Konu
:
Ülkemizde Yol Vermeyen Dağlar
Yalnız Mesajı Göster
Ülkemizde Yol Vermeyen Dağlar
12-20-2012
#
1
Prof. Dr. Sinsi
Ülkemizde Yol Vermeyen Dağlar
Türkiyede Yol Vermeyen Dağlar,
Ülkemizde Yol Vermeyen Dağlar
Ülkemizdeki Yol vermeyen Dağlar - Türkiye'deki Dağlar
Türkiye'nin kimi yerinde yüksek dağlar halinde kimi yerinde orta derecedeki dağlar biçiminde görülen kıvrım dağları ana çizgileriyle Karadeniz boyunca Kuzey Anadolu'yu Akdeniz boyunca Güney Anadolu'yu çevirir Doğu Anadolu'nun türlü kesimlerinde de bunların birer devamı halinde sıra sıra uzanırlar
Anadolunun kuzey dağlan Türkiye'nin bütün kuzey bölgesi boyunca sürekli sıradağlar olarak göz önüne alınabilirse de dağ görünüşü bakımından dağ özelliği Sakarya nehrinin aşağı kesiminden itibaren batıda kaybolur
Daha batıda Yıldız (lstranca) dağlan orta yükseklikteki dağlar olarak (700 - 1000 m
) Uzanır
Kuzey Anadolu dağlarının doğu bölümü ise üç - dört bin m
yüksekliğinde sarp dağlar olarak görülür
Bunların en yükseği olan Doğu Karadeniz dağları ve Giresun dağlan Türkiye'nin Karadeniz Bölgesinin doğu bölümünde Çoruh ırmağı ağzından Melet çayı vadisine kadar 400 km
boyda ve 50 - 60 km
enindeki dağ sırası boyunca yüksekliği 3500 m
yi aşan daha birçok doruklar vardır
Eteklerinden doruklana doğru çok yerde dik yamaçlar uzanır
Bu dağların yüksek yerlerinde yazın da eriyip bitmeyen kalıcı karlar ve buzulları buzul devrinden kalma küçük küçük birçok göller uzanır
Burada bu va*dilerin tabanı bile 1200 - 1500 m
yüksekliğindedir
Bu vadilerin güney ve güneydoğusunda sıra sıra Mescit dağlan Kop Otlukbeli Gü*müşhane Dumlu Kargapazan Yalnızçam Allahüekber dağlan (3000 m
ve daha yüksek) uzanırlar
Doğu Karadeniz dağlarında geçit yerleri hem az hem de çok yüksektir
Rize - of arasındaki kıyı bölümünü İspir ve Erzurum'a bağlayan Dağbaşı Beli 2750 m
dir
Buradan stabilize bir yol geçer
Daha batıda Of-Sürmene kıyı boyunu Bayburt'a bağlayan yolun geçtiği Dağ geçidi 2650 m
yüksekliktedir
Bunun batısında yüksekliği 2036 m
olan Zigana geçidi vardır ki buradan ünlü transit yolu Trabzon - Erzurum asfalt yolu geçer
Karadeniz boyu kıvrım dağlarının bir bölümü olan Doğu Karadeniz dağları kıvrım-kırıklı ve volkanik oluşmalara yer vermiş bir yapı gösterir
Burada Üçüncü Zamanın ilk yansında volkanik püskürmeler olmuş bu devrin sonunda yükselmeler meydana gelmiş bölgedeki yüksek dağ özelliği bu sıralarda belirmiştir
Bu yüksek geçilmesi güç çok yerinde sarp ve keskin doruklu sı*radağların batısında Karadeniz Bölgesinin orta bölümünde Samsun 'un sıra dağlarının batısında Karadeniz Bölgesinin orta bölümünde Samsun 'un gerisindeki geniş bölgede daha alçak (1000 - 1500 m
) ve üzerleri çok yerde yassı olan dağlar yer tutmuştur
Burada kıvrım kırıklı dağ sı*raları daha parçalı olup kıyı boyunu gerideki Kelkit ve Yeşilırmak va*dileriyle buralardaki ovalara çok daha elverişli geçitler bağlar
