gülgüzeli
|
Cevap : =>İslami Sözlük
MU'ÂNAKA:
İki kişinin birbirinin boynuna sarılması
Âdem aleyhisselâmdan İbrâhim aleyhisselâma kadar, selâmlaşma, birbirine secde etmekle olurdu Sonra bunun yerine mu'ânaka ile oldu Muhammed aleyhisselâm zamânında el ile müsâfeha sünnet oldu (Muhammed Rebhâmî)
Âlimler buyurdular ki: Mu'ânaka edenlerin üzerinde bir gömlek veya cübbe gibi bir şey varsa, mu'ânaka câizdir (Burhâneddîn Mergînânî)
Mu'ânakanın mekruh olanı (dînen iyi görülmeyeni) şehvetli olanıdır (Şeyh Ebû Mansûr)
MU'ÂŞERET:
İnsanların birbirleriyle görüşmelerinde ve işlerinde karşılıklı uymaları gereken usûller, kurallar (Bkz Edeb)
MU'ÂTEBE:
İtâb etme, kızma, azarlama (Bkz İtâb)
MU'ATTALA:
Allahü teâlânın sıfatlarını inkâr eden bozuk bir fırka, topluluk
Nikâh ile alması haram olan yirmi beş kadından birisi de veseniyye yâni puta tapan kadınlardır Güneşe, yıldızlara, resimlere ve heykellere tapınanlar ve Mu'attala ve Bâtıniyye ve İbâhiyyeden olanlar ve zındıklar yâni koyu müslüman görünüp küfre sebe b olan şeylere îmânın şartı diyenler, hep puta tapanlardandır (Mehmed Zihni Efendi)
MU'ÂVVİZETEYN:
Felak ve Nâs sûrelerinin ikisine berâber verilen isim
Cumâ namazından sonra, yedi defâ ihlâs ve mu'âvvizeteyn okuyanı, Allahü teâlâ, bir hafta, kazâdan, belâdan ve kötü işlerden korur (Hadîs-i şerîf-Fevâid-i Osmâniyye)
Dertlerden, belâlardan kurtulmak; şeytanın, cinlerin şerrinden korunmak için, Mu'âvvizeteyn'i çok okumak faydalıdır (Seyyid Abdülhakîm)
MU'ÂYEDE:
Bayramlaşma Birbirinin bayramını kutlama
Selçuklular ve Osmanlılarda muâyede merâsimleri pek muhteşem olurdu Sultanlar bayram namazı kılmak için büyük bir alayla (toplulukla) selâtin yâni sultanlar tarafından yaptırılan câmilerden birine giderlerdi Bayram namazı kılındıktan sonra sultan, sarayda devlet erkânıyla bayramlaşırdı (İslâm Târihi Ansiklopedisi)
Osmanlılarda pâdişâhın bayramı tebrik merâsimi, İstanbul'un fethinden on dokuzuncu yüzyıl ortalarına kadar Topkapı Sarayı'nda yapıldı Daha sonraki devirlerde Dolmabahçe Sarayı'nın orta kısmındaki büyük muâyede salonunda yapılmaya başlandı (Osmanlı Târihi Ansiklopedisi)
Bayram günlerinde herkes temiz ve iyi giyinir, çocuklara yeni elbiseler alınır, fakir, yetim ve öksüzler sevindirilirdi Kabirler ziyâret edilerek vefât eden akrabâ, diğer müslümanlar ve din büyüklerinin rûhu için Kur'ân-ı kerîm okunur, duâlar edilir ve daha sonra muâyede için âile büyükleri, dost, akabâ ve tanıdıklar ziyâret edilirdi (Hızır İlyâs Ağa)
MUBÂH:
Dînimizde yapılması emr olunmayan ve yasak da edilmeyen şeyler
Mubahlar, iyi niyetle yapılınca tâat (Allahü teâlânın beğendiği şey) olur Kötü niyetle yapılınca, günâh olur İnsan, mubâh bir işe başlarken niyyetine dikkat etmelidir Niyyeti iyi ise, o işi yapmalıdır Niyyeti, yalnız Allahü teâlâ için olmazsa, ya pmamalıdır (Seyyid Abdülhakîm Efendi)
Allahü teâlânın mubah ettiği yâni izin verdiği şeyler pek çoktur Haram ettiği, yasakladığı şeyler ise, pek azdır Mubahlarda bulunan lezzet, harâmda bulunanlardan kat kat fazladır Mubâh işleyenleri Allahü teâlâ sever Haram işleyenleri sevmez Aklı o lan, doğru düşünebilen bir kimse, geçici bir zevk için, Allahü teâlânın râzı olmadığı, beğenmediği bir şeyi yapmaz Zâten Allahü teâlâ, zararlı olan bir lezzeti haram edince, bu lezzette olan zararsız birçok başka şeyleri mubâh eylemiştir (İmâm-ı Rabbânî)
Allahü teâlâ lutf ederek, kerem ederek, acıyarak, kullarına çok şeyleri mubâh etmiş, izin vermiştir Rûhu hasta, kalbi bozuk olduğu için, mubâhlarla doymayıp, bitmez tükenmez mubahları bırakarak, İslâmiyet'in hududundan dışarı taşanlar, şüpheli ve ha ramlara uzananlar ne kadar bedbaht ve zavallıdır (İmâm-ı Rabbânî)
Mubâhları, lâzım olduğu kadar kullanmalıdır Bir insan, mubâh yâni İslâmiyet'in izin verdiği şeylerden, her istediğini yapar, taşkınca mubâh işlerse, şübheli şeyleri yapmaya başlar Şüpheliler ise, haram olanlara yakındır (İmâm-ı Rabbânî)
MÛCİD (El-Mûcid):
Îcâd eden, yoktan vâr eden, yaratan mânâsına Allahü teâlânın isimlerinden
