|
Mountain
|
Kısa Keloğlan Masalları - Serdar Yıldırım
KELOĞLAN'IN FÜZESİ
Bir varmış, bir yokmuş Ülkenin birinde Keloğlan yaşarmış Uzaya meraklıymış Bir gün bir füze bulmuş Füzeyle Jüpiter'e gitmiş Uzayda tur atmış Sonra dünyaya dönmüş Masalımız da burada bitmiş
KELOĞLAN VE KORSANLAR
Bir Keloğlan varmış Kayıkla denize açılmış Korsanlar, kayığı almışlar Keloğlan'ı denize atmışlar Keloğlan yüzerek kıyıya çıkmış Masalımız da burada bitmiş
KELOĞLAN'IN SARAYLARI
Evvel zaman içinde bir Keloğlan yaşarmış Rüyasında hazine üstünde yattığını görmüş Evin altını kazıp, hazineyi bulmuş 365 tane saray yaptırmış Padişahın kızıyla evlenmiş Masalımız da burada bitmiş
------------------------------------------------
BANA KELOĞLAN DERLER
Tarlaya biber ektim
Bahçeye fidan diktim
Şu masal dünyasında
Keloğlan olarak tektim
Kimse beni geçemez
Benimle yarışamaz
Benim aştığım yüce
Dağları onlar aşamaz
La Fonten saraylarda
Fransa'da, İspanya'da
Tatlı hayat yaşamış
Kralların sofrasında
Andersen dersen İsveç'te
Aklı fikri gelgeçte
Masallar yazmış ama
Beynimizde süzgeçte
Grimm Kardeşler vardır
Onlar birer Alman'dır
Almanlara sorarsan
Dertlerine dermandır
Bana ne La Fonten'den
Andersen'den, Grimm'den
Avrupa'da masal kitaplarında
Var mı hiç Keloğlan'dan?
Ben bana benziyorum
Anadolu çocuğuyum
Beni sallamayanı
Sallar söker atarım
Masal kitabı basanlar
Yerli yazara kızanlar
La Fonten, Grimm deyip
Andersen'den çıkanlar
Ey yayınevleri
Bilgi, kültür evleri
Yerli yazar yok, Avrupa çok
Avrupa kültür evleri
SON
-------------------------------------------------
DEĞİRMENCİ KELOĞLAN İLE ARAP
Eski zamanlarda bir Keloğlan yaşarmış Bu Keloğlan tembellikten bıkmış Arabın biriyle ortak olmuş ve bir değirmen satın almış Keloğlan kısa zamanda değirmenciliğe alışmış Gelen buğday, arpa ve mısırı değirmende öğütüp un yapıyor ve para kazanıyormuş Bazı müşteriler para yerine öğütülen tahılın birazını değirmen hakkı olarak bırakırlarmış
Keloğlan'ın ortağı arap gün boyu geziyor ve akşamüstü gelip hasılatı alıyormuş Öğütülen tahılı arabasına yükleyip kasabada satıyormuş Arap giderek zenginleşmiş Keloğlan ise, fakir kalmış
Aradan aylar geçmiş Bakmış Keloğlan olacak gibi değil, arap kazancın hepsini alıyor Araba oyun oynamaya karar vermiş Arap geldiği zamanlar, bugün müşteri gelmedi, kazanç olmadı diyerek, hasılatı eve götürüp anasına vermiş Öğütülen tahılı ambara saklamış
Bir yıl sonra arap değirmenden umudunu kesmiş ve Arabistan'a gitmiş Keloğlan değirmende çok çalışarak zengin olmuş Padişahın kızıyla evlenerek mutlu olmuş
SON
------------------------------------------------
KELOĞLAN İLE KELAYNAK KUŞU
Vakti zamanında ülkenin birinde en güzel kel yarışması düzenlenmiş Çok sayıda kelin katıldığı bu yarışmada Keloğlan ile Kelaynak finale kalmış Keloğlan Kelaynak'ın güzel olduğuna inanıyormuş Yarışmayı onun kazanacağını sanıyormuş ama buraya gelirken anasının, birinci olmadan, ödülü almadan sakın gelme Seni eve koymam bilmiş ol, demesini de hiç unutmamış Ne yapıp edip yarışmayı kazanmalıymış
Keloğlan ile Kelaynak geceyi geçirecekleri handa odalarına çekilmişler Daha sonra Keloğlan Kelaynak'ın odasına gitmiş Bakmış Kelaynak aynanın karşısına geçmiş kel kafasını kaşıyor Keloğlan, sen güzelsin, sen benden güzelsin, sen en güzelsin, diyerek Kelaynak'ı övmeye başlamış Bunun üzerine Kelaynak şişinmiş, kabarmış Sonunda ayna çatlamış, Kelaynak patlamış Kelaynak'tan kurtulan Keloğlan gidip odasına yatmış Ertesi gün rakibi gelmediği için birinci seçilen Keloğlan yüz akçe ödülü alıp evinin yolunu tutmuş
SON
--------------------------------------------------
KELOĞLAN DAĞLAR PADİŞAHI
Bir varmış, bir yokmuş Bir Keloğlan varmış Bu Keloğlan zamanla büyüyüp gelişmiş 20 yaşına girmiş Mert, yiğit biriymiş ama çalışmayı sevmez, boş gezenin boş kalfası misali koca boyuyla gezer dururmuş Garip anacığı çalış, para kazan dedikçe, para benim neyime, deyme ana keyfime, yazık olur emeğime, et doldur tabağıma, dermiş
Günlerden bir gün Keloğlan iftiraya uğramış, kolculara yakalanmamak için, dağlara kaçmış O yörenin beyi, Keloğlan'ı altınlarımı çaldı diye suçlarmış Beyin baskısından yıllardır bıkıp usanan köylüler, Keloğlan'a ekmek, yemek götürerek onun dağları mesken tutmasını sağlamışlar Bir iki derken, tarlalarda karın tokluğuna çalışmak istemeyen on köylü Keloğlan'ın çevresinde saf tutmuş Keloğlan gücüne güç katmış ve bir gün adamlarıyla düze inerek beyi sindirip korkutmuş Tarlalarda ırgatlık yapan köylüler, Keloğlan'ın yanına gelerek, sen çok yaşa emi Keloğlan diye bağırmışlar Kolcular, Keloğlan'ın etrafını sarınca araya girerek Keloğlan'ı dağa kaçırmışlar
Olanlardan haberdar olan o ülkenin padişahı tebdil kıyafet gelerek köylülerle konuşmuş, Keloğlan'la tanışmış Onun iftiraya uğradığını anlamış Sonradan kimliğini açıklamış ve Keloğlan'ı sarayına davet etmiş Sarayda padişahın dünya güzeli kızını gören Keloğlan kıza aşık olmuş Kız da ününü duyduğu Keloğlan'ı görür görmez sevmiş Sonraki bir gün Keloğlan anasıyla gelerek padişahtan kızını istemiş Padişah kızını Keloğlan'a vermiş Düğün günü bey bir kenarda eğlenceleri izlerken, onun baskısından kurtulmuş olan köylüler oynamışlar, eğlenmişler Yıllar sonra bile çocuklarına, torunlarına Keloğlan Dağlar Padişahı diyerek anılarını anlatmışlar
SON
Yazan: Serdar Yıldırım
|