Bunlardan kıyı bölgesi dağları olan Canik dağları takriben Ordu ile Kızılırmağın aşağı kesimi arasında uzanır
Yüksekliği 1500 m
kadar olan orta yük*seklikte üstleri dalgalı dağlardır
Güneyde Kelkit vadisi uzanır
Canik dağlarının çok yeri kıvrımlı kırıklı Kretase tabakalarıyla yine bu devre ait volkanik arazi ve Eosen tabakalarından oluşmuştur
Bu dağlardan içerilere doğru birçok yollar uzanır: Ordu - Suşehri Ünye - Tokat Samsun *Amasya yollan gibi
Bu dağların güneyinde küçük dağ sıraları bulunur bu arada Deveci dağlan Çamlıbel dağları nisbeten devamlı ve yüksekçe dağlar olarak görülür
Karadeniz Bölgemizin batı bölümündeki dağlar Orta bölümündekinden daha yüksek daha devamlı arızalı dağlardır
Burada yük*sekliği 2000 - 2500 m
yi bulan dağlar az değildir
Deniz kıyısına paralel ve iç bölgeye sıra sıra uzanan bu dağlar Kızılırmağın kolları olan Gö*kırmak ve Devrez çayı vadileri boyundan içerilere doğru başlıca üç dağ sırası görülür: Küre dağları güneyde Ilgaz - Bolu dağları daha gü*neyde de Köroğlu dağlan
Birçok yerkabuğu hareketlerine uğramış ve yerinden oynamış bir yapı gösteren Küre dağlarının batıdaki devamı Zonguldak?a uzanır ki burası Türkiye'nin maden kömürü bölgesidir
Bu*rada Karbon ve onun üstünde de Kretase (İkinci Zamanın son devri) arazisi geniş yerler kaplar
Ilgaz dağlan yer yer billurlu taşlardan ve tabakalardan oluşmuş bir yapı gösterir
Bundan sonra çok yeri volkanik arazi olarak görülen ve geniş anlamıyla Körüğlu dağları adı verilmiş bulunan dağlık bölgeye girilir
Buranın en yüksek yeri olan Köroğlu tepesi 2378 m
dir
Buradaki kalın volkanik örtü altında yer yer kırılmış arazi vardır
Daha güneydeki kıvrımlı yapılı Sündiken ? sıra dağları ile İç Anadolu'ya geçiş başlar
Anadolu'nun güneyinde boydan boya uzanan ve bütününe Toroslar adı verilen sıradağlar da Alp dağ oluşumu sisteminin güney kanadına ait vasıfları gösterirler
Ancak Toros kıvrımları bir sıradan ibaret de*ğildirler
Bu pek uzun dağ sıraları kuşağının iç yayları ve dış yayları vardır
Türkiye?nin Güneydoğu Bölümündeki Hakkari dağlarından iti*baren Siirt Ergani Maraş kuzeyinde uzanan sonra güneybatıya dönerek Amanos Dağları ile devam eden sıradağlar dizisi Torosların dış yayıdır
Türkiye'nin Güneydoğu Anadolu Bölgesini 'kucaklayan bu büyük yayın içinde de bu sıradağlara bağlı birkaç dağ sırası daha uzanır
Batıda Ga*ziantep çevresindeki ve Antakya güneyindeki dağların da bu sıralara bağlı bulunduğu kabul edilir
Öte yandan bu dış yay Kıbrıs adasında da devam eder
Bu büyük dış yay üzerinde Hakkari bölgesinde Türkiye'nin
en yüksek dağları bulunur
Burada Şemdinli ve Şırnak arasında sıra sıra uzanan ve yükseklikleri 3000 - 4000 m
bulunan birçok yerinde geçit vermeyen sarp ve keskin doruklu yüksek dağlar uzanır