"Ben civaya bakınca, bunu yaratanın büyüklüğüne hayran oluyorum Buna ne türlü hassalar vermiş! Bunları düşündükçe, aklım başımdan gidiyor Benim buluşlarım esâsen dünyâda bulunan, fakat o zamâna kadar insanların göremedikleri büyük hârikaların ancak, ufacık bir kısmını meydana çıkarmaktan ibârettir  Ben mûcidim ha  ! Hayır, asıl mûcid, asıl yaratıcı işte O'dur, Allah'tır  " (Edison)
MU'CİZÂT (Mûcizât):
Mûcizeler Allahü teâlânın peygamberlerine, peygamberliklerini isbât etmeleri için ihsân etmiş olduğu hârikulâde yâni âdet dışı (olağan üstü) hâller Mûcize kelimesinin çokluk şeklidir (Bkz Mûcize)
MU'CİZE (Mûcize):
Peygamberlerden aleyhimüsselâm peygamberliklerine delil olarak Allahü teâlânın izniyle meydana gelen hârikulâde (olağanüstü) haller
Bir şeyin mûcize olabilmesi için şu şartlar lâzımdır: Allahü teâlâ o şeyi mûtâd (alışılmış) sebepler dışında yaratmış olmalıdır Hârikulâde (olağanüstü) olmalıdır Peygamber olan zâtın istediğine uygun olmalıdır İsteyip de hâsıl olan mûcize kendisin i yalanlamamalıdır Mûcize, peygamber olduğunu söylemeden önce hâsıl olmamalıdır Bir peygamberin ümmetinden meydana gelen hârikulâde hâller, kerâmetler o peygamberin mûcizesidir (İmâm-ı Rabbânî)
Peygamberler şerîatin emirlerini ve yasaklarını bildirirlerdi Ümmetleri mûcize isteyince; "Mûcizeleri Allahü teâlâ yaratır Bizim vazifemiz O'nun emirlerini bildirmektir" buyururlardı Allahü teâlâ dilerse ümmetlere merhamet ederek, inanmaları, seâd ete kavuşmaları için o anda mûcize yaratırdı (İmâm-ı Rabbânî)
Allahü teâlâ her peygambere zamanlarında önemli kabûl edilen hususlarla ilgili mûcize ihsân etmiştir Mûsâ aleyhisselâm zamânında sihirbâzlık yaygın idi Allahü teâlâ Mûsâ aleyhisselâma asâ mûcizesini ihsân etti Mûsâ aleyhisselâmın asâsı büyük yılan olup sihirbâzların sihir âletlerini yuttu Böylece sihirbâzlar, bunun insan gücünün üstünde olduğunu anlayarak Mûsâ aleyhisselâma îmân ettiler Îsâ aleyhisselâmın zamânında tıb ileri gitmişti Tabipler başarılarıyla öğünürlerdi Allahü teâlâ Îsâ aleyhisselâma ölüleri diriltme ve anadan kör doğanların gözlerinin açılması mûcizesini ihsân etti Tabipler âciz kaldılar Muhammed aleyhisselâm zamânında ise, Arabistan yarımadasında şâirlik ve belâgat san'atı en yüksek dereceye ulaşmıştı Yazdıkları v e okudukları şiirlerle birbirlerine öğünürlerdi Allahü teâlâ Peygamber efendimize en büyük mûcize olarak Kur'ân-ı kerîmi gönderdi Kur'ân-ı kerîmin îcâzı, eşsizliği karşısında şâirler âciz kaldılar Bir kısmı Allah kelâmı olduğunu inkâr edip kâfir o larak öldüler Bir kısmı ise, Allah kelâmı olduğunu anlayarak müslüman oldular (Ahmed Fârûkî)
Allahü teâlânın âdetinin ve kânunlarının dışında yarattığı mûcizelerin meydana gelmesi için, peygamberlerin aleyhimüsselâm diri olması şart değildir Öldükten sonra da Allahü teâlâ onlara mûcize ihsân eder (Abdülganî Nablüsî)
Resûlullah'ın sallallahü aleyhi ve sellem mûcizeleri binden fazla olup bâzıları şunlardır:Mîrâc mûcizesi, şakk-ı kamer mûcizesi (ayın ikiye bölünmesi), mübârek parmaklarından su fışkırma mûcizesi, Kâbe-i muazzama içindeki putların mübârek parmağının işâreti ile yüz üstü düşmesi mûcizesi, ölülerin diriltilmesi mûcizesi, yaralılara ve hastalara şifâ verme mûcizesi (Harputlu İshâk Efendi)
MUDÂREBE ŞİRKETİ:
Ortaklardan bir kısmının sermâye vermesi, bir kısmının da iş yapmayı üzerine alması üzerine anlaşma yapılarak kurulan şirket, ortaklık
Mudârebe şirketinde sermâyenin; altın, gümüş veya başka geçer para olması lâzımdır Kâr önceden sözleşilen oranda paylaşılır Sermâye, iş yapanlara emânettir Telef olursa ödemezler (İbn-i Âbidîn)
MUDILL (El-Mudıll):
Dalâlete düşüren, doğru yoldan çıkarıp, eğri yola saptıran mânâsına, Allahü teâlânın Esmâ-i hüsnâsından, güzel isimlerinden
Allahü teâlânın isimleri aynı zamanda sıfatlarıdır Allahü teâlânın Hâdî (hidâyete kavuşturucu) Mudıll sıfatları vardır İnsanlardan bâzılarına Hâdî, bâzılarına Mudıll sıfatı ile tecellî eder Niye böyle olduğunu biz bilemeyiz (İmâm-ı Rabbânî)
__________________
|