|
Prof. Dr. Sinsi
|
İttihat Ve Terakki Üzerine Düşünceler-1

Teşkilâtlanmış ilk Muhalefetin Kuruluşu ve Gelişmesi (1889  )
İmparatorluk Türkiye'sinde, ilk illegal ve teşkilâtlı muhalefet, 1889 yılında dört askeri tıbbiye öğrencisi tarafından kuruldu Bu öğrencilerin isimleri, İbrahim Temo, Mehmet Reşit, Abdullah Cevdet ve İshak Sukutî idi Bu dört öğrenci, gayesi, anayasa ve parlamentoyu yeniden getirmek olan İttihâd-ı Osmanî Cemiyeti'ni kurdu
İttihâd-ı Osmanî Cemiyeti, kurulduktan sonra askerî ve sivil yüksekokul öğrencileri arasında taraftar kazanarak hızla büyüdü Hâlbuki o yıllarda sultan 2 Abdülhamid, ülkesinin Hıristiyan teb'ası tarafından olmasa da, "Müslüman nüfusun büyük çoğunluğu tarafından seviliyordu " (Zürcher, 2004: 130)Fakat 2 Abdülhamid idaresinin en büyük zaafı, kendi geliştirdiği ve hızla çoğalttığı modern eğitim kurumlarında okuyan öğrencilere ve buralardan mezun olan asker ve sivil bürokrasiye yani Osmanlı aydın zümresine, sadakat aşılayamamış olması, onlara, ulaşılacak bir hedef sunmada tamamıyla başarısız kalmasıydı (Zurcher, 2004: 130)
İttihâd-ı Osmanî Cemiyeti, gizli toplantılarla, bir yandan üye sayısını artırmaya, diğer yandan ise sağlam ve etkili bir teşkilât yapısı oluşturmaya çalışıyordu Bu konuda İtalyan Carbonari Cemiyeti ve Rus nihilistlerinin örgütlenme modelleri temel alınıp, öğrenciler hücreler şeklinde teşkilâtlandırıldı Hareketin bu dönemdeki faaliyeti, yurt dışında basılan ve yabancı postaneler ve diğer kanallarla yurda sokulan rejim muhalifi gazetelerin okunması, Namık Kemal ve arkadaşlarının eserlerinin el yazısıyla çoğaltılarak dağıtılmasından ibaretti (Hanioğlu, 2001: 476)
İttihâd-ı Osmanî Cemiyeti'nin kurulduğu aynı yıl yani 1889'da, Bursa Maarif Müdürü, Galatasaray mezunu Ahmet Rıza Paris'e kaçtı ve orada, 2 Abdülhamid'in 1878'de Meclis'i kapatmasından sonra oluşmuş ve yavaş yavaş büyüyen bir muhalefet grubuyla karşılaştı Paris'te kısa sürede hızlı bir pozitivist olan Ahmet Rıza, oradaki muhalefetin başına geçti Fransa'daki bu rejim muhalifi topluluk, kendine Jön Türkler (Jeunes Turcs) adını verdi
[COLOR="rgb(139, 0, 0)"]
İç ve Dış Muhalefetin Birleşmesi (1895)
1895'te İstanbul'daki İttihâd-ı Osmanî Cemiyeti ile Fransa'daki Jön Türklerin lideri Ahmet Rıza, temasa geçti ve uzun süren haberleşmelerden sonra, iç ve dış muhalefet, Auguste Comte'un ünlü sözü "ordre et progres"den ilham alarak, Osmanlı İttihat ve Terakki Cemiyeti ismiyle birleşti "Cemiyet, 1 Aralık 1895'te Paris'te Meşveret dergisini ve 7 Aralık'ta Mechveret supplemént français'yi resmi yayın organı olarak neşre başladı " (Hanioğlu, 2001: 477)
Aynı günlerde, Aralık 1895'te İstanbul'da Mülkiye'de hoca olan ve Mizan adıyla bir dergi yayımlayan Mizancı Murat, İngiliz işgalindeki Mısır'a kaçtı ve orada sultanı ve rejimini açıkça yeren Mizan dergisini çıkarmaya devam etti Artık Sultan 2 Abdülhamid'in karşısında, hem yurt içinde hem de yurt dışında teşkilâtlı, daha kuvvetli bir muhalefet vardı Bu kuvvetli muhalefet, Paris, Cenevre, Kahire ve İstanbul dışında, Ankara, Beyrut, Edirne, Hama, Humus, Girit, İzmir, Kastamonu, Limni, Mersin, Rodos, Selanik, Şam, Trabzon, Trablus ve Trablusgarp gibi şehirlerde şubeler açtı Üye sayısını arttırdı
İttihat ve Terakki'nin İlk Güç Gösterisi, Darbe Teşebbüsü, Sürgünler ve Bölünme (1896)
1896'da Cemiyet, Sultan 2 Abdülhamid'i devirmek için bir hükümet darbesi hazırlayabilecek duruma gelmişti Devletin istihbarat teşkilâtı, bu darbe hazırlığını ortaya çıkardı ve darbe tertipçileri yakalanıp muhakeme edildi Fakat darbe tertipçilerinin hiçbirine, idam cezası verilmedi Sadece imparatorluğun Musul, Fizan gibi uzak şehirlerine sürüldü Darbenin lideri İstanbul 1 Tümen Komutanı Kâzım Paşa bile, Arnavutluk'a, İşkodra Valiliği'ne atanarak cezalandırıldı (Lewis, 1991:196) Daha önce 1894'te askerî okullarda Cemiyet'le ilgili yapılan soruşturma, tutuklama ve askeri okuldan atma cezaları da, basit bir öğrenci olayı olarak mütalaa edilip Sultan 2 Abdülhamid'in iradesiyle affedilmişti (Hanioğlu, 2001: 476?477) Sultan, kendisi ve ülkesi için asker ve sivil bürokraside gelişen tehdidin farkında değildi ve bu darbeci- ihtilâlci hareketlere karşı, onları gereğince önemsemeyen müsamahakâr tavrı ile, hızla sadece kendi sonunu değil, sınırları hâlâ Arnavutluk'tan Basra Körfezi'ne, Kafkaslardan Trablusgarp'a kadar uzanan büyük bir devletin sonunu da hazırlıyordu
Bu sürgünlerden sonra, Jön Türk hareketinin merkezi, dışarıya, Avrupa'ya kaydı Sürgün yerlerinden kaçan muhalifler de, artık soluğu Avrupa'da alıyordu Avrupa'da muhaliflerin sayısının artması, harekete canlılık ve çeşitlilik getirdi 1896'da Mizancı Murat, Kahire'den Paris'e geldi ve İttihat ve Terakki Cemiyeti'nin olağanüstü toplantısında, Cemiyet'e başkan seçildi Mizancı Murat hareketin merkezini, Cenevre'ye taşıdı Mizan dergisini Cenevre'de çıkarmaya başladı O günlerde Mizancı Murat'a, eski Harbiye hocalarından Çürüksulu Ahmet Bey, Dr Nazım ve Şerafettin Mağmumî de katıldı Böylece Cemiyet, Mizancı Murat'ın başında olduğu Cenevre ve Ahmet Rıza'nın önderlik ettiği Paris kolu olmak üzere ikiye bölünmüştü Fakat ağırlık, ihtilâlci görüşlere sahip Cenevre kolundaydı [/COLOR]
|