Doğudan iti*baren Karadağ Sat Dağı Cilo Dağı (şimdiki adı Buzul dağı) Hakkari kuzeyindeki Karadağ Sümbül Dağı Samur Dağı Altın Dağı -Ser *dolusu dağı Tanintanin Dağları ve daha birçok adlarla anılan yüksek dağlar paralel diziler halinde sıralanmıştır
Bu dağlar Şirnak ka*sabasının 20 km
kadar doğusundan geçen Hezil suyu boyuna kadar uzanır
Bunlar yaklaşık olarak kuzey - güney doğrultusunda birkaç ırmak ve kolları ile derin yarılmışlardır
Doğu ucunda Karadağ ile Sat dağı arasındaki Şemdinli vadisi Sat dağları ile Cilo dağı arasında İnci çayı vadisi daha batıda Büyük Zap nehri vadisi
daha batıda da Habur çayının yukarı kesimi gibi Hakkari dağlık bölgesinde ova ve plato halindeki yukarı kesimi gibi
Hakkari dağlık bölgesinde ova 've plato halindeki düzlükler yoktur
Yalnız Sat ve Cilo dağlarının hemen kuzeydoğusunda Yüksekova adı ile anılan ve yüksekliği 2000 m
yi bulan ortasından Nehil çayının geçtiği büyük bir ova vardır
Bu devamlı dağlık ve geçitlerin az olduğu dağ sıralarını geçen ve her mev*simde gidiş gelişe açık olan yollar pek azdır
Bunlar da dar ve sarp yollardır
Başlıcaları Yüksekova - Şemdinli yolu Hakkari - Çukurca yolu Siirt - Şırnak - Cizre - Silopi yoludur
Hakkari Bölgesinin bu yüksek dağları yıl boyunca eriyip bitmeyen kalıcı karların birçok buzulların eski buzul göllerinin bulunduğu yukarı kesimlerinde yüksek dağ çayırlarına yer veren mevsiminde çağlayanlarla dolu ve güzel manzaralı yerlerdir
Bazı bakımlardan çok yerleri Av*rupa'daki Alp dağları özelliğindedir
Bu dağların en yükseği olan Cilo dağı 4170 m
yüksekliğindeki Reşko doruğu ile Türkiye'nin en yüksek dağlarından biridir
Bu dağ sırasının Büyük Zap ırmağı ile İnci çayı ara*sında boyu 45 km
genişliği 15 km
dir
Çok yeri sivri sarp dişli do*ruklarla dolu yer yer kalın kar ve buz örtüleriyle kaplıdır
Üzerinde bir*kaç küçük göl 3000 m
den yüksek yerlerinde 10 kadar buzul vardır
Bu buzullardan bazıları 1 - 2 km
boyunda 300 - 800 m
enindedir
Buz ör*tüsünün kalınlığı 20 m
yi geçer hatta kimi yerde 40 - 60 m
yi bulur
Kat " kat olan bu buz örtülerinin rengi çok yerinde açık mavi ile yeşilimsi ma*vidir
Buzullar boyunda derin çatlaklar ve yarıklar vardır
Buzul devrinde buralarda daha uzun buzulların bulunmuş olduğu anlaşılmıştır
Hakkari - Vangölü güneyinin bu sarp yüksek ve az geçitli geniş dağlık bölgesinin batısında yükseklikleri daha az (1500 - 2500 m
) daha fazla geçit veren dağ sıralan uzanır
Bunların başlıcaları doğudan batıya Muş Güneyi dağları Akçakara dağı Yumrutaş dağı Akdağ Maden dağları Gördük dağı Malatya Güneyi dağları Engizek dağı Maraş' ın Ahır dağı ve Amanos dağlarıdır
Bu dağ sıralarının hepsine birden "Gü*neydoğu Toroslu" denildiği de olur
Bu dağların geçitlerini geçerek içbölgeleri güneye bağlayan önemli ve işlek yollar vardır ki başlıcaları Bitlis - Siirt - Diyarbakır yolu Bingöl - Diyarbakır yolu Eıazığ - Di*yarbakır yolu Malatya - K
