Yalnız Mesajı Göster

Rusya İmparatorluğu’Nun Sonu Ve Sscb’Nin Kurulması

Eski 11-25-2012   #2
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

Rusya İmparatorluğu’Nun Sonu Ve Sscb’Nin Kurulması



I2 Sovyetler Birliği’nin Yıkılması ve Milliyetçiliğin Canlanması
Mihayl Gorbaçov’un 1985’te Komünist Parti Genel Sekreterliği görevine gelmesiyle başlayan SSCB’nin dağılma sürecini iki kısma ayırıp incelemek mümkündür: “Perestroyka” ve “glasnost” dönemi ile 1990 sonrası federal birimlerin bağımsızlıkları ilan ettikleri dönem: “Parad suverinitetof-Bağımsızlıklar geçidi”
A1985-1990 “Perestroyka” ve “Glasnost” Dönemi
1980’li yılların ortalarına gelindiğinde sosyalist rejiminin reformlar yapılmadan daha fazla devam etmesinin mümkün olmadığı gözler önündeydi Yeniden yapılanma ve açıklık politikalarının ortaya konulduğu bu dönemde demoktikleşme rüzgarları tüm sovyet cumhuriyetlerinde esmeye başladı Bununla beraber demokratikleşme süreci ve “kendi kaderini tayin hakkı” gibi faktörler milliyetçi hareketlerin güçlenmesini netice veriyordu “Milliyetçilik” ise , federal yapılı devletlerde federal merkeze karşı mücadeleye rahatlıkla yönlendirilebilecek bir ideolojidir İşte bu dönemde milliyetçi niteliği ağır basan ayrılıkçı hareketlerin artması SSCB ve RSFSC’nin bütünlüğünü tehdit eden en önemli unsur oldu Demokratikleşme ve “Perestroyka” (yeniden yapılanma) döneminde XXyy başında yaşanan İmparatorluğun yıkılış senaryosu bir çok yönüyle tekrarlanıyordu

Ekonominin temeli kamu mülkiyeti prensibine dayanan Sovyet sisteminde ekonomik zenginliklerin paylaşılması etnik guruplar arasında bir rekabete neden olmuyordu ve ekonomik çıkarların motive ettiği milliyetçi hareketler görülmüyordu Fakat 80’li yılların sonu ve 90’lı yılların başında ortaya çıkan derin sosyo-ekonomik ve politik kriz ve ülke zenginliklerinin paylaşımı meselesi Sovyet ulusları arasındaki anlaşmazlıkların ortaya çıkmasını hızlandırdı Glasnost (açıklık) ve perestroykayla gelen demokratikleşme, ideolojik ve politik alanlarda totaliter komünizmden vazgeçilmesi partinin monopolcü ve baskıcı hegemonyasını ortadan kalmasını netice verdi Bu gelişme ise sovyet devlet mekanizmasını işlemez hale getirdi
Glasnost (açıklık) politikalarının uygulanması ve Komünist Parti tarafından uygulanan katı sansürün zayıflaması Sovyet halklarına kendi ulusal çıkarları ve hedeflerini açıktan dile getirme imkanı verdi Böylece cumhuriyetlerde güçlenen ulusal elit (parti teşkilatı üyeleri, fabrika müdürleri, tanınmış akademisyenler) çok kısa zamanda milliyetçi ideoloji oluşturarak bunları kendi halklarına kabul ettirmeyi başardılar

Bu dönemde Moskova’nın milleyetler meselesi hususunda başarısız politikalar izlediği dikkati çekmektedir Rus olmayan unsurların ulusal sorunlarına ilgi gösteren Hruşçev ve Brejnev’in aksine Gorbaçov milliyet meselelerine karşı duyarsız kalmıştır Ekonomiyi modernize etmek ve Sovyet toplumunu değiştirmek hırsıyla yanıp tutuşan ve milliyet sorunlarını çağdışı kabul eden Komünist Parti Merkez Komitesi Genel Sekreteri ve aynı zamanda SSCB Başkanı olan Gorbaçov milliyetçi hareketlerle mücadele için ne parti kanalıyla, ne de devlet kanalıyla hiç bir önlem almadı
Baltık cumhuriyetlerinde (Estonya, Letonya, Litvanya) 1988’de kurulan halk cepheleri perestroykaya taraftar olup, 1989’dan itibaren Sovyet aleyhtarı olan ayrılıkçı hareketler organize etmeye başladılar Ekonomik bağımsızlık isteğiyle başlayan eylemler Litvanya, Estonya ve Letonya’nın SSCB’ye bağlılıklarının hukukî bir temeli olmadığı iddialarıyla ayrı bir ivme kazanmış oldu Baltık cumhuriyetlerinin ardından Kafkasya ve Orta Asya’yı da içine alan geniş bölgede milliyetçi hareketler ve etnik çatışmalar başgösterdi

