|
Prof. Dr. Sinsi
|
Osmanlıca Kelimeler, Osmanlı Sözlüğü
FÂCİR: 1 Fücûr sahibi, fena huylu günahkâr
FÂDIL-FÂZIL: Faziletli, fazilet sahibi, erdemli
FADL-FAZL: İyilik, fazilet, erdem
FAHR: Övgü, şeref, böbürlenme
FAHR-İ KÂİNAT: Kâinatın övgüsü, şerefi; Hz Peygamber (s a v )
FAHŞÂ: 1 Meşru olmayan cinsel ilişki, fuhuş 2 Zekatı az verme, tamahkârlık 3 Akla ve ahlâka uygun olmayan söz ve iş
FÂİL: 1 İşleyen, yapan 2 Te'sirli, etkili
FÂİL-İ MUHTAR: İstediğini yapmakta serbest olan
FAKR: Fakirlik, yoksulluk, züğürtlük
FÂRİĞ: 1 Vazgeçmiş, çekilmiş 2 Rahat, âsûde 3 Boş, işini bitirmiş, işsiz
FARÎZA: 1 Allah'ın emri, farz, vacip, gerek, vazife 2 Mirasçılardan her birine şer'an düşen hisse, pay
FART-I İZDİHAM: Fazla kalabalık
FÂRUK: Haklıyı haksızı ayırmakta pek mahir olan Hz Ömer'in sıfatlarından biri
FARZ: 1 İslâmiyette mazeret olmadıkça yapılması mecburi olan, terkedilmesi günah sayılan Tanrı buyruğu 2 Zarurî, lüzumlu
FARZ-I AYN: Kişinin bizzat yapması gereken farz Herkese farz olan
FARZ-I KİFÂYE: Bir kısım müslümanların yerine getirmesiyle diğerlerinden sakıt olan farz Cenaze namazı gibi
FASÂHAT: Güzel ve açık konuşma, uzdillilik, iyi söz söyleme kabiliyeti
FÂSIK: Allah'ın emirlerini tanımayan, günah işleyen
FÂSILA: 1 Aralık, ara, bölme 2 Ayıran, bölen, Kur'ân-ı Kerim âyetlerinin sonları
FÂSİD-FÂSİDE: 1 Kötü, fena, yanlış, bozuk 2 Münafık, fesad çıkaran
FASL: 1 Ayrıntı, ayırma, kesinti, bölüm 2 Halletme, neticelendirme, kesip atma
FÂTIR: Yaratan, yaratıcı
FAZÂİL: İnsanda iyilik etmeye ve fenalıktan çekinmeye karşı devamlı ve değişmez istidatlar, güzel huylar
FAZİLET: İnsanda iyilik etmeye ve fenalıktan çekinmeye olan devamlı ve değişmez istidat, güzel vasıf, iyi huy, erdem
FAZL U İHSÂN: Cömertlik ve bağışta bulunmak
FAZL U KEREM: Bilginlere, faziletli kişilere yaraşır olgunluk ve cömertlik
FAZL U RAHMET: Faziletli kişinin lütfu, merhameti ve acıması
FAZL: 1 Fazla, ziyade, artık, bâki 2 Fazlalık, üstünlük
FAZL-I AZÎM: Büyük değer, temelde var olan büyük meziyet
FEBİHÂ: Ne alâ, ne güzel
FECR: Fecir; sabaha karşı güneş doğmadan önce, ufkun aydınlığı, tan yerinin ağarması
FECR-İ SADIK: (Hakiki fecir) şafak sökme
FEDA: 1 Gözden çıkarma, uğruna verme 2 Kurban
FEHVÂ: Mânâ, anlam, mefhum, kavram, hüküm
FELÂH: Kurtuluş, selâmet, onma, mutluluk, kutluluk
FELÂK: 1 Tan zamanı 2 Sabah aydınlığı
FELÂSİFE: Filozoflar, felsefe ile uğraşanlar, âlimler, bilginler
FELEK: 1 Gökyüzü, sema 2 Âlem, dünya 3 Talih, kader
FELEKİYYÂT: Gök ve heyet ilmine ait şeyler, astronomik
FENA: 1 Yok olma, yokluk "Beka"nın zıddı (Tasavvufta maddî varlıktan sıyrılıp hakka ulaşma) 2 İyi olmayan, kötü
FERÂŞE: Pervane (gece kelebeği)
FERC: 1 Aralık, yarık, çatlak 2 Dişilerde üreme organı, avret
FERİK: 1 İnsan topluluğu, cemaat 2 Askerî kolordu kumandanı 3 Körpe, buğday tanesinin yarı olgunu, firik
FERMAN: Emir, buyruk, padişah tarafından verilen yazılı emir
FERMAN-I İLÂHÎ: Allah buyruğu
FERŞ: 1 Döşeme, yayma 2 Yayılan şey 3 Seccade, hasır, 4 Yeryüzü, kır, sahra
FESAD: Fenalık, kötülük, arabozuculuk Kargaşalık, karışıklık
FESH: Bozma, bozulma, dağıtma, dağılma, yürürlükten kalkma
FETÂNET: Fatinlik, zihin açıklığı, zihnin yaratılıştan bir şeyi çabuk ve iyi anlamak hususundaki istidadı, zeyreklik
FETH: 1 Açma, açılma 2 Bir yeri savaşla ele geçirme
FETH-İ MÜBİN: Açık ve parlak zafer
FETİŞ: Sahibine uğur getirdiğine ve tabiatüstü özellikler taşıdığına inanılan nesne veya hayvan
FETRET: 1 İki peygamber veya padişah arasında peygambersiz veya padişahsız geçen zaman 2 İki vakıa arasındaki zaman
|