11-25-2012
|
#2
|
|
Prof. Dr. Sinsi
|
Memlûklularda Tıp Ve Tıp Eğitimi
Hastaneler
Memlûk Sultan ve emirleri tarafından yaptırılan bazı hastaneler şunlardır:
Emir Tengiz tarafından yaptırılan Safed Hastanesi, Dımeşk’te Salihiyye ve el-Cebel hastaneleri, Alemuddin Sencer Çavlı’nın Gazze ve Kerek’te inşa ettirdiği iki hastane, Alaeddin el- kamili’nin h 755 yılında Halep’te yaptırdığı yeni hastane, Nablus, Remle, Mekke ve Medine hastaneleri gelmektedir 8 Bunların yanında el-Bimaristani’l-Müeyyidi ve özellikle Sultan Kalavun tarafından yaptırılan el-Bimaristan’il-Kebiri’l-Mansuri hastanesi devrinin en önemli hastanelerindendir 9
Hastaneler, çeşitli alanlarda uzmanlaşmış dok-torları bir araya getiren ve tıp öğrencilerinin ihtisas yaptıkları tıp merkezleriydi 10 İslam ülkelerinde bir çok darü’ ş şifa ve bimaristanlar kurulmuş ve bunlar zamanın en gelişmiş hastaneleri olma özelliğin-deydi Sultan ve devlet adamları tarafından yaptırılan ve zamanına göre son derece gelişmiş olan hastanelerin eğitim-öğretim kurumları arasında önemi büyüktü Tıbbi aletler ve bu alanda yazılmış kitaplarla donatılmış bu hastanelerde teorik ve pratik dersler bir arada yapılıyordu Yetişen öğrenciler alanlarında farklı kitaplardan sınava alınır ve kazananlara hekimlik icazeti verilirdi 11
Sultan Melik Mansur Kalavun’un yaptırdığı hastane’de bu özellikleri taşıyordu Sultan Kalavun Anadolu seferine yöneldiği bir sırada geçirdiği hastalık sebebiyle Şam’daki Şehid Nureddin Hastanesine götürüldü ve doktorlar sultanı tedavi ettiler Sultan Kahire’ye dönünce böyle bir hastane yaptırdı 12 1284 yılında 8000 kişinin yaşadığı Kutbiyye adlı Fatımi sarayının çeşitli değişiklik ve ilavelerle hastane, tıp medresesi ve kendi türbesiy-le birlikte külliye biçimine çevrilmesi ile kurul-muştu 13 Bu hastane’ye ordu mensupları, melikler, emirler, küçük çocuklar, büyükler, hürler, köleler, fakirler ve zenginler gelebiliyordu Erkek ve kadın hastalar için ayrı ayrı yatakhaneler yapıldığı gibi hastalıklara göre bölümlere ayrılmıştı Sıtma, göz, genel cerrahi, kadın hastalıkları, ishal gibi bölümleri vardı Her bölümde yemekhane ve eczane bulunuyordu Taburcu olan hastalara hastane tarafından bir kat elbise giydirilir, hastanede ölenler ise hastane tarafından defnedilirdi 9 Vakıf vesikalarından anlaşılıyor ki hastane’nin hasta bakmak yanında tıp ilmi ve eğitim, öğretim alanında da önemli görevleri vardı Hastane doktorları arasından en yetenekli profesörlerinden birinin seçilerek kendisine hastanede kürsü kurulması ve öğrencilerine tıp tahsili vermesi şart koşulmuştu Öğrencilere ders anlatılan bir salon vardı Doktor ve diğer çalışanların maaşları zengin vakıflar tarafından temin ediliyordu Hastane ve vakıfları yöneten bir divan ve bir çok memur vardı 14 Bu vakfiyede hastaların ücret ödemeden muayene olduklarını, ameliyat olduklarını ve hastanede kaldıkları süre içinde her türlü ihtiyaçlarının hastane tarafından karşılandığını öğreniyoruz Hastaların yalnızca hastanede değil, evde de muayene edilebildiği görülmektedir Bimaristan-ı mansuri adıyla da bilinen Kalavun Hastanesi’nde Selçuklu hastanelerindeki gibi her türlü hasta tedavi edilirdi Burası Osmanlı döneminde de hizmet etmiş, XVII yüzyılda bile önemli bir tıp merkezi olma özelliğini sürdürmüştür
Göz Hastalıkları
12 ve 13 asır boyunca Mısır ve Suriye’de göz hastalıkları ile ilgili önemli kitaplar yazılmıştır Kahire’de göz hastalıkları uzmanı Ebu’l-Fedâ’îl ibn’un-Nakîd (ö 1188-9) tarafından yazılan Mücerrebât (deneyden geçmiş reçeteler) adlı tıp kitabı en fazla dikkati çeken eserdir Daha sonra Suriye’de de iki eser yazılmıştır 1256 yılında Ha-lepli Halife İbn Ebî’l-Mehasin tarafından yazılan el-Kâfî fî’l-Kuhl (Göz ilaçlarıyla ilgili yeterli kitap) ve 1296′da Salah’ud-Dîn İbn Yusuf tarafından yazılan Nûr’ul-Uyîn ve Câmi’ul-Funûn (Gözlerin Nuru ve fenlerin özenle toplandığı kitap)’dur Yine bu devirde katarakt ameliyatının yapıldığı görül-mektedir 5
|
|
|
|