Maraş - Gaziantep yolu İskenderun - An*takya yoludur
Güneydoğu Anadolu bölgesini kuzeyden çeviren bu dağ*lar yayının içinde asıl sıradağlara paralel birkaç dağ sırası daha uzanır ki yükseklikleri çok olmayan bu dağların bir kısmı (Raman dağı gibi) Türkiye'nin petrol bölgesidir
Bu dağlardan mesela Amanos dağları Torosların bu dış yayının en uzun sıradağıdır
Bu sıradağ K
Maraş yakınındaki Ahır dağından İs*kenderun körfezinin doğu kıyısındaki Hınzır burnuna kadar 175 km
uzunluğunda ve 20-30 km
enindedir
Amanos dağları ortalama 1500 *2000 m
yükseklikte sürekli ve çoğunca dik yamaçlı bir dağ sırası ise de yer yer boyun ve geçit yerleri de vardır (Beylan geçidi gibi)
Dağın üze*rindeki dalgalı düzlükler dar ve derin vadilerle kesilmişlerdir
Üçüncü Zamanın Toros kıvrım sisteminin güneye doğru bir uzantısı olan Ama*nos dağları doğuşu sırasında ve daha sonraları aşınmalara uğramış
Üçüncü Zamanın ikinci yarısı olan Neojen devri sonunda yükselmiş bu*lunan kıvrımlıkırıklı dağlardandır
Toroslar adı verilen kıvrımlı dağların iç yaylarına gelince Bunların başlıcaları çukurovanın kuzeyindedir
Orta Toroslar adı ile anılan bu dağlar Taşeli yaylası ile Uzunyayla arasında dağ sıralan ha*linde uzanır birçok yerlerinde 3000 m
yüksekliği bulür ve geçerler
Bun*lardan Bolkar dağı 3585 m
yi Aladağ 3734 m
yi bulur ve Türkiye'nin en yüksek dağları arasında yer tutarlar
Bu iki dağda yazın da eriyip bit* meyen kalıcı karlar
yer yer buz örtüleri buzyalağı denilen buz çanakları buzul devrinden kalma şekiller vardır
Aladağlardan sonra daha az yük*sek olan Tahtalı dağı ve Binboğa dağları uzanır
Doğu yönünde bu dağlar Zamantı ile Göksu ve Ceyhan arasında yer almışlardır
Bu dağlara 60 yıl öncesine kadar Anti Toroslar" denirdi
Bu ad kesin sınırları gös*teremeyecek şekilde kullanılmıştır ki bugün bu ad kullanılmamaktadır
Uzunyayla çevresinden itibaren bu dağlar yer yer yüksekliklerini çok kay* betmişlerse de doğuya dönerek Munzur ve Şeytan dağlarında yine yük*sek dağ özelliği kazanmışlardır
Bunların doğusunda kalın lav örtülen al*tında Toros kıvrım sistemi yapılarını bulmak güç olmuş ise de Torosların jeolojik bakımdan devamlarını Bingöl dağlık bölgesinde ve güneyinde daha doğuda Van gölünün kuzeyinde bulmak mümkün ol*muştur
Böylece orta Torosların doğusuna düşen ve Doğu Anadolu'nun orta bölümünde uzanan bu dağ sıralarına "Doğu Toroslar' veya "İç Doğu Toroslar" denilmektedir
Orta Toros dağ sıralarından geçen başlıca yol Gülek Boğazından geçer
Bu boğaz Bolkar dağlarının güneydoğusunda bugün Konya - Adana asfaltının geçtiği uzun dar ve derin bir geçit ye*ridir
Eski "çağlarda bumya "Kilikya Kapısı" adı verilmişti
Yerine göre genişliği 20 - 30 m
ve dik yamaçları olan Gülek Boğazı pozantının gü*neybatısından Çamalan (Gülek) Bucak merkezi güneyine kadar 30 km uzunluktadır
