
2- Hâkimin hükmüyle mahcûr olanlar, medyûnlar (borçlular), ma'tûhlar (bunaklar), rakîkler (köleler), eblehler (ahmaklar) ve mâcinler yâni kötü din adamlarıdır (Fetâvâ-i Hindiyye)
Çocuk kendi malını kullanmaktan mahcûr olduğu gibi, başkasına hizmet etmesi de, ancak velîsinin izni ile câiz olur (Abdülganî Nablüsî)
MÂHİYYET:
Öz, asıl ve esas
İnsanın mâhiyyeti, arkadaşından anlaşılır (Abdullah bin Ömer)
__________________
|