11-25-2012
|
#1
|
|
Prof. Dr. Sinsi
|
~Kerkük-Tarihi Türk Şehri~

1-KERKÜK ŞEHRİNİN TARİHÇESİ
Kerkük’te ilk yerleşim izlerine M Ö 2000 yıllarının ortalarında rastlanılmaktadır Bugünkü Kerkük şehrinin Arafa olarak bilinen bölgesinde yapılan kazılarda M Ö 2600 yıllarına ait çeşitli silahlar, bakır eşyalar ve toprak kaplar bulunmuştur
Kerkük’ün en eski yerleşim mekanı Kerkük Kalesinin içidir Kale, bu eski şehrin adeta çekirdeğini oluşturmuştur Kalenin yapılışı M Ö 3000 yıllarının ortalarına kadar uzanır Hz Ömer vaktinde İslam ordularının meşhur Kaadisiyye Meydan muharebesinde Sasanileri M S 636 yılında yenmesinden sonra, Kerkük bir Müslüman şehri olmaya başlar Şehir, 750 yılında Abbasi Devletinin kurulması ile İslam devletinin sınırlarına dahil olur
1055 yılında Tuğrul Bey, komutasında çoğu Oğuz boylarına mensup ordusu ile Irak’a girer Büveyhi’lerin egemenliğine son vererek hükümdarları Melik Rahim’i tutuklar Halifeliği Abbasilere bırakır ancak askeri hakimiyet Tuğrul Beyin uhdesinde kalır
Sultan Mahmut Tapar komutasında Kerkük 63 yıl Büyük Selçukluların hakimiyetinde kalır 1118 yılında Irak Selçuklularının hakimiyetinde 12 yıl kalır
1130 yılında Arslantaş oğlu Kıpçak, Kerkük’ün de içinde bulunduğu Şehrizor bölgesinde üstünlük sağlar ve tek egemen güç haline gelir Uzun yıllar bu bölge Vilayet’ül Kıpçakiyye olarak anılır Arslantaş, Türkmenler tarafından çok sevildiği için, kısa sürede Kerkük’te varlıklarını güçlendirirler ve sayıları iyiden iyiye artar
1139 yılında Musul Atabeyi İmadeddin Zengi, Kerkük dahil bütün bölgeyi ele geçirir
Timur’un Irak seferi sırasında 1393 tarihinda Kerkük Kalesine uğradığı görülmektedir Timur kalenin sorumluluğunu kendi adamlarından Emir Ali’ye verir Kale 18 yıl gibi kısa bir süre sonra bu sefer Karakoyunluların eline geçer Tarihte, Baranlılar olarak da bilinen Karakoyunluların kurucusu Bayarm Hoca’dır; o da bir Oğuz Türkü’dür Yani Türkmendir
1470 yılında Kerkük Şehrine Akkoyunlular hakim olurlar 1508 yılında Akkoyunlu Devleti, Safavi devletinin kurucusu Şah İsmail tarafından kaldırılıncaya kadar Kerkük, Akkoyunluların hakimiyetinde kalmıştır Daha sonra Safavi devletinin egemenliğine giren Kerkük, Yavuz Sultan Selim komutasında Çaldıran Savaşı galibi Osmanlı Devletinin nüfuz alanına girmiştir
Kanuni Sultan Süleyman’ın Bağdat ve daha sonra Kerkük ziyaretinde Bayat boyuna mensup ünlü Kerküklü Türk şairi Fuzuli, Bağdat Kasidesini padişaha sunar Bu dönemde Kerkük Kalesine yeniçeriler yerleştirilir İlk iş olarak kale tahrir ettirilerek kaleye ocaklılar, tımarlılar ve zeametler yerleştirilir
1549 yılında Kerkük Beylik ve 1578 yılında da Beylerbeyi olur Bu yıllarda Kerkük, Osmanlı kayıtlarında ‘ GÖKYURT ’ olarak geçmeye başlar Osmanlının bu ismi Kerkük şehrine verme düşüncesi, şehrin o tarihlerde halis bir Türk şehri olduğunun kanıtıdır
Kerkük 172 yıl Osmanlının idaresinde kalmıştır Şehirde, günümüze kadar gelen bir çok Osmanlı eserleri bu dönemde yapılmıştır

2-KERKÜK’ÜN TARİHİ YAPILARI