Azerbaycan ve Ermenistan arasında Azerbaycan’a bağlı Dağlık Karabağ Özerk Cumhuriyeti yüzünden savaş başladı Gürcistan kendi sınırları içerisinde olan iki azınlık halka karşı; önce Osetyalılara (Güney Osetya Özerk Eyaleti), sonra Aphazlara (Aphazya Özerk Cumhuriyeti) savaş açtı Birkaç ay devam eden şiddetli savaş, Gürcü ordusunun sayı olarak üstünlüğüne rağmen Aphazların galibiyeti ile sonuçlandı ve Gürcü ordusu Aphazya topraklarından çıkarıldı Aphazların galibiyetinde birçok Kuzey Kafkasya halkının Aphazların yanında yer almaları önemli rol oynadı
Cumhuriyetlerde bu alışılmadık hareketler devam ederken, 1990 yılında Rusya Sosyalist Federatif Cumhuriyeti (RSFSC) Ukrayna, Kazakistan, Beyaz Rusya, Moldova ve Letonya ile bağımsızlaşmayı özendirici ikili anlaşmalar imzaladı Bu anlaşmalar ekonomik bir mana ifade etmese de cumhuriyetlerin bağımsızlığını deklare eden ilk hukukî belgeler olmaları yönüyle önemlidirler
Bir bütün olarak Sovyetler Birliği bu gelişmeleri yaşarken RSFC I Halk Milletvekilleri Kongresi 12 Haziran 1990’da RSFC’nin bağımsızlığını ilan eden “Bağımsızlık Deklarasyonu” kabul etti Deklerasyonla SSCB ulusal servetinin taksimi ve cumhuriyet kanunlarının SSCB kanunlarına üstünlüğü kabul edilerek yeni duruma göre kanunlar değiştirildi SSCB’nin artık ortadan kalktığını gösteren ilk hukukî metin böylece ortaya çıkmış oldu

RSFC “Bağımsızlık Deklarasyonu”nun özendirmesiyle birlik cumhuriyetleri ve özerk cumhuriyetler Sovyet devlet modelini reddedip -etnik temele dayalı- bağımsız devlet kurduklarını deklerasyonlarla ilan ederek kendi hukukî düzenlemelerini yaptılar Burada dikkat çeken bir husus, bütün önemli ayrılıkçı hareketlerin faaliyet ve programlarının analizinin, komunizme karşı sunulan “Demokrasi, milliyetçilik ve islamizmin aslında yerel parti-devlet elitinin devlet iktidarını ve mülkiyetini taksimde kullandıkları ideolojik maske“ olduğunu göstermesidir Bu dönemde ayrıca SSCB’nin varlığının devamı için farklı model tartışmaları gündeme geldi SSCB yerine “Sodrujestva (topluluk)”, “Soobşestva (topluluk)” vb isimleriyle konfederasyon kurulması önerilmişse de, Aralık 1990’da yapılan IV SSCB Halk Milletvekilleri Kongresi, federal devlet yapısının aynı isimle (SSCB) korunmasına karar verdi

