Yalnız Mesajı Göster

Osmanlıca Kelimeler, Osmanlı Sözlüğü

Eski 11-25-2012   #5
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

Osmanlıca Kelimeler, Osmanlı Sözlüğü



BAB: 1 Kapı 2 Fasıl, bölümMİNE'L-BAB İLE'L-MİHRAB: Kapıdan mihraba dek, baştan sona kadar
BÂDİYE: Kır, ova, sahra, çöl
BÂGÎ: Âsi, baş kaldırmış, haksızlık eden
BAĞÇE: Bahçe
BAĞTETEN: Ansızın, zulüm, isyan
BAĞY: Azgınlık, zulüm, isyan
BAHIYRE: Cahiliyye devrinde beş batın doğuran devenin beşinci yavrusu erkek olursa kulağı yarılır ve salıverilirdi Artık hiç bir işte kullanılmayan bu deveye bu ad verilirdi
BÂHİL: 1 İşsiz, avare, başı boş 2 Yularsız deve
BAHÎL: Cimri, tamahkâr
BÂHİR: 1 Yalancı, ahmak 2 Ekin sulayıcı, sulayan 3 Belli, açık 4 Işıklı, parlak, güzel
BÂHİRE: 1 Çok koşan cins deve 2 Dikenli ağaç
BAHR Ü BERR: Deniz ve kara
BAHŞ: Bağış, ihsan
BÂİN: Dibi geniş kuyu, bostan kuyusu
BÂİS: 1 Sebep olan, gerektiren 2 Gönderen 3 Yeniden yaratan
BAKAR: Sığır, öküz, manda cinsleri
BAKARA: 1 Sığır, inek 2 Kur'ân-ı Kerim'in ikinci sûresi: Bu sûrede yahudilere bir inek kurban etmeleri emredilip bu konuda geniş bilgi verildiğinden, sûre bu adı almıştır
BAKİYYE: Artan, artık, geri kalan
BÂLİĞ: 1 Erişmiş, vâsıl olmuş, son mertebeyi bulan 2 Yekûn
BÂP: (Bak: BÂB)
BÂR: 1 Allah 2 Yemiş, meyva 3 Yük, ağırlık 4 Yağdıran, serpen, döken
BÂRİD: 1 Soğuk 2Letafetten uzak nâhoş
BÂRİZ: Açık, belli, âşikâr, zâhir
BA'S: 1 Gönderme, yollama, gönderilme 2 Allah'ın bir peygamberi, Hak dinine davete memur buyurması 3 Dirilme veya diriltme
BASAR: 1 Görme, görüş, görme yeteneği 2 Zihnî algı
BÂSİR: Gören, görüp anlayan, ferasetli, zeki
BASÎRET: Doğru görüş, gönül gözü ile görme, uyanıklık
BAST: 1 Yayma, açma 2 Özellikle hurufilikte cezbe ve tefekkür içinde kendinden geçmeyi ifade eder
BÂTIN: 1 İç, içyüz, gizli, sır, derunî 2 Allah'ın isimlerinden
BATN: Karın, kuşak, nesil
BÂYİN: Aralayıcı, ayıran, ayırıcı özellik
BA'Z: Bir şeyin bir bölümü,bir parçası, bazısı
BED NAZAR: Kötü bakış
BED: Kötü, çirkin, işe yaramaz
BEDÂ'-BEDA'AT: Güzellik, yenilik, bediilik
BEDÂHET: 1 Açıklık, bellilik 2 Ansızın ortaya çıkma
BEDÂYİ': İcat edilmiş güzel şeyler Sanat eserleri
BEDBAHT: Talihi kötü olan, talihsiz
BED-BİN: Her şeyi kötü gören, karamsar
BEDEL: 1 Değer, kıymet 2 Başkasının parası ile onun yerine hacca giden kimse yerine geçen
BEDEL-İ BA'Z: Geniş anlamlı bir sözün bir kısmına yapılan açıklama
BEDEL-İ İŞTİM'ÂL: Geniş ve genel anlamlı bir sözün bir noktasını açıklayan cümle
BEDEL-İ KÜLL: Kapalı bir söze bütün yönleriyle yapılan açıklama
BEDEVÎ: Çölde çadırda yaşayan göçebe, çöllü, Arap göçebesi
BEDİA: 1 Yaratma 2 Estetik değeri yüksek, sanat eseri, eşine az rastlanan güzel
BEDİHİ: 1 İspat gerekmeyecek şekilde açık 2 Akla kendiliğinden gelen
BEDİÎ: Güzel, beğenilen, sanatlı söz
BEDR-BEDİR: 1 Dolunay, ayın ondördü 2 Mekke ile Medine arasında bulunan Bedir gazasının yapıldığı yer
BED-TAHRİR: Kötü yazı


Alıntı Yaparak Cevapla