Konu
:
Frigle
Yalnız Mesajı Göster
Frigle
11-25-2012
#
3
Prof. Dr. Sinsi
Frigle
FRIG DİLİ
Frigce Orta Anadolu’dan Kütahya’ya
kuzeyde Kastamonu’ya kadar yayılmıştı
Frgice dil olarak daha çok Makedonların atalarının diline benzemektedir
Yunanca ile benzerlikleri olsa da Makedonların atalarının dili ile olan benzerlik kadar değildir
Bu dilin kökeni hakkında daha ortak bir görüş birliğine varılabilmiş değildir
Bu dilin Hint-Avrupa kökenli olduğunu söyleyenlerin yanında yerli bir dil olduğunu da söyleyenler vardır
Frig dili İmparatorluğun yıkılmasıyla tarihe gömülmemiş
Roma zamanına dek dağlık bölgelerde kullanılmıştır
Anadolu’da bir çok yerde rastlanan Frig yazısı ise daha tam olarak çözülebilmiş değildir
kuşkusuz karanlık çağlar boyunca
buranın yerli kavimleriyle ilşkiye geçmiş ve bu kültü almışlardır
Bugün Anadolu Medeniyetleri Müzesi’nde bulunan bir çok Kybele yontusu da bu kültün yaygınlığı hakkında fikir vermektedir
Frig ana tanrıça figürlerinde ana tanrıçanın başında kulebiçimli bir taç gözükmektedir
Bu onun egemenliğini simgesi olarak yorumlanmaktadır
Friglerce Kubile diye de adlandırılan ana tanrıçanın Frigce bir b
aşk
a ismi de Agdistis’tir
Tanrıça’nın en önemli tapınma yerlerinden biri bugün Sivrihisar’da bulunan Pessinus idi
Burada
büyük olasılıkla
bir meteor olan
gökten inen tanrıça idolünün bulunduğu yerdi
Çok uzun yıllar ana tanrıça tapımının merkezi olan bu yer Roma döneminde dahi önemini kaybetmemiş
Romalılar
Kartaca’ya karşı olan savaşı kazanabilmek için bu taşı MÖ 204 yılında Roma’ya götürmüşler ve bunu Magna Mater (Ulu ana)nbsp; diye adlandırmışlardır
Strabon (MÖ 64- MÖ 21) burayı ve buradaki kültü şöyle anlatır:
“
Pessinos dünyanın o kısmındaki en büyük ticaret merkezi olup
büyük saygı gören Tanrılar Anasına ait tapınak buradadır
Ona Agdistis derler
Eski devirlerde rahipler aynı zamanda hükümdardı ve rahipliğin sağladığı nimetleri onlar biçiyorlardı
Fakat şimdi ticaret merkezi hâlâ ayakta durduğu halde rahiplerin yetkileri çok azalmıştır
Kutsal bölge
Attaloslar tarafından kutsal bir yere yakışacak şekilde
bir tapınak ve beyaz mermerlerden portikler ilave edilerek yapılmıştır
Romalılar […] Kybele’nin kehaneti doğrultusunda oradaki tanrıçanın heykelini almak üzere girişimde bulunarak tapınağı ünlü kılmışlardır
Kybele’nin ismini Kybeon dağından aldığı gibi
Dindimenê ülkesi de ismini üst tarafındaki Dindymon dağından almıştır
Yakınında Sangarios nehri akar; ve bu nehrin üzerinde eski Phrygialılara
Midas’a
hatta kendi devrinden önce yaşamış olan Gordias’a ve diğerlerine ait iskân kalıntılarına rastlanır
fakat bu izler kentlere ait olmayıp
büyükçe köyler niteliğindedir
”
Strabon tabii ki burayı kendi çağının görüş açısına göre anlatmıştır
Ancak daha sonra burada yapılan kazılar da Kybele tapınağını ve Roma kalıntılarını açığa çıkartmıştır
Pessinus ana tanrıça için yapılmakta olan törenlere sahne olmakta
kendini ana tanrıçaya adayanların merkezi konumunda bulunmaktaydı
Erkekler burada kendilerini ana tanrıçaya adamak için erkeklik oraganlarını da kesmekteydiler
Burada aynı zamanda Attis kültü törenleri de yapılmaktaydı
Anadolu’nun ana tanrıçası aynı zamanda toprak ana olduğundan bunu dölleyecek bir tanrıya ihtiyaç vardı
İşte Attis Kybele’yi dölleyen tanrı idi
Ancak bu tanrı yaz sonunda ölmekte ve böylece de doğa
tanrı ilkbaharda yeniden doğana dek uykuya yatmaktaydı
Mezopotamya inançlarında da görülen bu motif
Kybele kültü ile birlikte yaşamış ve Yunan mitolojisine de Adonis şeklinde geçmiştir
Bu kült aynı zamanda da bazı gizem kültlerine kaynaklık etmiştir
Bu kültler Anadolu’da Frig devletinin yıkılışından sonra da devam etmiştir
Barnett
Attis efsanesinin çok ilginç bir yönüne dikkat çekmektedir: (Bkz
Kaynakça
)
“
Bir uyarlamaya göre
Agdistis
Pessinus kralının damadı yakışıklı Attis’e aşık olan
onu ve onun kentini yıkıma götüren
kendini hadım edip böylece dişi olan iki cinsiyetli bir canavar idi
[…] Öykünün çok kısaltılmış
daha yumuşak bir uyarlaması
gençliğinin ve güzelliğinin baharında bir yaban domuzu avında öldürülen Attis’e Agdistis’in duyduğu
aşk
ı anlatmaktadır
Fakat her yıl ilkbaharda
kendi kendini sakatlamayı içine alan coşkulu yas ritüelinin uygulayan inananların vasıtasıyla
Attis her yıl yeniden diriltilir ve böylece doğanın ölmüş kuvvetleri canlandırılırdı
Ritüel esnasında
heyecan öyle yüksek bir noktaya varırdı ki
tanrıçanın en ateşli inananları kendilerini tanrıça ve Attis’in şerefine hadım ederlerdi […] Tanrıçanın bu vahşi tapımı – ki onun uğruna yakışıklı aşığı acı çekmiş ve ölmüştür- erkenden batıya doğru İonia’ya süzülmüş
fakat daha yumuşak ve gerçekten daha romantik bir biçimde
Anadolu ile bağlantılı çeşitli Hellen mitoslarında yansımıştır
Bu mitoslarda
bir tanrıçanın aşık olduğu fakat bu
aşk
ıyla ona talihsizlik getirdiği bir gencin teması ortaya çıkmaktadır
“
Kybele ya da ana tanrıçaya ait kutsal yerlerin dağlarda ya da kayalıklarda olduğuna inanılmaktaydı
Anadolu’da bu amaçla yapılmış bir çok sunak yerine rastlanmıştır
Atrıca bu sunaklarda ve kayalarda Kybele heykelinin konulduğu nişlere de rastlanmaktadır
Prof. Dr. Sinsi
Kullanıcının Profilini Göster
Prof. Dr. Sinsi Kullanıcısının Web Sitesi
Prof. Dr. Sinsi tarafından gönderilmiş daha fazla mesaj bul