Ardından SSCB’nin yeniden şekillenmesi için 1989’dan beri üzerinde çalışılan yeni “Birlik Anlaşması” hazırlıklarına hız verildi Bu anlaşma ile SSCB’nin isminde değişiklik yapılarak “sosyalist” kelimesi yerin “bağımsız” kelimesi yazılması öneriliyor, ayrıca cumhuriyetlere daha fazla hak tanınıyordu Fakat 1985’te perestroyka politikalarına destek vermesi için Gorbaçov tarafından Moskova Komünist Parti Birinci Sekreterliği’ne getirilen, 1990’da da RSFSC’nin başına geçen, 1991 haziran seçimlerinde başkanlığını kuvvetlendiren (seçimle gelen ilk lider) Boris Niyolayeviç Yeltsin ve onun çevresinde toplanan Radikallere verilen bu tavizler tatmin etmedi Ve nihayet,yanlış uygulanan perestroyka politikalarının ülkeyi iflasa sürüklediği, ülkede korku ve sefaletin hakim olduğu, ekstremist güçlerin demokratlık kılıfıyla iktidarı ele geçirip SSCB’yi yıkıma götürdükleri gerekçeleriyle 19-21 Ağustos 1991’de radikaller Gorbaçov yönetimine karşı darbe girişiminde bulundular Fakat, Yeltsin faktörü darbecilerin planını bozdu 20 Ağustos’ta Yeltsin ve etrafındakiler Hükümet binasını darbecilerden temizleyerek Rusya’daki hadiseleri kontrol altına almayı başardılar ve Gorbaçov’un SSCB’nin kanunî Başkanı olduğunu deklare ettiler 24 Ağustos’ta Gorbaçov, Yeltsin ve Radikaller tarafından sunulan ultimatomları kabul ederek Birlik Bakanlar Kurulunu dağıttı, Komunist Parti Genel Sekreterliği’nden istifa etti Komunist Parti Merkez Komitesi de kendini fesh ettiğini ilan etti Sonuçta sadece komunist rejim değil SSCB’nin çimentosu olan parti-devlet yapısı yıkılmış oldu

Ağustos’ta Moskova’da yaşanılan olaylar cumhuriyetler arasında “Birlik Anlaşması” imzalanması imkanını da ortadan kaldırarak cumhuriyetlerin Birlikten ayrılma süreçlerini hızlandırmış oldu Cumhuriyet yönetimleri yapılan darbeyi ya kınadılar, ya da darbecileri meşru saymadılar Sadece Orta Asya cumhuriyetleri ve Azerbaycan resmî olmasa da yeni Moskova yönetiminin meşruluğunu kabul etti
Bu şartlarda Sovyet Birliğinin daha fazla devam edemiyeceğini gören Birlik cumhuriyetlerinin yöneticileri, bağımsızlığa veya daha özerk bir cumhuriyete geçişin en kansız bir şekilde, Rusça ifadesi ile “tsivilizovannıy razvod” (medeni boşanmanın), gerçekleştirilmesini istiyorlardı Bu amaçla Rusya, Ukrayna ve Beyaz Rusya Başkanları 8 Aralık 1991 tarihinde Minsk’te toplanarak SSCB’nin artık son bulduğunu açıkladılar

SSCB’nin yıkılmasıyla onbeş yeni bağımsız devlet ortaya çıktı Rusya Federasyonu hariç diğer ondördü bağımsız ulus-devlet olduklarını ilan ettiler Fakat sakin geçen kısa bir sürenin ardından bazı cumhuriyetlerde halklar arası ihtilaf ve çatışmalar tekrar şiddetlendi Minsk deklerasyonu sonucunda Birliği oluşturan en önemli hukuki düzenleme olan 1976 Sovyet Anayasası da de facto ve de jure olarak yürürlükten kalkınca federasyonu oluşturan federe cumhuriyetler arasındaki bağı sağlayan hukukî düzen de son bulmuş oldu
B1990 Sonrası Dönem: Özerk Cumhuriyetlerin Bağımsızlıklarını İlanları Ya da Bağımsızlıklar Geçidi
17 milyon km² toprağa ve 147 milyonluk nüfusa sahip çok uluslu bir federasyon olan Rusya, 12 Haziran 1990’da bağımsızlığını ilan edip Sovyetler Birliği’nden ayrılınca, Sovyetlerin kaderini yaşamamak ve etnopolitik ayrışma sürecini en az kayıpla aşmak için çok çaba sarfetti Konuyla ilgili olarak Başkan B Yeltsin tarafından 1994 şubat ayında Federal Meclise gönderilen yıllık mesajda şu gerçeğin altı çizilmektedir; “ Rusya Federasyonu’nun devlet yapısının temelini oluşturan birbirine çelişik iki prensipten (etnik faktörün belirleyici olduğu ulusal-bölgesel yapı ve ekonomik, coğrafî ve tarihî faktörlerin belirleyici olduğu idari-bölgesel yapı prensipleri) kaynaklanan ulusal problemlerin çokluğu Rusya’nın güçlenmesini engellemektedir Bugün, ne zaman devletin fonksiyon ve yetkilerinin federal ve federe birimler arasında yeniden dağıtılması gündeme gelse bu problemler net olarak görülmektedir ” Anlaşılacağı üzere “sosyalist federalizm” modelinin onlarca yıllık gelişim süreci içerisinde ulusal gerilimleri arttıran ve devletin güvenliğini tehdit eden sebepler aslında devletin kendi öz yapısındaki bu çelişkiden kaynaklanmaktadır