Asıl dar boğaz bölümü Gülek gediği adı verilen yerde baş*lar Çamalan köyü güneyine kadar uzanır
Boğazın denizden yüksekliği 1050 - 115O m
dir
İç Anadolu'yu Çukurova ve ötelerine bağlayan bu geçit tarih boyunca başlıca akınlara sahne olmuştur
Bir başka önemli ve işlek geçit yeri Çakıt Boğazıdır
Burası Gülek Boğazının 15 km
kadar doğusundadır
Bu boğazlSeyhan nehrinin kol*larından olan ve şimdi Seyhan Baraj gölüne dökülen Çakıt Suyu aç*mıştır
Çakıt Boğazı Çiftehan ve Hacıkın demiryolu istasyonları ara*sında uzanır
Boğaz dik yamaçlı eğimli derin bir vadi özelliğindedir
İç Anadolu'yu Çukurova'ya birleştiren yollar bu geçinen geçer
Daha doğuda Göksun ve Saimbeyli dağlık yerleri Çukurova 'ya dar ve yüksek ge*çitlerden dolaşan dönemeçli yollarla bağlanmıştır
Toros dağları yaylarının batıdaki devamına gelince: Bunlar An*talya körfezinin iki yanında uzanan ve Göller Bölgesinde birbirlerine yak*laşan dağ sıralarıdır
Bu iki yakadaki yüksek kıvrım dağlarının hepsine birden "Batı Toroslar" adı verilmiştir
Her iki yanda yani batıdaki Teke bölgesinde ve Doğudaki İçel bölgesinde devam eden kıvrımlı - kırıklı yapıdaki dağlardır
Yükseklikleri çok yerde 2000 - 2500 m
bazı bö*lümlerinde 3000 m
ye kadardır
Körfezin batı yakasında Yanartaş dağı Bey dağları (3086 m
) Elma1ı dağları Boncuk dağı birbirine hemen hemen paralel olarak sıralanır daha kuzeyde Katrancık dağı Eğridir gölü güneyine uzanır
Bu dağ sıralarının aralarında geniş ovalar ve derin va*diler yer tutmuştur ki iç bölgeyi kıyıya bağlayan yollar buralardan geçer
Bunlardan Antalya bölgesinin ünlü Bey dağları güneybatı - kuzeydoğu uzanan kıvrım dağlarıdır
En yüksek yeri Akdağ doruğunda 3086 m
dir
Sıradağın uzunluğu 50 km eni 10 km
dir
Bu dağlarda kıvrılmış olarak ikinci ve üçüncü zaman tabakaları yer tutar
Bolca yağış alan bu kalkerli dağların üst bölümlerinde pek çok sayıda irili ufaklı çanaklar vardır
Bunların bir kısmının içi zaman zaman sularla dolarak çok sayıda geçici göller belirir
Buzul devrinde dağlarda buz örtülen de bulunmuştur
Karlı dorukları yaz boyunca uzaklardan görülür
Körfezin doğu yakasında birbirine paralel denilebilecek şekilde Göller Bölgesine doğru birçok dağlar uzanır: Akçalı Geyik Dede göl Kuyucak Erenler dağları gibi
Bunlardan Geyik dağları 2300 - 2600 m
) Göksu?nun iki ana kolu arasından Beyşehir gölüne kadar uzanan yüksek dağlar topluluğunun adı olmuştur
Burada birbiri yanında 20 den çok dağ vardır
Bu dağlar çok yerlerinde geçit vermezler
Sayıları zaten az olan boyun yerlerinin denizden yüksekliği 1700 m
yi bulur
Buradaki Beyşehir kasabasını Akseki üzerinden denize bağlayan çok dönemeçli bir yoldan başka yol yoktur denilebilir
