Yalnız Mesajı Göster

Osmanlıca Kelimeler, Osmanlı Sözlüğü

Eski 11-25-2012   #6
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

Osmanlıca Kelimeler, Osmanlı Sözlüğü



BEHA-BAHA: 1 Güzellik, süs, pırıltı 2 Kıymet, değer, bedel
BEHAİM: 1 Dört ayaklı hayvanlar 2 Suriye'de bir sıradağ
BEHÇET: Güzellik, güleryüzlülük, sevinç
BEHİME-İ EN'AM: Deve, sığır, koyun gibi dört ayaklı hayvanlar
BEHİMÎ: Hayvana yakışır tarzda, hayvanlık
BEİS-BE'S: 1 Zarar, ziyan 2 Korku, azap, sıkıntı, fenalık 3 Kuvvet, kudret
BEKA: Devam, sebat, evvelki hal üzere kalmak, ölmezlik, ebedilik
BEKA-YI ERVAH: Ruhların kalıcılığı, devamlılığı
BEKA-YI RUH: Ruhun kalıcılığı, ölmezliği
BELAGAT Ü FESAHAT: Tam yerinde açık ve güzel söz söyleme
BELAGAT: İyi konuşma, sözle inandırma yeteneği ve sanatı, uzdillik
BELİĞ: 1 Açık, düzgün söz söyleyen 2 Güzel, sanatlı söz Belâ-gatli
BENÂM: Namlı, ünlü, meşhur
BENAN: Parmak ucu
BENÎ İSRAİL: İsrailoğulları, yahudiler
******: 1 Temizlik, arılık 2 Olgunluk, güzellik
BERA'ÂT-I İSTİHLÂL: Söze güzel ve etkili başlangıç
BEREKÂT: Bolluklar, uğurlar, hayırlar
BEREKÂT-I KELÂMULLAH: Allah kelâmının verdiği feyizler, bolluklar, uğurlar
BER-HAYAT: Sağ, diri, yaşayan
BERÎ: Sâlim, kurtulmuş, temiz arınmış
BERİ: Yakın mesafe, ötenin zıddı
BERK: 1 Şimşek, parıltı, kıvılcım 2 Sert, katı
BERR: 1 Doğru sözlü, hayır işleyen kimse 2 Kara, toprak
BER-TARAF: Bir yana atılan, ortadan kalkan Bertaraf etmek: Ortadan kaldırmak, yok etmek
BERZAH ÂLEMİ: Ruhlar âlemi
BERZAH: 1 İki şey arasındaki mesafe, aralık 2 Can sıkıcı 3 İnce uzun kara parçası 4 Dünya 5 Ruhların kıyamete kadar bulunacakları yer
BES: Yeter, yetişir, tamam, kâfi, çok
BE'S: Zarar, ziyan, azap, şiddet, fenalık
BEŞÂRET: Müjde, muştu, iyi haber
BEŞÂRET-ÂVER: Müjdeci, iyi haber getiren
BEŞER: İnsan, bütün insanlar, Ebu'l-Beşer: İnsanlığın babası, Hz Âdem
BEŞERİYYET: 1 İnsanlık 2 İnsanın yaratılış özellikleri
BEŞİR: 1 Müjdeci, iyi haber getiren,güleryüzlü 2 Hıristiyan Araplar'da İncil yazan veya hıristiyanlık akidelerini telkin eden kimse 3 Peygamberimizin bir vasfı
BEY': Satma, satılma, satış
BEYAN İLMİ: Belâgat ilminin,hakikat, mecaz, kinaye, teşbih ve istiare gibi konularından bahseden bölümü
BEYÂN: Anlatma, açıklama sanatı
BEYN: Aralık, arasında, arada
BEYNÛNET: 1 İki şey arasındaki mesafe, aralık 2 İhtilaf, anlaşmazlık, ara açıklığı
BEYT: Ev, mesken, oda, oba
BEYT-İ ATİK: Eski ev, Kâbe
BEYT-İ MAMUR: Kâbe'nin tam üzerinde yedinci kat gökte bulunan ve melekler tarafından tavaf edilen bir köşk
BEYTULLAH: Allah'ın evi, Kâbe, insan kalbi
BEYTÛTET: Geceleme, bir yerde geceyi geçirme
BEYTÜ'L-MAKDİS: Mukaddes ev, Mescid-i Aksa, Kudüs'teki büyük camii
BEYYİN: Belli, açık, âşikar
BEYYİNÂT: Açık, belli şeyler
BEYYİNE: 1 Delil, şahit 2 Kur'ân'ın 97 sûresi
BEYZÂ: 1 Çok beyaz 2 Demirden savaşçı başlığı 3 YumurtaMİLLET-İ BEYZÂ: Beyaz millet, müslümanlar
BEZL: Bol bol verme
BÎA-BİYAT: Birinin hakimiyetini kabul etmek, emirlerine uyacağına söz vermek
BİAT OLUNMAK: Birine itaat edilmek, hükmüne girmek
BİD'AT: 1 Sonradan ortaya çıkan şey 2 İslâm'da Peygamberimizden sonra ortaya çıkan değişik âdetler
BİD'AT-I HASENE: Beğenilebilir, güzel yenilikler
BİD'AT-I SEYYİE: Kötü yenilikler
BİDÂYET: Başlama, başlangıç
BİDAYETEN: Başlangıçta, ilkin
BİİZN-İ HÜDA: Allah'ın izni ile
BÎKARAR: 1 Kararsız 2 Rahatsız
BİKR: Dokunulmamış, bekâret, bâ-kire
BİKR-İ FİKR: Hiç söylenmemiş, yeni fikir
BİLÂ BEDEL: Bedelsiz, karşılıksız
BİLÂ KAYD Ü ŞART: Kayıtsız şartsız
BİLÂ: sız


Alıntı Yaparak Cevapla