Kerkük’ün simgesi haline gelen Kerkük Kalesi, en eski tarihi eserleri de surları içerisinde saklamaktadır Kerkük Kalesi 1997 yılında Saddam yönetimi tarafından yerle bir edilmiştir
Yıktılar kalamızı
Sürdüler balamızı
Daha can boğazdayken
Çektiler salamızı
Danyal Peygamber Camii, eskiden Yahudi tapınağı iken camiye çevrilmiştir
Ulu Camiininde eskiden Hıristiyan kilisesi olduğu bilinmektedir
Uryan Camii, 1729 yılında Osmanlı döneminde yapılmış olup kale surları içerisinde bulunmaktadır
Gök Kümbet, 1361 yılında Celayirliler döneminde yapılmıştır
Hasan Mekki Camisi, 1701 yılında Vali Firari Hasan Paşa tarafından yapılmıştır
Fuzuli Mescidi, Türk Şairi Fuzuli’nin babası Molla Süleyman bu mescidin imamlığını yapmıştır
Halk tarafında Kayseri olarak bilinen Kapalı Çarşı 1800’lü yıllarda Osmanlı tarafından yapılmış ve yaklaşık 300 dükkandan ibarettir
Mecidiye Sarayı, 1854 tarihinde Vali Ali Paşa tarafından yapılmıştır
Taşköprü, 1875 yılında Vali Muşir Nafiz Paşa tarafından 16 gözlü olarak yapılmıştır Kerkük’ün iki yakasının birbirine bağlanması amacıyla yapılan köprü, siyasi nedenlerden dolayı Irak yönetimi tarafından yıkılmıştır
Bülbülüm kafestedir
Gülmez gönlüm hastadır
Taşköprü yıkılalı
Hala gönlüm yastadır
3-KERKÜK’ÜN KÜLTÜREL ZENGİNLİKLERİ
Bir coğrafyanın kimliğini ve tarihi seyir içerisindeki kültürel zenginliğini ortaya koyan en bariz unsurlardan birisi de o topraklarda yetişen ve yaşayan şair ve ediplerdir
Irak Türklerinin yetiştirdiği en eski şair, Seyid İmadüddin Nesimi’dir 1370-1418 yılları arasında yaşayan bu şair, Fazlullah Hurufi’nin yanında yetişmiştir
Ünü Nesime’den daha geniş coğrafyaya yayılan şair Mehmet Süleyman Fuzuli Kerkük’te doğmuştur 1556 yılında ölen şairin, Kerkük kalesinde kendi adına bir ev ve camii bulunmaktadır
Ünü Anadolu’ya ulaşan Kerküklü şairlerden biriside Nevres-i Kadimdir 1731 yılında Tebrize giderek önce müderris sonra da kadı olmuştur 1762 yılında Bursa’da vefat etmiştir
Bir başka Kerkük doğumlu şairde Mehmet Nevruzi dir 1795 yılında Kerkük’de vefat etmiştir
Kerküklü şair Bedri ise 1743 -1821 yılları arasında Kerkük’te yaşamıştır
1807-1882 yılları arasında yaşayan Kerküklü şair Nur Ali Baba Kerkük’te doğup büyümesine rağmen hayatının önemli bir bölümünü Sivas’da geçirmiş ve orada vefat etmiştir
Hicri Dede, Kerkük Türkmen edebiyatının dönüm noktasıdır 1880 yılında Kerkük de doğmuş 20 yüzyılın Kerkük’te yetişmiş en önemli şairidir Hicri Dede 1952 yılında hakkın rahmetine kavuşmuştur
Kerkük kültürü sadece şairlerin mevcudiyeti ile ölçülmez Kerkük Türklerinin bir başka kültür zenginlikleri ise, Hoyratları ve Manileridir Hoyratlar ve manilerde genellikle hüzün ve sitem hakimdir Bu duyguların yansıması genel olarak esaretin başlıca nedenidir
Şehirden Bir Görünüş
Kerkük’lüyem siz bilin
Keserem düşman dilin
Neft tökib yandırsalar
Terk etmem Türkman dilin
Kerkük’üm bir gül tekin
Yandık olduk kül tekin
Bağında yad eğlenir
Türkma işler kul tekin
Tekin = gibi
Dr Bülent Aksoy
|
|
|
|