Bu dağlık bölgede kireç taş*larının (kalkerlerin) çok yer tutmasına ve bu dağların yeter derecede yağış almalarına bağlı olarak burada pek çok ve çeşitli karstik şekiller yani düdenler obmklar mağara1ar yeraltı dereleri su yutan delikler gür kaynaklar gelişmiştir
Burada dağların üstü çok yerde dalgalı düzlükler ve tepelikler görünüşündedir
Fakat hemen her yerinde dik ve sarp ya*maçlar da çoktur
Batı Torosların kuzey taraflarında Sultan dağları (1500 - 2000m
) 100 km
boyunda ve 15 km
eninde bir dağ sırasıdır
Birçok yerlerinde billuri şistelerden kıvrımlı bir yapı gösterir
Üstü dalgalı tepelik bir gö*rünüştedir
Sultan dağlarına batıda Karakuş dağlan parçalı dağ sıralan ha*linde yaklaşır ve takriben Eğridir gölünün kuzeyinde bu dağlar birbirlerine yanaşırlar
Bu bölgenin kuzeyinde "İç Batı Anadolu Eşiği" adı ile anılan ve bir yandan İç Anadolu Bölgesinin bu yanını çevirirken bir yandan da kollar ha*linde dağların Ege ve Marmara denizleri kıyılanna doğru açılarak uzandığı bir bölge olan dağlık arazi yer tutmuştur
Yaklaşık olarak içine Afyon *Kütahya - Uşak bölgesi bunlar arasındaki yerleri almış bulunan ve basık fakat geniş bir yayılış gösteren bu eşik arazi 1200 - 1500 m
yükseklikte olup yer yer yüksekliği 2000 - 2300 m
yi bulan dağlar da yükselir
Bun*lardan başlıcaları Murat dağı Emir dağıdır
Bu dağlık - eşik bölgede dağ*ların esas yapısında kıvrımlı kırıkların ve bu arada billuri şistler alan*larının türlü derecelerden payı vardır
Buradan Marmara ve Ege Bölgelerine doğru dağlar uzanır Başlıcaları Türkmen dağları Uludağ (2543 m
) batıya doğru Simav dağları Alaçam dağları Kaz dağı Kozak dağı Yunt dağı Boz dağlar Aydın dağlan Men*teşe dağlan ve Honaz dağıdır
Ancak bu dağların yapılan farklıdır
Bu dağ*ların çoğu pek eski billuri şistlerden ol_muş yeni kmlmalara genİş öl*çüde uğramış ve çöken yerler arasında yükselerek dağ biçimi kazanmış eski kütleler alanlandır
Bunlardan Ege Bölgesinin dağlan burada bulunmuş olan Saruhan - Menteşe masifinin Çöken yerler ise bu bölgedeki çöküntü yerlerinde meydana gelmişlerdir
Çöken yerler ise bu bölgedeki çöküntü ova*larının ana çizgilerini veren çöküntü hendekleri olarak belirmişlerdir
İç Batı Anadolu eşiğinin doğusunda pek geniş yerler tutan İç Ana*dolu' da ise daha çok 800 - ı 000 m
yükseklikte düzlükler tek tek yükselen volkan dağlan ve tepelikler yer tutmuştur
Bunlardan volkan dağlarından ve şekillerinden ayrıca söz edilecektir
Kısaca belirtilirse görülür ki Anadolu'nun kuzey ve güney bölgelerinde batı - doğu doğrultulu birbirine paralel yüksek dağ sıralan uzanır
Bu yüksek dağ sıralan
sıkışmış bir halde Doğu Anadolu'da uzandıkları gibi
Batı Anadolu'nun iç bölümünde de bir dağlık eşik biçiminde yer tutmuş olarak ve Ege ve Marmara 'ya doğru açılarak uzanan dağlar bulunmaktadır
