gülgüzeli
|
Cevap : =>İslami Sözlük
MEL'ÛN:
Lânetlenmiş, tard olunmuş, kovulmuş (Bkz La'net)
Allahü teâlâ Kur'ân-ı kerîmde meâlen buyuruyor ki: Ey mel'ûn! Âdem'e niçin secde etmedin? (buyurunca) İblis dedi ki: Ben ondan daha hayırlıyım Beni ateşten onu ise topraktan yarattın (A'râf sûresi: 12)
Dünyâ (Allahü teâlânın râzı olmadığı, âhirete zarar veren şeyler) mel'ûndur Dünyâda, Allahü teâlâ için olanlardan başka her şey mel'ûndur (Hadîs-i şerîf-Hadîka)
Dünyâlık (haram ve mekrûh) olan şeyler mel'ûndur Allah için olan şeyler, Allahü teâlânın râzı olduğu şeyler, mel'ûn değildir (Hadîs-i şerîf-Hadîka)
Ahlâkını, hareketlerini, sözlerini ve şeklini kadınlara benzeten kimseye muhannes denir Böyle yapanlar mel'ûndur Bunlar için hadîs-i şerîfte; "Kendilerini kadınlara benzeten erkeklere ve erkeklere benzeten kadınlara Allahü teâlâ la'net etsin " buyruldu (Abdülhak-ı Dehlevî)
MEMLÛK:
Hür olmayan insan İslâm hukûkunda harbde esir alınıp, İslâm memleketine getirilen kimse, köle (Bkz Köle)
MEMNÛ':
Yasak Dînen yasak edilmiş
Almak memnû' olan şeyi vermek dahi memnû' olur Meselâ rüşvet almak, alan hakkında memnû' olduğu gibi, vermek dahi veren hakkında memnû'dur (Mecelle: 34)
İşlenmesi memnû' olan şeyin istenmesi dahi memnû' olur Yâni bir şeyin işlenmesi yasak ise, o şeyin yapılmasını başkasından istemek ve yapılmasına vâsıta ve âlet olmak dahi memnû'dur Meselâ, bir kimsenin başkasına eziyet ve mal veya canına zarar ver mesi ve rüşvet alması ve yalan yere şâhitlik yapması memnû' işlerden olduğu gibi, bunları başkasına yaptırması veya teşvik etmesi ve zorlaması da memnû'dur (Mecelle: 35)
Zarûretler, memnû' olan şeyleri mubâh kılar Mâni zâil, yok oldukta memnû' avdet eder (geri gelir) Meselâ bir kimsenin avret mahalline (yerine) bakmak memnû' ise de, yara ve başka hastalık hâlinde zarûret hâli sebebiyle hekim (doktor) ve cerrâh ebe gibi kimselerin bakması mubâh olur (Mecelle: 21)
MEN VE SELVÂ:
Mûsâ aleyhisselâmın duâsı ile Allahü teâlânın İsrâiloğullarına gökten yağdırdığı kudret helvası (men) ve bıldırcın eti (selvâ)
Kur'ân-ı kerîmde meâlen buyruldu ki:
Biz Tîh sahrâsında sizin üzerinize bulutla gölge yaptık Size men ve selvâ gönderdik ve dedik ki:Size rızık olarak verdiğimiz bu helâl, güzel şeylerden yiyin (fakat sonrası için biriktirmeyin dedik Biriktirdikleri ise kurtlandı, yiyemediler Böyle y aparak itâatsizlikte bulunmakla) onlar bize zarar vermediler, bize zulmetmediler Bilâkis kendi nefislerine zulmettiler (Bekara sûresi: 57)
İsrâiloğulları Tîh sahrâsına düştüklerinde yiyecek istediler Mûsâ aleyhisselâmın duâsı bereketiyle Allahü teâlâ onlara men indirdi Men'in ne olduğu husûsunda değişik rivâyetler vardır Demişlerdir ki: "Allahü teâlâ bu men'den her gece yapraklar üze rine her kişi için yetecek miktârda yağdırdı Bunu yiyen İsrâiloğulları; "Ey Mûsâ! Tatlı yemekten usandık Allahü teâlâya duâ et de bize yiyecek et versin" dediler Mûsâ aleyhisselâm duâ etti Allahü teâlâ onlara selvâ indirdi Her kişi men ve selvâd an bir gece ve bir gün yiyeceği kadar alırdı İsrâiloğulları bu nîmetin de kıymetini bilmediler Men ve selvâdan bıktık; bakla, soğan, gibi şeyler isteriz dediler Nîmete şükretmediler Men ve selvâyı da depo edip biriktirmeye başladılar Fakat bunlar kurtlanıp bozuldu, yiyemediler (Sa'lebî, Kisâî, Nişancızâde)
