|
Mountain
|
Cevap : Kısa Keloğlan Masalları - Serdar Yıldırım
KELOĞLAN DÜDÜK HELVA
Bir varmış, bir yokmuş Bir işte çalışmayan, gezip dolaşmayı seven bir Keloğlan varmış Bu Keloğlan komşu kasabada gezerken, tellanın sesini duymuş: " Ey ahali, duyduk duymadık demen, yola çıkıverin hemen, menekşe sokağında, yengenin konağında helva günü yapılıyor Buyrun davetlisiniz, gelin helva yersiniz "
Tellalın söylediklerini duyan Keloğlan soluğu yengenin konağında almış Konağın bahçesinde ateşler yakılmış, kazanlar kaynıyormuış Yengenin kocası, konağın dayısı bir seçici kurul oluşturmuş Dayı, on kişilik seçici kuruldan en akıllı gördüğü Keloğlan'ı kurul başkanı seçmiş
Dört kazan başında dört yarışmacı varmış Bunlardan ikisi adam, ikisi kadınmış Helvalar piştikten sonra tabaklar dolusu helva dağıtılmış Keloğlan her birinden birer tabak olmak üzere dört tabak helva yemiş Üstüne iki bardak su içmiş İnsanoğlu açken dünyaya karamsar, tokken gülümser bakarmış Keşke haftanın yedi günü, yedi konakta böyle ziyafet verilse Bugün burada helva, yarın başka yerde dolma, öbür günler köfte, pilav, börek, çörek, kek Karnım tok olduktan sonra neden çalışayım Yer, içer, yatar, keyfime bakarım, demiş Keloğlan, anlatmış, durmuş
Sonunda karar anı gelmiş Seçici kurul toplanmış Konak sahibi yenge dokuz oy almış Keloğlan, hepsi güzeldi ama hocanın helvası bir başka güzeldi diyerek, Nasreddin Hoca'ya oy vermiş Hey gidi Nasreddin Hoca, hey! Senin yaptığın helvayı yerken tahta kaşığını kıranlardan oy alamadın Fakirsin ya, ağzınla kuş, elinle balık tutsan yaranamazsın
Keloğlan, Nasreddin Hoca'ya oy vermiş ama dayı araya girmiş: " Olmaz Keloğlan, Nasreddin Hoca'ya oy versen ne olacak? Bugün buradan oyların tamamını alan bir birinci çıkacak Nasreddin Hoca'ya boş ver, yengeye oy ver "
Keloğlan'ın kararlı olduğunu gören dayı: " O zaman seçici kurulla birlikte Dağ Dede'ye gidelim Dağ Dede'nin oyu yarışmayı sonlandırsın " demiş ve Dağ Dede'nin yaşadığı mağaraya gidilmiş Dağ Dede, dayının dedesiymiş Yüz dört yaşındaymış ama uzun saçı ve bir metrelik sakalı karaymış Hani derler ya, ak sakallı dede, öyle değilmiş Onun saçını ve sakalını odun kömürüyle boyadığı rivayet edilirmiş
Dağ Dede dört tabak helva yemiş ve üstüne dört bardak su içmiş Dayının hanımını işaret edip yenge demiş Dayı, oradakilere otuz iki dişini göstermiş Konak sahibi yenge oyların hepsini alarak birinci ilan edilmiş Konağın bahçesine gelince, karar, alkışlarla, doğrusu buydu, sözleriyle karşılanmış
Keloğlan bu can sıkıcı ortamda daha fazla kalamayacağını anlayıp konaktan ayrıldıktan sonra toprak yolda uzun süre yürümüş: " Ben istesem de bu düzene ayak uyduramazdım, diye düşünmüş Konduğu tasın şeklini alan su gibi, girdiği ortamda renk değiştirip bukelemunlaşan insanları sevmiyorum Yalvarsalar da bir daha bu konağa gelmem
Ne yengenin helvasını yerim ne dayının yüzünü görürüm
Ne kimsenin önünde eğilirim ne de zoraki alkışlarım
Ben buyum işte, benim adım Keloğlan
Kendisine efendi dememi isteyen dayıya güler geçerim
İnsan büyük, yüce, görkemli bir varlıktır
Bütün insanlar eşittir, insanlar arasında fark yoktur
Ne demek öyle efendimiz, kim kimin efendisi
İnsan başkasının değil, kendi kendisinin efendisi olmalı "
SON
|