90’lı yılardaki etnopolitik ayrışma süreci çağdaş araştırmacılara göre üç etapta gerçekleşmiştir :
Birinci safha: 1990 baharından 1992 baharına kadar olan süre
Gorbaçov ve Yeltsin arasındaki iktidar mücadelesi birinci safhaya karakteristik özelliğini vermektedir Bu mücadelede göze çarpan en önemli nokta iki tarafın da federe birimlere bir kısım tavizler vererek onların desteklerini almaya çalışmalarıdır Bu süreçte 1989’ın ortalarından itibaren Gorbaçov, Yeltsin’in etrafında toplanan politik gücü kırma amacıyla özerk bölgelere politik statülerinin yükseltilmesini teklif edecektir Amaç yeni bir güç merkezi haline gelmeye başlayan Rusya Sosyalist Federasyonu’ndan SSCB’ye bağlı cumhuriyet ve eyaletleri uzaklaştırmaktır Bu doğrultuda SSCB Yüksek Meclisi 26 Nisan 1990 yılında SSCB’yi oluşturan birlik cumhuriyetleriyle cumhuriyetler içerisinde yer alan özerk cumhuriyetlere eşit hukukî statü veren “SSCB ile Federe Birimler Arasında Yetkilerin Belirlenmesi Hakkında” kanunu kabul etti
Bu gelişme RSFBC Başkanı Boris Yeltsin’i bir ileri hamle yapmaya mecbur bıraktı ve 1990 Ağustos’unda özerk birimlerin tümüne “ne kadar hazmedebilecekseniz, o kadar özerklik alın" çağrısında bulundu Çağrının ardından Rusya Sosyalist Federasyonu’nundaki bütün özerk cumhuriyetler ve özerk oblastlar (yahudi özerk oblastı hariç) özerk statülerini reddederek bağımsız birer cumhuriyet olduklarını ilan ettiler Tataristan ve Çeçen-İnguş cumhuriyetleri bu süreyi suskunlukla geçirirken, istisnasız bütün cumhuriyetler kendi istekleriyle SSCB’den ve RSFSC’den farklı bir yapıda kurulacak yeni devlet için “kurucu birlik anlaşması”nın üyeleri olma isteklerini dile getirdiler Geçmişteki tüm özerk cumhuriyetlerle “Bağımsız Devletler Birliği (BDB)” kurulması anlaşmasının imzalanmasıyla bu sürecin sona erdirilebilmesi, Rusya Federasyonu’nun dağılma tehlikesini önleyebilecek tek yol gibi görünmekteydi

Böyle bir ortamda B Yeltsin’in RSFC Halk Milletvekilleri 1 Kongresi’nde, en azından RSFSC’nin bütünlüğünü garantiye almak için, SSCB yönetiminin üzerinde çalıştığı “Birlik Anlaşması”na alternatif olarak “Federal Anlaşma” fikrini ileri sürdü Yukarıda değindiğimiz 1991 Ağustos darbesi, ardından SSCB’nin dağılması ile “Birlik Anlaşması” da hazırlıkları da tarihe karışınca “Federal Anlaşma” ayrı bir önem kazandı
RSFC’nin yasama ve yürütme organları SSCB’nın kaçınılmaz sonunu hissettikleri andan itibaren “Federal Anlaşma” nın hazırlık sürecini kısaltmaya başladılar 6 Aralık 1991 yılında Başkan ve Rusya Yüksek Meclis Başkanı’nın ortak kararıyla (rasparijeniye) federal ve federe yetkilerin belirlenmesi hususunda çalışmak üzere yeni çalışma gurubu kuruldu Bu çalışma gurubu Aralık ayının ortalarına doğru federal anlaşma imzalanması yerine, önce yetkilerin belirlenmesi hakkında kanun çıkarılmasını, ardından 20 Ocak 1992’de de yetkilerin belirlenmesi ile ilgili sözleşme imzalanmasını teklif etti

Alıntı Yaparak Cevapla