|
Prof. Dr. Sinsi
|
Sikke Nedir ?Sikkelerin Özellikleri-Dünya Sikkleri
Yeniçağ
Demir para kullanımı Yeniçağ’da, Taler biriminin ortaya çıkmasıyla başlar İlk olarak 1486’da ilk dük Sigismund (Tirol) hâkimiyetinde, Un****** ya da Guldiner olarak büyük bir gümüş sikke dökülmüştür Bu sikke Bohemya’nın Joachimshall kentinde dökülen, ileri yüzyıllarda Taler için bir örnek teşkil etmekteydi Taler daha önceki sikke türlerinin tüm örneklerinin yerine geçen ilk örnektir Kullanımı tüm devlet topraklarına yayıldığı için, her bir devlet başkanı teknik ve sanatsal anlamda büyük bir kaliteye ulaşan sikke ustalarına bireysel bir düzenleme yetkisi verdi Ayrıca ara sıra “çok katlı Taler” de döküldü 17 yüzyıldan itibaren sikkeler üzerine yeni bir motif olan şehir görüntüleri basılmaya başlandı
Talerler arasında küçük demir paraların büyük çoğunluğunun madde kalitesi bakımından gitgide kayba uğradığı görüldü Bu gelişme otuz yıl savaşı (1618 – 1648) sırasında ortaya çıkan dolandırıcılık anlayışı ile doruk noktasına ulaştı Ayrıca 17 yüzyılda geç antik dönemden bu yana ilk kez bakır para döküldü Daha büyük para miktarlarının dolaşımı için ise altın Dukat’lar üretildi
Metotlar
Nümismatiğin metotları dar anlamda Sikke ile bağlantılıdır; diğer yöntemsel girişimler para tarihi ile ilgili sorgulamalardan yola çıkmaktadır
Sikke’ler aynı formlarıyla büyük ölçüde günümüze kadar gelmiş kitle ürünleridir Bu bakımdan seramiğin arkeolojik buluntu türlerine benzerler
Bu yüzden, her Sikke’nin, üretim şekli itibariyle, usulsüzlüklere karşı önlem niteliğinde bazı özel işaretleri (basım hataları, materyal hataları, şekilsizlikler) bulunur
Sikke dökümünün asıl dizisinin yeniden üretilmesini sağlayan en önemli Nümismatik metodu ise damga analizidir Bu analizde her sikkenin ön ve arka yüzlerinde iki ayrı damga olup olmadığı incelenir
Çekiç dökümünde üst ve alt damga olarak kullanılan her iki damga, farklı oranlarda yıpranır Üst damga alt damgaya nazaran genellikle daha önce değiştirilmelidir Bu durum farklı “Damga Kombinasyonlarına” neden olur: Farklı kombinasyonlar birbirleri ardına gelerek damga zincirleri oluşturur ve bu her bir Sikke’nin üretiminde yeniden sıraya uygun bir hal alır Damga analizi ilk olarak 19 yüzyılda Friedrich Imhoof-Blumer tarafından Yunan Nümismatiği’nde kullanılmıştır Bugün de bu teknik, isimsiz Sikke’lerin yazımında kullanılmaktadır
Bunun yanında tipoloji ve şekil analizi, Sikke çeşitlerinin kronolojisini ve benzerliklerini saptamak için önemli metotlardandır Bu ilk basılan paraların, sadece çok azının bugüne kadar gelebilmiş olması tüm bu metotların kullanımı dâhilindedir; Sikke buluntularından yola çıkılarak yapılan tahminler, bugün ilk Sikke’lerin yaklaşık % 10’dan daha fazlasının elimizde olduğunu ortaya koymaktadır Para ekonomisinin nesnesi olarak, ağırlıkları belirli bir öneme sahip değerli metal Sikke’ler bulunmaktadır
Metroloji, sorunların mümkün olduğunca çok sayıdaki tek tek ağırlıkların listelere alınması yöntemiyle, hangi ağırlık ölçütünün elde edilmeye çalışıldığı konusuna yönelmiştir
Günümüzde, Sikke metallerinin nereden geldiğine ve Sikke politikasının sorunlarına ilişkin bilgi veren metal analizi gibi bilimsel araştırmalar hala revaçtadır (Devalüasyon durumunda saflık oranındaki değişiklikler gibi)
Buluntu Sikke’leri inceleyen nümismatik, Sikke buluntularının farklı kategorileri formunda daha çok grup Sikke’ler üzerinde araştırma yapmakta, tek tek Sikke’leri nadir durumlarda incelemeye almaktadır Para dolaşımı ve ekonomi tarihi, ulaşım tarihi ve ticaret tarihinin sorunları doğrultusunda Sikke türlerinin coğrafi yayılımı ve bölümlemelerini araştırır (Ekonomi bölgeleri, Ticaret ve Ulaşım yollarının çöküşü vb )
Araştırma ve Kuram
