|
Prof. Dr. Sinsi
|
Osmanlıca Kelimeler, Osmanlı Sözlüğü
HAYT-İ ESVED: Siyah iplik, fecir zamanı yavaş yavaş silinen gecenin karanlığı
HAYTÜ'L-EBYAZ: Beyaz iplik, fecir zamanı, ufukta bir çizgi şeklinde beliren ve giderek artan sabah ağartısı
HAYY: 1 Diri, canlı 2 Allah'ın isimlerinden
HAYYE ALE'L-FELÂH: Toplanıp felaha gelin, haydin felaha
HAYYE ALE'S-SALAH: Toplanıp namaza gelin, haydin namaza
HAYYÜ'L-KAYYÜM: Her an diri olan, yöneten, düzenleyen
HAYZ VE NİFAS: Aybaşı hali ve lohusalık
HAYZ: Kadınlarda aybaşı hali akıntısı
HAZER: Sakınma, kaçınma, korunma, çekinme
HAZF: Aradan çıkarma, kaldırma, giderme, silme, gizli tutma
HÂZIRA: 1 Şehirli 2 Bir yere yerleşmiş 3 Medeni
HÂZIRÛN: 1 Meydanda, gözönünde olanlar 2 Hazır olanlar
HAZÎNE: Hazine, devlet malının saklandığı yer
HEBA: 1 Toz, zerre 2 Boş, nafile
HEBÂEN MENSÛRA: Boşuna harcanarak
HEDEF: Maksat, amaç
HEDER OLAN: Boşa giden
HEDER: Boşa gitme, yok yere giden şey
HEDİY: Beytullah için getirilen kurbanlar
HEDY: Harem-i şerife götürülen kurban
HELÂK: 1 Mahvolma, ölme 2 Harcanma 3 Çok yorulma
HEMŞİRE: Kız kardeş
HENDESE: Geometri
HERC Ü MERC: Alt üst, karmakarışık, allak bullak
HERDEM: Her zaman, daima
HEREM: 1 İhtiyarlama, kocama 2 Mısır ehramlarından biri
HETK-İ HÜRMET: Saygının ortadan kalkması Şer'an haram olanın bozulması
HEVÂ: 1 Heves, istek, arzu, sevgi, hoşlanma 2 Nefsanî zevklere uyma
HEVÂ-İ NESÎM: Latif hava Mâne-vî gıda
HEVAMM: 1 Böcekler, haşereler 2 Yılan, pire, akrep gizli zararlı hayvanlar
HEVÂPEREST: Meşru olmayan lezzet ve heves peşinde olan
HEVDEC: Kadınların binmesi için deve üzerine yapılan küçük mahfel
HEY'ET: 1 Şekil, suret 2 Görünüş 3 Durum
HEY'ET-İ İCTİMAİYYE: Toplantı heyeti, sosyal durum
HEZL: 1 Eğlence, alay, şaka 2 Latife 3 Mizah
HIDK: Öç almak için kin besleme
HIFZ: Saklama, koruma, ezberleme
HIFZISSIHHA: Sağlığı koruma
HIKD: Kin tutma, öç almak için fırsat bekleme
HINZIR: 1 Domuz 2 Pis ve katı yürekli kimse
HIRMAN: Mahrumluk, ümitsizlik
HIRZ: 1 Sığınak 2 Nazar boncuğu, nazar duası 3 Tılsım
HISÂL: Huylar, mizaçlar, karekterler
HIŞM: Kızgınlık, öfke, gazap
HITBE: 1 Okunmuş 2 Söz kesilmiş, nişanlı kız veya kadın
HIYAR: 1 Bir işi yapıp yapmamakta serbestlik, İslâm hukukunda alış-veriş hususunda muhayyerlik 2 Hayırlılar, iyiler
HİBE: Bağışlama bağış
HİCAB: 1 Utanma, sıkılma 2 Perde, hail, engel
HİCRÂN: 1 Ayrılık 2 Unutulmaz acı keder
HİCRET: 1 Memleketten memlekete göç 2 Hz Muhammed'in Mekke'den Medine'ye hicreti, Miladın 622 senesi
HİCRET-İ SENİYYE-HİCRET-İ NEBEVİYYE: Peygamberimizin Mekke'den Medine'ye göçü
HİCV: Birini şiirle yermek, gülünç hale koymak, alay etmek
HİCVİYYE: Hicv sözü veya yazısı, taşlama
HİDAYET: Hak yola, doğru yola erme
HİDAYET-İ İLÂHİYYE: İlâhî hidayet, Allah'ın doğru yola erdirmesi
HİKMET: 1 Hakimlik, bilgelik 2 Sebep 3 Felsefe
HİKMET-İ İLÂHİYYE: Allah'ın hikmeti, yalnız O'nun bileceği iş
HİKMET-İ TEŞRİ: Kanun yapma hikmeti Allah'ın emir ve yasaklarında gözetilen Rabbanî incelikler
HİLAF: 1 Karşı, zıt 2 Yalan
HİLÂFET: 1 Birinin yerini tutma 2 Peygamberin vekilliği, halifelik
HİLÂFETEN: 1 Birinin yerine geçerek 2 Halife olarak
HİLAF-I EDEB: Terbiye ve ahlâka aykırı
HİLÂL: Yeni ay
HİL'AT: Elbise, kaftan
HİL'AT-İ RİSALET: Peygamberlik elbisesi
HİLF: Yardımlaşma, ittifak, sözleşme
HİLKAT: 1 Yaratılış 2 Tabiat
HİLKAT-İ ÂDEM: İlk insanın yaratılışı
HİLKAT-İ ARZ: Dünyanın yaratılışı
HİLL: 1 Hilal 2 Hac vaktinde ihrama girilen yerin dışında kalan saha, haremin dışı
HİLM Ü HAYÂ: Yumuşaklık ve utanma duygusu
HİLM: Yumuşaklık, insanın tabiatında olan yumuşaklık duygusu
HÎN: An, zaman, vakit, sıra
HİRFET: Sanat, meslek
HİSAB: Hesap, saymak, aritmatik
HİSAL-HISAL: Huylar, tabiatlar
HİSAR: 1 Kuşatma, etrafını alma 2 Etrafı istihkamlı kale, bent
HİSS: Duyma kuvveti, duygu
HİSSE: Pay, nasip
HİSSEDÂR: Pay, hisse sahibi
|