Bütün bunların arasında her çeşit düzlüklerin yaygın olduğu ve tek tek yük*sek Volkan dağlannın sıralandığı İç Anadolu 'yu ve Güneydoğuda düz*lük1erin hakim olduğu ve Karacadağ volkanının yükseldiği Güneydoğu Ana*dolu'yu bir tekne biçimi gösteren Trakya'yı belirtmek gerekir
Türkiye'de hemen hemen dağlar kadar yaygın ve önemli yer tutan ova plato ve te*ralarından Akdeniz'e yeraltındaki oyuklardan ve galerilerden kaçan tatlı sulardır
Silifke Antalya çevresi ve Finike'den Akdeniz'e önemli mik*tarda tatlı suyun karıştığı bilinmektedir
Çok gelir getirebilecek satış de*ğerleri olan turfanda sebze ve meyvelerin iyi yetişebileceği böyle bir bölgede sulamada önemi iyice bilinen tatlı suyun faydalanılmadan deniz suyuna durmadan karışması da önlenmesi gereken bir olaydır
Memleketimizin her çeşit ekonomi ve yerleşme durumuna (tarım endüstri şehir ve köy yerleşmeleri enerji temini
) geniş ölçüde etki yapan yeraltı suyu faaliyetleri istikşaf ve planlama çalışmaları olarak iki safhada yürütülmektedir
Havza ova ve tek tek sahalarda yapılan hid*rojeoloji araştırmaları jeofizik etütler sondajlar ve yeraltı sularının re*zerv raporlarının hazırlanması bu çalışmalar arasındadır
Hidroeolojik araştırmalar yoluyla bir sahanın tabakaları ve bunlar içindeki su durumu incelenmektedir
Jeofizik etütlerle yeraltı su durumunda belirsiz kalmış durumlar kesin olarak ortaya konulmaktadır
Bütün bu etütlerle de ve*rimli sondajlar yapılması sağlanmaya çalışılmaktadır
Araştırma sondajları ile su veren tabakaların kayaların cinsi derinlik ve kalınlıkları buralardaki su miktarı ve su kalitesi öğrenilmeye uğraşılmaktadır
Bütün bunların sonucu olarak da bir sahanın "yeraltı suyu rezerv raporu" dü*zenlenmektedir
Böyle bir raporda istikşaf çalışmalarının yardımı ile bir yerdeki yeraltı suyunun durumu ve bu suyun hangi seviyelerde ve yak*laşık olarak ne miktarda olduğu belirtilmektedir
Planlama dönemindeki çalışmalarda ise bir sahadaki yeraltı suyu durumu bütün özellikleri ile tesbit edilmekte hidorjeolojik jeofızik ve sondaj ekipleri birlikte ça*lışmaktadırlar
Bütün bu çalışmalar sonunda yeraltı suyu rezervlerinin bulunduğu alanlarda bu rezervden faydalanarak gelişme imkanları be*lirtilmektedir
Başlangıçtan bugüne kadar Türkiye'de yaklaşık olarak 530 bin km2 lik sahanın hidojeolojik etüdü yapılmıştır
Planlama dö*nemindeki çalışmalar ise takriben 20
000 km2 lik yerleri içinde top*lamıştır
Bütün bu çalışmaları belirtecek şekilde Türkiye'nin küçük öl*çekli bir "yeraltı suyu araştırma faaliyetleri haritası" DSİ tarafından yayınlanmıştır
Bu küçük haritada etüt yapılan yerlere bu sahalardaki ye*raltı suyu rezervleri gösterilmiştir
Sözgelişi Kırkşehir ovası rezervi 3x106 m2 olarak ifade edilmiş yıllara göre planlanmış hidrojeolojik araştırma sahaları belirtilmiştir
alıntı
Prof. Dr. Sinsi
Kullanıcının Profilini Göster
Prof. Dr. Sinsi Kullanıcısının Web Sitesi
Prof. Dr. Sinsi tarafından gönderilmiş daha fazla mesaj bul