Nümismatik, 19 yüzyıldan beri bir uzaklaşma süreci nedeniyle tipik bir Müze Bilimi halini almıştır Çünkü mantıklı çalışma genellikle sadece kaynak materyallerin yanında mümkündür (Bernd Kluge) Büyük kamusal Sikke koleksiyonları bu yüzden araştırmanın merkezini oluşturmuştur Londra Britisch Müzesi, Paris Louvre Müzesi, St Petersburg Hermitage Müzesi ve New York Metropolitan Müzesi’nin yanında, ayrıca Berlin Devlet Müzeleri Sikke Galerisi (Prusya Kültür Mirası) ve Viyana’daki Sanat Tarihi Müzesi'nin Sikke galerisi de dünyaca ünlü ve önemli Sikke koleksiyonlarından sayılır İsviçre’de bunlarla karşılaştırılabilecek büyüklükte bir koleksiyon yoktur, fakat orta ve daha küçük boyutta çok sayıda Sikke galerisi bulunur
Bunun yanında, alanlarının uzmanı olan kişiler, araştırmaya genellikle ayrıntılı çalışmalarla ya da Sikke kataloglarıyla büyük katkılar sağlamaktadır
Modern yöntemlerle disiplinler arası çalışan Nümismatik sadece Sikke’lerden değil, yazılı kaynakları ve Sikke buluntularını da içine alan çok çeşitli kaynaklardan yararlanır Sadece müzeler değil, üniversiteler ve üniversite dışındaki bilim yapılan alanlar da Nümismatik’den yararlanır Özellikle Almanya için etkili bir şekilde çalışan, verimi artıran çok sayıdaki büyük enstitüler için de, Federal Almanya şehirlerindeki Nümismatik komisyonları koordinasyonlu bir şekilde bilimsel organizasyonlar ve uzun vadeli projeler için çalışmaktadır Üniversite eğitiminde Nümismatik, tarih bilimleri alanına yardımcı bir alan olarak görülür ve bu doğrultuda üniversitelerde tarih ve klasik eskiçağ bilimleri bölümünde kullanılır Nümismatik bugüne kadar kıyıda köşede kalmıştır; bir örnek olarak Alman dilinin kullanıldığı bölgede Nümismatik için sadece tek bir kürsü vardır (Viyana’da) Yüksek öğrenim mimarisinin yerleşmesinin etkisiyle Avrupa’da mimari alanda eğitime başlama kapsamında Nümismatik anabilim dalı 2008 yılından beri, dünyada ilk ve tek yan dal olarak Viyana Üniversitesi’nde açılmıştır
Günümüzde birçok yerde Nümismatik çalışmak mümkündür Farklı üniversitelerde, Almanya’da Berlin, Dresden, Göttingen, Marburg, Münih, Münster ve Tübingen’de düzenli eğitim hizmetleri mevcuttur Münih’te bu alanda yüksek lisans ya da doktora yapma imkânı vardır Köln’de de yan dal olarak yüksek lisans yapılabilmektedir Frankfurt’taki Johann Wolfgang Goethe-Üniversitesi’nde, Roma kültürü ve tarihi ile ilgili kürsüye, Eskiçağ Nümismatiği de dâhildir İsviçre’de de Basel ve Zürich, Avusturya’da Viyana ve Salzburg üniversiteleri de bu gruba dâhildir
Tarih
Roma biyografi yazarı Suetonius’un (İ S 69-140) betimlemelerine baktığımızda, imparator Augustus (İ Ö 27 İ S 14) 2000 yıl önce “krallığa ait sikkeleri ve yabancı ülkelerin Sikke’lerini” biriktiren ilk kişilerden biridir Roma dönemine ait başka koleksiyonculara ve koleksiyonlara ilişkin açıklamalar da bulunmaktadır; sanat eserlerinin aksine bu dönemde Sikke koleksiyonculuğunda estetik zevk ön planda değildir
Sikkeler üzerine bilimsel anlamdaki araştırmalara ilişkin ilk girişim 14 ve 15 yüzyıllara dayanmaktadır Bu dönemden şair Petrarca ve Piskopos Stefan Mathias von Neidenburg ilk akla gelenlerdir O zamanlar söylendiği gibi “Tüm ülkelerin Sikke’leri” ve tarihi Sikke’lerin kapsamlı koleksiyonuna sahiplerdir Almanya’da, Duka’lar ciddi anlamda ilk Sikke koleksiyoncularındandır
Münih’teki Devlet Sikke Koleksiyonu, Dresden’deki Sanat koleksiyonuna bağlı Sikke arşivi, Württemberg şehir müzesinin Sikke arşivi ve Berlin Sikke Arşivi gibi büyük Sikke müzeleri, kendi bünyelerinde eski Duka’lardan miras kalan koleksiyonlara dayanır 19 yüzyılın ilk yarısında, yeni oluşan tarih topluluklarının bir uzantısı olan ve araştırma için oldukça önem kazanan bölgesel Sikke arşivleri ortaya çıkmaya başlar
|