MENÂKIB:
Menkıbeler Velîlerin, Allahü teâlânın sevgili kullarının güzel iş, hareket, söz ve kerâmetlerini konu edinen hikâye ve hâtıralar, bu hususta yazılmış kitapları Menkabenin çokluk şeklidir (Bkz Menkıbe)
Menâkıb, Allahü teâlânın ordularından bir ordudur Allahü teâlâ onunla tasavvuf yolcularının (müridlerin) kalblerini kuvvetlendirir Bu sözümüzün delîli; "Biz sana peygamberlerin kıssalarını anlatıyoruz, bununla kalbini tesbit ve takviye ediyoruz" meâlindeki Hûd sûresi 20 âyet-i kerîmesidir (Cüneyd-i Bağdâdî)
Evliyânın menâkıbını dinlemek, onlara olan muhabbeti, sevgiyi artırır; Eshâb-ı kirâmın (Peygamber efendimizin arkadaşlarının) menkıbeleri îmânı kuvvetlendirir (Seyyid Sıbgatullah)
MENÂSİK:
Nüsükler Hacda belli yerlerde ve belli zamanlarda yapılan belli ibâdetler, vazifeler Nüsük kelimesinin çoğuludur (Bkz Nüsük)
Haccın menâsikini benim yaptığım gibi yapın (Hadîs-i şerîf-Müslim)
Tavâf (Kâbe etrâfında yedi kere dönmek) ve sa'y (Safâ ve Merve arasında gelip gitmek) hac ve ömrenin menâsikindendir (M Zihni Efendi, A Haskefî)
Menâsik-i Hac:
Haccın nüsükleri
Âdem aleyhisselâm menâsik-i haccı yaptığında, melekler gelerek kendisini tebrik etti ve haccın mebrûr (kabûl) olsun; biz burayı senden iki bin sene evvel ziyâret ettik dediler (İmâm-ı Gazâlî)
MENDÛB:
Yapılması hâlinde sevâb, yapılmazsa günâh olmayan şeyler Edeb ve müstehab da denir
Namaz vakti girmeden önce abdest almak mendûbdur (İbrâhim Halebî)
Abdest alıp namaz kıldıktan sonra bu abdest bozulmadan tekrar abdest almak mendûbdur (Muhammed bin Kutbüddîn İznikî)
Mendûbları yapmak sevâb olur, yapmamak, suç değildir Sevâbından mahrûm kalınır (Alâüddîn Haskefî)
MENFEAT:
Fayda, çıkar
Bir malı, bir evi kirâya vermek; menfeatini belli bir karşılıkla satmak demektir (Abdullah Mûsulî)
Her menfeat getiren borç ribâ (fâiz)'dir (İbn-i Âbidîn)
Bir kimse ibâdetlerini dünyâ menfeati düşünmeden yaparsa, ihlâsla amel edenlerden olur (Hâdimî)
Bir kimse dünyâ menfeati için sana yaklaşırsa, ondan uzak dur Menfeatini düşünen kimseyi kendin için tehlikeli kabûl et (Ebüssü'ûd el-Bâzinî)
MENHÎ:
Nehyedilen, yasaklanan şey
Abdest alırken bâzı menhîler vardır Bunları yapmak haram veya mekrûhtur Sağ el ile sümkürmek, kıbleye ve mushafa karşı ayak uzatmak mekrûhtur Mushaf yüksekte ise, mekrûh olmaz Tahâretlenmek için birinin yanında avret (ayıb) mahallini açmak haramd ır (Halebî)
Dîn-i İslâm'ın temeli, îmânı, farzları ve haramları öğrenmek ve öğretmektir Ayrıca dînimizce bildirilen bâzı menhîler vardır ki, bütün müslümanların bunları iyi öğrenmesi lâzımdır (Yûsuf Sinânüddîn)
__________________
|