11-25-2012
|
#1
|
|
Prof. Dr. Sinsi
|
Giza Piramitleri Ve Sfenksin Sırları
Sfenksin ve piramitlerin gerçekte inşa edenler ve bu yapıların tarihi hakkına büyük soru işaretleri yaratmıştı
Kızıl gezegen Mars’ın yüzeyindeki Cydonia adı verilen bölgenin Giza Piramitleri ve Sfenks ile inanılmaz benzerliğinin ortaya çıkarılması, Sfenksin ve piramitlerin gerçekte inşa edenler ve bu yapıların tarihi hakkına büyük soru işaretleri yaratmıştı Yıllarca süren mezar kazma ve fantezi-hayal karışımı piramit araştırmalarından sonra, gerçek bilgi peşinden koşan bir bilim adamı ve Schwaller de Lubicz’in ardından gelen en iyi Mısır araştırmacılarından Anthony West, araştırma ekibi ile piramitler ve Mısır hakkında tarihin içinde sakladığı hakiki bilgilere ulaştı
Mısırlılar kimden ilham almıştı? Tarih bunun cevabını uzun süre veremedi, halen de bu bilinmiyor ancak artık gerçeklere ait birçok bilgi gün ışığına çıkarılmış durumda Büyük Piramit ve Sfenks, Kahire’nin 10 km uzağında olan Giza Platosunda bulunuyorlar Sfenks yaklaşık 74 metre uzunluğunda ve 19 metre yüksekliğinde Tek bir parça halinde, kireç taşından oyulmuş bir yapı Aslan ve insan karışımı bir yüze sahip olan Sfenks, günün ilk ışıklarını karşılamak için Doğu’ya bakacak şekilde inşa edilmiş
Giza platosundaki ikinci piramidin ve Sfenksin 4500 yıl kadar önce inşa ettirildiği düşünülüyordu 20 yy a kadar boyundan aşağı kısmı sürekli toz yığını içinde kalan Sfenks tarih boyunca defalarca restore edilmek ve gün ışığına çıkarılmak zorunda kalındı Ancak bu yapının ne zaman ve kim tarafından yapıldığına dair, bir firavunun yaptırdığı düşünülse bile, bir kanıt bulunamadı
John Anthony West, tam bir deha olan ve Mısır’da geçirdiği 15 sene boyunca hem piramitler, hem Sfenks, hem de tapınaklar üzerinde büyük keşifler yapmış olan Fransız matematikçi Schwaller de Lubicz’in çalışmalarına büyük önem verdi Schwaller, çalışmalarında Sfenksin aslında sanıldığından çok daha eski olduğunu ve gövdesindeki doğal erozyonun çöl fırtınaları yüzünden değil, sudan, yani yağmurlardan kaynaklanmış olduğunu savunmuştu 1960’ların başında ölen Schwallar’ın bu teorisinden çok etkilenen West, seneler boyunca otorite kabul edilen Mısır bilimcilerinin tamamen yanlış olan görüşünü yıkmaya karar verdi
Doğal erozyonlar için genelde iki seçenek bulunur Bunlar fırtına ve yağmurdur Ancak Giza Platosuna en son yağmur 9–10 bin sene önce yağmıştır West, bu bilgiyi dikkate aldı ve Sfenksin en az 9 bin senelik olduğunu öne sürdü Bunu kanıtlamak içinde gözle rahatça görülen ancak oluşum sebebi kanıtlanması gereken erozyonu açıklaması adına yardım bulması gerekti West ilk olarak Sfenksin resmini Oxford’da çalışan bir jeolojiste sundu Uzman kişi, katmanlar halinde oluşmuş olan erozyonun toz ve çöl fırtınası yüzünden değil, kesinlikle sudan olmuş olduğunu belirtti Bu durum, bu bilginin kabul ettirilerek tüm Mısır tarihinin yeniden gözden geçirilmesi anlamına geliyordu
West birçok uzmanın kabul etmediği görüşlerini ele almak için Boston Üniversitesinde çalışan jeolojist ve jeofizikçi Robert Schoch’a başvurdu Schoch ve West Mısır bilimcilerinin yaptıkları gibi anıtlara değil, bu yapıların yapılmış oldukları taşlara bakarak işe başladılar Ancak ikili eski kafalı birçok Mısır bilimcisinin saldırısına uğradı Sebebi ise kanıtlanmış oldukları ve özellikle Mısır uygarlığına ait olduğunu düşündükleri şeylerin değiştirilmek istenmesiydi
Sfenks ve diğer yapılar arasında bir farklılık vardı Sfenks dışındaki tüm yapılar toz ve çöl fırtınası erozyonuna uğramışlardı, ancak Sfenkste gözüken bir su erozyonuydu Schoch için gerekli olan bilgi de erozyon sebebiydi çünkü bu taşların yaşını belirten şeydi Bir rüzgâr erozyonunda gerçekleşen şey, rüzgâr taş blokların yüzünü dövdükçe daha güçsüz olan taş blokların içlere doğru erimesi, güçlü olan blokların ile etkilenmeden şekillerini korumasıydı Yani rüzgar erozyonu sonucunda bir taş blokta tırtıklı bir şekil oluşacaktı Bu tür erozyon Sfenks ile aynı maddeden, kireç taşından yapılmış birçok yapıda görülüyordu Ancak Sfenks için durum farklıydı
Su erozyonu rüzgâr erozyonuna göre çok değişik bir etki yapıyordu Tepeden taş blokların üzerine yağan yağmur, su birikintisi halinde taş blokların kenarlarından akıyor, böylece en tepeden en aşağıya doğru dıştan içe bir erime gerçekleşiyordu Yukarıdan aşağıya kıvrımlı katmanlar beliriyordu Su birikintilerinin oluşturduğu yarıklar da açıkça seçiliyordu İki erozyon türü arasında belirgin bir fark vardı çünkü rüzgâr erozyonu yanlamasına bir erime sağlarken, yağmur erozyonu tepeden aşağıya bir erime yaratıyordu
|
|
|
|